3. Hukuk Dairesi 2010/18041 E. , 2010/21691 K. MAHKEMESİ :AİLE MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü. Dava dilekçesinde; davalıların baba-kız olup, babanın davacıya olan borçları nedeniyle başlatılan icra takibi sonucunda bir k…
**3. Hukuk Dairesi 2010/18041 E. , 2010/21691 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :AİLE MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü. Dava dilekçesinde; davalıların baba-kız olup, babanın davacıya olan borçları nedeniyle başlatılan icra takibi sonucunda bir kısım malları ile emekli maaşının haczedildiği, ancak bu arada davalıların kendi aralarında anlaştıkları, üniversite sınavını kazanan davalı kızın babası aleyhine yardım nafakası davası açıp fahiş miktarda nafaka istediği, diğer davalının da bunu kabul ettiği, nafaka alacaklarının öncelikli olması nedeniyle davalının emekli maaşına konulan haczin akim kaldığı, oysa ki davalı babanın ödemeyi kabul ettiği nafakanın kendi emekli maaşından bile fazla olduğu, bunun da nafaka isteminin muvazaalı olduğunu gösterdiği ileri sürülerek, Samsun 1. Aile Mahkemesince hükmedilen 2.000 TL nafakanın 750 TL'ye indirilmesine karar verilmesi istenilmiştir. Mahkemece; nafakanın artırılması ya da indirilmesine ilişkin davaların ancak nafaka alacaklısı ya da nafaka borçlusu tarafından açılabileceği gerekçesiyle davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. HUMK.nun 446. maddesine göre; bir ilamın tarafları başkalarını zararlandırmak amacı ile hareket ederlerse, alınmış olan ilam hakkındaüçüncü kişiler, hile sebebiyle yargılamanın iadesi yoluna başvurabilirler. Davada da; davalıların danışıklı hareketle davacının alacağını akim bıraktıkları ileri sürüldüğüne göre, davanın HUMK.nun yukarıda açıklanan 446. maddesi çerçevesinde tartışılıp, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir. Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 27.12.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.