Danıştay 2. Daire Başkanlığı 2021/9225 E. , 2024/2102 K. T.C. D A N I Ş T A Y İKİNCİ DAİRE Esas No : 2021/9225 Karar No : 2024/2102 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Valiliği İSTEMİN KONUSU : .... İdare Mahkemesince verilen ... günlü, E:..., K:... sayılı kararın, dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava Konusu İstem : Dava; ... …
Danıştay 2. Daire Başkanlığı 2021/9225 E. , 2024/2102 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İKİNCİ DAİRE Esas No : 2021/9225 Karar No : 2024/2102 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Valiliği İSTEMİN KONUSU : .... İdare Mahkemesince verilen ... günlü, E:..., K:... sayılı kararın, dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava Konusu İstem : Dava; ... İlçe Emniyet Müdürlüğünde Başpolis memuru olarak görev yaptığı dönemde davacının, "Hizmet içinde resmi sıfatının gerektirdiği saygınlığı ve güven duygusunu sarsacak eylem ve davranışlarda bulunmak" fiilini işlediğinden bahisle Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 7/B-1 maddesi uyarınca 16 ay uzun süreli durdurma cezasıyla cezalandırılmasına, öğrenim durumu itibarıyla yükselebileceği kadronun son kademesinde bulunduğundan, Devlet Memurları Kanunu'nun 125/5 maddesi gereğince "brüt aylığının 1/4 oranında kesilmesine" ilişkin ... günlü,...sayılı Adana Valiliği İl Polis Disiplin Kurulu kararının iptali istemiyle açılmıştır. İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti : .... İdare Mahkemesinin temyize konu kararıyla; soruşturma raporu ile diğer tüm bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden davacının, T.Ö isimli şahsın öldürülmesi olayıyla ilgili olarak ... İlçe Emniyet Müdürlüğü görevlilerinin yürüttüğü soruşturma sırasında cinayetle ilgili olduğu düşüncesiyle İ.T isimli şahsın fotoğrafının çekilmesi ve telefon numarasının elde edilmesi için M.A isimli şahsı yönlendirdiği, bu yönde herhangi bir mahkeme kararı veya soruşturmayı yürüten Cumhuriyet Savcısının talimatının bulunmadığı hususlarının tespit edildiği, dolayısıyla davacının kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirdiği ve başkasına verdiği fiili sabit olup davacının sübuta eren eyleminden dolayı eylemine uyan disiplin cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin dava konusu kararda hukuka aykırılık bulunmadığı, öte yandan davacının "kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirmek veya yaymak" suçundan dolayı yargılandığı .... Asliye Ceza Mahkemesinin ... günlü ve E:..., K:... sayılı kararı ile davacı hakkında mahkumiyet kararı verildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından; Mahkeme tarafından davanın reddine gerekçe gösterilen ceza kovuşturmasının henüz kesinleşmediği, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün Anayasa Mahkemesince iptal edildiği belirtilerek, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN CEVABI : Cevap verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ:... DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İkinci Dairesince; Danıştay (Kapatılan) Onaltıncı Dairesi tarafından Danıştay Beşince Dairesine, Danıştay Beşinci Dairesi tarafından ise, Danıştay Başkanlık Kurulunun 18/12/2020 günlü, K:2020/62 sayılı kararının "Ortak Hükümler" kısmının 6. fıkrası uyarınca, ayrıca bir gönderme kararı verilmeksizin Dairemize iletilen dosyada, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME : İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. Öte yandan, davacı hakkında "kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirme veya yayma" suçundan dolayı açılan davada, .... Asliye Ceza Mahkemesinin ... günlü ve E:..., K:... sayılı kararı ile verilen mahkumiyet hükmünün,...Ceza Dairesinin... günlü ve E:..., K:... sayılı kararı ile davacının özel hayata ilişkin görüntüleri ifşa kastının olmadığı, dolayısıyla beraatine hükmedilmesi