6. Hukuk Dairesi 2014/1440 E. , 2014/11944 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Bakırköy 2. Sulh Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 10/10/2013 NUMARASI : 2011/1126-2013/955 Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı menfi tespit davasına dair karar, davacı ve davalı M.. G.. tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Asıl ve birleşen dava kira alacağı nedeniyle düzenlenen bonolardan dolayı borçlu olmadığının tesbiti i
**6. Hukuk Dairesi 2014/1440 E. , 2014/11944 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Bakırköy 2. Sulh Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 10/10/2013 NUMARASI : 2011/1126-2013/955 Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı menfi tespit davasına dair karar, davacı ve davalı M.. G.. tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Asıl ve birleşen dava kira alacağı nedeniyle düzenlenen bonolardan dolayı borçlu olmadığının tesbiti istemine ilişkindir. Mahkemece senetlerin hamili hakkında açılan davanın reddine, davalı kiraya veren hakkında açılan asıl davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı ve davalı kiraya veren vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davacı vekili, dava dilekçesinde; Davacının Akademi L..ve İ.. A.. Derneği'nin genel başkanı sıfatıyla davalılardan Mustafa ile imzaladığı 01.10.2010 başlangıç tarihli, iki yıl süreli kira sözleşmesi ile davalı Mustafa'ya ait binanın, derneğin merkez binası olarak kullanılmak üzere kiralandığını, ilk yıl için aylık kira bedelinin 14.000 TL, ikinci yıl için 16.000 TL olarak kararlaştırıldığını, ancak tarafların anlaşması ile yazılı sözleşmede aylık kira parasının 5.000 TL olarak gösterildiğini, ilk yıl için aylık bakiye 9.000 TL, ikinci yıl için aylık bakiye 11.000 TL kira bedeli için sıralı şekilde tanzim edilen bonoların davacı tarafından imzalanarak davalı Mustafa'ya verildiğini, bonolarda tanzim sebebinin kiralama olduğunun da yazıldığını, binanın depreme dayanıklı olmaması nedeniyle sözleşmenin 7. maddesine uygun olarak 06.06.2011 tarihli yazıyla taşınmazın tahliye edileceğinin davalıya bildirildiğini ve 25.07.2011 tarihinde tahliye edildiğini, tahliye sonrasına ilişkin süre yönünden önceden verilen bonoların bedelsiz kaldığını belirterek asıl davada Bakırköy 17. İcra Müdürlüğü'nün 2011 /1563 E esas sayılı takibine konu 01.08.2011 ve 01.09.2011 vade tarihli herbiri 9.000 TL bedelli ve takibe konu olması ihtimali bulunan 01.10.2011 ve 01.11.2011 vadeli her biri 11.000 TL bedelli olan bonolardan dolayı borçlu olmadığının tespiti ile %40 tazminata karar verilmesini, kiraya veren ile senet hamiline karşı açılan birleşen davada ise 01.12.2011, 01.01.2012, 01.02.2012, 01.03.2012, 01.04.2012, 01.05.2012 vade tarihli bonolar nedeniyle borçlu olmadığının tesbitiyle %40 tazminata karar verilmesini istemiştir. Davalı Mustafa vekili cevabında; Kira bedeline ilişkin olarak davacının iddialarının doğru olduğunu, feshe dair yazının taraflarına tebliğ edilmediğini, anahtarın komşuya bırakıldığını 20.08.2011 tarihinde öğrendiklerini, kiralanana verilen hasar bedelinin 30.000 TL olarak tespit edildiğini, bir aylık tamir süresi kirasının 14.000 TL olduğunu, kiracının bu şekilde 44.000 TL borçlu olduğunu, makul süre kirası da hesaba katıldığında davanın reddi gerektiğini,bu konudaki yasal haklarını saklı tuttuklarını belirterek davanın reddini savunmuştur.Asıl dava yönünden senet hamili ve takip alacaklısı olan davalı Filiz'in davaya dahili suretiyle mahkemece yapılan yargılama sonucunda anahtar teslim tarihinin davalı kiraya veren tarafından bildirilen 20.08.2011 tarihi olarak kabulü ile bonolar ile sözleşme kapsamında belirtilen tam kira bedeli olarak aylık 14.000 TL üzerinden davacının borcunun anahtar teslim tarihine kadar ödenmesi gereken 20 günlük kira bedeli ile sözleşmenin 7.maddesi çerçevesinde belirlenen bir aylık makul süre kirası ve keşif suretiyle belirlenen 27.777 TL hasar bedeli toplamından oluşan 51.110,33 TL olduğu, bu durumda davacının bu miktarı aşan kısım kapsamında olan 01.01.2012 vade tarihli bonodan dolayı 10.889,67 TL,01.02.2012, 01.03.2012, 01.04.2012, 01.05.2012 vade tarihli bonoların her birinden dolayı 11.000'er TL olmak üzere toplam 54.889,67 TL borçlu olmadığı kabul edilerek hesaplama yapan ek rapora göre karar verilmiştir. 1-)Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına ve takdirde de bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı ve davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. 2-)Davacı vekilinin alacağın tespitine ilişkin temyiz itirazlarına gelince; Kira bedelinin ilk yıl 9.000 TL, ikinci yıl 11.000 TL.lik kısmının bono ile ödendiği taraflar arasında uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık kira alacağının bono kapsamında kalan kısmı ile ilgilidir. Bu nedenle davacının sorumlu olduğu miktarın bonoda belirlenen miktarlar esas alınarak tespit edilmesi gerekirken mahkemece hatalı değerlendirme ile bono kapsamında olmayan kira bedelinin de eklenerek kira alacağının belirlenmesi usulsüz olmuştur. Öte yandan kiralananın hor kullanıldığına ilişkin olarak davalı tarafından açılmış bir karşı dava olmadığı gibi usulüne uygun olarak takas-mahsup iddiasında da bulunulmamış, bu konuya ilişkin dava hakkı saklı tutulmuştur. Kaldı ki buna ilişkin taleplerin kiracıya karşı ileri sürülmesi gerekir. Davacının kiracı derneği temsilen kira sözleşmesini imzaladığı, davanın ise davacı ile davalı arasındaki kambiyo ilişkisinden kaynaklandığı gözetildiğinde kiralanan taşınmazın hasarına ilişkin tazminatın kira bedeli karşılığı verildiği anlaşılan bonolardan mahsup edilerek sonuca gidilmesi doğru olmadığı gibi makul süre kira parası da esasen kira niteliğinde olmayıp kiralananın yeniden kiraya verilebileceği süreye ilişkin ve haksız tahliye nedeniyle oluşan kira kaybının tahsiline yönelik tazminat niteliğinde olduğundan buna ilişkin talebin kiracıya yöneltilmesi gerektiğinden makul süre kira bedelinin mahsubuna karar verilmiş olması da doğru olmamıştır. 3-)Davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; Davalı vekilinin kötü niyet tazminatı talebi olmasına rağmen ve davanın kısmen reddedildiği gözetilerek kötü niyet tazminatı talebi hakkında olumlu veya olumsuz bir hüküm kurulmamış olması da doğru değildir. Hüküm bu nedenlerle bozulmalıdır. SONUÇ:Yukarıda 2 ve 3 nolu bentte yazılı nedenlerle davacı ve davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 05.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.