Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2021/149 E. , 2024/2020 K. T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2021/149 Karar No : 2024/2020 KARARIN DÜZELTİLMESİNİ İSTEYEN (DAVACI) : … VEKİLİ : Av. … KARARIN DÜZELTİLMESİNİ İSTEYEN (DAVALI) : … Valiliği / … İSTEMLERİN_KONUSU : ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının kısmen gerekçeli onanmasına kısmen bozulmasına dair Danıştay Onuncu Dairesinin 18/06/2020 tarih ve E:2019/2894, K:2020/2134 sayılı kararının davalı idare…
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2021/149 E. , 2024/2020 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2021/149 Karar No : 2024/2020 KARARIN DÜZELTİLMESİNİ İSTEYEN (DAVACI) : … VEKİLİ : Av. … KARARIN DÜZELTİLMESİNİ İSTEYEN (DAVALI) : … Valiliği / … İSTEMLERİN_KONUSU : ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının kısmen gerekçeli onanmasına kısmen bozulmasına dair Danıştay Onuncu Dairesinin 18/06/2020 tarih ve E:2019/2894, K:2020/2134 sayılı kararının davalı idare tarafından aleyhine olan kısmının davacı tarafından ise bozmaya dair kısmının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi uyarınca düzeltilmesi istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından, Tunceli ili, Ovacık ilçesi, … köyünde ikamet etmekte iken yaşanan terör olayları nedeniyle göç etmek zorunda kalması sonucu 1994-2001 yıllarına ilişkin zararları tazmin edilmekle birlikte köye halen dönüş yapamadığından bahisle 2001 yılı ve sonrasına ilişkin devam eden zararlarının 5233 sayılı Kanun kapsamında tazmini istemiyle 21/05/2013 tarihinde yapılan başvurunun zımnen reddine ilişkin Tunceli Valiliği Zarar Tespit Komisyonu kararının iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince, uyuşmazlığın, 30/05/2007 tarihinden önceki döneme ilişkin olarak uğranıldığı iddia edilen zararlar yönünden yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde; davacının 30/05/2007 tarihinden önceki döneme ilişkin olarak uğradığını iddia ettiği zararlar nedeniyle 5233 sayılı Kanunun Geçici 4. maddesi uyarınca en son 30/05/2008 tarihine kadar idareye başvuruda bulunması gerekirken, bu tarihten çok sonra yapılan başvurunun süresinde olmadığı, anılan başvurunun 30/05/2007 tarihinden önceki döneme ilişkin kısmının reddine ilişkin dava konusu zımni ret işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı; uyuşmazlığın, 30/05/2007 tarihinden sonraki döneme ilişkin olarak uğranıldığı iddia edilen zararlar yönünden yapılan incelemede ise söz konusu döneme ilişkin olarak mal varlığına ulaşamamadan kaynaklı zararlar açısından, anılan köyün girişe yasak bölge ilan edilip edilmediği, yerleşime açılıp açılmadığı, köyde ikamet eden veya etmek isteyen kişilerin güvenliklerinin sağlanıp sağlanmadığı hususlarının açıklığa kavuşturulması amacıyla Mahkemelerinin 26/01/2015 tarihli ara kararına istinaden davalı idare tarafından sunulan Ovacık İlçe Jandarma Komutanlığının 03/06/2013 tarihli yazısında, "Tunceli il merkezi ile ilçelerinde 2001-2013 yılları arasında terör olayları nedeniyle idarece veya kendiliğinden daha önceden boşaltılıp halen aynı nedenle boş olan ve terör olayları nedeniyle geri dönüş imkanı bulunmayan köy ve mezraların bulunmadığı, güvenlik nedeniyle giriş ve çıkışı yasak olan yerlerin olmadığı, terör ve terörle mücadele kapsamında mal varlığına ulaşamama gibi herhangi bir engelin (yasaklama, güvenlik sağlanamaması, gibi) bulunmadığının" belirtildiği, anılan yazının ve ara karara istinaden dosyaya sunulan diğer tüm bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden, davacının köyüne geri dönüş imkanının olduğu gibi köye giriş ve çıkışın yasak olmaması nedeniyle davacının köyüne geri dönmemesinin nedeninin terör olayları yada terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler olmadığı sonucuna varıldığı, 30/05/2007 tarihi ile başvuru tarihi arasındaki döneme ilişkin olarak mal varlığına ulaşamadığından bahisle uğranıldığını iddia ettiği zararların tazmini istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Onuncu Dairesince, İdare Mahkemesi kararının, dava konusu zımnen ret işleminin iptali isteminin, uyuşmazlığın 30/05/2007 tarihinden önceki döneme ilişkin olarak uğranıldığı iddia edilen zararlar yönünden reddine ilişkin kısmı incelendiğinde; 5562 ve 5666 sayılı Kanunlar ile 5233 sayılı Kanuna eklenen Geçici 3. ve Geçici 4. maddelerin, 19/07/1987-27/07/2004 tarihleri arasındaki dönemde meydana gelen zararların sulh yoluyla tazmini istemiyle en son 30/05/2008 tarihine kadar idareye başvurulabilmesine olanak tanıdığı, bu haliyle 5233 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önceki döneme ilişkin zararların tazminine yönelik başvuru süresinin uzatılmasına dönük olduğu, 19/07/1987-27/07/2004 tarihleri arasındaki dönemi 19/07/1987- 30/05/2007 şeklinde genişletmediği veya değiştirmediği, bu durumda, İdare Mahkemesince, davacının 27/07/2004 tarihine kadar uğradığını iddia ettiği zararının sulh yoluyla tazmini için 5666 sayılı Kanun uyarınca en son 30/05/2008 tarihine kadar, 27/07/2004-30/05/2007 tarihleri arasındaki dönem zararının ise 5233 sayılı Kanunun 6. maddesinde öngörülen süreler içinde idareye başvurulmadığı gerekçesiyle sözü edilen dönemlerde uğranıldığı iddia edilen zararlar yönünden davanın kısmen reddine karar verilmesi gerekmekte ise de davanın kısmen reddi yolunda verilen kararda sonucu itibarıyla hukuka aykırılık bulunmadığı; İdare Mahkemesi kararının, dava konusu zımnen ret işleminin iptali isteminin, uyuşmazlığın 30/05/2007 tarihinden sonraki döneme ilişkin olarak uğranıldığı iddia edilen zararlar yönünden reddine ilişkin kısmı incelendiğinde; davacı tarafından, anılan yerleşim yerinin halen boş olduğu, bu yere güvenlik kaygısı nedeniyle gidilemediği, bu nedenle mal varlığına halen ulaşılamadığı ileri sürülerek 5233 sayılı Kanun kapsamında zararlarının tazmini talep edildiğinden değerlendirmenin bu hususa yönelik yapılması gerektiği, buna göre, 21/05/2012 tarihi ile komisyona başvuru tarihi olan 21/05/2013 tarihi arasındaki dönemde köy/mezrada güvenlik ortamının sağlanıp sağlanmadığı, ikamet etmek isteyen kişiler için terör ya da terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetlerden kaynaklı güvenliği tehdit eden olay ve durumların yaşanıp yaşanmadığı (sözü edilen döneme ait güvenlik birimlerindeki olaylara ilişkin kayıtlar vs. somut belgelerle ortaya konulamadığı), davacı ve diğer köy sakinlerinin KDRP kapsamında başvuruları olup olmadığı, varsa İdare tarafından ne tür işlemler yapıldığı, köyün yerleşime uygun hale getirilmesi amacıyla herhangi bir proje başlatılıp başlatılmadığı, adı geçen köy/mezrada yol, su, elektrik gibi olmadığında yaşanılması neredeyse imkansız olan hizmetlerin sunulup sunulmadığı, davacının köy/mezraya dönmemesinin, dönme iradesinin olmayışından mı, yoksa söz konusu yerde güvenliğin sağlanmaması, köy/mezranın yerleşime uygun halde olmamasından mı kaynaklandığı hususlarının tereddüte yer vermeyecek şekilde dosya kapsamında ortaya konulamadığı, bu durumda, yukarıda belirtilen hususlar açıklığa kavuşturulmadan ve belirtilen kriterler çerçevesinde yeterli inceleme ve araştırma yapılmadan başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemde hukuka uyarlık, davanın reddi yolundaki Mahkeme kararında hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle davacının temyiz isteminin kısmen reddine, kısmen kabulüne, kararın 30/05/2007 tarihinden önceki döneme ilişkin olarak uğranıldığı iddia edilen zararlar yönünden davanın