Başvuru, gözaltı ve tutuklama tedbirlerinin hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının, savunma yapma imkânının kısıtlanması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru; gözaltı ve tutuklama tedbirlerinin hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının, savunma yapma imkânının kısıtlanması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 26/9/2016 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir: Akdeniz Üniversitesi Rektörlük Yazı İşleri Müdürlüğünde büro personeli olarak görev yapmakta olan başvurucu, Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) ile bağlantılı suçlardan yürütülen bir soruşturma kapsamında Antalya Cumhuriyet Başsavcılığınca 29/7/2016 tarihinde gözaltına alınmış ve 15/8/2016 tarihine kadar gözaltında tutulmuştur. Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı 15/8/2016 tarihinde, başvurucuyu silahlı terör örgütü (FETÖ/PDY) üyesi olma suçundan tutuklanması istemiyle Antalya Sulh Ceza Hâkimliğine sevk etmiştir. Hâkimlik aynı tarihte başvurucunun müsnet suçtan tutuklanmasına karar vermiştir. Başvurucu 19/8/2016 tarihinde tutuklama kararına itiraz etmiş, Antalya Sulh Ceza Hâkimliği 19/8/2016 tarihinde itirazın kesin olarak reddine karar vermiştir. Başvurucu, anılan kararı 21/9/2016 tarihinde öğrendiğini bildirmiştir. Başvurucu 26/9/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Öte yandan Antalya Sulh Ceza Hâkimliği 29/7/2016 tarihinde, başvurucu hakkındaki soruşturma dosyasına ilişkin olarak müdafinin dosya içeriğini incelemesinin ve belgelerden örnek almasının kısıtlanmasına karar vermiştir. Başvurucunun tahliye talebinde bulunması üzerine Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı 17/10/2016tarihinde, -adli kontrol tedbirleri uygulanarak- tahliyesine karar verilmesi istemiyle Antalya Sulh Ceza Hâkimliğine başvurmuştur. Hâkimlik 18/10/2016 tarihinde başvurucunun tahliyesine ve -yurt dışına çıkmasının yasaklanması ve ikametgâhının bulunduğu yerdeki karakola haftada bir kez başvurması yükümlülükleri uygulanarak- adli kontrol altına alınmasına karar vermiştir. Başvurucu aynı gün serbest bırakılmıştır. Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının 12/4/2017 tarihli iddianamesi ile başvurucunun silahlı terör örgütü üyesi olma suçunu işlediğinden bahisle cezalandırılması istemiyle aynı yer Ağır Ceza Mahkemesinde kamu davası açılmıştır. İddianamede, başvurucu dışında dokuz şüpheli hakkında da aynı suçtan cezalandırma talebinde bulunulmuştur. İddianamede, eşi adına olan Bank Asyadaki hesabın bakiyesinde FETÖ/PDY yöneticilerinin çağrısı üzerine artış yaşanmasına, çocuklarının FETÖ/PDY ile bağlantılı olduğu belirtilen okullarda öğrenim görmesine ve evinde yapılan aramada üzerinde GEÇERSİZ ibaresi olan 1 dolarlık banknotun bulunmasına dayanılarak başvurucunun FETÖ/PDY ile organik bağının bulunduğu ileri sürülmüştür. Antalya Ağır Ceza Mahkemesi 14/4/2017 tarihinde iddianamenin kabulüne karar vermiş ve E.2017/266 sayılı dosya üzerinden kovuşturma aşaması başlamıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda 8/3/2018 tarihinde "silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediklerini gösterir, mahkumiyete yetecek derecede vicdani kanaat sağlayacak bir delilin dosya içeriğinde mevcut olmadığı" gerekçesiyle başvurucunun beraatine karar verilmiştir. Mahkeme ayrıca "beraat eden sanıkların gözaltında ve tutuklulukta geçirdiği süreler yönünden, beraat kararının kesinleştiğinin sanıklara tebliğ edildiği tarihten itibaren 3 ay içinde ve her halde kararın kesinleştiği tarihten itibaren 1 yıl içinde oturdukları yere en yakın ağır ceza mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvuruda bulunmak suretiyle tazminat haklarının bulunduğunun ihtarına" da hükmetmiştir. Karar, istinaf yolu tüketilmeksizin 16/3/2018 tarihinde kesinleşmiştir. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Tazminat istemi" kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili bölümü ile (2) numaralı fıkrası şöyledir:" (1) Suç soruşturması veya kovuşturması sırasında;...a) Kanunlarda belirtilen koşullar dışında yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilen,...e) Kanuna uygun olarak yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine karar verilen,...Kişiler, maddî ve manevî her türlü zararlarını, Devletten isteyebilirler. (2) Birinci fıkranın (e) ve (f) bentlerinde belirtilen kararları veren merciler, ilgiliye tazminat hakları bulunduğunu bildirirler ve bu husus verilen karara geçirilir. ..." 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat isteminin koşulları" kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir: "Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulabilir."