DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2022/3126 E. , 2024/265 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2022/3126 Karar No : 2024/265 TEMYİZ EDENLER :I- (DAVACILAR)1-... Derneği 2-... Derneği 3- ... Derneği 4- ... Derneği 5- ... Derneği 6- ...Derneği 7- ...Odası 8- ...Derneği 9- ... Derneği 10- ...Derneği 11- ... Derneği VEKİLİ: Av. ... 12- ... Derneği VEKİLİ: Av. ... II-(DAVALI):... Bakanlığı VEKİLİ: Huk. Müş. ... İSTEMİN KONUSU :Danıştay Altıncı Dairesinin 16
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2022/3126 E. , 2024/265 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2022/3126 Karar No : 2024/265 TEMYİZ EDENLER :I- (DAVACILAR)1-... Derneği 2-... Derneği 3- ... Derneği 4- ... Derneği 5- ... Derneği 6- ...Derneği 7- ...Odası 8- ...Derneği 9- ... Derneği 10- ...Derneği 11- ... Derneği VEKİLİ: Av. ... 12- ... Derneği VEKİLİ: Av. ... II-(DAVALI):... Bakanlığı VEKİLİ: Huk. Müş. ... İSTEMİN KONUSU :Danıştay Altıncı Dairesinin 16/03/2022 tarih ve E:2021/1244, K:2022/3160 sayılı kararının aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması taraflarca istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 07/12/2019 tarih ve 30971 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, 109 sayılı "Doğal Sit Alanları Koruma ve Kullanma Koşulları İlke Kararı"nın (B) bölümünün dördüncü fıkrasının (b), (g) ve (ı) bentlerinde değişiklik yapan ve 24/10/2020 tarih ve 31284 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren "109 sayılı Doğal Sit Alanları Koruma ve Kullanma Koşulları İlke Kararında Değişiklik Yapılmasına Dair 10/09/2020 tarih ve 111 sayılı İlke Kararı"nın iptali istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 16/03/2022 tarih ve E:2021/1244, K:2022/3160 sayılı kararıyla; Usule ilişkin olarak, davanın süresinde açıldığı, Esasa ilişkin olarak, 111 sayılı İlke Kararı ile yeniden düzenlenen, 109 sayılı İlke Kararı'nın (B) bölümünün dördüncü fıkrasının (b) ve (g) bentlerine ilişkin kısımlarının incelenmesinden; Dava konusu İlke Kararıyla, 109 sayılı İlke Kararı'nın (B) bölümünün dördüncü fıkrasının (b) ve (g) bentlerinin yeniden düzenlendiği, Dava konusu bentlerde yer verilen yapı ve faaliyetlere ancak, Yönetmelikte belirtilen esaslara uygun olarak, geçiş dönemi koruma koşulları ve kullanım şartları veya koruma amaçlı imar planları ile öngörülmesi halinde izin verilebileceği, ayrıca, koşulları, kapsamı ve süresinin Koruma Bölge Komisyonları tarafından belirleneceği, bu Komisyonların üst hukuk normları ile koruma ilke ve esaslarına uygun karar almak zorunda olduğu ve kararlarının yargı denetimine tabi olduğu; bununla birlikte, mutlak yapı yasağı getirilmeyen ve yörede yaşayanların, mevcut kaynakları koruma amaçlarına uygun olarak kullandığı ve geleneksel yaşam şekillerini sürdürdüğü alanlar olan nitelikli koruma alanlarında, Korunan Alanların Tespit Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmeliğin, 16/03/2020 tarih ve 31070 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelik ile değişik 8. maddesinin 2. fıkrasıyla, alanın doğal yapısıyla uyumlu, beton, asfalt gibi malzemelerin kullanılmadığı çadırlı kamp, karavan ve günübirlik faaliyetlerin yapılabileceğinin, alanın ve doğal özelliklerin devamlılığı için halkın bu alanlara erişiminin uygun seviye ve şekilde tutulmasının esas olduğunun düzenlendiği ve bu düzenlemeler yönünden açılan davaların Dairelerince reddedildiği hususları dikkate alındığında, dava konusu bentlerde yer verilen yapı tesis ve faaliyetlerin, dayanak Yönetmelikte sayılan günübirlik faaliyetlere ve alanın kullanımından kaynaklanan zorunlu ihtiyaçlara