DANIŞTAY VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2023/1665 E. , 2024/989 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2023/1665 Karar No : 2024/989 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Defterdarlığı - ... (... Vergi Dairesi Müdürlüğü) VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Sendikası VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ
DANIŞTAY VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2023/1665 E. , 2024/989 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2023/1665 Karar No : 2024/989 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Defterdarlığı - ... (... Vergi Dairesi Müdürlüğü) VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Sendikası VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı sendika tarafından, Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) Genel Müdürlüğüne ait lojmanlardan istifade eden sendika üyesi personelden tahsil edilen lojman kirası ve yakıt bedeli üzerinden TMO Genel Müdürlüğü tarafından tevkif edilerek davalı idareye ödenen 2019 yılının Ekim dönemine ilişkin katma değer vergisinin kaldırılması ve yasal faiziyle birlikte sendika üyelerine iadesi istemiyle dava açılmıştır. ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı: Davalı idarece davacı sendikanın dava açma ehliyetinin bulunmadığı belirtilmiştir. Ancak 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu'nun "Sendika ve konfederasyonların yetki ve faaliyetleri" başlıklı 19. maddesinin ikinci fıkrasında sendika ve konfederasyonların kuruluş amaçları doğrultusunda toplumsal cinsiyet eşitliğini gözeterek bulunabileceği faaliyetler sıralanmış; aynı fıkranın (f) işaretli bendinde sendika ve konfederasyon üyelerinin idare ile ilgili doğacak ihtilaflarında, ortak hak ve menfaatlerinin izlenmesinde veya hukuki yardım gerekliliğinin ortaya çıkması durumunda üyelerin veya mirasçılarının, her düzeyde ve derecedeki yönetim ve yargı organları önünde temsil edilmesi veya ettirilmesi, dava açılması ve bu nedenle açılan davalarda taraf olunması değinilen faaliyetler arasında düzenlenmiştir. Dava konusu olayda, TMO Genel Müdürlüğüne ait lojmanlardan istifade eden sendika mensubu personel adına dava açarak ihtilaf konusu dönemde sendika mensubu personelden tahsil edilen lojman kira ve yakıt bedelleri üzerinden kesinti yoluyla alınan katma değer vergisi tutarlarının iadesi isteminde bulunan davacı sendikanın dava açma ehliyetinin bulunduğu sonucuna varıldığından davalı idarenin aksi yöndeki iddiasına itibar edilmemiştir. Davacı sendika üyeleri tarafından TMO Genel Müdürlüğüne ait kamu konutlarından istifade edilmesi ticari bir faaliyet kapsamında bulunmadığından uyuşmazlık konusu dönemde davacı sendikanın üyelerinden tahsil edilen lojman kira ve yakıt bedellerinden tevkif edilen katma değer vergilerinde hukuka uygunluk bulunmamaktadır. Bu nedenle haksız yere tahsil edilen verginin 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'da öngörülen oranda faiz uygulanarak davacıya iade edilmesi gerekmektedir. Mahkeme bu gerekçeyle davanın kabulüne karar vermiştir. Davalının istinaf istemini inceleyen ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı: Vergi Dava Dairesi, istinaf istemine konu edilen kararın kaldırılmasını gerektiren bir nedenin bulunmadığı gerekçesiyle istinaf istemini reddetmiştir. Davalının temyiz istemini inceleyen Danıştay Dördüncü Dairesinin 14/02/2023 tarih ve E:2021/1720, K:2023/743 sayılı kararı: Sendika ve üst kuruluşlarının bizzat