3. Ceza Dairesi 2021/14510 E. , 2023/2017 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından kesin olarak verilen kararın; 24
**3. Ceza Dairesi 2021/14510 E. , 2023/2017 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından kesin olarak verilen kararın; 24.10.2019 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun'un 29 uncu maddesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesine eklenen üçüncü fıkradaki düzenleme gereğince temyiz yolunun açılması üzerine anılan Kanun'a eklenen geçici 5 inci maddenin 1/f bendi ve 5271 sayılı Kanun'un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, yapılan temyiz isteminin süresinde olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. ..... Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.09.2017 tarihli ve 2017/74 Esas, 2017/107 sayılı kararı ile sanık hakkında örgüte bilerek isteyerek yardım etme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun(5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 220 nci maddesinin yedinci fıkrası 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun(3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca 1 yıl 13 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 2. .... Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 06.12.2017 tarihli ve 2017/3178 Esas, 2017/2719 sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. 3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 24.09.2021 tarihli onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz istemi özetle; sanığın yurtdışı ve yurtiçi gezilerinin, HTS kayıtlarının, V. S. isimli şahsın eşyaları arasında çıkan listede telefon numarasının bulunmasının müsnet suç yönünden delil olarak kabul edilmeyeceğine, dosyaya yansıyan örgütsel bir faaliyetinin olmadığına, Bank ... hesabında hareketliliğinin olmadığına ve sair nedenlere ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü Sanığın ... baharat ve kuru kahve işinde çalıştığı, 31.01.2017 günlü iddianameyle sanık hakkındaki beyanlar, emniyet araştırma ve tespit raporu, yurt dışına ve yurda giriş bilgileri, HTS analiz raporu ihbarlar, Bank ... hesap hareketleri ve tüm delillerden bahisle silahlı terör örgütü FETÖ/ PDY'ye üyelikten cezalandırılması için kamu davası açıldığı, Mahkememizce yapılan yargılamada sanığın, örgütün gizli kriptolu haberleşme aracı olan bylock programını kullanmadığının sanığın TC kimlik numarası ile 18.01.2017 günlü Isparta KOM Şube Müdürlüğünce yapılan sorgulamayla ilişkin cevabi yazısıyla anlaşıldığı, Sanığın tevilli savunmasında kendi halinde esnaf olduğunu, önceleri örgütün sohbet adı altındaki toplantılarına katıldığını, 2013 yılından sonra bıraktığını, gazete-dergi aboneliklerini sonlandırdığını, 2013 yılına kadar gazete ve dergiye abone olduğunu, örgütün faaliyetlerinden sadece yurt dışı gezilerine katıldığını, sohbet adı altındaki örgüt toplantılarını Din Kültürü Öğretmenlerinin yaptığını, 2013 yılında sohbet ortamlarının gergin olmaya başladığını, bir şey söylenmese de düşmanca tavırların belli olduğunu, bu sebeple ayrıldığını, Bank Asyada kredi kartı hesabı olduğunu, kızının Altınbaşak okulunda lise son sınıfa kadar, yani 2015-2016 dönemine kadar gittiğini, bu nedenle Bank ... hesabının mevcut olduğunu, A.D. ile senelerce birlikte çalıştıklarını, arkadaşlıklarının da bulunduğunu, bir defa kurban bağışı yaptığını, örgüt elemanlarıyla şirket ortaklığının bulunmadığını anlattığı, Tanık.....'nin emniyet ve Cumhuriyet savcılığındaki beyanlarında; örgüte müzahir .... yemekhanesinde bilinen akşam yemeklerine Çarşamba günleri katıldığını, bu yemeklere sanığın da düzenli olarak katıldığını, il imamı O. D.'nin projelerle ilgili anlatımlarının olduğunu ve destek istediğini, bu kahvaltı ve yemeklere bazı esnaf gurubunun çağrıldığını anlattığı, daha sonra mahkememizdeki beyanında bu beyanlarından döndüğü ve sanığın akşam toplantılarına gittiğini söylemediğini, sadece tanıdığını anlattığı, sanığı sadece 2011 yılında dernek toplantısında gördüğünü beyan ettiği, tanığın