Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket tarafından Davalı şirkete teslim edilen aşağıda detaylı dökümü belirtilen faturalar muhteviyatı emtia bedellerinden kaynaklanan 43.830,31 TL alacağın tahsil edilemediği, Bu alacağın tahsili amacıyla ... 28.İcra Müdürlüğü ... E.sayılı dosya ile genel haciz yoluyla takip başlatılarak Davalı şirkete 7 örnek ödeme emri gönderildiği, Bu ödeme emrine karşı süresinde itiraz edilerek takibin durdurulduğu ve itiraz sebeplerinin yerinde olmadığı bel
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirket tarafından davacı aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında 100.000,00 Euro bedelli (236.000,00 TL) 25.03.2010 düzenleme ve 21.03.2011 vade tarihli alacaklısı davacı şirket olan teminat senedi senedi verildiğini, müvekkilinin davalıya borcu bulunmadığını, müvekkilinin yöneticisi olduğu Romanya merkezli ... şirket ile davalı şirket arasında düzenlenen bayilik sözleşmesine müvekkilinin garantör olarak taraf olduğunu, takip konusu bononun garanti sözleşmesi kapsamında düzenlenerek makbuz karşılığı davalıya verildiğini, sözleşme kapsamında müvekkilinin bir kısım taşınmazlarını davalıya ipotek verdiği gibi ipoteğin teminatı olarak takip konusu bononun verildiğini, ancak bononun garanti sözleşmesine aykırı şekilde doldurularak müvekkilinin borcu varmışcasına takibe konu edildiğini, müvekkilinin, taraflar arasında doğrudan ticari ilişki bulunmadığından müvekkilinin davalıya borçlu olmadığını, sözleşme sırasında bononun kısmen doldurulduğunu, ancak bononun sonradan, davacının nakden aldığı para borcuna karşılık verdiği şeklinde düzenlenerek takibe konduğunu, bonoda ilk yazılan kısımların büyük harflerle yazıldığını, sonradan anlaşmaya aykırı olarak tanzim yeri, tanzim tarihi ve yetkili mahkemenin eklendiğini, kısmen doldurulan sözleşme ekindeki bono ile takip konusu bononun aynı olduğunu, garanti sözleşmesi gereği taahhüt edilen borcun muaccel borç olmadığını, borcun varlığını tespit edecek bir işlem yapılmadığı gibi borç yönünden ihtar keşide edilerek temerrüdün oluşturulmadığını, belirlenen borcun ödenmesi ihtar edilerek ödenmemesi halinde takip yapılması gerektiğini, müvekkilinin garanti sözlmeşmesi kapsamında yükümlülüklerinin teminatını oluşturmak üzere taşınmazlarını ipotek ettirdiğini, ipoteğin teminatı olarak verilen bononun takibe konmasının kanuna aykırı olduğunu, öncelikle ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapılarak daha sonra teminat senedine dayalı takip başlatılması gerektiğini, takip dosyasındaki tebligatların farklı adreslere TK'nın 21.maddesine göre yapılarak müvekkilinin takipten haberdar edilmediğini, takipten 24.10.2011 tarihinde yapılan ihtiyati haciz işlemleriyle haberdar olunduğunu ileri sürerek, müvekkilinin İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasına konu edilen 25.03.2010 düzenleme ve 21.03.2011 vadeli 100.000,00 Euro bedelli bono nedeniyle borçlu bulunmadığının tespitine, takibin kötü niyeti olması nedeniyle ihtiyati tedbir yoluyla tedbiren durdurulmasını, davalının %40 oranından az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini, sözleşmeyle kararlaştırılan 35.000,00 TL vekalet ücretinin HMK'nın 329.maddesi gereğince davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ödeme emrinin davalıya usulüne uygun şekilde tebliğ edildiğini, tebligatın davacının mernis adresine TK'nın 21.maddesine uygun şekilde yapıldığını, davacının, müvekkiline borcu olmadığını iddia etmediğini, sadece senedin teminat senedi olduğunu ve davalıya ipotek verdiğinden bahsettiğini, davacının İstanbul 8.İcra Hukuk Mahkemesinin 2011/1257 Esas sayılı dosyasında taşkın haczin iptaline yönelik açtığı davada borca itiraz edilmeyerek, borcu aşan haciz gerçekleştiğinden bahisle taşkın haczin iptalini istediğini, senedin teminat senedi olarak verildiğinin davacının ispatlanması gerektiğini, bayilik ve garantörlük sözleşmelerinde takip konusu senede herhangi bir atıf yapılmadığını, makbuzda düzenleme tarihi olarak 03.05.20017 tarihli bononun verildiğinin belirtildiğini, oysa takip konusu bononun 25.05.2010 düzenleme tarihli olduğunu, bu nedenle davacının senedin teminat senedi olarak verildiğini kanıtlaması gerektiğini, kaldı ki bir an için bononun teminat amacıyla verildiği kabul edilse dahi davacının dayandığı sözleşmelerin müşterek ve müteselsil olarak garantörü olduğunu, garantörün sorumluluğunun asıl borçlu ile aynı olduğundan asıl borçlu takip edilmeden doğrudan garantöre karşı takip başlatılabileceğini, senedin tamamen doldurulmadan tedavüle koyulabileceğini, davacının senedin tanzim yeri ve tanzim tarihi kısımlarında tahrifat olduğundan bahsettiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla bir an için davacı tarafın iddiası doğru olduğu kabul edilse dahi bir senedin tamamen doldurulmadan tedavüle çıkartılmasında hukuka aykırılık bulunmadığını, senedin anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddiasının da davacı tarafça kanıtlanması gerektiğini, senedin teminat için verildiği iddiasının ispat edilmemesi nedeniyle muacceliyet iddiasının yerinde olmadığını, ipotek verilen borç için ayrıca kambiyo senedi düzenlenmesi halinde kambiyo senetlerine özgü yolla takip yapılabileceğini savunarak, davanın reddine, davanın kötüniyetli olması nedeniyle sözlemeyle kararlaştırılan vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davacının disiplin para cezasına mahkum edilmesi istemiştir.