taraf oldukları hukuki ilişkiler dolayısıyla, davacı ve davalı oluş sıfatları ile ortak çıkarların korunması için tanınan davacı olabilme sıfatından başka hukuki yardım gerekliliğinin ortaya çıkması durumunda üyelerini veya bunların mirasçılarını her derecedeki yargı organları önünde temsil etme ve dava açma hakkı olduğu, sendika ve üst kuruluşların diğer tüzel kişiliklere genel hükümler uyarınca tanınan taraf olma ve dava açma ehliyetinin dışında, üyelerini ve bunların mirasçılarını temsil etme ve ettirme yetkisi ile donatılmış olduğu görülmektedir. 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu'nun "Sendika ve konfederasyonların yetki ve faaliyetleri" başlıklı 19. maddesinin ikinci fıkrasının (f) işaretli bendinin sendikalara ve üst kuruluşlarına tanıdığı yetkinin temsil yetkisi bağlamında değerlendirilmesinin gerektiği, bu düzenleme ile idare tarafından sendika üyesi olan kamu görevlisi hakkında tesis edilen bireysel (subjektif) işlemler nedeniyle bu ilişkinin tarafı olmayan sendika ve üst kuruluşa, üyesinin isteğine bağlı olarak uyuşmazlığın çözümünde taraf olarak kendisini temsil etme yetki ve sorumluluğunun verildiği anlaşılmaktadır. Buna göre, sendikaların üyelerine yönelik tesis edilen bireysel (subjektif) işlemlere karşı, toplu sözleşmeden ve diğer konulardan dolayı çalışanları temsilen bizzat taraf olarak açacağı davalardan farklı olarak üyelerinin talebi ile yazılı başvuru üzerine temsil belgesi ile açabileceği; sendika üyesi olan kamu görevlisinin isteği üzerine, statüsü ve bu statüsünden kaynaklanan hak, yükümlülük, görev ve sorumlulukları ile atama, nakil, disiplin ve personel hukukuna ilişkin diğer düzenlemelere dayalı olarak üyeleri hakkında tesis edilen bireysel (subjektif) işlemlere karşı, üyelerini temsilen avukatları aracılığıyla dava açabilecekleri ve bu nedenle açılan davalarda taraf olabilecekleri sonucuna ulaşılmaktadır. Davacı sendikanın TMO Genel Müdürlüğü lojmanlarından istifade eden üyelerinden tahsil edilen yakıt ve kira bedelleri üzerinden yapılan katma değer vergisi kesintisi üyelerin menfaatini etkileyen bireysel bir işlemdir. Buna ilişkin davacı sendika tarafından sendika üyelerinin talebine binaen yazılı başvuruları üzerine temsil belgesi ile dava açılabileceği, böyle bir başvuru bulunmadığı için de sendikanın dava açma ehliyetinin bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Bu nedenle davanın ehliyet yönünden reddi gerekirken bu husus gözetilmeden verilen Vergi Dava Dairesi kararında usul ve yasaya uygunluk bulunmamaktadır. Daire bu gerekçeyle kararı bozmuştur. ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararı: Vergi Dava Dairesi, aynı hukuksal nedenler ve gerekçeyle ilk kararında ısrar etmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı sendikanın dava açma ehliyetinin bulunmadığı, davacı sendika üyeleri adına herhangi bir tarhiyat yapılmadığından ve ceza kesilmediğinden dava konusu vergilerin fazla veya yersiz alındığına ilişkin iddiaların ancak özel hukuk hükümlerine göre TMO Genel Müdürlüğüne karşı açılan davada ileri sürülebileceği, 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye tabi olarak faaliyet gösteren bir iktisadi devlet teşekkülü olan TMO Genel Müdürlüğünün ticari faaliyeti kapsamında kanunla istisna getirilmeyen her türlü teslim ve ifasının katma değer vergisine tabi olduğu, anılan kurum ile yapılan yazışmalar neticesinde kiraya verilen lojmanların kurumun aktifinde kayıtlı olduğu ve bilançosunda yer aldığının anlaşıldığı, kural olarak