1. Ceza Dairesi 2023/9415 E. , 2025/2267 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/3339 E., 2023/2458 K. SUÇ : Nitelikli kasten öldürme HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286/1 ve 286/2-(a) maddeleri gereği temyiz edil
**1. Ceza Dairesi 2023/9415 E. , 2025/2267 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/3339 E., 2023/2458 K. SUÇ : Nitelikli kasten öldürme HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286/1 ve 286/2-(a) maddeleri gereği temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereğince temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Söke 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.06.2023 tarihli ve 2023/152 Esas, 2023/322 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında maktule karşı nitelikli kasten öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 82/1-(d) ve (f), 29/1, 62/1 ve 53/1. maddeleri uyarınca 20 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 2. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 01.11.2023 tarihli ve 2023/3339 Esas, 2023/2458 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan ... vekili, katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekili ve sanık müdafiinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280/1-(a) maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1. Katılanlar Muharrem ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekillerinin temyiz istemleri özetle; sanığın cezasında haksız tahrik ve takdiri indirim hükümleri uyarınca indirim yapılmasının hatalı olduğuna ilişkindir. 2. Sanık müdafiinin temyiz istemi özetle; haksız tahrik indiriminin en üst hadden yapılması gerektiğine ve sanığın eyleminin meşru savunmada sınırın aşılması sınırları içerisinde kaldığına ilişkindir. III. GEREKÇE Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, meşru savunma müessesesinin uygulanması için saldırı teşkil eden ilk hareketin sanıktan kaynaklanmaması, saldırı ile savunma arasında orantılılık bulunması gibi kriterlerin aranacağı, somut olayda ise ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığı hususundaki şüphenin sanık lehine yorumlanmasıyla sanık hakkında haksız tahrik hükümlerinin uygulanmasına karar verildiği bu nedenle meşru savunma koşullarının ve buna bağlı meşru savunmada sınırın aşılması koşullarının oluşmadığı, dosya içeriğinden varlığı anlaşılan haksız tahrik oluşturan eylemlerin niteliği ve ulaştığı boyut dikkate alındığında belirlenen indirim oranının isabetli olduğu, takdiri indirimin Mahkemenin takdir yetkisi kapsamında yerinde, yeterli ve kanuni gerekçelerle uygulanmasına karar verildiği anlaşıldığından, ileri sürülen temyiz nedenlerinin incelenmesinde hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 01.11.2023 tarihli ve 2023/3339 Esas, 2023/2458 sayılı kararında katılan ... vekili, katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekili ve sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Söke 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.03.2025 tarihinde karar verildi. KARŞI OY 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 29. maddede; “Haksız bir fiilin meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında suç işleyen kimseye, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine onsekiz yıldan yirmidört yıla ve müebbet hapis cezası yerine oniki yıldan onsekiz yıla kadar hapis cezası verilir. Diğer hâllerde verilecek cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadarı indirilir” şeklinde, ceza sorumluluğunu azaltan bir neden olarak hüküm altına alınmıştır. Ceza Genel Kurulunun çeşitli kararlarında tartışmasız