7. Ceza Dairesi 2023/19465 E. , 2024/12086 K. MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/1736 E., 2023/1705 K. SUÇ : 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na muhalefet HÜKÜM : İlk derece mahkemesinin mahkûmiyet kararının kaldırılarak sanığın beraatine TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerini…
**7. Ceza Dairesi 2023/19465 E. , 2024/12086 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/1736 E., 2023/1705 K. SUÇ : 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na muhalefet HÜKÜM : İlk derece mahkemesinin mahkûmiyet kararının kaldırılarak sanığın beraatine TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılanlar vekillerinin temyiz istemleri, İl Denetim Komisyonu üyelerinin umuma açık yerlerde denetim yapma yetkisinin bulunması ve suç üstü halinin de mevcut olması nedeniyle yapılan işlemin hukuka uygun olduğuna ve usul ve kanuna aykırı olan beraat hükmünün bozularak sanığın cezalandırılması talebine ilişkindir. II. GEREKÇE CİMER'e yapılan başvuru üzerine olay günü İl Denetim Komisyonu üyeleri tarafından sanığın yetkilisi olduğu matbaada yapılan denetimde, iş yerinin giriş katında koli içerisinde ve satışa hazır vaziyette bulunan Palme Yayıncılığa ait çok sayıda bandrolsüz kitap olduğunun görülmesi üzerine Cumhuriyet savcısı aranarak gerekli talimatlar alınmış ve bilirkişi raporuna göre bandrol yükümlülüğüne aykırı olduğu tespit edilen 1674 adet kitap ve kitap forması ele geçirildiği anlaşılmıştır. İlk Derece Mahkemesi tarafından, sanığın üzerine atılı suçun yasal unsurlarının oluştuğundan bahisle 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun 81 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca mahkûmiyetine karar verildiği anlaşılmıştır. İlk Derece Mahkemesince kurulan hükmün sanık müdafi tarafından istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, ''...Olay tarihinde sanığın bulunduğu iş yerinde yapılan aramada suça konu kitapların ele geçirildiği, arama tutanağında Cumhuriyet savcısından gecikmesinde sakınca bulunan hal kapsamında arama yapılması talimatının alınması üzerine aramanın yapıldığının belirtildiği görülmekle dosyanın incelenmesinde Cumhuriyet savcısı tarafından verilen CMK 119 maddesi anlamında alınmış yazılı arama emrinin bulunmadığı gibi; CMK 20/2-a, 271/2, 230/1 madde ve fıkralarında hukuka uygun suretle elde edilen delillerin kullanılabileceğinin kanuna aykırı elde edilenlerin ise hükme esas alınamayacağı açık şekilde düzenlenmiş olup, adli aramaların ne şekilde yapılacağını düzenleyen CMK 116. maddesi arama kararı verilebilmesi için makul şüphenin bulunması ve aynı yasanın 119. maddesi aramanın Hakim kararı üzerine veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının, Cumhuriyet savcısına ulaşılamadığı takdirde kolluk amirinin yazılı emri ile kolluk görevlilerince yapılabileceği biçiminde olup, bu koşullara uyulmadan yapılan aramanın kanuna aykırı olacağı anlaşılmaktadır. Somut olayda Cumhuriyet savcısı tarafından gecikmesinde sakınca bulunduğundan bahisle verilmiş bir yazılı arama emri dosya kapsamında bulunmamış olmakla birlikte olsa dahi arama kararında gecikmesinde sakınca bulunan halin belirtilmesi gerektiği, dosya içerisindeki 26/02/2020 tarihli arama tutanağının tarih ve saati incelendiğinde aramanın hafta içerisinde gündüzleğin yapılmış olması nedeni ile mesai saatleri içerisinde arama kararının savcılık tarafından verilemeyeceği buna göre yapılan aramanın hukuka aykırı olup hiçbir aşamada sanığın suçlamayı kabullenmeyişi karşısında yerel mahkemenin mahkûmiyete esas tuttuğu delilin hukuka aykırı olarak elde edilmiş olduğu anlaşılmış olmakla, Kabule göre de; 5846 Sayılı Yasa'nın 81/13. maddesinin Anayasa Mahkemesi'nin 12/06/2020 tarihli 2019/74 Esas, 2020/29 Karar sayılı kararıyla iptal edilmesi nedeniyle maddede düzenlenen artırım hükmünün sanık hakkında uygulanamayacağı görülmekle birlikte, TCK'nin 7. maddesi kapsamında somut olayda yerel mahkemece 5846 