İSTİNAF KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ DAVA: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 18/12/2025 KARAR YAZIM TARİHİ: 18/12/2025 Yukarıda tarih ve sayısı yazılı kararın istinaf edilmesi üzerinde dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili adına kayıtlı olan ve öğrenci servisi işinde kullanılan ....plakalı araç ile karşı taraftan ... ın sürücüsü olduğu .... şirketinin maliki d…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA DÖRDÜNCÜ HUKUK DAİRESİ İSTİNAF KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ DAVA: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 18/12/2025 KARAR YAZIM TARİHİ: 18/12/2025 Yukarıda tarih ve sayısı yazılı kararın istinaf edilmesi üzerinde dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili adına kayıtlı olan ve öğrenci servisi işinde kullanılan ....plakalı araç ile karşı taraftan ... ın sürücüsü olduğu .... şirketinin maliki diğer davalı sigorta şirketinin ise sigortacısı olduğu ... plakalı araç arasında 21/10/2021 tarihinde meydana gelen trafik kazasında araçta meydana gelen değer kaybına karşılık 500,00 TL nin kaza tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faizi birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini, araçta değişecek ve onarılacak olan parça, ücretlerine karşılık şimdilik 3.000,00 TL nin kaza tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsilini, 500,00 TL muadil araç bedeli, sigorta prim indiriminden yararlanılamayan müvekkilinin fazladan ödediği sigorta primlerine karşılık şimdilik 100,00 TL nin kaza tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsilini yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini dava ve talep etmiştir. Davalı ... sigorta vekili cevap dilekçesinde, müvekkil şirkete sigortalı araç sürücüsü, dava konusu kazanın meydana gelmesinde kusurlu olmadığından, müvekkil şirketçe başvuran tarafa ödeme yapılmadığını, hasar tespiti yapılırken gerçek zarar ilkesi dikkate alınarak sebepsiz zenginleşmeye sebebiyet verilmemesi gerektiğini, hiçbir kabul anlamına gelmemek kaydıyla birlikte müvekkil şirketin hasar tutarının kdv’sine ilişkin herhangi bir sorumluluğu olmadığından, davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı .... Taşımacılık vekili cevap dilekçesinde, davacının beyanından açıkça yargı yolu olan Sigorta Tahkim Komisyonundan davaya konu taleplerle başvuruda bulunduğu ve kusurlu olduğunun tespit edildiğinin taraflarınca bilinmemekle beraber %100 kusurlu olması nedeniyle de yargılama sonunda taleplerinin reddedilmiş olmasının muhtemel olduğunu, kaldı ki tahkim komisyonundan çıkan kararlara karşı itiraz yolu bulunmadığını, bu sebeplerle hukuki yarar yokluğundan davanın reddi gerektiğini, sigorta şirketine başvuru yapılmadığından hukuki yarar yokluğundan davanın reddi gerektiğini, iş bu sebeplerle davanın reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece aşağıdaki gerekçeyle; "tüm dosya kapsamı yukarıdaki açıklamalar ışığında değerlendirildiğinde; mahkememizce, hukuka ve oluşa uygun; denetime ve hüküm kurmaya elverişli görülen kusur raporlarına göre davalı sigorta şirketi tarafından sigortalanan aracın sürücüsünün kusursuz davacının ise 100(yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu tespit edilmiş olup mahkememizce de bu kanaate varılmıştır. TBK’nun 52/I. maddesi, hiç kimse kendi kusurundan yararlanamaz ilkesine dayanmaktadır. Zararın artmasına veya doğmasına sebep olan kişi sonuçlarına da kendisi katlanmalıdır. Açıklanan gerekçelerle yüzde yüz kusurlu davacının açtığı dava mahkememizce haksız görülüğünden davanın REDDİNE," karar verilmiştir. Davacı vekili özetle, olay sırasında davacının yanında bulunan tanığın dinlemesini ve keşif yapılmasını talep ettiklerini buna ilişkin taleplerin gerekçesiz olarak reddedildiğini hukuki dinlenilme haklarının ihlal edildiğini dosya içerisindeki hiçbir belgede davacının sol şeritten sağ şeride geçtiğine dair beyan bulunmadığını belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Dava haksız fiil nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir. 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesi gereğince; İstinaf incelemesi, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Ancak, bölge adliye mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir. Mahkemece istinaf dilekçesi kesinlik sınırının altında kalması nedeniyle reddedilmiş ise de davacının ıslah dilekçesi ve dava dilekçesinde istediği tespit gideri ile birlikte toplam dava değeri 18.977,60 TL olduğundan red kararının kaldırılmasına karar verilerek gereği düşünüldü. Davacı vekili dava dilekçesinde tanık beyanına dayanmış, 26.01.2023 tarihli dilekçesi ile de tanıklarının dilenmesini ve keşif yapılmasını talep etmiştir. Öte yandan mahkemece ATK raporuna göre davacının kusurlu davalının kusursuz olduğundan bahisle davanın reddine karar verilmiş ise de davacı vekilinin istinaf dilekçesi ile sunduğu Alanya Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas, ... karar sayılı dosyasında bu dosyanın davalısı o dosyanın davacısı ... Sigorta A.Ş. nin açtığı rücuen tazminat davası o dosyanın davalısı bu dosyanın davacısının kusursuz olduğundan miktar itibarıyla kesin olarak reddedilmiştir. Bu durumda raporlar arasında çelişki de vardır. İddia ve savunma hakkı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun hukuki dinlenilme hakkı başlıklı 27. maddesi ile usul hukukumuza yansıtılmıştır. Anılan maddenin birinci fıkrasında davanın taraflarının kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip oldukları belirtildikten sonra maddenin ikinci fıkrasında bu hakkın "açıklama ve ispat hakkı"nı da içerdiği vurgulanmıştır. Davanın taraflarının usul hukuku hükümlerine aykırı olarak açıklama ve ispat hakkını kullanmalarının kısıtlanması, iddia ve savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurur. Öte yandan, tanık delili, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 240 ile 266. maddeleri arasında düzenlenmiş olup HMK’nın 240/2. maddesinde; ''Tanık gösteren taraf, tanık dinletmek istediği vakıayı ve dinlenilmesi istenen tanıkların adı ve soyadı ile tebliğe elverişli adreslerini içeren listeyi mahkemeye sunar...” hükmüne yer verilmiştir. Mahkemece davacı tanıklarının dinlenmeden ve keşif yapılmadan davanın reddine karar verilmesi iddia ve savunma hakkının kısıtlanması niteliğindedir. Buna göre mahkemece davacı tanıklarının dinlenmesi az yukarıda belirtilen dosyanın da getirtilmesi raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi bundan sonra oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru olmadığından kararın kaldırılması gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle ; 1-Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜNE, kararın 6100 Sayılı HMK'nun 353/1 fıkra (a-6) bendi gereğince KALDIRILMASINA, sair istinaf nedenlerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, 3-Davacının peşin yatırdığı istinaf karar harcının isteği halinde iadesine, 4-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek hükümde dikkate alınmasına, 5-Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği ve harç iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, İlişkin dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda 18/12/2025 tarihinde, 6100 sayılı HMK'nun 353. maddesi (1-a) bendi gereğince KESİN olarak oy birliği ile karar verildi.