11. Ceza Dairesi 2025/3458 E. , 2026/1379 K. "" K A N U N Y A R A R I N A B O Z M A MAHKEMESİ:Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2023/9502 Değişik İş SUÇ : Tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında dolandırıcılık İNCELEME KONUSU KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAM…
11. Ceza Dairesi 2025/3458 E. , 2026/1379 K. "İçtihat Metni" K A N U N Y A R A R I N A B O Z M A MAHKEMESİ:Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2023/9502 Değişik İş SUÇ : Tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında dolandırıcılık İNCELEME KONUSU KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının, 05.10.2023 tarihli ve 2023/207306 Soruşturma, 2023/119382 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Ankara 7. Sulh Ceza Hakimliğinin, 09.11.2023 tarihli ve 2023/9502 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271/4. maddesi uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 09.11.2023'te kesinleştiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 07.07.2025 tarihli ve 2024/24086 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 16.07.2025 tarihli ve KYB-2025/89104 sayılı Tebliğnamesi ile soruşturma dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM A. Kanun Yararına Bozma İstemi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 16.07.2025 tarihli ve KYB-2025/89104 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar ile; Benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 04.12.2018 tarihli ve 2017/36998 esas, 2018/89445 karar sayılı ilâmında yer alan, " ...Sanığın, daha önceden tanıdığı olan katılanlar ile farklı tarihlerde görüşerek, bankada bir tanıdığı olduğunu, bu kişiden aldığı tüyolar ile borsada çok para kazandığını, kendisine para vermeleri halinde katılanlarında yüksek kazanç sağlayabileceğini söyleyerek katılanların inanmasını sağladığı, ayrıca bir kısım katılana ise önce kar payı adı altında cüzi ödemelerde bulunarak, bu katılanların kendisine daha fazla para vermelerini sağladığı, bu kapsamda farklı tarihler de parça parça olmak üzere katılan...'dan toplam 68.000 TL, katılan ...'dan toplam 15.000 TL, katılan ...’tan toplam 48,000 TL, katılan...’den toplam 6,500 TL, katılan ...’den toplam 35.000 TL, katılan...’den ise tek seferde 1.500 TL aldığı, ancak daha sonra kendisinin de bankadaki arkadaşı tarafından dolandırıldığını belirterek katılanlardan aldığı parayı geri vermediği, bu surette sanığın hileli eylemlerle haksız menfaat temin etmek suretiyle her bir katılana yönelik ayrı ayrı dolandırıcılık suçunu işlediği ... " şeklinde belirtildiği üzere, Dosya kapsamına göre, müştekiyi kendini finans uzmanı ve yatırım danışmanı olarak tanıtan kişilerin aradığı, müştekinin güvenini kazandıkları, parasını değerlendirilecekleri yönünde müştekiyi ikna ettikleri, müştekinin farklı tarihlerde farklı miktarlarda çeşitli hesaplara para yatırdığı, ancak sonrasında şüphelilerin aldığı paraları müştekiye iade etmedikleri şeklinde gerçekleştiği iddia edilen somut olay nedeniyle başlatılan soruşturma sonunda, basit yalan ve bu yalan nedeniyle suçun yasal unsurlarının oluşmadığı gerekçesi ile kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği anlaşılmış ise de; şüphelilerin kimlik ve adres bilgilerinin tespiti ile beyanlarının alınması, banka aracılığı ile gerçekleşen söz konusu para gönderme işlemlerinin akıbetinin araştırılması, şüphelilerin aynı ya da başka bir şekilde başkalarına karşı da benzer eylemleri gerçekleştirip gerçekleştirmediğine dair soruşturma dosyalarının bulunup bulunmadığının araştırılması, bu suretle ve toplanacak diğer deliller ile yapılacak inceleme sonucuna göre şüphelilerin hukukî durumunun tayin ve takdir edilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik soruşturmaya dayalı olarak kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği cihetle, soruşturmanın genişletilmesi yerine, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1. 5271 sayılı Kanun‘un 160. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir. 2. 5271 sayılı Kanun’un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172/1. maddesi; “(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir. ...“ Şeklinde düzenlenmiştir. 3. 5271 sayılı Kanun’un, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173. maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir. (2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir. (3)(Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir. (4) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir. ...“ Hükümleri yer almaktadır. 4. Kanun‘da yer alan düzenlemelerden de görüleceği üzere; Cumhuriyet savcısı, suçun işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi halde 5271 sayılı Kanun’un 172. maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermelidir. 5. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen Sulh Ceza Hakimliği, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir. 6. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; şikâyetçiyi telefonla arayarak kendilerini finans uzmanı ve yatırım danışmanı olarak tanıtan şüpheli ... ve... isimli kişilerin yönlendirmesi üzerine şikâyetçinin cep telefonuna "Avessa" isimli uygulamayı indirdiğinin, bu uygulamadaki hesabına yatırılmak üzere şüphelilerin bildirdikleri hesap numaralarına farklı tarihlerde para yatırdığının, bir süre sonra hesabından para çekmek istediğinde şüphelilerin kendisini oyalayarak çeşitli bahanelerle para istediklerinin ve bu şekilde dolandırıldığını anladığının iddia olunması üzerine başlatılan soruşturma kapsamında; şikâyetçinin olayla ilgili olarak ayrıntılı şekilde beyanına başvurulması, paranın gönderildiği banka hesaplarının ve şikâyetçiyi arayan GSM hatlarının sahipleri ile... Turizm ve Ticaret Ltd. Şti. ve...Güvenlik Sistemleri Ticaret Ltd. Şti. yetkililerinin açık kimlik ve adres bilgileri tespit edilerek şüpheli sıfatıyla ifadelerine başvurulması, adı geçen şirketlerin 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu uyarınca yatırım danışmanlığı yapma hususunda herhangi bir yetkinliğe sahip olup olmadıklarının belirlenmesi, paranın gönderildiği banka hesaplarının suç tarihini de kapsayacak şekilde hesap hareketlerinin ilgili bankadan celp edilerek dosyaya eklenmesi, benzer şekilde gerçekleştirilen dolandırıcılık eylemlerine ilişkin başkaca soruşturma dosyaları bulunup bulunmadığının araştırılmasından sonra sonucuna göre bir değerlendirme yapılması gerekirken, "...dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için müştekinin denetleme imkan ve isteğini ortadan kaldıracak nitelikte hileli bir harekette bulunulmasının gerektiği, dolayısıyla olayda basit bir yalanın söz konusu olduğu müştekinin denetleme imkan ve isteğini ortadan kaldıracak nitelikte hileli bir hareketin söz konusu olmadığı.." şeklindeki hatalı gerekçe ve eksik soruşturma neticesinde verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine itirazın reddine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup, kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. II. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Ankara 7. Sulh Ceza Hakimliğinin, 09.11.2023 tarihli ve 2023/9502 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309/4-a. maddesi uyarınca gerekli işlemlerin yapılması için soruşturma dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.02.2026 tarihinde karar verildi.