Başvuru, çöp ev olduğu ileri sürülen konuta kamu görevlilerince izinsiz şekilde girilmesi nedeniyle konut dokunulmazlığı hakkının, açılan tam yargı davasının süre aşımı gerekçesiyle reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ve davanın uzun sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru; çöp ev olduğu ileri sürülen konuta kamu görevlilerince izinsiz şekilde girilmesi nedeniyle konut dokunulmazlığı hakkının, açılan tam yargı davasının süre aşımı gerekçesiyle reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ve davanın uzun sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 4/3/2015 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar verilmiştir. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucuya ait meskenin çöp ev niteliği taşıdığı ve kamu sağlığını tehdit ettiği yönünde şikâyette bulunulması üzerine Konak Kaymakamlığı (Kaymakamlık) tarafından söz konusu evin boşaltılması talebiyle 8/5/2003 tarihinde (kapatılan) İzmir Sulh Ceza Mahkemesine başvurulmuştur. Sulh Ceza Mahkemesinin 16/5/2003 tarihli kararıyla anılan talep konusu hakkında idarenin görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir. Bunun üzerine Kaymakamlığın 21/5/2003 tarihli kararıyla başvurucunun konutundaki çöplerin boşaltılması ve konutun temizlenmesi amacıyla gereğinin yapılmasına karar verilmiştir. Söz konusu karar üzerine, görevli polis memurları ile zabıta memurları tarafından 22/5/2003 tarihinde başvurucunun konutuna girilmiş ve konuttaki çöpler dışarı çıkarılmıştır. Başvurucu; görevliler dışında basın mensupları tarafından da evine girildiğini, konut dokunulmazlığının hukuka aykırı şekilde ihlal edildiğini ve konutunda bulunan bazı eşyalarının ve altınlarının kaybolduğunu belirterek zararlarının tazmin edilmesi talebiyle 3/5/2004 tarihinde İzmir Valiliğine (Valilik) başvurmuştur. Söz konusu talep Valilik tarafından 13/5/2004 tarihli kararla reddedilmiştir. Başvurucu; gecikmesinde sakınca bulunan hâller dışında hâkim kararı olmaksızın konuta girilmeyeceğini, söz konusu eylemleri nedeniyle idarenin ağır hizmet kusurunun bulunduğunu, maddi ve manevi olarak zarara uğradığını belirterek 8/7/2014 tarihinde İzmir İdare Mahkemesinde (İdare Mahkemesi) tam yargı davası açmıştır. İdare Mahkemesi, yapılan tebligatlara rağmen başvurucu tarafından eksikliklerin giderilmediği gerekçesiyle 25/11/2004 tarihinde davanın açılmamış sayılmasına karar vermiştir. Temyiz üzerine inceleme yapan Danıştay Onuncu Dairesi ise 19/3/2007 tarihli kararıyla hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle İdare Mahkemesince verilen kararın bozulmasına hükmetmiştir. Bozma kararı üzerine İdare Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda manevi tazminat yönünden davanın kısmen kabulüne ve başvurucu lehine 000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir. 19/3/2008 tarihli kararın gerekçesinde; başvurucunun konutuna hukuka aykırı şekilde girildiği ve bu durumun basın yayın organlarında yer aldığı, dolayısıyla başvurucunun duyduğu elem ve üzüntünün manevi tazminatı gerektirir nitelikte olduğu belirtilmiştir. Danıştay Onuncu Dairesinin 11/7/2011 tarihli kararıyla davada süre aşımı bulunduğu gerekçesiyle İdare Mahkemesince verilen söz konusu kararın bozulmasına hükmedilmiştir. Kararda; uyuşmazlığın, çöplerin boşaltılması amacıyla başvurucunun konutuna girilmesine izin verilmesine ilişkin Kaymakamlıkça tesis edilen 21/5/2003 tarihli işlemin icrasından kaynaklandığı, işlemin icra tarihi olan 22/5/2003 tarihinden itibaren altmış günlük dava açma süresi içinde doğrudan ya da 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun maddesi gereğince idareye yapılan başvuru üzerine verilen cevaptan sonra dava açılması gerektiği, somut olayda ise bu süreler geçirildikten sonra 8/7/2004 tarihinde davanın açıldığı belirtilmiştir. Bozma kararı üzerine yapılan yargılamada İdare Mahkemesinin 23/10/2012 tarihli kararıyla Danıştayın anılan kararı doğrultusunda davanın süre aşımından reddine hükmedilmiştir. Karara karşı yapılan temyiz talebi 17/4/2014 tarihinde, karar düzeltme talebi ise 13/11/2014 tarihinde Danıştay Onuncu Dairesi tarafından reddedilmiştir. Nihai karar 2/2/2015 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu 4/3/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Öte yandan başvurucu, somut olaydan kaynaklanan birtakım iddiaları Anayasa Mahkemesine yaptığı başka başvurularda da ileri sürmüştür. Bu kapsamdaki başvurular hakkında Anayasa Mahkemesince kararlar verilmiştir. Anayasa Mahkemesi; bazı basın mensupları tarafından 22/5/2003 tarihinde başvurucunun konutuna izinsiz şekilde girilerek fotoğraflar çekildiği ve böylece kişilik haklarına saldırıda bulunulduğu iddiasıyla gerçekleştirilen 2013/3645 numaralı başvuruda süre aşımı nedeniyle kabul edilemezlik kararı vermiştir. Yine rıza olmaksızın konutuna girilerek elde edilen görüntülerin doğru olmayan bilgiler eşliğinde yayın organları tarafından kullanıldığı iddiasıyla gerçekleştirilen 2014/1291 numaralı başvuruda kişinin maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkının ihlal edilmediğine karar verilmiştir. Anayasa Mahkemesi, kolluk güçleri ve özel güvenlik görevlileri tarafından mahkeme kararı olmaksızın konuta girildiği ve başvurucunun darp edildiği iddiasıyla gerçekleştirilen 2014/14951 numaralı başvuruda zaman bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemezlik kararı vermiştir. 2577 sayılı Kanun’un "Üst makamlara başvurma" kenar başlıklı maddesi şöyledir: " İlgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava açma süresi içinde istenebilir. Bu başvurma, işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durdurur. Altmış gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır. İsteğin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması halinde dava açma süresi yeniden işlemeye başlar ve başvurma tarihine kadar geçmiş süre de hesaba katılır." 2577 sayılı Kanun’un "İptal ve tam yargı davaları" kenar başlıklı maddesi şöyledir: "İlgililer haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştaya ve idare ve vergi mahkemelerine doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri gibi ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine, bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açabilirler. Bu halde de ilgililerin 11 nci madde uyarınca idareye başvurma hakları saklıdır."