olarak benimsendiği üzere, tahrik nedeniyle yapılacak indirimin oranı belirlenirken, haksız tahriki oluşturan hareketin işleniş şekli, yeri, niteliği, zamanı, yöresel şartlar ve tahrik eden ile edilenin durumları göz önüne alınıp değerlendirilmelidir. Yargıtay haksız tahrik indirimine ilişkin oran belirlenirken olaya ve taraflara ilişkin tüm koşulların gözetilmesi gerektiğini belirtmekle birlikte, Yargıtay Mahkemenin tahrik nedeniyle uyguladığı indirim oranının somut olaya uygun olup olmadığını denetlemektedir. Dosya Kapsamındaki; Müşteki ...'nın "... benim kardeşim olur. Benim kız kardeşimin eli bıçaklı idi. Kız kardeşim ... daha önce benim oğlumun üzerine 40 kişiyi getirtmişti oğlumu yaralamıştı. Şikayetçi değilim," Sanık ...'ın soruşturma aşamasındaki ''Bana sürekli malının üzerine konmuşum gibi sözler söyledi. Olay günü sabahında kendisi ile pazara gitmiştik, pazarın ortasında bana "ağzına sıçarım, babanın ağzına sıçarım sen bana ne kocalık yaptın" şeklinde sözler söyledi. Eve geldiğimizde de bu sözleri söylemeye devam etti. Sürekli bağırarak bana hakaretler ediyordu. Ben kendisine yapma "lütfen bizi komşulara rezil etme" dememe rağmen kendisi tıpkı yukarıda hakaretler etmeye devam etti sonrasında ben salonda kendisi ile karşı karşıya iken ikimiz de ayakta durduğumuz vaziyette bana "senin ağzına sıçacağım, benim adamlarım var seni öldürtürüm." dedi ve mutfak çekmecesinde bulunan ekmek bıçağını aldı ve "öldüreceğim seni" diyerek bıçak ile bana saplamaya yönelik hamle yaptı ben hemen kendisinin bıçağı tuttuğu sağ elini tuttum ve bıçağı elinden almaya çalıştım kendisi ile boğuşmaya başladık ve salonda bulunan kanepeye düştük o altta ben üstteydim ben üstüne çıktığımda bıçağı elinden aldım ve kendisine rast gele saplamaya başladım. Ben yaptığım eylemden dolayı pişmanım olay anında ben eşime hamle yapmasaydım o beni öldürecekti üzerine çıkınca kendimi kaybettim ve eşimi öldürmek için önce bıçaklayıp sonra boğazına bastırarak boğdum. Bu olay yılların birikimi ile gerçekleşmiştir. Evlendiğim ilk günden beri kendisinden kötü muamele gördüm." kovuşturma aşamasındaki; "Pazara gittik alışveriş yaptık. Pazara gidene kadar bana küfür etti. Pazarda da devam etti. Eve geldik. Evde yine devam etti. Ben sürekli etme ... ne olur, komşular duymasın diyordum. O anda tartışma başladı. Ayağa kalktım. Zaten devamlı çantasında bıçak taşıyordu. Ekmek bıçağını mutfaktan aldı. Bana saldırmaya başladı. Ben kaçmak istedim kaçacak yer bulamadım. Mecburen müdahale ettim. Elinden bıçağı almaya uğraştım. Elinden bıçağı alınca ikimiz de düştük kanepeye, o altımda kaldı. Ben bıçağı aldım. Ben yapmasaydım o beni öldürecekti. Benim adamlarım var seni öldüreceğim şeklinde sözler söyledi. Hatta makasla beni bir kaç sefer yaraladı. Kaynım ...’nın da bundan haberi vardır, zaten eşim çok geçimsiz biriydi. Kız kardeşi ile 25 yıldır Hüseyin ile de 15 yıldır konuşmuyordu. Araları bozuktu. 35 yılın birikimi hakaretler, anne ve babama yapılan hakaretler yüzünden bu olay gerçekleşti. Pişmanım efendim. 2022 yılı Haziran 18’de yavrum vefat etti. Yavrumun acısını bana yaşatmadı. Beni makasla yaraladığında Ankara Altındağ karakolunda benim ifadem vardır. Mersin’de benim komşularım var. 60 kişiden biri onunla konuşmuyordu. Anneme babama ağzına bilmem ne yaparım diye küfürler ediyordu, hakaretler ediyordu." Müşteki ...'nın: " Maktul benimle konuşmuyordu, küsmüştük. Kardeşim eli bıçaklı biriydi. Enişteyi de öldürmekle tehdit ediyordu. Evlendi evleneli tehdit ediyordu. " Müşteki ...'nın "Teyzem küfür ederdi ona bir şey demiyorum. Oğullarının cenazesinde eniştem, teyzemin oğlu Erhan Coşar’a ben bunu öldürücem sen de gelip cenazesini alacaksın demiştir. Bunu olaydan önce Haziran 2022 tarihinde söylemiştir." Tanık ...'