sayılı Yasa'nın 81/4 maddesi ile sanığın cezalandırıldığı, ancak iptale konu 81/13 maddesinde belirlenen cezaların seçimlik oluşu karşısında, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı sonrasında sanık hakkında uygulanması gereken 5846 sayılı Yasa'nın 81/4 maddesindeki cezanın hürriyeti bağlayıcı ceza oluşuna göre aynı yasanın 71/1 maddesinde belirlenen seçimlik cezalardan adli para cezasının hangi gerekçe ile seçilmediği hususunun kararda açıklanarak lehe yasa uygulamasının buna göre gerekçelendirilmesi yerine gerekçe gösterilmeden 5846 sayılı yasanın 81/13 maddesinin iptal edildiği belirtilmek sureti ile aynı yasanın 81/4 maddesi ile hüküm kurulmasının isabetsiz olduğu....'' yönündeki gerekçe ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün bozulmasına karar verilmiştir. Bozma üzerine İlk Derece Mahkemesi tarafından dinlenen tutanak tanığı, CİMER'e yapılan başvuru doğrultusunda suça konu iş yerine gittiklerini, iş yerinde açıkta bulunan yerlerde bandrolsüz kitap görmeleri üzerine Cumhuriyet savcısı ile iletişime geçtiklerini ve tutanak içeriğinin doğru olduğunu beyan etmiş, yapılan yargılama neticesinde toplanan delillerden ve tutanak tanıklarının beyanlarından, sanığın 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun 81 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca mahkûmiyetine karar verildiği anlaşılmıştır. İlk Derece Mahkemesince kurulan hükmün sanık müdafii tarafından istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, "..Dosya kapsamına göre Cumhuriyet Savcısı tarafından gecikmesinde sakınca bulunduğundan bahisle verilmiş yazılı arama izni bulunmasına rağmen arama kararında gecikmesinde sakınca bulunan halin gerekçesinin belirtilmediği, dosya içerisinde bulunan arama tutanağının tarihi itibariyle hafta içerisinde yapılmış olması nedeni ile ve arama izninin mesai saati içerisinde verilmesi karşısında, arama kararının Cumhuriyet Savcılığı tarafından verilemeyeceği, buna göre yapılan aramanın usul ve yasaya aykırı olduğu, sanığın atılı suçlamayı kabullenmemiş oluşu da dikkate alındığında hukuka aykırı şekilde elde edilen eşyanın hükme esas alınamayacağı gözetilerek sanığın beraatine karar verilmesi yerine yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesinin kanuna aykırı olduğu.." gerekçesiyle sanığın beraatine karar verildiği anlaşılmıştır. Olay tutanağında, CİMER'e yapılan başvuru üzerine İl Denetim Komisyonu üyeleri tarafından yapılan denetimde, sanığa ait matbaada satışa hazır vaziyette bulunan Palme Yayıncılığa ait çok sayıda bandrolsüz kitap olduğunun görülmesi üzerine Cumhuriyet savcısı aranarak gerekli talimatların alındığı ve bilirkişi raporuna göre bandrol yükümlülüğüne aykırı olduğu tespit edilen 1674 adet kitap ile kitap formasının ele geçirildiğinin belirtilmesi, tutanak tanığının, söz konusu iş yerinde açıkta bulunan yerlerde bandrolsüz kitap görmeleri üzerine Cumhuriyet savcısı ile iletişime geçtiklerini ve tutanak içeriğinin doğru olduğunu beyan etmesi, sanığın suça konu ürünlerin ciltlemesini yaptığına dair ikrarı ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, suça konu ürünlerin 5846 sayılı Kanun'un 81 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca oluşturulan İl Denetim Komisyonu üyeleri tarafından yapılan denetim esnasında sanığa ait iş yerinde arama kararı alınmasına gerek bulunmaksızın satışa hazır vaziyette ele geçtiğinin anlaşılması karşısında; sanığın unsurları oluşan suçtan mahkûmiyeti yerine yerinde görülmeyen gerekçe ile beraatine karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur. III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin, 13.07.2023 tarihli ve 2023/1736 Esas, 2023/1705 Karar sayılı kararına yönelik katılanlar vekillerinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden, hükmün 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-b maddesi uyarınca takdîren İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 28.11.2024 tarihinde karar verildi.