Başvuru, tutukluluğun makul süreyi aşması, tutukluluk incelemelerinin duruşmasız ve makul olmayan aralıklarla yapılması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru; tutukluluğun makul süreyi aşması, tutukluluk incelemelerinin duruşmasız ve makul olmayan aralıklarla yapılması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 9/12/2014 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına ve başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir: Başvurucu 22/6/2011 tarihinde, KCK/TM yapılanması altında eylem yapan öz savunma birliklerinde görev aldığı gerekçesiyle gözaltına alınmıştır. 26/6/2011 tarihinde Yüksekova Sulh Ceza Hâkimliği başvurucunun terör örgütüne üye olma suçundantutuklanmasına karar vermiştir. Tutuklama kararının gerekçesi şöyledir:"Dosya kapsamındaki ifade tutanakları, gizli tanık ifadeleri ihbar tutanakları, fotoğraf teşhis tutanakları, yakalama ve olay tutanakları birlikte değerlendirildiğinde şüphelilerin atılı suçlamaları işledikleri yönünde mahkememizde kuvvetli suç şüphesi oluşması, delillerin tam olarak toplanmaması, soruşturmanın tamamlanmamış olması, şüphelilerin kaçma, saklanma,delilleri karartma ihtimallerinin var kabul edilmesi, atılı suçların kanunda öngörülen cezalarının yukarı haddi adli kontrol hükümlerinin uygulanmasının olayda yetersiz kalacağının anlaşılması nedeni ile şüphelilerin atılı suçlardan CMK nun 100 ve devamı maddeleri uyarınca şüphelilerin ayrı ayrı tutuklanmasına [karar verildi]." Yüksekova Cumhuriyet Başsavcılığı, başvurucu hakkında soruşturma yetkisinin Van Cumhuriyet Başsavcılığında olduğu gerekçesiyle dosyayı fezlekeye bağlayarak Van Cumhuriyet Başsavcılığına göndermiştir. Soruşturma aşamasında başvurucunun tutukluluk durumu 22/7/2011 tarihinden 21/9/2011 tarihine kadar Yüksekova Sulh Ceza Hakimliğince, 21/10/2011 tarihinden 16/8/2012 tarihine kadar Van Nöbetçi Ağır Ceza Hâkimliklerince değerlendirilmiştir. Bu tutukluluk incelemelerinde tutuklama kararındakilerle benzer gerekçelere dayanılmıştır. Van Cumhuriyet Başsavcılığının 14/9/2012 tarihli iddianamesiyle başvurucunun da dâhil olduğu sanıkların silahlı terör örgütüne üye olma, terör örgütü kapsamında sayı ve nitelik bakımından vahim olan silah veya mermilerin satın alınması, taşınması, bulundurulması ve örgüte silah sağlama suçlarından cezalandırılmaları istemiyle Van Ağır Ceza Mahkemesinde (12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun maddesi ile görevli) kamu davası açılmıştır. 19/9/2012 tarihli tensip incelemesinde Van Ağır Ceza Mahkemesi iddianameyi kabul etmiş ve "kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların bulunması, (arama tutanaklarında ele geçen silah ve parçaları, gizli tanıkların aleyhe beyanları, yer gösterme tutanağı) atılı suçların vasıf ve mahiyeti, sanıkların savunmalarının alınamamış olması müsnet suçun katalog suçlardan olması nedeniyle kaçma şüphesinin varlığı, tutuklama tedbirinin kanuni şartlarının oluştuğu, öngörülen ceza miktarı gereği tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu, adli kontrol tedbirlerinin bu nedenlerle yeterli olamayacağı" gerekçeleriyle başvurucu ile diğer sanıkların tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir. Van Ağır Ceza Mahkemesince 6/11/2012, 18/12/2012, 21/2/2013, 18/4/2013, 25/6/2013, 3/9/2013, 23/9/2013, 24/10/2013, 12/12/2013, 6/2/2014 tarihli duruşmalarda başvurucunun tutukluluk durumu incelenmiş ve tutukluluğun devamına karar verilmiştir. Van Ağır Ceza Mahkemesinin E.2012/31 sayılı dosyası üzerinden yargılamaya devam olunurken 21/2/2014 tarihli ve 6526 sayılı Kanun'un maddesi ile 3713 sayılı Kanun'aeklenen geçici maddenin fıkrası ve 3713 sayılı Kanun'un maddesi ile görevli mahkemelerin kaldırılmasına karar verildiğinden dosyanın Hakkâri Ağır Ceza Mahkemesine devredilmesine karar verilmiştir. Hakkâri Ağır Ceza Mahkemesi 24/3/2014 tarihinde dosya üzerinden yaptığı tensip incelemesi sonucunda başvurucunun tutukluluk durumunu değerlendirmiş ve "atılı suçun vasıf ve mahiyeti, sanıkların üzerlerine atılı suçları işlediklerine ilişkin yer gösterme tutanakları, ekspertiz raporları, gizli tanık beyanları, yakalama ve el koyma tutanaklarına göre somut delillerle desteklenen kuvvetli suç şüphesini gösterir delillerin varlığı, sanıkların üzerlerine atılı suçlar arasında CMK'nın 100/3 maddesinde sayılan suçların bulunması, suçlara kanunda öngörülen cezasının miktarı ile sanıkların tutuklulukta geçirdiği süre gözetildiğinde sanıklar hakkında tutukluluk hallerinin devamına karar verilmesinin yasal koşullarının somut olayda mevcut olduğu ve tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu aynı gerekçelerle adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağı" gerekçesiyle tutukluluğun devamına karar vermiştir. Hakkâri Ağır Ceza Mahkemesi 18/4/2014 tarihinde dosyanın gönderildiği tarihte Yüksekova Ağır Ceza Mahkemesinin faaliyete geçirilmediğini belirterek devir kararından sonra Yüksekova Ağır Ceza