sonradan döndüğü beyanlarına itibar edilmediği, zira hem emniyette hem de Cumhuriyet savcılığında ayrıntılı bir şekilde sadece bu sanıkla ilgili değil diğer başka sanıklarla ilgili somut anlatımlarda bulunduktan sonra sanıkların veya yakınlarının muhtemel baskıları sebebiyle bu beyanlarından döndüğü, genellikle diğer yargılama dosyalarında da aynı durumun söz konusu olduğu, sanığın Altınbaşak yemekhanesindeki Çarşamba günleri yapılan toplantılara katılmadığını savunduğu, İ. B.'nin örgütün sohbet adı altındaki toplantılarına ve diğer etkinliklerine gittiği zaman sanığı gördüğü, 2013 yılı sonrasında da cemaat (örgüt) içerisinde bulunduğunu anlattığı, sanığın bu beyanları da kabul etmediği, mahkememizin 2017/71 Esas sayılı dosyasında yargılaması yapılan sanık M. B.'nin, sanığın cemaat (örgüt) sohbetlerine katıldığını beyan ettiği, sanığın da birlikte katıldığını kabul ettiği, sanığın da kendisinin katıldığı sohbetlere katıldığını beyan ettiği, yine sanığın bu durumu kabul ettiği, M. A.'nın aynı yönde sanığın sohbetlere katıldığını, katılanların genellikle zengin iş adamı olduklarını, sohbetlerde hocalar tarafından sadaka adı altında para toplandığını ve yüksek miktarlarda para verdiğini anlattığı, sanığın da himmet vermediğini savunduğu, Sanığın 24.06.2010 tarihinde Bank Asyada hesap açtırdığı, bu hesabın sadece kredi kartı ödemelerine ilişkin olduğunun bilirkişi raporu ile anlaşıldığı, HTS analiz raporuna göre sanığın diğer FETÖ/PDY silahlı terör örgütü şüphelileri ile çok sayıda görüşmelerinin olduğu, sanığın kardeşi M. T. hakkında da FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olmadan dolayı Ankara ve Nevşehir mahkemelerince verilmiş yakalama kararlarının bulunduğu, sanığın 01.01.2014 tarihinden itibaren 27 FETÖ/ PDY şüphelisi ile görüştüğü, bunlardan ....'nin de arandığı, diğer görüştü pek çok kişinin örgüt üyeliğinden dolayı hakkında işlem yapılan Isparta'da iş adamı olan kişiler olduğu (M. K., N. K., Ö. P., Ş. T., A. D., B. A., M. B. vs.), diğer S. S., S. Ö. ve S. Ö.'nün esnaf olmadığı, üniversite çalışanları oldukları ve bunlarla da sanığın irtibatının bulunduğu, yine örgütün kasası olan O. Ö. ile de sanığın görüşmelerinin bulunduğu, 07.02.2013 günlü Umre ziyaretinin esasen örgütün bir organizasyonu olduğu ve bu organizasyonda örgütün sohbet hocaları olarak bilinen halen kaçak olan R. A., S. E. ve L. G.'nin de katıldığı, yine il imamı O. D.'nin de bu kafilede yer aldığı, bu durumun şüpheli olarak soruşturma safhasında Cumhuriyet savcılığınca ifadesi alınan Ş. B.'nin ifadesi ile tespit olunduğu, yine sanığın diğer sanıklarla yurt dışı çıkış kayıtlarının bulunduğu, ayrıca 08.04.2010 tarihinde yine örgütün düzenlediği, M. A.'nın anlatımlarına göre 08.04.2010 tarihli Bosna Hersek gezisinin örgütün düzenlemiş olduğu bir gezi olduğu ve bu geziye de sanığın kendi iradesiyle katıldığını ikrar ettiği, Sanığın ikrarı ve dosyada örneği bulunan okul kaydına göre sanığın kızı İ. T.'nin 2014-2015 ve 2015-2016 eğitim-öğretim döneminde örgüte müzahir Altınbaşak Anadolu Lisesine gittiğinin anlaşıldığı, örgütün 2013 yılı öncesinde feda edilemeyecek kesimdeki kişiler için tedbir yapılmasını emrettiği ve bu kapsamda 2013 yılı öncesinde bu kişilerin okul, Bank ... vs kayıtlarının bulunmadığı, ancak 17-25 Aralık olaylarından sonra örgütün okul ve dershanelerinin kapanması durumu söz konusu olduğunda örgütün kendi yakınlarına özellikle çağrıda bulunarak devletten teşvik alındığını, dolayısıyla çok düşük ücretler mukabilinde okullarının ve dershanelerinin kapanmasının engellenmesi için okul kayıtlarının yapılması, diğerlerinin de devam etmesi hususlarını örgüt elamanlarına ve yakınlarına bildirdikleri, 17-25 Aralık 2013 sürecine rağmen sanığın hem 2014-2015 hem de 2015-2016 eğitim-öğretim döneminde çocuğunu örgütün okuluna göndermeye devam ettiği, sanığın savunmasına itibar edilmediği zira çocuğunun bu dönem sonrasında son sınıfta olmadığı, dolayısıyla örgütten ayrıldığını ileri süren sanığın, çocuğunun kaydını da örgüte müzahir okuldan alması gerektiği, Alınan 22.12.2016 tarihli kolluk raporuna göre müteveffa V. S.'de ele geçen listede sanığın telefon ve kan gurubu bilgilerinin bulunduğu, aynı tarihlerde yurt dışı giriş-çıkış kayıtlarının olduğu, sanıkta ele geçen dijital verilerin incelenmesine ilişkin analiz raporunda sanığın diğer örgüt mensuplarıyla Arnavutluk'a örgüt etkinlikleri kapsamında seyahate gittiğinin fotoğraflar ile anlaşıldığı, bu hususun sanığa sorulduğu, sanığın da bu seyahate katıldığını izah ettiği, bu geziye katılanların ise mahkememizin diğer dosyalarında sanık olarak yargılanan M. K., M. K. ve M. Ö. olduğunun anlaşıldığı, Bütün bu izah edilip tartışılan delillere göre sanık hakkında silahlı terör örgütü FETÖ/ PDY'ye üyelikten cezalandırılması için kamu davası açılmış ise de, yapılan yargılama, toplanan deliller ve sanığın tevilli ikrarı ve tüm dosya kapsamına göre sanığın, tanık beyanı ve diğer şüpheli anlatımlarına göre örgütün yemekli toplantılarına, diğer sohbet adı altındaki gizli toplantılarına katıldığı, bilirkişi raporu ve sanığın tevilli ikrarına göre Bank Asyada kredi kartı hesabının bulunmuş olması, yukarıda beyanları gösterilip tartışılan M. A.'nın anlatımlarına göre 08.04.2010 tarihli Bosna Hersek gezisinin örgütün düzenlemiş olduğu bir gezi olduğu ve bu geziye de sanığın kendi iradesiyle katıldığı, ayrıca dijital materyallerdeki görüntüler ve ikrarına göre Arnavutluk gezisine de katılmış olması, kendi ikrarına ve okul kaydına göre çocuğunun 2014-2015 ve 2015-2016 eğitim-öğretim dönemlerinde örgütün müzahir okuluna göndermesi, yine yukarıda ayrıntılı olarak gösterilip tartışıldığı gibi sanığın örgüt yapısının içerisinde bulunduğu iddia edilen O. Ö., A. D., S. S., çok sayıda iş adamı ve kardeşi kaçak M. T. ve kaçak Ç. Ç ile görüşmesi birlikte değerlendirildiğinde sanığın örgütün hiyerarşik yapısı içerisinde bulunduğuna dair tam kanaat edinilebilecek delillerin elde edilemediği, ancak yukarıda izah edilen delillere göre sanığın örgüte hakim olan hiyerarşik yapı ile ilişki içinde olmamakla birlikte örgütün amacına bilerek ve isteyerek hizmet ettiğinin anlaşıldığı, böylece sanığın TCK'nın 314/3 ve 220/7-1 inci cümlesi yollamasıyla TCK'nın 314/2 nci maddesi uyarınca suçun işleniş biçimi dikkate alınarak ve teşdit sebebi de bulunmamakla takdiren alt sınırdan cezalandırılmasına, sanığın eylemi bilerek ve isteyerek örgüte yardım şeklinde olduğundan TCK'nın 220/7-2 nci cümlesi uyarınca yardımın niteliği de dikkate alınarak azami ölçüde indirim yapıldığı, zira sanığın örgüte olan yukarıda izah edilen yardımının çok çok önemli nitelikle bulunmadığı, ayrıca örgütün silahlı örgüt olması nedeniyle TMK'nın 5/1 inci maddesi uyarınca cezasında yarı oranında indirim yapılması cihetine gidildiği, cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri göz önünde bulundurularak cezasında TCK'nın 62 nci maddesi uyarınca indirim yapıldığı, sanığın örgüt üyesi olduğu tespit edilememekle hakkında TCK'nın 58/9 uncu maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar vermek gerektiği vicdani kanaatiyle aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü Bölge Adliye Mahkemesince, incelenen dosya kapsamına ve gerekçeye göre İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgular ile hukuki vasıflandırma ve cezanın kişiselleştirilmesi yönünden hükümde herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. IV. GEREKÇE Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan inceleme sonunda; a) Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir(5237 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinin birinci fıkrası). Fiilin icrası sırasında suçun kanuni tanımındaki maddi unsurları bilmeyen bir kimse, kasten hareket etmiş olmaz(5237 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesinin birinci fıkrası). 