ın; ''Ben ...'ı yan komşumuz olması sebebi ile 4 yıldır tanırım. Bu şahsın eski eşi olan ... adlı şahıs da daha önce bir iki kez ... beyin evine gelerek kısa süreli kalmıştı. Her gelmesinde ben bunların kavgalarını duyuyordum. Son geldiğinde de yaklaşık on beş günden fazladır yine sürekli olarak kavga ediyorlardı. Bu kadın sürekli olarak ... beye küfürler ediyordu. ... sürekli ağlıyordu. Olay günü saat 18:00 sıralarında yine bunların tartışmalarını duydum. Tartışma sırasında kadın adama "sen şerefsizsin, adisin, sen adam değilsin, sen bugüne kadar bana ne verdin, yavşak" ve şuan hatırlamadığım birçok küfürler ediyordu. ... bey karşılık olarak ağlayarak "yapma, sen benden ne istiyorsun, hayatımı zehir ettin" şeklinde sözler söylüyordu. Bir süre sonra tartışma sesleri kesildi. Ardından olay yerine polis ekiplerinin gelmesi ile ben olayı öğrendim. ... hiç böyle bir şey yapacak biri değildi çok mülayım bir insandı.'' Tanık ...'ın; "Maktulün ... Bey’e çok ağır hakaretler yapıldığını biliyorum. “Adam değilsin sen” “sen insan mısın” “senden şüphe ediyorum” gibi sözler söylüyordu. Ayrıca sanki ... Bey’e tokat atılıyor gibi sesler duyuyordum. ... bey de “Ne istiyorsun benden, benim hayatımı zehir ettin” gibi sözler söylüyordu, ... Bey’in ağladığını da duydum. Bu tip sözleri olaydan günü de duydum. Olay günü ben tartıştıklarını yine duydum. Maktul hakaret ediyordu, bağırıp çağırıyordu. Aşağı yukarı 10-15 dakika tartışma sürdü. ...’in küfür ettiğini ben duymadım. ... Bey o gün sen benden ne istiyorsun ısrarla diyordu." Tanık ...'ın '"... ve eşi bize birkaç kez misafirliğe gelmişti ... normal davranışlara sahip biri değildi. Kendisi yaşlı bir kadın olmasına rağmen yanında ekmek bıçağı taşıyordu. Bu bıçağı birçok kez bize göstermişti. Kendisi sohbetlerimiz esnasında Ankaranın Çinçin mahallesini kast ederek "biz çinçin çocuğuyuz biz adamı keseriz biçeriz" gibi sözler söylüyordu. Kendisinin Celale davranışları hiç hoş değildi. ...e bir kez bile ismi ile hitap ettiğini duymadım. Sürekli olarak "şerefsiz" diye hitap edip rencide ediyordu. Hatta benim eşim bu kadın bir daha benim evime gelmesin diye beni uyarmıştı. Olay günü saat 18:30 sularında ... beni aradı ve ben Yeteri öldürdüm sen neredesin dedi. Ben kendisine evin önündeyim yanıma gel dedim. Kendisi yanıma geldiğinde titriyordu panik durumdaydı "ben karakola gideceğim ...'i öldürdüm" dedi." Tanık ...'ın "Sanık benim komşumun kardeşi olur. Olay sonrasında beni aradı. Bana eşimi öldürdüm sen neredesin dedi. Ben de o tarafa doğru geliyorum dedim. Yolda karşılaştık. ... abi sen ne yaptın dedim. ... abi de ben onu öldürmeseydim o beni öldürecekti dedi. Bana salladı bıçağı ama bıçak boşa gelince yan düştü dedi. Sonra ben bıçağı eliden aldım. Ben maktulü tanıyorum. Ailecek bir sefer bize geldiler, gördüğüm kadarıyla baskın biriydi. Normal bir bayan gibi sohbet etmezdi. Vurmalı kırmalı kesmeli sohbet ederdi. maktul sürekli bıçak taşırdı. Onu görmeyen yoktu. Bıçak taşıdığını nereden bildiğime gelince ben Çinçin çocuğuyum. Yenidoğan diye bir mahalledeymiş dedi. Hatta bir keresinde bıçağı benim boynuma dayadı. Şimdi sen ne yapabilirsin diye söyledi. Bize geldiği gün bunu yapmıştı. bu bıçağı ben bir kaç sefer gördüm. Kendisi bilerek çıkarıyordu. sürekli bıçak taşıdığını biliyorum." Tanık ...'