Kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir.
Davacı asil dava dilekçesinde özetle: Kozmetik alanında faaliyet göstermekte olduğunu, 11/03/2013 yılında "..." ibaresini TPMK nezdinde ... numarası ile tescil ettirdiğini, davalının "..." ibaresini tescilli markasıymış gibi ayniyete yakın derecede benzerini kullandığını, bu durumun kendi adına tescilli marka haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini, davalının "...” ibaresini ürünlerinde izinsiz, marka haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eder nitelikte kullanmakta olduğunun tespitine, davalının "..." ibaresini kullandığı ürünlerin ihtiyati tedbir yoluyla toplatılmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı ...vekili cevap dilekçesinde özetle: Dosyanın dava şartı bakımından incelendiğinde "'... " isimli bir tüzel kişiliğin veya adi ortaklığın olmadığını, bu nedenle taraf ehliyetinin bulunmadığını, davacının maddi ve manevi tazminat talebinin açıkça belirtilmediğini, müvekkili olan şirketin dünyaca ünlü "..." markasının kozmetik ürünlerinin Türkiye'deki distribütörlüğünü ve satıcılığını yaptığını, ithal ettiği ürünlerin üreticisi ve marka sahibi ...nın moda dünyasını birçok alanda dünya çapında şekillendirdiğini, ...'nin Türkiye ve dünyada 1000'den fazla tescilli "..." markası olduğunu, 2013 tarihinden bu yana ... ürünlerinin ithalatının yapıldığını, müvekkili olan şirketin ithalatını yaptığı ürünlerin marka sahibi olan ...'nin hiçbir ürününde sadece "..." ibaresinin kullanılmadığını, "..." ibaresinin ayırt edici özelliğinin olmadığını, davacının ayırt edici özelliği olmayan "..." markası ile başkalarının tescil ve kullanımına engel olmak yönündeki taleplerinin kabul edilemeyeceğini, "... ..." isimli ürünün, 2013 tarihinden de önce yurtdışında piyasaya sunulduğunu, davacının "..." markasının başvuru tarihinin 11.03.2013 olduğunu, ... markasının bu tarihten önce Türkiye'de ve dünyada ürünlerini piyasaya sunduğunu, davacıya ait internet sitesinde davaya konu ... ... ürünlerinin dahi satıldığını, davacının uzun yıllar sessiz kaldığını, bu nedenle marka tecavüzü iddia etme hakkını kaybettiğini, davacının açıkça tekel olma amacıyla kotüniyetli olarak hareket ettiğini, davanın usulden reddine, aksi durumda ise ... şirketinin davaya dahil edilmesini, Davanın söz konusu şirkete ihbarına, Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini beyan etmiştir.Davalı... (Eski Ünvanı: ...) vekili cevap dilekçesinde özetle: Müvekkilinin 1978 yılından beri 100'ün üzerinde mağazasıyla, dünya çapında mağazalar zincirine sahip olduğunu, "..." markasının dünya çapında tanınmış bir marka olduğunu, Türkiye'de de 1990'dan bu yana yoğun olarak kullanıldığını, TPMK nezdinde birçok sınıfta markalarının tescilli olduğunu, "..." ibaresinin sektörde faaliyet gösterenler tarafından kullanılan zayıf bir ibare olduğunu, davacının markası ile iltibas yaratacak nitelikte olmadığını, müvekkillerinin markasında "..." ibaresinin küçük harflerle ikincil unsur olarak yer aldığını, dikkati çeken esaslı ve ayırt ediciliği yüksek unsurun "..." ibaresi olduğunu, TPMK ve Markalar Daire Başkanlığı tarafından daha önce benzer ihtilaflarda markaların benzer olmadığına ilişkin karar verildiğini, TPMK nezdinde arama yapıldığında çevrimiçi sistemde "..." ibaresini içeren ... marka tescilli/başvurusu olduğunu, Mitolojik bir Yunan tanrısının ismi olan "..." un tek başına bir kişinin tekeline verilemeyeceğini, ayırt edici gücü düşük olan zayıf markaların koruma kapsamının daha dar olması ve örtüşmeyen bileşenlerin markaların genel izlenimi üzerindeki etkisine odaklanılması gerektiğini, davacı markasının ve müvekkiline ait markanın farklı kalitedeki mağazalarda satılmakta olduğunu, aynı rafta yan yana bulunması mümkün olmayan ürünler olduğunu, müvekkiline