5237 sayılı Kanun'un, “Hata” kenar başlıklı 30 uncu maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen suçun maddi unsurlarında hata şartlarının gerçekleştiği durumlarda, sanığın kasten hareket ettiğinden bahsedilemeyecek ve somut olayda tipik eylem gerçekleşmiş olsa da 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi gereğince beraat kararı verilecektir. Hata(yanılma); kişinin tasavvuru, zihninden geçirdikleri ile gerçeğin birbirine uymaması anlamına gelen bir kavramdır. Hata kural olarak iradenin oluşum sürecine etki eder ve gerçeğin yanlış biçimde tasavvuru veya bilinmesi nedeniyle irade bozulmuş olarak doğar. Failin tasavvurunun konusu dış dünyaya ait bir şeye ilişkin olabileceği gibi, normatif dünyaya (kurallar alanına) dair de olabilir. Dış dünyayla ilgili şey olduğundan farklı bir biçimde algılanması halinde unsur yanılgısından (tipiklik hatası), normatif dünyaya ait gerçekliğin farklı biçimde değerlendirilmesi halinde ise yasak hatasından bahsedilir. Kısaca unsur hatası bir algılama hatası olduğu halde, yasak hatası bir değerlendirme hatasıdır. Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 2015/3 Esas, 2017/3 Karar sayılı dosyasında ayrıntılı olarak açıklandığı üzere; FETÖ/PDY terör örgütünün, başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanında büyük bir kesimce böylece algılanması, amaca ulaşmak için her yolu mübah gören fakat sözde meşruiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce erişinceye kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında, örgütün ustaca gizlenen amacını bilenler ve bu amaçla örgütte görev alanlar açısından, suç tarihine bakılmaksızın ve suç tarihinden önce anılan yapının terör örgütü olduğuna ilişkin bir mahkeme kararı verilmiş olması da aranmaksızın hata savunmalarına itibar edilemeyeceğinde kuşku bulunmamakta ise de; terör örgütü olduğunu bilmeksizin içinde yer alan veya yardım eden sanıklar yönünden mensup olduğu ya da yardım ettiği yapının Anayasal düzeni zorla değiştirme, Anayasa'ya uygun olmayan yöntemlerle iktidarı ele geçirmeyi amaçlayan bir terör örgütü olduğunu veya terör örgütüne dönüştüğünü anladığı veyahut expost bir değerlendirme ile dış aleme yansıyan olay ve olgular itibariyle kendisinden anlamasının beklendiği tarihten itibaren davranışları ile bu örgütten ayrılma iradesini ortaya koyup koymadığı ve bu bağlamda 30 uncu maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen suçun maddi unsurlarında hata şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği somut olayın özelliğine göre değerlendirilmelidir. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; ... Katılım Bankası A.Ş nezdinde yapılan mutad bankacılık işlemlerinin ve çocuğunu örgüte müzahir okula göndermenin, müsnet suç yönünden delil ya da örgütsel faaliyet olarak değerlendirilemeyeceği gözetildiğinde, örgütün nihai amacının kamuoyunca bilinebilir hale geldiği döneme kadar örgütün organize ettiği bir kaç yurt dışı geziye ve örgütsel içeriği kanıtlanamayan dini sohbet adı altında yapılan toplantılara katılan ve bu aşamadan sonra örgütten ayrıldığını savunan sanığın, Aralık 2013 tarihinden sonra örgüt ile bağlantısının devam ettiğine dair görgüye dayalı hiçbir tanık beyanının bulunmaması gibi delil ve olgular nazara alınarak örgütteki konumu ve yer aldığı katman ile kişisel özelliklerine göre, örgütün nihai amacını öğrendikten sonra örgütsel faaliyetlerine devam ederek hiyerarşik ilişkiyi sürdürdüğüne dair bir delil tespit edilememesi karşısında; hukuki durumunun 5237 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesinin birinci fıkrası kapsamında değerlendirilmesi gerekirken yerinde olmayan gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması, b) İlk Derece Mahkemesinin ve Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçeli karar başlığında suç adının "silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme" yerine "silahlı terör örgütüne üye olma" olarak yanlış yazılması hukuka aykırıdır. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 06.12.2017 tarihli ve 2017/3178 Esas, 2017/2719 sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Isparta 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.04.2023 tarihinde karar verildi.