özel hukuk hükümlerine tabi olarak faaliyet gösteren kurumun aktifinde kayıtlı olan lojmanların kiraya verilmesi işlemin Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 17. maddesinin (4) numaralı fıkrasının (d) bendi kapsamında katma değer vergisinden istisna olmasının mümkün olmadığı belirtilerek ısrar kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Cevap verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: Olayda, kamu işvereni olan TMO Genel Müdürlüğü tarafından kiraya verilen lojmanlardan yararlanan sendika üyelerinden tahsil edilmek suretiyle davalı idareye ödenen dava konusu katma değer vergilerinin anılan üyelerin ekonomik menfaatini etkilediğinde tereddüt bulunmamaktadır. 4688 sayılı Kanun'un 3. maddesinin birinci fıkrasının (f) işaretli bendinde, sendikanın kamu görevlilerinin ortak ekonomik, sosyal ve mesleki hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmek için oluşturdukları tüzel kişiliğe sahip kuruluş olarak tanımlandığı ve davacı sendikanın Ana Tüzüğü'nün 3. maddesinde sayılan kuruluş amaçları arasında üyelerin ekonomik, sosyal, kültürel ve mesleki hak ve menfaatlerinin korunmasının da bulunduğu dikkate alındığında davacı sendikanın anılan vergilerin kaldırılması istemiyle üyelerini temsilen 4688 sayılı Kanun'un 19. maddesinin ikinci fıkrasının (f) işaretli bendi uyarınca dava açma yetkisinin bulunduğu sonucuna varılmaktadır. Bununla birlikte sendikalara verilen üyeleri adına tesis edilen bireysel işlemlere ilişkin dava açma yetkisi kanunla verilen özel bir temsil yetkisi olduğundan davacı sendika tarafından değinilen yetkiye istinaden üyeleri adına açılan davada temsil yetkisine ilişkin bilgi ve belgelerin dava dosyasına sunulması gerekmektedir. Uyuşmazlık konusu olayda, davacı sendika tarafından, menfaati ihlal edilen üyelere ilişkin üyelik formu, yetki belgesi, lojman tahsis belgesi gibi belgeler dava dosyasına sunulmak suretiyle menfaati ihlal edilen üyeleri temsilen dava açılması mümkün olmakla birlikte değinilen bilgi ve belgelere yer verilmeksizin bizzat dava açıldığı anlaşılmaktadır. Öte yandan dava konusu edilen 2019 yılının Ekim ayına ilişkin katma değer vergilerinin toplam tutarı ile hangi tarihlerde ödendiğine ilişkin bilgi ve belgelere dava dilekçesi ve ekinde yer verilmediği görülmektedir. Dolayısıyla davacı sendika tarafından, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 3. maddesi uyarınca dava dilekçesinde gösterilmesi zorunlu olan hususlar ile üyeleri adına dava açma yetkisini ortaya koymaya elverişli bilgi ve belgelere yer verilmeksizin açılan davada İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 15. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (d) işaretli bendi uyarınca dava dilekçesinin reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşıldığından uyuşmazlığın esası incelenerek verilen karara yöneltilen istinaf isteminin reddine dair ısrar kararının bu gerekçeyle bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY: Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) Genel Müdürlüğü tarafından, aktifinde yer alan lojmanlardan istifade eden sendika mensuplarından tahsil edilen kira ve yakıt bedelleri üzerinden hesaplanan katma değer vergileri davalı vergi dairesi müdürlüğüne ihtirazi kayıt konulmaksızın beyan edilerek ödenmiştir. Davacı sendika tarafından, lojmanlardan yararlanan sendika mensuplarından tahsil edilen kira ve yakıt bedelinden kesinti suretiyle ödenen 2019 yılının Ekim dönemine ilişkin katma değer vergilerinin hukuka aykırı olduğu, TMO Genel Müdürlüğünün iktisadi işletme sıfatıyla asıl faaliyeti ile ilişkili olmayan tahsise bağlı kiralama işleminin personelin barınması amacıyla yapıldığı ve açıkça katma değer vergisinin konusuna girmediği iddialarıyla kaldırılması ve kesilen vergilerin sendika mensuplarına faiziyle birlikte iadesi istemiyle dava açılmıştır. VI- İLGİLİ HUKUK A- İlgili Mevzuat 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı" başlıklı 2. