5. Hukuk Dairesi 2025/14249 E. , 2026/3957 K. "" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2188 Esas, 2025/2210 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 11. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/433 Esas, 2023/773 Karar Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleştirilen davanın, davalı ... yönünden husumet yokluğu nedeniyle redd…
5. Hukuk Dairesi 2025/14249 E. , 2026/3957 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2188 Esas, 2025/2210 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 11. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/433 Esas, 2023/773 Karar Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleştirilen davanın, davalı ... yönünden husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı ... yönünden kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; Karar tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 362 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi gereğince, miktar veya değeri her paydaş için 544.000 TL'yi geçmeyen davalara ilişkin olarak Bölge Adliye Mahkemesi kararları kesin olup bu kararlar aleyhine temyiz yoluna başvurulamaz. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Asıl dosya davacısı yönünden, hüküm altına alınan ve temyize konu edilen miktarlar Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 544.000 TL’nin altında kalmaktadır. Bu nedenle davacılardan ... yönünden davalı idare vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar verildikten sonra, birleştirilen dosya davacısı ... yönünden gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili asıl ve birleştirilen dava dilekçelerinde; Ankara ili, ..., ... Mahallesi 609 72... parsel sayılı taşınmazda hissedar olduklarını, dava konusu taşınmazın 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planında "ticari rekreasyon alanı" olarak ayrıldığını ve taşınmaza davalı idarece el atıldığından, taşınmaz bedelinin davalı idarelerden tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini talep etmiştir. 2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın davalı ... yönünden husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı ... yönünden kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın değerli bir bölgede bulunduğunu ve belirlenen m² birim fiyatın çok düşük kaldığını, vekâlet ücretinin her dosya için ayrı ayrı hükmedilmesi gerektiğini, Yargıtay 3. ve 13. Hukuk Dairelerinin bu konudaki kararlarının dikkate alınmadığını, vekâlet ücretine ilişkin tavzih taleplerinin reddine dair kararın hatalı olduğunu, ileri sürmüştür. 2.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; husumetten ret nedeniyle hükmolunan vekâlet ücretinin maktu vekâlet ücreti olması gerektiği ileri sürmüştür. 3.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın ticari rekrasyon alanı içinde olup kısıtlamanın olmadığını, üzerine piknik-eğlence alanları, açık hava tiyatrosu, kafeler, spor salonları yapılabileceğini, Danıştay ve Anayasa Mahkemesi kararlarının dikkate alınmadığını, kamuya özgülenmenin olmadığını, raporun yetersiz, bedelin yüksek olduğunu ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın, 2003 onay tarihli 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı kapsamında "Kentsel Rekreasyon Alanı" kullanımında kaldığı, ... nolu parselasyon planı ile düzenlemeye giren kadastral parsellerin kamu ortaklık paylarından oluşturulduğu, daha sonra daha sonra Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin 13.08.2013 tarihli ve 1476 sayılı kararı ile onaylanan 1/5000 ölçekli ... Planı değişikliği ve buna bağlı olarak hazırlanan 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planında taşınmazın "Kentsel Rekreasyon Alanı" kullanımından "Ticari Rekreasyon Alanına" dönüştürüldüğü, aynı kararla taşınmazda minimum ifraz koşulunun 2.500 m² olarak belirlendiği, yapılan keşif sonucu alınan bilirkişi raporuna göre parsel üzerinde imar planında belirtilen kullanım amacına yönelik herhangi bir yapı ve müştemilatın bulunmadığı, doğal taban arazi yapısında olduğunun bildirildiği, bu yönüyle taşınmaza fiilen el atılmadığı anlaşılmış ise de uzun yıllar programa alınmayan imar planının hayata geçirilmemesi nedeniyle kamulaştırma ya da takas cihetine gitmeyen davalı idarece, pasif ve suskun kalınmak ve işlem tesis edilmemek suretiyle taşınmaza müdahale edildiği; bu haliyle idarenin, mülkiyet hakkının özüne dokunan bu eylemi ile kamulaştırmasız el koyma olgusunun gerçekleştiğinin kabulü ile arsa niteliğindeki taşınmaza emsal karşılaştırması yapılıp, dava konusu taşınmaz ile emsalin vergi rayiç değerleri de kıyaslanarak, aynı bölgede yargı denetiminden geçerek kesinleşen bedeller de değerlendirilmek suretiyle, değerinin tespit edilerek davalı ... Belediyesinden tahsiline, dava konusu taşınmazdaki davacı payının iptali ile bu idare adına tapuya tesciline, davalı ... yönünden açılan davanın husumet yokluğundan reddine, dava açılırken talep edilen bedel dikkate alınarak vekâlet ücreti takdirine dair kararda mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığından taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararı temyiz etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ve bedelinin idareden tahsili istemine ilişkindir. 2. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Dava konusu taşınmazın 2002 yılında onaylanan imar planında “kentsel rekreasyon alanı” olarak düzenlendiği, 2013 yılında yapılan imar planı değişikliği ile taşınmazın “Ticari Rekreasyon Alanı” kullanımına ayrıldığı, dava konusu taşınmazın uzun yıllardan beri yapılan imar-parselasyon planları ile kamu hizmetine tahsis edilmiş olması ve önce kentsel rekreasyon alanı olarak daha sonra ticari rekreasyon alanına tahsis edilmiş olması nedeniyle davalı idarece plana uygun olarak fiilen el atılmamış olsa dahi mülkiyet hakkının süresi belirsiz şekilde kısıtlanması nedeniyle işin esasına girilerek arsa niteliğindeki taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesi ve alınan rapor uyarınca bedelinin davalı ... Başkanlığından tahsiline karar verilmesi yerindedir. 3. Davanın hukuki el atmadan kaynaklanan tazminat bedeli kabul edilerek hüküm kurulduğu 7421 sayılı Kanun ile 2942 sayılı Kanun’a eklenen Ek Madde 4'ün üçüncü fıkrası ile; “Bu Kanun kapsamında açılan davalarda verilen bedel ve tazminat kararlarına ilişkin mahkeme ve icra harçları, davalı idare tarafından ödenmek üzere maktu olarak belirlenir.” hükmü getirildiğinden maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiği değerlendirilmiş ise de davalı idarece istinaf ve temyiz nedeni yapılmadığından bu husus eleştirilmekle yetinilmiştir. 4.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; A. Davalı İdare Vekilinin Davacı ... ’ye İlişkin Temyizi Yönünden; Davalı idare vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE, B. Davalı İdare Vekilinin ...'e İlişkin Temyizi Yönünden; Davalı idare vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Davalı idareden peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,04.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.