ait ""... markasının tanınmışlığının çeşitli kurum kararları ile de sabit olduğunu, TPMK nezdinde tanınmış marka olarak başvurusunun 18.07.2017 tarihinde yapılmış olduğunu, Türkiye'de 2013 yılından bu yana satıcılar aracılığıyla ... ... ürünlerinin satışının gerçekleştirildiğini, müvekkilinin ürünlerinin, davacının marka başvurusu yaptığı tarihten önce Türkiye'de satışa konu edildiğini, ürünlerin tasarımının yapıldığını, müvekkilinin "... ..." markasının gerçek hak sahibi olduğunu hal böyleyken davacının markasına tecavüz ve haksız rekabet teşkil etme ihtimalinin bulunmadığını, davacının kendi sitesinde de müvekkilinin ürünlerini satmasına ve "... ..." ibaresinin ilk kullanımından itibaren 5 yıl geçmesine rağmen dava açmasının kötüniyetli olduğunu, davacının müvekkili şirketin kullanımlarına sessiz kaldığını, davacının ihtiyati tedbir iddiasının ispatlanmadığını, gecikmesi nedeniyle ciddi bir zararın doğma tehlikesinin de bulunmadığını, davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. BİRLEŞEN MAHKEMEMİZİN 2018/452 E. SAYILI DAVADA Davacı ... dava dilekçesinde özetle: Davalı ...'ın, müvekkilinin üstün ve gerçek hak sahipliğini ihlal eder nitelikte ve kötüniyetle tescil ettirdiği ... numaralı "..." markasının 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu uyarınca hükümsüzlüğüne karar verilmesini, markanın dava sonuçlanıncaya kadar 3.şahıslara devrinin önlenmesini, davanın Mahkememizin 2017/467 E. sayılı davası ile birleştirilmesini talep ve dava etmiştir. BİRLEŞEN İSTANBUL 2. FSHHM'NİN 2018/540 E. SAYILI DAVADADavacı vekili dava dilekçesinde özetle: "..." ismi ve markasının kozmetik ve parfümeri alanında hizmet veren müvekkili ... adına TPMK nezdinde 11.03.2013 yılında ... numarası ile tescil edildiğini, ... isminin daha öncesinde de müvekkili tarafından kullanıldığını, 2012 yılında da "... um" markasının tescilini aldığını ve her iki markayı da birlikte kullandığını, müvekkiline ait markanın her iki davalı tarafından haksız bir şekilde kullanıldığını, müvekkili tarafından ... markasının yüksek derecede ayırt edici bir takdim şekli ile kullanıldığını, davalıların müvekkili ile aynı sektörde faaliyet gösterdiklerini, müvekkilinin faaliyetlerinden haberdar ve piyasada hakim konumda bulunan şirketlerden olduklarını, taklit etme amaçlarının olmadığını, müvekkili firmayı sektörden silmek amacını güttüklerini, kullanımın marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinden bahisle, davanın ... 1.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin ... E. sayılı davası ile birleştirilmesine, ... Markası açısından ihtiyati tedbir kararı verilerek markanın isim, paket etiketini taşıyan ürünlerin ithalinin, satışının, pazarlanmasının, dağıtılmasının veya ticari amaçla elde bulundurulmasının, depolanmasının ve her türlü kullanımının önlenmesine, mevcut ürünlerin toplatılmasına, davalıların müvekkilinin üzerinde hak sahibi olduğu markayı yahut benzerini kullanmak, ihraç, ithal, üretim, satış, pazarlamak, dağıtım veya ticari amaçla elde bulundurmak, depolamak veya benzerlerini taşıyan ürünleri satışa arz etmek suretiyle fiillerinin haksız olduğunun ayrı ayrı tespitine, davalıların haksız rekabetlerinin men'ine, davalıların fillerinin müvekkiklinin markalarına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, önlenmesine ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, davalıların ... markası içeren her türlü ürün, etiket, kutu, ambalajın davalılara ait işyerlerinden ve üçüncü kişilerin elinde olsa dahi ticari amaçla bulundukları yerlerden toplatılmasına ve imhasına, davaya konu ürünlerin satışından elde edilen gelirin belirlenerek davalılar aleyhine müştereken ve müteselsilen şimdilik 100.000 TL maddi, 100.000 TL manevi tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.