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) işaretli bendinde, iptal davalarının idari işlemler hakkında yetki, sebep, şekil, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılacağı; "Dilekçeler üzerine ilk inceleme" başlıklı 14. maddesinin (3) numaralı fıkrasında, dilekçelerin, görev ve yetki, idari merci tecavüzü, ehliyet, idari davaya konu olabilecek kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı, süre aşımı, husumet ve aynı Kanun'un 3. ve 5. maddelerine uygun olup olmadıkları yönlerinden sırasıyla inceleneceği; "İlk inceleme üzerine verilecek karar" başlıklı 15. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendinde ise, ehliyet konusunda Kanun'a aykırılık görülmesi halinde davanın reddedileceği hükümlerine yer verilmiştir. 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu'nun "Tanımlar" başlıklı 3. maddesinin birinci fıkrasının (f) işaretli bendinde, "sendika", kamu görevlilerinin ortak ekonomik, sosyal ve mesleki hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmek için oluşturdukları tüzel kişiliğe sahip kuruluş olarak tanımlanmış; aynı Kanun'un "Sendika ve konfederasyonların yetki ve faaliyetleri" başlıklı 19. maddesinin ikinci fıkrasında sendika ve konfederasyonların kuruluş amaçları doğrultusunda toplumsal cinsiyet eşitliğini gözeterek bulunabileceği faaliyetler sıralanmış; aynı fıkranın (f) işaretli bendinde sendika ve konfederasyon üyelerinin idare ile ilgili doğacak ihtilaflarında, ortak hak ve menfaatlerinin izlenmesinde veya hukuki yardım gerekliliğinin ortaya çıkması durumunda üyelerin veya mirasçılarının, her düzeyde ve derecedeki yönetim ve yargı organları önünde temsil edilmesi veya ettirilmesi, dava açılması ve bu nedenle açılan davalarda taraf olunması değinilen faaliyetler arasında düzenlenmiştir. 233 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüsleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 2. maddesinin (1) numaralı bendinde "Teşebbüs", iktisadi devlet teşekkülü ile kamu iktisadi kuruluşunun ortak adı olarak; (2) numaralı bendinde de "Teşekkül", sermayesinin tamamı devlete ait, iktisadi alanda ticari esaslara göre faaliyet göstermek üzere kurulan, kamu iktisadi teşebbüsü olarak tanımlanmıştır. Aynı Kanun Hükmünde Kararname'nin 4. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tüzel kişiliğe sahip teşebbüsler anılan Kanun Hükmünde Kararname ile saklı tutulan hususlar dışında özel hukuk hükümlerine tabi olup söz konusu Kanun Hükmünde Kararname'de kamu iktisadi teşebbüslerinin 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu karşısındaki durumlarını düzenleyen özel bir hüküm bulunmamaktadır. 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 1. maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinde, Türkiye'de yapılan ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetlerin; (3) numaralı bendinin (f) alt bendinde, Gelir Vergisi Kanunu'nun 70. maddesinde belirtilen mal ve hakların kiralanması işlemlerinin katma değer vergisine tabi olduğu belirtilmiştir. Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 17. maddesinin (4) numaralı fıkrasının (d) bendinde ise iktisadi işletmelere dahil olmayan gayrimenkullerin kiralanması işlemlerinin katma değer vergisinden istisna olduğu hükme bağlanmıştır. 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 70. maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinde, arazi, bina (döşeli olarak kiraya verilenlerde döşeme için alınan kira bedelleri dahildir), maden suları, menba suları, madenler, taş ocakları, kum ve çakıl istihsal yerleri, tuğla ve kiremit harmanları, tuzlalar ve bunların mütemmim cüzileri ve teferruatının, (5) numaralı bendinde ise işletme hakkının sahipleri, mutasarrıfları, zilyedleri, irtifak ve intifa hakkı sahipleri veya kiracıları tarafından kiraya verilmesinden elde edilen iratların gayrimenkul sermaye iradı olduğu; ikinci fıkrasında, birinci fıkrada yazılı mal ve hakların ticari veya zirai bir işletmeye dahil bulunduğu takdirde bunların iratlarının ticari veya zirai kazancın tespitine müteallik hükümlere göre hesaplanacağı düzenlenmiştir. B- İlgili Yargı Kararı 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu'nun 19. maddesinin ikinci fıkrasının (f) işaretli bendi uyarınca kamu görevlileri sendikaları ve üst kuruluşlarının, üyeleri hakkında tesis edilen bireysel (subjektif) işlemlere karşı dava açıp açamayacakları konusunda Danıştay dairelerince verilen kararlar arasındaki aykırılığın içtihatların birleştirilmesi suretiyle giderilmesi istemi üzerine Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunca 18/06/2006 tarih ve 26202 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 03/03/2006 tarih ve E:2005/1, K:2006/1 sayılı karar ile içtihatların birleştirilmesine karar verilmiştir. Anılan kararın ilgili bölümü şu şekildedir: "4688 sayılı Kanunun 19/f maddesi, sendika ve üst kuruluşlarının, bizzat taraf oldukları hukuki ilişkiler dolayısıyla davacı ve davalı oluş sıfatları ile ortak çıkarların korunması için tanınan davacı olabilme sıfatından başka, hukuki yardım gerekliliğinin ortaya çıkması durumunda üyelerini veya bunların mirasçılarını her derecedeki yargı organları önünde temsil etmek ve dava açma hakkı tanımaktadır. Bu bağlamda kanun koyucu 19/f maddesi ile sendika ve üst kuruluşları, diğer tüzel kişiliklere genel hükümler uyarınca tanınan taraf olma ve dava açma ehliyetinin dışında, üyelerini ve bunların mirasçılarını temsil etme ve ettirme yetkisi ile donatmaktadır. Buna göre, söz konusu maddenin sendikalara ve üst kuruluşlarına tanıdığı yetkinin ehliyet değil, temsil bağlamında değerlendirilmesi gerekmektedir. Başka bir anlatımla kanun koyucu, getirdiği bu düzenleme ile, idare tarafından sendika üyesi kamu görevlisi hakkında tesis edilen bireysel (subjektif) işlemler nedeniyle bu ilişkinin tarafı olmayan sendika ve üst kuruluşa, üyesinin isteğine bağlı olarak uyuşmazlığın çözümünde taraf olarak kendisini temsil etme yetki ve sorumluluğu vermektedir." HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu'nun 19. maddesinin ikinci fıkrasının (f) işaretli bendi ile yukarıda yer verilen içtihadı birleştirme kurulu kararının birlikte değerlendirilmesinden kamu görevlileri sendikalarına bizzat taraf oldukları hukuki ilişkiler dolayısıyla tanınan dava açma yetkisi ile üyelerinin ortak çıkarlarının korunması için tanınan dava açma yetkisinden başka, hukuki yardım gerekliliğinin ortaya çıkması durumunda istemleri halinde üyelerini veya bunların mirasçılarını temsil ederek idari yargıda dava açma hak ve yetkisinin de