Mahkemesinin kurulması ve suç yerinin Yüksekova Ağır Ceza Mahkemesinin yetki alanı içinde olması nedenleriyle yetkisizlik kararı vermiştir. Mahkeme, yetkisizlik kararıyla birlikte başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına da karar vermiştir. Bu karar üzerine Yüksekova Ağır Ceza Mahkemesi 23/10/2014 tarihinde karşı yetkisizlik kararı vermiştir. Mahkeme ayrıca başvurucunun tutukluluk durumunu da incelemiş ve "atılı suçun vasıf ve mahiyeti, sanıkların üzerlerine atılı suçları işlediklerine ilişkin yer gösterme tutanakları, ekspertiz raporları, gizli tanık beyanları, yakalama ve el koyma tutanaklarına göre somut delillerle desteklenen kuvvetli suç şüphesini gösterir delillerin varlığı, sanıkların üzerlerine atılı suçlar arasında CMK'nın 100/3 maddesinde sayılan suçların bulunması, suçlara kanunda öngörülen cezasının miktarı ile sanıkların tutuklulukta geçirdiği süre gözetildiğinde sanıklar hakkında tutukluluk hallerinin devamına karar verilmesinin yasal koşullarının somut olayda mevcut olduğu ve tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu aynı gerekçelerle adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağı" gerekçesiyle tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir. Başvurucu, kararı 30/10/2014 tarihinde UYAP'tan öğrenmesi üzerine 5/11/2014 tarihinde bu karara itiraz etmiştir. Yüksekova Ağır Ceza Mahkemesi 17/11/2014 tarihli yazısında; dosyanın yetki uyuşmazlığının çözümü için Yargıtaya gönderildiğini, dosyanın hâlen Yargıtayda olduğunu, tutukluluğa itirazın Yargıtaya yapılması gerektiğini belirtmiştir. Bu yazının başvurucuya tebliğ edilip edilmediği tespit edilememiştir. Başvurucu 13/11/2014 tarihinde UYAP üzerinden yaptığı incelemede 11/11/2014 tarihinde dosyanın Yargıtaya gönderildiğini tespit etmiş ve tutukluluğuna itirazına bir cevap verilmediği düşüncesiyle 9/12/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Yetki uyuşmazlığı üzerine Yargıtay Ceza Dairesi 26/3/2015 tarihli kararıyla Hakkâri Ağır Ceza Mahkemesinin yetkisizlik kararının kaldırılmasına, dosyanın Hakkâri Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir. Hakkâri Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/75 sayılı dosyasında yargılamaya başlanmıştır. Hakkâri Ağır Ceza Mahkemesi 15/5/2015tarihinde dosya üzerinden yaptığı tensip incelemesi sonucunda "atılı suçun vasıf ve mahiyeti, sanıkların üzerlerine atılı suçları işlediklerine ilişkin yer gösterme tutanakları, ekspertiz raporları, gizli tanık beyanları, yakalama ve el koyma tutanaklarına göre somut delillerle desteklenen kuvvetli suç şüphesini gösterir delillerin varlığı, sanıkların üzerlerine atılı suçlar arasında CMK'nın 100/3 maddesinde sayılan suçların bulunması, suçlara kanunda öngörülen cezasının miktarı ile sanıkların tutuklulukta geçirdiği süre gözetildiğinde sanıklar hakkında tutukluluk hallerinin devamına karar verilmesinin yasal koşullarının somut olayda mevcut olduğu ve tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu aynı gerekçelerle adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağı" gerekçesiyle başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir. Hakkâri Ağır Ceza Mahkemesi 2/6/2015 tarihli ilk duruşmada başvurucunun tahliyesine karar vermiştir. Başvurucu bu duruşmaya mazeret bildirerek katılmamıştır. Hakkâri Ağır Ceza Mahkemesi 20/5/2016 tarihli kararıyla başvurucunun terör örgütüne üye olma suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar vermiştir. Bu karar Yargıtay Ceza Dairesinin 19/4/2017 tarihli ilamıyla onanmıştır. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Tutukluluğun incelenmesi" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"(1) Soruşturma evresinde şüphelinin tutukevinde bulunduğu süre içinde ve en geç otuzar günlük süreler itibarıyla tutukluluk hâlinin devamının gerekip gerekmeyeceği hususunda, Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından 100 üncü madde hükümleri göz önünde bulundurularak, şüpheli veya müdafii dinlenilmek suretiyle karar verilir. (2) Tutukluluk durumunun incelenmesi, yukarıdaki fıkrada öngörülen süre içinde şüpheli tarafından da istenebilir. (3) Hâkim veya mahkeme, tutukevinde bulunan sanığın tutukluluk hâlinin devamının gerekip gerekmeyeceğine her oturumda veya koşullar gerektirdiğinde oturumlar arasında ya da birinci fıkrada öngörülen süre içinde de re'sen karar verir. " 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat istemi" kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili bölümü şöyledir:"Suç soruşturması veya kovuşturması sırasında;...d) Kanuna uygun olarak tutuklandığı hâlde makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında hüküm verilmeyen,...Kişiler, maddî ve manevî her türlü zararlarını, Devletten isteyebilirler." 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat isteminin koşulları" kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:"(1) Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulabilir."