2. Hukuk Dairesi 2016/15975 E. , 2018/3014 K. MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ : İpoteğin Kaldırılması - Aile Konutu Şerhi Konulması Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı ...tarafından ipoteğin kaldırılması hükmü yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: Davacı kadın, dava dilekçesinde aile konutu üzerinde davalı eş ... tarafından diğer davalı banka leh…
**2. Hukuk Dairesi 2016/15975 E. , 2018/3014 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ : İpoteğin Kaldırılması - Aile Konutu Şerhi Konulması Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı ...tarafından ipoteğin kaldırılması hükmü yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: Davacı kadın, dava dilekçesinde aile konutu üzerinde davalı eş ... tarafından diğer davalı banka lehine ipotek tesis edildiğini ileri sürerek ipoteğin kaldırılmasını talep etmiş, davalılardan banka ise; davacının dava konusu taşınmaz üzerine ipotek konulmasına muvafakat ettiğini ve bu konuda yazılı muvafakatname verdiğini savunmuştur. Mahkemece, "dava konusu taşınmazın aile konutu olduğu konusunda taraflar arasında herhangi bir ihtilaf bulunmadığı, Türk Medeni Kanunu'nun 194. maddesine göre aile konutu üzerine ipotek tesisinin kayıt maliki olmayan eşin açık rızasına bağlı olduğu, açık rızanın noterde düzenlenmiş belge veya noterde imzası tastik edilmiş belge veye kredi sözleşmesi düzenlenirken alınacak muvafakatname veya tapuda ipotek tesis edilirken verilecek muvafakatname şeklinde olması gerektiği ve davacı kadının bu şekilde rızasının alındığına dair bir belge sunulmadığı" gerekçesiyle aile konutu olan taşınmaz üzerine konulan ipoteğin kaldırılmasına ve taşınmaza aile konut şerhi verilmesine karar verilmiştir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 194/1. maddesine göre, "Eşlerden biri, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça, aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz.” Bu madde hükmü ile aile konutu şerhi “konulmuş olmasa da” eşlerin birlikte yaşadıkları aile konutu üzerindeki fiil ehliyetleri sınırlandırılmıştır. Sınırlandırma, aile konutu şerhi konulduğu için değil, zaten var olduğu için getirilmiştir. Bu sebeple tapuya aile konutu şerhi verilmese bile o konut aile konutu özelliğini taşır. Zira dava konusu taşınmaz şerh konulmasa dahi aile konutudur. Eş söyleyişle şerh konulduğu için aile konutu olmamakta, aksine aile konutu olduğu için şerh konulabilmektedir. Bu nedenle aile konutu şerhi konulduğunda, konulan şerh "kurucu” değil “açıklayıcı” şerh özelliğini taşımaktadır. Anılan madde hükmü ile getirilen sınırlandırma, “emredici” niteliktedir. Dolayısıyla bu haktan önceden feragat edilemeyeceği gibi eşlerin anlaşmasıyla da ortadan kaldırılamaz ve açık rıza ancak “belirli olan” bir işlem için verilebilir. Türk Medeni Kanununun 194. maddesi yetkili eşin izni için bir geçerlilik şekli öngörmemiştir. Bu nedenle söz konusu izin bir şekle tabi olmadan, sözlü olarak dahi verilebilir. Ancak maddenin ifadesinden de anlaşılacağı üzere, iznin "açık” olması gerekir. Yapılan yargılama ve toplanan delillerden; dava konusu ipotek işleminin yapıldığı taşınmazın davalılardan erkek eş adına tapuda kayıtlı olduğu ve bu eş tarafından 05.07.2012 tarihinde davalılardan banka lehine ipotek verildiği anlaşılmaktadır. Davalılardan banka cevap dilekçesinde davacı kadının ipoteğe muvafakatinin alındığını savunmuş ve bu işlemle ilgili olarak düzenlendiği iddia olunan muvafakatnameyi dosyaya sunmuştur. Davacı kadın cevaba cevap dilekçesinde banka tarafından dosyaya sunulan muvafakatnamede yer alan imzayı inkar etmemiş, iradesi sakatlanarak bu belgenin imzalatılmış olabileceğini savunmuştur. Toplanan dellillerle, davacı kadının banka tarafından sunulan muvafakatnameyi iradesi sakatlanarak imzaladığı hususu kanıtlanamadığına göre, muvafakatname içeriği de dikkate alındığında, banka tarafından aile konutu niteliğinde bulunan taşınmaza konulan ipotek işlemine davacı kadının açık rızasının bulunduğunun kabulü gerekir. Gerçekleşen bu durum karşısında yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 12.03.2018 (Pzt.)