ün "... teyze sinirli biriydi. ... amcaya pek söz hakkı vermezdi. Bir şey söylediği zaman da izin vermezdi, sürekli tehditvari konuşurdu. Seni öldürürüm gibisinden konuşurdu. ... hanımda bıçak görmedim. Ama ... hanım sinirliydi, seni bıçaklarım falan diye söylüyordu. ... hanım “sen sus şerefsiz” diyordu mesela. ... amca zaten söze karışmazdı. Bir kere karışsa da hemen küfür ederdi." Şeklindeki beyanlara bakıldığında mahkemece" sanığın tüm aşamalarda değişmeyen savunmaları ve tanıkların, müşteki ve katılanın beyanları birlikte değerlendirildiğinde maktul ...'nın sanığa sürekli hakaret içerikli sözlerle hitap ettiği, onur kırıcı şekilde davrandığı, yanında bıçak taşıyan bir kişi olduğu, olay günü aralarında yine çıkan tartışmada sanığın beyan ettiğine göre maktulün kendisine suçta kullandığı bıçak ile hamle yaptığı, ancak olay günü yaşanan tartışmanın nedenin tam olarak netleştirilemediği, olayın görgü tanığının bulunmadığı ancak yan komşuları olan tanık ...'ın maktulün sanığa hakaret içerikli sözler söylediğini sanığın da ağlayarak karşılık verdiğini duyduğunu maktulün herhangi bir yardım çağrısını duymadığını, seslerin bir anda kesildiğini duyduğu, sanık ile maktulün olay tarihinden önce vefat eden oğullarının mezarını yaptırmak amacıyla bir araya geldikleri, kabul edilen oluşa göre, sanık ile maktulün arasında olay günü saat 18:00 sıralarında aralarında nedeni tam olarak tespit edilemeyen ve ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığı tespit edilemeyen bir tartışmasının başladığı, tartışmanın 15-20 dakika kadar sürdüğü, tartışma sırasında sanığın eline geçirdiği bıçak ile maktulü dördü öldürücü nitelikte 23 bıçak darbesi ile yaralayıp boğazını sıkarak ölümüne neden olduğu, maktulün tartışma esnasında sanığa yönelik hakaret edici sözler de söylediği kanaatine varılarak sanığın maktul hareketsiz kalıncaya kadar boğazını sıkmış olması, sanık da herhangi bir yaralanmanın bulunmaması aralarında bir arbede yaşandığına dair bir emare tespit edilmemiş olması hususları da değerlendirilerek alt hadden haksız tahrik hükümleri uygulanmış ise de; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun ve Yargıtay 1. Ceza Dairesinin bir çok içtihadında belirtildiği üzere haksız hareketlerin birden fazla ve bir çok kez yapılması durumunda TCK'nın 29. maddesi uyarınca haksız tahrik indirimi yapılırken asgari hadden indirim yapılması yerine haksız tahriklerin sayısı ve çeşitliliği göz önüne alınarak haksız tahrikin derecesine göre indirim yapılması gerektiği gibi, ayrıca ilk derece mahkemesince maktulun sanığa sürekli hakaret içerikli sözlerle hitap ettiği, onur kırıcı şekilde davrandığı, yanında bıçak taşıyan bir kişi olduğu, olay günü aralarında yine çıkan tartışmada sanığın beyan ettiğine göre maktulün kendisine suçta kullandığı bıçak ile hamle yaptığı kabul edilmesine rağmen sanık hakkında uygulanması gereken TCK'nın 29. maddesi uyarınca 18 ila 24 yıl arası ceza seçeneklerinden sanık savunmasında belirtilen ve müştekiler ile tanık beyanlarınca da doğrulanan uzun yıllardan beri sürekli bıçak taşıyarak ölümle tehdit, ağır hakaretler (yavşak, ağzına sıçarım, babanın ağzına sıçarım, Adam değilsin sen” “sen insan mısın, şerefsiz, sen sus şerefsiz gibi sözler), söz hakkı vermeme, konuşturmama, konuşmaya kalkınca tehdit ve hakaretlerde bulunma, sürekli bu tür davranışlarıyla sanığın bir kaç kez ağlamak durumunda kalması, makasla bir kaç kez yaralama, çok sayıda yapılan haksız hareketler ve olay günü de sen şerefsizsin, adisin, sen adam değilsin gibi hakaretleri yanında yine sanığın aksi sabit olmayan savunmasında belirttiği maktulun bıçakla kendisine hamle yapması gibi haksız tahrik oluşturan hareketleri göz önüne alındığında sanık hakkında 24 yıl hapis cezası yerine makul orandan daha fazla haksız tahrik indirimi yapılması gerektiği görüşündeyim.