T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2024/1131 Esas KARAR NO: 2026/26 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 06/11/2023 NUMARASI: 2022/607 Esas, 2023/755 Karar DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ödünç Verme Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 14/01/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, H…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2024/1131 Esas KARAR NO: 2026/26 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 06/11/2023 NUMARASI: 2022/607 Esas, 2023/755 Karar DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ödünç Verme Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 14/01/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirket ile davalı şirketin ayrı tüzel kişilikleri olmasının yanında, birlikte yürüttükleri ortak işler için adi ortaklıkları da bulunduğunu, ortaklık ilişkilerinden bağımsız olarak, 14/...2019 tarihli bu sözleşme ile davalıya en geç 31/12/2020 tarihinde geri ödenmek üzere borç verildiğini, ortak yaptıkları işten elde edilen 6.884,54 USD'nin borçtan mahsup edildiğini, kalan borcun süresinde ödenmemesi üzerine başlatılan icra takibinin davalının haksız itirazı üzerine durduğunu, itiraza konu faturanın gerçeği yansıtmadığını ileri sürerek, İstanbul Anadolu 15. İcra Dairesi 2021/... E.'ne yapılan itirazın 17.115,46 USD yönünden iptali ile davalının %20 icra inkar tazminatı ödemesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında TTK da tarif edildiği şekilde bir adi ortaklık bahis konusu olmadığını, 14/05/2019 tarihli sözleşmenin konusunun İstanbul Anadolu 1. FSHM 2017/319 E dosyasındaki masraf ve gelir paylaşımı olduğu açıkça yazılı olduğunu, davacı şirketin sözleşmede belirtilen miktarı taahhüt ettikleri tarihten geç ödediğini, davalı davacının ... ile anlaşmalarında açıkça belirtildiği şekilde kendilerine ödenmesi gereken ücretlere karşılık 24000- USD danışmanlık faturasını davacı şirkete kestiğini, davacı firma sözleşmelere uygun olan faturalara itiraz etmediğini, defterlerine işlemiş ve masrafa geçtiğini avunarak davanın reddini, davalı lehimize %20 den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, taraflar arasındaki sözleşmenin kara katılmalı ödünç sözleşmesi niteliğinde olduğu, davacı tarafın 24000 USD lik ödemeyi davalı tarafa yaptığı, taraflar arasındaki sözleşme hükümleri gereği davalının davacıya davadan elde edilen gelirle orantılı olarak ödeme yapacağı, ilgili dava olumsuz neticelense dahi davalı-... yetkilisi... ... davacı-... ile dava dışı ...işbirliğinden elde edeceği ilk gelirin 24.000 USD'lik bölümünü davacı-...'ya bırakacağı, davacı-... ile ... iş birliğinden 24.000 USD lik gelir elde edilemediği takdirde ise... ...'in davacı-...'ya 24.000 USD yi en geç 31/12/2020 tarihine kadar tamamlamayı kabul, beyan ve taahhüt ettiği hususlarında taraflar arasındaki uyuşmazlık bulunmadığı, davacı tarafın 24.000 USD'lik alacağına ilişkin herhangi bir ödemenin yapılmamış olduğu ve davacı tarafça süreç içerisinde ortak yaptıkları işten elde edilen 13.769,08 USD'den davalının payına düşen 6.884,54 USD'nin davalı borcundan düşüldüğü beyanı karşısında davacının huzurdaki dava ile talep ettiği 17.115,46-USD alacak talebinin yerinde olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile irazın iptali ile takibin 17.115,46 USD asıl alacak üzerinden devamına, alacak likit olduğundan ve davalı itirazında haksız olduğundan davacı tarafın icra inkar tazminatı talebinin kabulü ile asıl alacak olan 17.115,46-USD'nin takip tarihindeki TL karşılığının %20'si oranındaki (31.903,21-TL) icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. İSTİNAF İSTEMİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde; icra takip dosyasında borcun sebebi olarak; "15/05/2019 tarihli 17.200 USD 28/06/2019 tarihli 6.800 USD ödenen paranın iadesi, 18/10/2021 Asıl Alacak 24.000,00 USD " açıklamasına yer verildiğini, itirazın iptali davalarında ispat yükünün davacı alacaklıda olduğunu, mahkemece davacının takipte dayanmadığı belgelere dayalı davayı reddetmesi gerektiğini, herşeye rağmen dava konusu sözleşmeler gereği müvekkilimden talep edilen bedelin gerçeği yansıtmadığını, müvekkilim takip alacaklısına danışmanlık hizmeti verdiğini ve bu danışmanlık hizmeti karşılığında takip alacaklısına 17.200$ ve 6.800$ fatura tanzim ettiğini, aynı şekilde belirtmek gerekir ki yargılama sırasında tarafların ticari kayıtları üzerinde yapılan bilirkişi incelemesine göre de gerek davacı tarafın gerekse müvekkilin ticari defter ve kayıtlarına göre müvekkilin davacıya borcunun olmadığının tespit edildiğini, bu sebeple yerel mahkemenin bu doğrultuda vermiş olduğu kararın hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. GEREKÇE: Dava, itirazın iptali talebine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, yukarıda yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davaya konu takip dayanağında borcun dayanağının "15/05/2019 tarihli 17.200 USD 28/06/2019 tarihli 6.800 USD ödenen paranın