tanındığı anlaşılmaktadır. Olayda, davacı sendika tarafından sendika üyelerinden kesinti suretiyle tahsil edilen dava konusu vergiler nedeniyle sendika üyelerinin hak ve menfaatlerinin ihlal edildiğinden bahisle anılan vergilerin iade edilmesi istemiyle görülmekte olan dava açılmıştır. Dolayısıyla davacı sendikanın doğrudan kendi tüzel kişiliğinden kaynaklanan hak ve menfaatlerine ilişkin bir dava bulunmadığı açıktır. Öte yandan, sendika tarafından, dava konusu katma değer vergilerinin TMO Genel Müdürlüğünün aktifinde kayıtlı bulunan lojmanlardan istifade eden sendika mensuplarından tahsil edilen kira ve yakıt bedelinden tevkif edildiği belirtilmekteyse de anılan vergilerin tevkifat yoluyla değil verginin mükellefi olan TMO Genel Müdürlüğü tarafından nihai yüklenici olan sendika üyelerine yansıtılmak suretiyle ödendiği, sendika üyelerinin verginin mükellefi veya sorumlusu olmadığı anlaşılmaktadır. Bununla birlikte sendikanın, üyelerinin ortak çıkarlarını korumak amacıyla veya hukuki yardım gerekliliği bulunduğu durumlarda istemleri halinde üyelerini temsilen dava açma yetkisinin bulunduğu konusunda tereddüt bulunmamaktadır. Ancak bu yetkinin sendika üyelerinin menfaatini ihlal eden her türlü idari işleme karşı kullanılabilecek sınırsız bir yetki olarak düşünülmesi mümkün değildir. Bu nedenle öncelikle davacı sendikanın Ana Tüzüğü'nde belirtilen amaç, yetki ve faaliyetler kapsamında görülmekte olan davayı açma yetkisinin bulunup bulunmadığının belirlenmesi gerekmektedir. Türkiye Tarım Orman ve Gıda Hizmet Kolu Kamu Görevlileri Sendikası Ana Tüzüğü'nün "Sendikanın Amacı" başlıklı 3. maddesinin (b) işaretli bendinde, sendikanın toplum ve iş barışını tesis ederek devlet-millet kaynaşmasına ve sosyal adaletin gerçekleşmesine katkıda bulunmayı, insanın ve emeğinin en yüce değer olduğunun bilinciyle hür sendikacılık anlayışı içerisinde, üyelerinin ekonomik, sosyal, kültürel ve mesleki hak ve menfaatlerini korumayı ve geliştirmeyi, kamu hizmetinin verimli ve kaliteli şekilde sunulmasını sağlamayı amaç edindiği belirtilmiştir. Tüzük'ün "Sendikanın Yetki ve Faaliyetleri" başlıklı 6. maddesinin (c) işaretli bendinde sendikanın, kanun ve diğer mevzuattan doğan hak ve yetkilerini kullanmaktan başka üyelerine, yaptıkları iş ve insanlık haysiyeti ile uyumlu adil bir ücret, daha iyi çalışma şartları, yükümlülükleri, iş güvenliği ve mesleki saygınlık kazandırmaya çalışacağı; bunun için çalışma hayatından, mevzuattan, toplu sözleşmelerden doğan anlaşmazlıklarda, idare ile doğacak ihtilaflarda, ortak hak ve menfaatlerin izlenmesinde üyeleri ve mirasçıları adına dava açacağı, açılan davalarda üyelerini ve mirasçılarını temsilen davaya ve husumete ehil olacağı, bu davaları izleyeceği, üyelerine ve mirasçılarına adli yardımda bulunacağı, şube veya temsilcilerini bu konuda görevlendireceği, hukuk ve danışmanlık büroları açacağı ve bunları yetkilendireceği düzenlenmelerine yer verilmiştir. Davacı sendika tarafından açılan davada uyuşmazlık, kamu işvereninin aktifine kayıtlı bulunan taşınmazların kiraya verilmesinin katma değer vergisine tabi olup olmadığına ilişkin olup değinilen uyuşmazlık çalışma hayatından, toplu iş sözleşmelerinden veya kamu personelinin hak ve sorumluluklarına ilişkin mevzuattan kaynaklanmamaktadır. Dava konusu edilen işlemlerin beyan üzerine kamu işvereni adına vergi dairesi müdürlüğünce tesis edildiği dikkate alındığında salt vergisel uygulamalar nedeniyle sendika üyelerinin dolaylı olarak menfaatinin ihlal edilmesinin davacı