ilişkin olduğu, bu nedenle dava konusu düzenlemelerde hukuka aykırılık bulunmadığı, Öte yandan, (b) bendine ilişkin değişiklikle, nitelikli doğal koruma alanlarında, tarım ve hayvancılık faaliyetlerini kapsayacak şekilde her türlü entegre tesisin yasaklanmasının yanı sıra, dayanak Yönetmeliğe uygun, daha önceki düzenlemeden ise farklı olarak, örtü altı tarımın da açıkça yasaklanmış olduğu; (g) bendine ilişkin değişiklikle de, daha önceki düzenlemeden farklı olarak, bu alanlarda, bungalov yapılmasının da yasaklandığı, bu konuda, kazanılmış hakların korunması ilkesine uygun olarak, sadece gerekli hukuki prosedürler yerine getirilerek daha önce kurulmuş olan bungalovların faaliyetlerine izin verildiği; dava konusu değişiklikler ile koruma-kullanma dengesinde, koruma fonksiyonuna ağırlık verildiği, 111 sayılı İlke Kararı ile yeniden düzenlenen, 109 sayılı İlke Kararı'nın (B) bölümünün dördüncü fıkrasının (ı) bendine ilişkin kısmına gelince; Dava konusu İlke Kararıyla, 109 sayılı İlke Kararı'nın (B) bölümünün dördüncü fıkrasının "Sulama amaçlı (içme suyu olmayan) baraj ve göletlerde Tarım ve Orman Bakanlığından izin alınarak su ürünleri faaliyetlerine izin verilebilir." şeklindeki (ı) bendinin, dava konusu 111 sayılı İlke Kararıyla, "İçme suyu amaçlı baraj ve göletler ile doğal göl ve denizler hariç Tarım ve Orman Bakanlığından izin alınarak su ürünleri faaliyetlerine izin verilebilir." şeklinde yeniden düzenlendiği, Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmeliğin, 16/03/2020 tarih ve 31070 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelikle değişik 8. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan "doğal göl ve denizler hariç kültür balıkçılığı faaliyetleri" ibaresinin iptali istemiyle açılan davalarda; bir tür su ürünü yetiştiriciliği olan kültür balıkçılığının, deniz içerisinde, göl, akarsu veya tatlı su kıyılarında tecrit edilmiş alanlar oluşturularak, balık çeşitleri, kabukluları, su canlıları ve su bitkilerinin doğal ortamlarının dışında yetiştirilerek, çeşitli ihtiyaçların karşılanması olarak tanımlanabileceği, söz konusu faaliyet nedeniyle kullanılan besi maddeleri, hayvan dışkıları vb. unsurlardan oluşan atıkların çevreye zarar verdiğinin bilinen bir olgu olduğu, bu durumda, önemli insan faaliyetleri tarafından etkilenmemiş, kırsal yaşam özellikleri taşıyan, aşırı derecede ve uygunsuz insan kullanımı mevcudiyetinden uzak alanlar olması gereken "Nitelikli Doğal Koruma Alanları"nın söz konusu nitelikleri dikkate alındığında, söz konusu faaliyet türlerinden bazılarının doğrudan doğruya, bazılarının ise belli bir kapasite ve büyüklüğe ulaşması durumunda, bu bölgelerin doğal yapısının bozulmasına yol açacağı, ayrıca doğal göller ve denizler dışında iç suların istisna olarak düzenlenmediği ve sırf kültür balıkçılığı amacıyla bu alanlarla yapay gölet ya da tesis oluşturulmasının "Nitelikli Doğal Koruma Alanları"nda yaratabileceği tahribat dikkate alındığında, Yönetmeliğe eklenen "doğal göl ve denizler hariç kültür balıkçılığı faaliyetleri" ibaresinde, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'na, genel koruma ilkelerine ve Yönetmelik'in 8. maddesinin herhangi bir değişikliğe konu edilmeyen birinci fıkrasında yer alan, "Nitelikli Doğal Koruma Alanı" tanımı ile üçüncü fıkrasında belirtilen, nitelikli doğal koruma alanlarının taşıması gereken kriterlere uygun olmadığı gerekçeleriyle iptaline karar verildiği, 1380 sayılı Su Ürünleri Kanunu'nun "Tarifler" başlıklı 2. maddesinde, "Su ürünleri: Denizlerde ve içsularda bulunan bitkiler ile hayvanlar ve bunların yumurtalarıdır." tanımına yer verildiği, 29/06/2004 tarih ve 