reddine ilişkin kısmının gerekçeli onanmasına, 30/05/2007 tarihinden sonraki döneme ilişkin olarak uğranıldığı iddia edilen zararlar yönünden davanın reddine ilişkin kısmının ise bozulmasına karar verilmiştir. KARAR DÜZELTME TALEP EDENLERİN_İDDİALARI: Davacı tarafından, başvurudan geriye dönük 1 yıllık süre ifadesinin düzeltilmesi gerektiği, aksi yaklaşımın her yıl idareye başvuru külfeti ve iş yükü getireceği, 2007-2013 arası dönem için iptal kararı verilen dosyalar olduğu, dava konusu işlemin 2007-2013 yıları arası iptali yönünde kararın düzeltilmesi gerektiği iddialarıyla; davalı idare tarafından ise Karataş köyü ve mezraları ile ilgili 21/05/2012 tarihi ile başvuru tarihi olan 21/05/2013 tarihleri arasında herhangi bir yasaklama ya da engelleme olmadığı, Ovacık Jandarma Komutanlığının 03/06/2013 tarihli yazısında da Ovacık Jandarma Komutanlığı sorumluluk sahasındaki köy ve mezralarda 2001-2013 yılları arası idarece yasaklama olmadığı, ikamet eden vatandaşların güvenliklerinin sağlandığı, 2001-2013 yılları arası göç edenlerin kendi rızaları ile göç ettikleri hususlarının belirtildiği, bozma kararında Tunceli İl Genel Meclisi Kararından bahsedilmişse de anılan meclis kararının asılsız bilgiler ile hazırlandığı ve Vali tarafından onaylanmadığı, kaldı ki 18/09/2013 tarihli İl Genel Meclisi kararı ile bahsedilen karardaki tespit edilen hususların il genel meclisi görev ve yetki alanına girmediğinden iptal edildiği, karar resmiyet kazanmadığı halde Daire kararına taşındığı, Tunceli İl Jandarma Komutanlığının 24/04/2014 tarihli yazısında da 2001-2013 yılları arası ulaşılmayan köy ve mezranın bulunmadığının, yasaklama ya da güvenliğin sağlanamaması gibi bir durumun bulunmadığının belirtildiği, jandarma yazısında göre 2012-2013 yılları arası 27 terör olayı meydana geldiği, bununla birlikte Erzincan il sınırına yakın olan Karataş köyü ve çevresindeki yerlerde terör olayı bildirilmediği, 2014 mahalli idareler seçiminde köyde 1 seçmen bulunduğu, 2007-2015 yılları arası yasaklama bulunmadığı, 2011 yılında 2, 2012 yılında 2, 2013 yılında 1 vatandaşın Karataş köy nüfusunda kaydı gözüktüğü, 2019 yılında bu sayının 25'e çıktığı, 2008 sezonunda Karataş köyünden bazı vatandaşlara mazot ve gübre desteği verildiği, köyde çeşme suyu kullanıldığı, jandarma personeli tarafından düzenlenen 02/11/2020 tarihli tutanakta, köy yolunun halen kullanıldığı, Karataş köyüne son zamanlarda yaz aylarında gelinerek ikamet edildiği, ayrıca arıcılık ve hayvancılık yapan vatandaşlar tarafından da köyün kullanıldığı, Karataş köyünde terör olayı meydana gelmediği, yapılan görüşmeler ve edinilen bilgilerden Karataş köyünde yaşayan vatandaşların engelleme ile karşılaşmadan köylerine gidebildikleri, 2007-2013 yılları arasını kapsayan bir yasaklamanın hatta daha öncesini kapsayan bir yasaklamanın söz konusu olmadığı yönünde tespitlere yer verildiği iddialarıyla Danıştay Onuncu Dairesince verilen kararın davalı idare tarafından aleyhine olan kısmının davacı tarafından ise bozmaya dair kısmının düzeltilmesi istenilmektedir. TARAFLARIN_SAVUNMALARI : Savunma verilmemiştir DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : … DÜŞÜNCESİ :Davacının karar düzeltme isteminin kabulü, davalı idarenin karar düzeltme isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: Davalı idarenin karar düzeltme isteminin reddi, davacının kararın düzeltilmesi dilekçesinde ileri sürülen nedenler ise 2577 sayılı Kanun'un Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi hükmüne uygun bulunduğundan, karar düzeltme isteminin kabulü ile Danıştay Onuncu Dairesinin 18/06/2020 tarih ve E:2019/2894, K:2020/2134 sayılı kararının bozmaya yönelik kısmı kaldırılarak davacının anılan kısma yönelik temyiz istemi yeniden