sendikaya üyelerini temsilen dava açma yetkisi vereceğinden söz edilemeyecektir. Bu itibarla davacı sendikanın Ana Tüzüğü'nde yer verilen amaç, yetki ve faaliyetler kapsamında dava konusu uyuşmazlığa ilişkin dava açma ehliyeti bulunmadığı sonucuna varıldığından davanın ehliyet yönünden reddi gerekirken davanın kabulü yolunda verilen mahkeme kararına yöneltilen istinaf isteminin reddine dair ısrar kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1- Davalının temyiz isteminin KABULÜNE, 2- ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının BOZULMASINA, 3- Yeniden verilecek kararda karşılanacağından, yargılama giderleri hakkında hüküm kurulmasına gerek bulunmadığına, 23/10/2024 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi. X - KARŞI OY: Temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçe karşısında ısrar kararının bozulmasını gerektirecek nitelikte bulunmadığından, istemin reddi gerektiği oyu ile karara katılmıyoruz. XX - KARŞI OY: Olayda, kamu işvereni olan TMO Genel Müdürlüğü tarafından kiraya verilen lojmanlardan yararlanan sendika üyelerinden tahsil edilmek suretiyle davalı idareye ödenen dava konusu katma değer vergilerinin anılan üyelerin ekonomik menfaatini etkilediğinde tereddüt bulunmamaktadır. 4688 sayılı Kanun'un 3. maddesinin birinci fıkrasının (f) işaretli bendinde, sendikanın kamu görevlilerinin ortak ekonomik, sosyal ve mesleki hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmek için oluşturdukları tüzel kişiliğe sahip kuruluş olarak tanımlandığı ve davacı sendikanın Ana Tüzüğü'nün 3. maddesinde sayılan kuruluş amaçları arasında üyelerin ekonomik, sosyal, kültürel ve mesleki hak ve menfaatlerinin korunmasının da bulunduğu dikkate alındığında davacı sendikanın anılan vergilerin kaldırılması istemiyle üyelerini temsilen 4688 sayılı Kanun'un 19. maddesinin ikinci fıkrasının (f) işaretli bendi uyarınca dava açma yetkisinin bulunduğu sonucuna varılmaktadır. Bununla birlikte sendikalara verilen üyeleri adına tesis edilen bireysel işlemlere ilişkin dava açma yetkisi kanunla verilen özel bir temsil yetkisi olduğundan davacı sendika tarafından değinilen yetkiye istinaden üyeleri adına açılan davada temsil yetkisine ilişkin bilgi ve belgelerin dava dosyasına sunulması gerekmektedir. Uyuşmazlık konusu olayda, davacı sendika tarafından, menfaati ihlal edilen üyelere ilişkin üyelik formu, yetki belgesi, lojman tahsis belgesi gibi belgeler dava dosyasına sunulmak suretiyle menfaati ihlal edilen üyeleri temsilen dava açılması mümkün olmakla birlikte değinilen bilgi ve belgelere yer verilmeksizin bizzat dava açıldığı anlaşılmaktadır. Öte yandan dava konusu edilen 2019 yılının Ekim ayına ilişkin katma değer vergilerinin toplam tutarı ile hangi tarihlerde ödendiğine ilişkin bilgi ve belgelere dava dilekçesi ve ekinde yer verilmediği görülmektedir. Dolayısıyla davacı sendika tarafından, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 3. maddesi uyarınca dava dilekçesinde gösterilmesi zorunlu olan hususlar ile üyeleri adına dava açma yetkisini ortaya koymaya elverişli bilgi ve belgelere yer verilmeksizin açılan davada İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 15. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (d) işaretli bendi uyarınca dava dilekçesinin reddine karar verilmesi gerektiğinden uyuşmazlığın esası incelenerek verilen karara yöneltilen istinaf isteminin reddine dair ısrar kararında hukuka uygunluk bulunmadığından çoğunluk kararına gerekçe yönünden katılmıyoruz.