25507 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Su Ürünleri Yetiştiriciliği Yönetmeliği'nin "Tanımlar" başlıklı 4. maddesinde ise; "Su Ürünleri: Denizlerde ve iç sularda bulunan bitkiler ile hayvanlar ve bunların yumurtalarını (4915 Sayılı Kara Avcılığı Kanununun kapsamına giren hayvanlar hariç); Su Ürünleri Yetiştiriciliği: Yetiştiricilik tesislerinde, entansif, yarı entansif veya ekstansif şartlarda yapılan, su ürünlerini üretme ve/veya büyütme (besicilik) faaliyetini; Yetiştiricilik Tesisi: Su ürünleri yetiştiriciliğinin yapıldığı yerleri; İç Sular: Göller, suni göller, lagünler, baraj gölleri, bentler, regülatörler, kanallar, arklar, akarsular, mansaplar, üretme ve yetiştirme yerlerini, Kuluçkahane: Su ürünleri damızlık materyallerinden yumurta ve yavru materyaller elde etmek için kurulan tesisleri, Üretme Havuzları: Su ürünleri yetiştiriciliği yapmak amacıyla, toprak, beton ve ağ havuzlar ile plastik veya benzeri malzemeden yapılan tank ve benzer üniteleri, Ağ Havuz (Ağ Kafes): Denizlerde ve iç sularda su ürünleri yetiştiriciliği yapmak amacıyla ahşap, demir veya plastik malzemeler ile ağ kullanılarak yapılan üniteleri, Entansif Yetiştiricilik: Tamamen dıştan yemlemeye dayalı yoğun yetiştiriciliği, Yarı Entansif Yetiştiricilik: Gübreleme ve tamamlayıcı yemlemeye dayalı yetiştiriciliği, Ekstansif Yetiştiricilik: Suyun doğal verimliliğine dayanan, stok kontrolü yapılan düşük üretimli yetiştiriciliği, ifade eder." düzenlemesinin yer aldığı, Yukarıda yer verilen tanımlardan da anlaşılacağı üzere, su ürünleri faaliyetlerinin, çeşitli yöntemlerle denizlerde ve doğal veya yapay iç sularda gerçekleştirilen, üretim ve yetiştirme aşamalarından oluşan, kültür balıkçılığı faaliyetlerini de kapsayan oldukça geniş bir kavramı ifade ettiği, Uyuşmazlıkta; dava konusu düzenleme ile "Nitelikli Doğal Koruma Alanları"nda su ürünleri faaliyeti yapılmasına olanak sağlanmış ise de, bu faaliyetlere ilişkin herhangi bir belirlemeye yer verilmediği gibi bu faaliyetlere hangi ölçülerde izin verileceğine ilişkin açık bir düzenlemenin de getirilmediği, Önemli insan faaliyetleri tarafından etkilenmemiş, kırsal yaşam özellikleri taşıyan, aşırı derecede ve uygunsuz insan kullanımı mevcudiyetinden uzak alanlar olan "Nitelikli Doğal Koruma Alanları"nın, söz konusu nitelikleri dikkate alındığında, su ürünleri faaliyetlerinden bazılarının faaliyet kapsamında kurulması gerekli tesisler nedeniyle doğrudan, bazılarının ise belli bir kapasite ve büyüklüğe ulaşması durumunda, bu bölgelerin doğal yapısının bozulmasına yol açabileceği; öte yandan, her ne kadar dava konusu düzenleme kapsamında içme suyu amaçlı baraj ve göletler ile doğal göl ve denizler bu faaliyetlerin yapılabileceği alanların istisnası olarak belirlenmiş ise de; akarsu, lagün vb. diğer iç suların istisna olarak düzenlenmemiş olmasının, "Nitelikli Doğal Koruma Alanları"na yeterli düzeyde koruma sağlamayacağı gerekçesiyle, Dava konusu 111 sayılı İlke Kararının, 109 sayılı İlke Kararının B Bölümünün 4. fıkrasının (b) ve (g) bentlerinin değiştirilmesine ilişkin kısımları yönünden davanın reddine, (ı) bendinin değiştirilmesine ilişkin kısmının ise iptaline karar verilmiştir. TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacılar tarafından, dava konusu İlke Kararı'nın dayanağı Yönetmelik'te yapılan değişikliklere karşı da dava açılmış olduğu, söz konusu Yönetmelik değişiklikleri hukuka aykırı olduğu gibi, dava konusu işlemle, normlar hiyerarşisine aykırı olarak, dayanak Yönetmeliği de aşan düzenlemelere yer verildiği, 109 sayılı İlke Kararının B Bölümünün 4. fıkrasının (b) bendi yönünden yapılan