gerektiğinden bahisle bozulduğu anlaşılmıştır. Kamu görevlilerince gerçekleştirilen eylemlerin hem ceza hem de disiplin hukukuna konu edilebileceği açıktır. Burada dikkat edilmesi gereken, her iki alanda da tipiklik unsurunun gerçekleşip gerçekleşmediğidir. Ceza hukukunda suç olarak nitelenen bir eylemin disiplin hukukunda aynı isim altında disiplin cezasına konu edilebildiği durumlar olduğu gibi, farklı adlar altında tanımlandığı veya ceza hukuku anlamında suç olarak tanımlanmayan bir fiilin disiplin hukukunda ceza verilmesini gerektiren fiiller içinde yer aldığı da görülmektedir. Ayrıca, kamu görevlilerince gerçekleştirilen fiillerin, hem ceza hem disiplin hukuku anlamında birden fazla suça konu olabileceği açık olduğundan, ceza yargılamasında verilen kararların, her durumda disiplin soruşturması sonucunda verilecek kararlar açısından bağlayıcı olduğu da düşünülemez. Somut uyuşmazlıkta; davacının disiplin soruşturmasına da konu edilen eylemleri, ceza yargılamasında "kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirme veya yayma" suçu olarak nitelendirilmiş ve Yargıtay 16. Ceza Dairesince bu suçtan beraatine karar verilmiş ise de, davacının eylemlerinin disiplin hukuku anlamında disiplin cezasına konu olabileceği açıktır. Bu anlamda; davacı hakkındaki beraat ya da mahkumiyete yönelik değerlendirmenin, "kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirme veya yayma" suçunun oluşup oluşmadığı yönünden yapıldığı, disiplin cezasına konu "Hizmet içinde resmi sıfatının gerektirdiği saygınlığı ve güven duygusunu sarsacak eylem ve davranışlarda bulunmak" fiilinin ise farklı unsurlardan oluşup, farklı hukuki tanımlara sahip olduğu, dolayısıyla dava konusu disiplin cezasına ait fiilin sübut bulduğu değerlendirilmektedir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. DAVACININ TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİNE, 2. ... İdare Mahkemesince verilen ... günlü, E:..., K:...sayılı kararın yukarıda yer verilen açıklama eklenmek suretiyle ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan davacı üzerinde bırakılmasına, 4. Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 5. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş (15) gün içinde Danıştay'da karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 16/04/2024 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY : Dava; ... İlçe Emniyet Müdürlüğünde Başpolis memuru olarak görev yaptığı dönemde davacının, "Hizmet içinde resmi sıfatının gerektirdiği saygınlığı ve güven duygusunu sarsacak eylem ve davranışlarda bulunmak" fiilini işlediğinden bahisle Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 7/B-1 maddesi uyarınca 16 ay uzun süreli durdurma cezasıyla cezalandırılmasına, öğrenim durumu itibarıyla yükselebileceği kadronun son kademesinde bulunduğundan, Devlet Memurları Kanunu'nun 125/5 maddesi gereğince "brüt aylığının 1/4 oranında kesilmesine" ilişkin 26/12/2013 günlü, 2013/451 sayılı Adana Valiliği İl Polis Disiplin Kurulu kararının iptali istemiyle açılmıştır. Disiplin cezaları, kamu hizmetinin gereği gibi yürütülmesi bakımından kamu görevlilerinin mevzuat uyarınca yerine getirmek zorunda oldukları ödev ve sorumlulukları ifa etmemeleri veya mevzuatta yasaklanan fiillerde bulunmaları durumunda uygulanan yaptırımlardır. Bu cezaların, memurların özlük hakları üzerinde doğrudan ve önemli sonuçlar doğurmaları sebebiyle subjektif ve bireysel etkileri olduğu gibi, kamu görevinin gereği gibi sürdürülmesi ve kamu düzeninin sağlanması bakımından objektif ve kamusal önemleri de bulunmaktadır. Bu nedenle, disiplin cezası verilebilmesi için öncelikle isnat edilen kusurlu halin veya fiilin tespiti gerekmektedir. Kusurlu halin veya fiilin tespitinden kasıt ise, disiplin cezasına konu edilen fiil veya halin zamanı, yeri, şekli gibi tüm unsurlarının ortaya konulması, böylelikle fiilin kim tarafından, ne zaman, nerede ve ne şekilde işlendiğinin net ve açık bir şekilde belirlenmesidir. Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunun, Karar Tarihi:02/07/2020, Başvuru Numarası: 2016/14253 olan "Barış Baş" dosyasında verdiği kararın 56. paragrafında; "Ceza muhakemesi hukuku ve disiplin hukuku farklı kural ve ilkelere tabi disiplinlerdir. Disiplin hukuku kurumun iç düzenini korumayı amaçlayan ve bunun için kamu görevlilerinin mevzuata, çalışma düzenine, hizmetin gereklerine aykırı fiillerine yönelik olarak uygulanacak yaptırımları ve bu yaptırımların uygulanmasındaki usul ve esasları düzenleyen bir hukuk alanıdır. Bazı hâllerde ise kamu görevlisinin fiili ceza hukuku kapsamında suç tanımına uymasının yanı sıra disiplin hukuku yönünden de sorumluluk gerektiren bir mahiyet taşıyabilir (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Özcan Pektaş, B. No: 2013/6879, 2/12/2015, § 25; Kürşat Eyol, § 30)."; 57. paragrafında; "Cezai sorumluluğunun bulunmadığı tespit edilmiş veya ceza sorumluluğu ortadan kalkmış olsa dahi aynı olaylar nedeniyle -daha hafif bir ispat külfeti temelinde- kişi hakkında başka tür bir sorumluluğun tesis edilmesinin önünde bir engel bulunmamaktadır. Bu bağlamda ceza yargılamasına konu maddi olay ve olguların disiplin hukuku esasları çerçevesinde diğer kamu makamlarınca (idari/adli) ayrıca değerlendirilmesi ve bu değerlendirme sonucunda ulaşılacak kanaate göre işlem/karar tesis edilmesi mümkündür (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Özcan Pektaş, § 25; Kürşat Eyol, § 30, Galip Şahin, § 48)."; 58. paragrafında ise; "Adli ve idari makamların kendi görev sınırlarını aşarak kişiyi suçlu ilan etmesi veya bu bağlamda birtakım çıkarımlarda bulunması masumiyet karinesinin ihlaline yol açabilir. Masumiyet karinesi kapsamındaki güvencelerin sağlanıp sağlanmadığının tespiti yapılırken ise kararın gerekçesinin bir bütün olarak değerlendirilmesi gerekir (Galip Şahin, § 48; M.I., B. No: 2012/1268, 30/12/2014, § 50). Bu kapsamda karar vericilerin kullandıkları dil kritik önem taşır (Mustafa Kıvrak, B. No: 2013/3175, 20/2/2014, § 36). Kamu makamlarının işlem ya da kararlarında belirttikleri gerekçeler veya kullandıkları dil nedeniyle bireye cezai sorumluluk yüklememeleri, ceza mahkemeleri tarafından suçlu bulunmamış bireyin masumiyeti üzerine gölge düşürülmesine sebebiyet vermemeleri gerekmektedir (Galip Şahin, § 47)." değerlendirmelerine yer verildiği görülmektedir. Bu bağlamda, yapılan soruşturma sonucunda disiplin cezası verilebilmesi için, suça esas fiilin sübuta erdiğine ilişkin tespitin, hukuken geçerli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve somut delillere dayanması gerektiği; aksi durumda; Anayasa, uluslararası sözleşmeler ve yargı kararları ile güvence altına alınmış bulunan masumiyet karinesinin ihlali sonucunun doğabileceği açıktır. Somut uyuşmazlıkta; davacı hakkında "kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirme veya yayma" suçundan dolayı açılan davada, .... Asliye Ceza Mahkemesinin... günlü ve E:..., K:... sayılı kararı ile verilen mahkumiyet hükmünün, ... Ceza Dairesinin ... günlü ve E:..., K:...sayılı kararı ile davacının özel hayata ilişkin görüntüleri ifşa kastı olmadığı, dolayısıyla beraatine hükmedilmesi gerektiğinden bahisle bozulduğu anlaşılmıştır. Tüm bu açıklamalar doğrultusunda, davacıya isnat edilen fiilin aynı zamanda Ceza Kanunu bakımından da suç olduğu ve yukarıda bahsedilen beraat kararı gözönüne alındığında davacının, üzerine atılı "Hizmet içinde resmi sıfatının gerektirdiği saygınlığı ve güven duygusunu sarsacak eylem ve davranışlarda bulunmak" fiilini işlediğinin sübuta ermediği sonucuna varıldığından, dava konusu işlemde hukuka uyarlık, davanın reddi yolundaki temyize konu İdare Mahkemesi kararında ise hukuki isabet görülmediği görüşüyle çoğunluk kararına katılmıyoruz.