incelendi: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Tunceli ili, Ovacık ilçesi, ... köyünde ikamet etmekte iken terör eylemleri ve terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle yerleşim yerini terk etmek zorunda kaldığını iddia eden davacının, mal varlığına ulaşamamasından kaynaklanan zararlarının 5233 sayılı Kanun kapsamında tazmini istemiyle yaptığı ilk başvurusu üzerine 1994-2001 yıllarına ilişkin zararları karşılanmıştır. Davacı tarafından, 21/05/2013 tarihinde köyün hala boş olduğu ve devam eden zararlarının bulunduğu ileri sürülerek 2001 yılı ve sonrasında oluşan zararlarının karşılanması istemiyle yapılan başvurunun davalı idare tarafından cevap verilmemek suretiyle zımnen reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır. Diğer taraftan, İdare Mahkemesince başvurunun 30/05/2007 tarihinden önceki döneme ilişkin kısmının reddine ilişkin dava konusu zımni ret işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle anılan kısım yönünden davanın reddine karar verildiği, davacının temyiz istemi üzerine anılan kısım yönünden İdare Mahkemesi kararının gerekçeli onandığı, davacı tarafından ise anılan kısma yönelik karar düzeltme talebinde bulunulmadığından, belirtilen kısmın davacı tarafından karar düzeltme yoluna taşınmaması sonucu kesinleştiği görülmektedir. İLGİLİ MEVZUAT: 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun'un 2. maddesinin (d) bendinde; terör dışındaki ekonomik ve sosyal sebeplerle uğranılan zararlar ile güvenlik kaygıları dışında kendi istekleriyle bulundukları yerleri terk edenlerin bu sebeple uğradıkları zararlar, Kanunun kapsamı dışında tutulmuş; aynı Kanunun "Başvurunun süresi, şekli, incelenmesi ve sonuçlandırılması" başlıklı 6. maddesinde, "Zarar gören veya mirasçılarının veya yetkili temsilcilerinin zarar konusu olayın öğrenilmesinden itibaren altmış gün içinde, her hâlde olayın meydana gelmesinden itibaren bir yıl içinde zararın gerçekleştiği veya zarar konusu olayın meydana geldiği il valiliğine başvurmaları hâlinde gerekli işlemlere başlanır. Bu sürelerden sonra yapılacak başvurular kabul edilmez. Bu Kanun kapsamındaki yaralanma ve engelli hâle gelme durumlarında, yaralının hastaneye kabulünden hastaneden çıkışına kadar geçen süre, başvuru süresinin hesaplanmasında dikkate alınmaz." hükmüne yer verilmiş; 7. maddesinde ise, hayvanlara, ağaçlara, ürünlere ve diğer taşınır ve taşınmazlara verilen her türlü zararlar, yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hallerinde uğranılan zararlar ile tedavi ve cenaze giderleri; terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle kişilerin mal varlıklarına, ulaşamamalarından kaynaklanan maddi zararların, bu Kanun hükümlerine göre sulh yoluyla idarece ödeneceği kurala bağlanmıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Bakılan uyuşmazlıkla aynı konuda Anayasa Mahkemesine yapılan bireysel başvuru üzerine verilen Anayasa Mahkemesinin 28/07/2022 tarih ve 2021/11655 Başvuru Numaralı kararında, "...Somut olayda zarar konusu olay başvurucunun mülküne ulaşmasına izin verilmemesidir. Mülke ulaşamama süregelen bir müdahale niteliğindedir. Diğer bir ifadeyle mülke erişimin kısıtlanması devam ettiği sürece başvurucunun mülkiyet hakkına yapılan müdahale de varlığını koruyacaktır. Anlık müdahalelerde 5233 sayılı Kanun'un 6. maddesinde belirtilen sürelerin müdahale tarihinden itibaren başlatılması makuldür. Buna karşılık süregelen müdahalelerde müdahale için spesifik ve tek bir tarihten söz edilemez. Süregelen müdahale -kesinti söz konusu olmadıkça- her an devam eden müdahaledir. Bu sebeple süregelen müdahalede zarar konusu olay için somut bir tarih belirlenemez (demir yolu hattından kaynaklanan titreşimler sebebiyle evde hasar oluşmasına ilişkin olarak yapılan