iadesi, 18/10/2021 Asıl Alacak 24.000,00 USD " olarak göstermiş, takip dayanağı belge olarak da 17.200 USD ve 6.800 USD'lik ödemelere ilişkin dekontlar ile 14/05/2019 tarihli sözleşme eklenmiş olup, dava dilekçesinde de takibe konu sözleşme uyarınca yapılan söz konusu iki ödemeden kalan bakiye 17.115,46 USD üzerinden itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesi talep edilmiştir. Bu nedenle davacının itirazın iptali davasında takipte yer almayan belgelere dayandığı yönündeki istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. Taraflar arasındaki 14/.../2019 tarihli sözleşme ve sözleşmeye konu ödemelerin davacı tarafından davalıya yapıldığı hususunda ihtilaf bulunmadığı, sözleşmeye göre davalının 24.000 USD'yi en geç 31/12/2020 tarihine kadar davacıya geri ödemeyi kabul ettiği, davacının elde edilen gelirden 6.884,54 USD'yi davalı borcundan düşüldüğünü beyan ettiği, davacının talebinin bakiye 17.115,46-USD'ye ilişkin olduğu görülmektedir. Davalı vekili cevap dilekçesinde davalının, davacının ... ile anlaşmalarında açıkça belirtildiği şekilde kendilerine ödenmesi gereken ücretlere karşılık 24000- USD danışmanlık faturası kestiğini, davacının bu faturayıkendi defterine işlediğini, daha sonra șirketler arasında muhasebe bakiyesinin kapatılması için 12/11/2021 tarihinde davacı şirkete 500 Euro havale yapıldığını savunmuştur. Taralar arasındaki 14/05/2019 tarihli sözleşmeye dayalı olarak, yapılan ödenmelerin tahsili talebiyle yapılan icra takibinin 22/10/2021 tarihinde başlatıldığı, bu nedenle davacının takip tarihi itibariyle davalıdan alacaklı olup olmadığının tespiti amacıyla tarafların 2019-2020 ve 2021 yılına ait ticari defterleri üzerinde inceleme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği halde, eksik inceleme sonucu sadece 2019 yılına ait defterlerinin incelenmesi doğru görülmemiştir. İlk derece mahkemesince sözleşmeye göre 24.000 USD'lik borcun 31/12/2020 tarihinde kadar ödeneceği kararlaştırıldığından ayrıca 2021 yılına ait ticari defter ve kayıtların incelenmesinde yarar olmayacağı belirtilmişse de, davalı vekilinin de cevap dilekçesinde muhasebe bakiyesinin kapatılması için davacıya 12/11/2021 tarihinde ödeme yapıldığını savunması, buna ilişkin 2021 tarihli bir kısım yazışmalar sunması karşısında, davacının takibe konu 24.000 USD'lik ödeme nedeniyle, takip tarihi itibariyle alacağının bulunup bulunmadığının tespiti için, takibin yapıldığı yılı da kapsar şekilde defter incelemesi zorunlu olduğundan, söz konusu mahkeme gerekçesi yerinde görülmemiştir. İlk derece mahkemesince gerekçeli kararda "davacı tarafça 24.000 USD karşılığı 143.795,34 TL lik davalı tarafa yapılan ödeme kendi ticari defterlerine kayıt edilmemiş ise de işbu ödemelerin banka dekontu ve davalı taraf defterlerindeki kayıtlarla sabit olduğu, bununla birlikte her ne kadar davalı taraf 24.000 USD karşılığı 143.795,34 TL lik ödeme ile her iki taraf defterlerinde de davacı alacağı olarak yer alan 50.000 TL ye ilişkin ödemeyi (virman yapmak suretiyle) davacı tarafa yaparak davacı alacağının sfırlandığını iddia etse de dayanak belgelerin dosyaya ibraz edilmediği" belirtilmiştir. Ancak ticari defterler üzerinde yapılan inceleme sonucu hazırlanan bilirkişi raporunda, davacının ticari defterlerinde; davalı tarafından 24.000-USD'ye karşılık 24/07/2019 tarihli ve 104.453,88-TL bedelli ve 20/09/2019 tarihli ve 39.341,46-TL bedelli olmak üzere toplam 143.795,28 TL tutarlı faturanın kayıtlı olduğu, takibe konu 24.000-USD ödemenin davacı defterlerinde kayıtlı olmadığı, iş bu ödemenin dikkate alınması halinde, davacının davalından 31/12/2019 tarihi itibariyle 50.000-TL (93.795,34 –143.795,34) alacaklı olduğu tespit edilmiştir. Kabule göre, davacının sözleşme uyarınca davalıya yaptığı ödemeler hesaba katıldığında, davacının kendi ticari defterlerine göre davalıdan 50.000-TL alacaklı olduğunun görülmesine, usulüne uygun tutulsun veya tutulmasın ticari defterlerin sahibi aleyhine delil olmasına ve davalının ticari defterlerinin de davacının ticari defterleriyle uyumlu olmasına rağmen, ilk derece mahkemesince gerekçeli kararda, tarafların ticari defterlerindeki kayıtlara neden itibar edilmediği açıklanmamış, bu yönüyle de eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf isteminin kısmen abulüne, 2- İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 06/11/2023 gün ve 2022/607 Esas, 2023/755 Karar sayılı kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3-Yukarıda gerekçede belirtildiği şekilde araştırma ve inceleme yapılarak tüm deliller birlikte değerlendirildikten sonra bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-İstinaf peşin harcının talebi halinde davalıya iadesine, 5- İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan yargılama gideri olan 1.169,40 TL istinaf yoluna başvurma harcı ile 165,00 TL posta masrafı olmak üzere toplam 1.334,40 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nun 353/1-a-6 maddesi uyarınca oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.14/01/2026