değişiklikle, herhangi bir tarım uygulaması özelliği taşıyan entegre sanayi tesisinin kurulabileceği; (g) bendi yönünden, dayanak Yönetmelik'te bulunmadığı halde, nitelikli doğal koruma alanlarında kamping alanlarının düzenlenebileceğinin öngörüldüğü ve bunun turizm olgusuyla ilişkilendirildiği, oysa bu alanlarda turizm faaliyetlerinin yapılamayacağı, ancak doğal hayata dayalı geleneksel yaşam biçimlerinin sürdürülebileceği, söz konusu düzenlemeyle, alanın niteliklerine aykırı olarak, yeni turizm tesislerinin ve türlerinin gelişimine imkan tanındığı, beton, asfalt gibi malzemelerin kullanılmamasına ilişkin ifadenin belirsizlik yarattığı, sadece çadırlı kamp, karavan gibi faaliyetlere izin verilirken mevcut bungalovların faaliyetlerini sürdürmesine izin verilmesinin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir. Davalı idare tarafından, dava konusu işlemin iptaline hükmedilen değişiklikle, doğal göl ve denizlerde su ürünleri faaliyetlerinin yapılması yasaklanarak koruma kapsamının genişletildiği, söz konusu düzenlemeyle, dayanak Yönetmeliğe uygun olarak, nitelikli doğal koruma alanlarında yaşayan halkın mevcut doğal kaynakları kullanmasına imkan sağlanmasının amaçlandığı ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davalı idare tarafından, Danıştay Altıncı Dairesince verilen kararın davanın reddine ilişkin kısmının usul ve hukuka uygun bulunduğu ve davacıların temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuş olup, davacılar tarafından savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz istemlerinin reddi ile Daire kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Tarafların temyiz istemlerinin reddine, 2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle kısmen reddi, kısmen dava konusu işlemin iptali yolundaki Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu 16/03/2022 tarih ve E:2021/1244, K:2022/3160 sayılı kararının ONANMASINA, 3.Kesin olarak, 14/02/2024 tarihinde, dava konusu 111 sayılı İlke Kararı ile yeniden düzenlenen 109 sayılı İlke Kararı'nın (B) bölümünün dördüncü fıkrasının (ı) bendi yönünden oyçokluğuyla, diğer kısımlar yönünden oybirliğiyle karar verildi. KARŞI OY X- Dava konusu 111 sayılı İlke Kararı ile yeniden düzenlenen, 109 sayılı İlke Kararı'nın (B) bölümünün dördüncü fıkrasının (ı) bendi yönünden; 109 sayılı İlke Kararı'nın (B) bölümünün dördüncü fıkrasının "Sulama amaçlı (içme suyu olmayan) baraj ve göletlerde Tarım ve Orman Bakanlığından izin alınarak su ürünleri faaliyetlerine izin verilebilir." şeklindeki (ı) bendi, dava konusu 111 sayılı İlke Kararıyla, "İçme suyu amaçlı baraj ve göletler ile doğal göl ve denizler hariç Tarım ve Orman Bakanlığından izin alınarak su ürünleri faaliyetlerine izin verilebilir." şeklinde yeniden düzenlenmiştir. Yapılan değişikliğe bakıldığında; daha önce sulama amaçlı baraj ve göletlerde Tarım ve Orman Bakanlığından izin alınarak yapılabilecek faaliyetlerin, sadece içme suyu amaçlı olmayan göllerde yapılması yasaklanmış iken, istisna tutulan alanlar genişletilerek doğal göl ve denizlerde de su ürünleri faaliyetlerinin yapılmasının yasaklandığı, dolayısıyla koruma kapsamının genişletildiği, bununla birlikte, dayanak Yönetmeliğe uygun olarak, nitelikli doğal koruma alanlarında yaşayan halkın mevcut doğal kaynakları kullanmasına imkan sağlanmasının amaçlandığı görüldüğünden, dava konusu düzenlemede normlar hiyerarşisine, koruma mevzuatına ve kamu yararına aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Bu nedenle; davalının temyiz isteminin kabulü ile, temyize konu kararın iptale ilişkin kısmının bozulması gerektiği oyuyla, kararın bu kısmına katılmıyoruz .