8. Hukuk Dairesi 2016/13857 E. , 2016/13079 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Muhdesat Aidiyetinin Tespiti ... ile ... aralarındaki muhdesat aidiyetinin tespiti davasının kabulüne dair ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen ... sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı ... vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: KARAR Davacı vekili, ... Barajı kamulaştırma alanında kalan ve sınırları dava dilekçesinde belirtilen taşınm
**8. Hukuk Dairesi 2016/13857 E. , 2016/13079 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Muhdesat Aidiyetinin Tespiti ... ile ... aralarındaki muhdesat aidiyetinin tespiti davasının kabulüne dair ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen ... sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı ... vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: KARAR Davacı vekili, ... Barajı kamulaştırma alanında kalan ve sınırları dava dilekçesinde belirtilen taşınmaz üzerindeki ağaçların vekil edeni tarafından dikildiğini ileri sürerek anılan muhdesatın vekil edenine ait olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir. Davalılar, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Mahkemece; davanın kabulü ile fen bilirkişisi ...'nin 12.01.2015 tarihli rapor ve krokisinde (A) ve (B) harfleri ile gösterdiği taşınmazlar üzerinde bulunan meyve bahçesi niteliğindeki ağaçların davacı tarafından meydana getirildiğinin ve bunların davacıya ait olduğunun tespitine karar verilmesi üzerine; hüküm, davalılardan ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 684/1.maddesi hükmüne göre, bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur. 718.maddeye göre de, arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyet kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere kalıcı yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer. Açıklanan bu ilke ve esaslara göre, kural olarak muhdesatın arz malikinden başkasına aidiyetinin tespiti istenemez. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 19/II. maddesi, muhdesatın arz malikinden başkasına aidiyetine ve tapunun beyanlar sütununda gösterilmesine izin veren özel yasal düzenleme getirmiştir. Anılan kanun maddesinde, taşınmaz mal üzerinde malikinden başka bir kimseye veya paydaşlardan birine ait muhdesat mevcut ise bunun sahibi, cinsi, ihdas tarihi ve iktisap sebebi belirtilerek tutanağın ve kütüğün beyanlar hanesinde gösterilebileceği belirtilmiştir. Kadastro Kanunu, kadastro bölge ve çalışma alanlarında üzerinde çalışma yapılan taşınmazlara uygulanan özel nitelikli bir kanundur. 33. maddesinde, Kadastro Kanunu'nun uygulandığı alanların dışında da uygulanabilecek genel nitelikli maddelere yer verilmiştir. 19. madde, genel nitelikli maddeler arasında sayılmamıştır. Buna göre ancak, aynı kanunun 12/3. maddesi gereğince, on yıllık hak düşürücü süre içinde kadastrodan önceki nedenlere dayanılarak genel mahkemelerde açılan davalara 19. madde uygulanır ve iddianın kanıtlanması halinde muhdesatın mülkiyetinin arz malikinden başkasına aidiyeti ile tapunun beyanlar hanesine tesciline karar verilebilir. -//- On yıllık süre kamu düzenine ilişkin olup, hak düşürücü niteliktedir ve olumsuz dava koşuludur. Hak düşürücü sürenin geçmesi, işin esasının incelenmesini önler. Hak düşürücü süre tüm def’i ve itirazlardan önce göz önünde bulundurulur. Yargılama bitinceye kadar hak düşürücü sürenin geçtiği taraflarca ileri sürülebileceği gibi, görevden ötürü hakim tarafından da kendiliğinden dikkate alınır. Somut olayda; 12.01.2015 tarihli fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen dava konusu taşınmazın kadastro ile oluşan ... nolu parsel içerisinde kaldığı, bu kısım üzerinde davacı tarafça tespiti istenen ve 05.02.2015 tarihli ziraat bilirkişi raporunda belirtilen bir kısım meyve ağaçlarının 20-25 yaşlarında, 85 adet kavak ağacının ise 6-7 yaşlarında olduğu belirtilmiştir. Davaya konu ... parsel sayılı taşınmaza ilişkin kadastro tutanağı dosya arasında bulunmamaktadır. Mahkemece, anılan parselin kadastro tutanağının ilgili Tapu Müdürlüğü'nden getirtilerek kadastro tespiti ve kesinleşme tarihlerinin belirlenmesi ile ağaçların yaşları da göz önünde bulundurularak görülmekte olan eldeki davanın kadastro tespiti öncesi muhdesatlar için yukarıda açıklanan 10 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılıp açılmadığının değerlendirilmesi, buna göre anılan parsel üzerindeki muhdesat hakkında toplanan tüm deliller birlikte tartışılıp değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekirken, bu husus gözardı edilerek sonuca gidilmesinde isabet bulunmamaktadır. Bundan ayrı; Mahkemece hükme esas alınan 12.01.2015 tarihli fen bilirkişi raporunda, hakkında kabul kararı verilen ağaçların sayı ve nitelikleri belirtilmemiştir. 6100 sayılı HMK'nun 297/2 maddesi hükmünde taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi, infaza elverişli hüküm kurulması zorunludur. Kabulüne karar verilen ağaçların yaşı, cinsi ve sayısı gibi ayırıcı niteliklerine hüküm yerinde yer verilmeksizin infazda kuşku yaratır şekilde hüküm oluşturulması da isabetsiz olmuştur. SONUÇ: Davalı ... vekilinin temyiz itirazları yukarıda açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalı ... vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 04.10.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.