benzer bir değerlendirme için bkz. Atay Elden, B. No: 2019/16301, 3/2/2022, § 53). Dolayısıyla bu tür müdahalelerde 5233 sayılı Kanun'un 6. maddesinde belirtilen sürelerin müdahalenin kesildiği tarihten itibaren başlatılması gerekir." denilmektedir. Buna göre, süregelen müdahale (uyuşmazlık bakımından davacıların mülküne ulaşmasına izin verilmemesi) ile bu müdahale nedeniyle uğranılan zarar kesintiye uğramadığı sürece, zararın tazminine yönelik başvuru için nihai bir tarih bulunduğundan söz edilemeyeceğinin kabulü gerekmektedir. Bu itibarla, süregelen müdahaleler sonucu oluşan ve buna bağlı olarak süregelen nitelik arz eden zararlarda, 5233 sayılı Kanunun 6. maddesinde belirtilen sürelerin (60 gün - 1 yıl) uygulanması, ancak kesinti meydana gelmesi halinde mümkün olabilecek; başka bir anlatımla, müdahale ve zarar devam ettiği sürece başvuru süresinin geçirildiğinden bahisle süre aşımı söz konusu olmayacaktır. Bununla birlikte, süregelen zararın bulunup bulunmadığının ortaya konulabilmesi için öncelikle dava konusu işlemin yargılaması devam eden 30/05/2007 tarihinden sonraki dönem yönünden köyün boş olup olmadığının, köyde ikamet etmek isteyenlerin güvenlik kaygısı bulunup bulunmadığının ve köyün yerleşime uygun olup olmadığının araştırılması; yapılan araştırma sonrasında köyün boş olduğunun, yerleşime uygun olmadığının tespiti halinde anılan dönemin yukarıda yer verilen Anayasa Mahkemesi kararı ışığında süregelen zararın yaşandığı dönem kabul edilerek davacının zararının karşılanması, köyün dolu ya da yerleşime uygun olmasına rağmen davacının dönüş iradesinin bulunmadığının tespiti halinde ise zarar bulunmadığından başvurunun reddine karar verilmesi gerekmektedir. Dairemizin yerleşik hale gelen ve istikrar kazanmış içtihatlarına göre, yerleşim yerinin tamamen boş olup olmadığının belirlenmesi amacıyla bazı kıstaslar belirlenmiş ve belirlenen bu kıstaslar ışığında uyuşmazlıkların çözümlenmesi esası benimsenmiştir. -5233 sayılı Kanun kapsamında mal varlığına ulaşamamadan kaynaklı tazminat taleplerinde yerleşim yerlerinin tamamen boşaltıldığı/boşaldığı hususuna ilişkin belirleme yapılırken, yerleşim yerinin nüfus verileri, seçim yapılıp yapılmadığı, sandık kurulu oluşturulup oluşturulmadığı, varsa okulunun kapalı olup olmadığı, din görevlisi bulunup bulunmadığı, adli veya askeri mercilere intikal eden olaylar olup olmadığı, yerleşim yerinin boşaltılan/boşalan yerler listelerinde bulunup bulunmadığı gibi hususlar, yerleşim alanının boş olup olmadığının tespitinde baz alınan kıstaslardan bazılarıdır. Bu verilerin çoğunluğunun idare kaynaklarından temin edilmesi sebebiyle idarenin söz konusu verileri çelişkiden uzak bir şekilde ortaya koyabilmesi herşeyden önce kamu menfaati açısından önemlidir. Bilindiği gibi 1994 yılından itibaren uygulanmaya başlanan ve 5233 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra da uygulaması hız kazanan Köye Dönüş ve Rehabilitasyon Projesi; Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde, terör ve güvenlik kaygılarıyla yaşadıkları yerlerden göç etmek zorunda kalan vatandaşlardan gönüllü olarak geri dönmek isteyenlerin geri dönüşlerinin kolaylaştırılması, geri dönülen yerlerde gerekli sosyal ve ekonomik alt yapının tesisi ile sürdürülebilir yaşam koşullarının oluşturulması, geri dönmek istemeyenlerin ise mevcut yaşadıkları yerlerde şehir hayatına uyumlarının geliştirilmesi, ekonomik ve sosyal durumlarının iyileştirilmesini amaçlayan bir projedir. Bu proje kapsamındaki yerleşim yerlerinde, yerleşim yerine dönmek isteyen vatandaşların yaşamasını ve sürdürülebilir kalkınmasını sağlayabilecek şekilde planlaması yapılmakta, gerekli olan yol, sağlık ocağı, okul, çeşme, kanalizasyon, elektrik, telefon gibi altyapı hizmetlerinin tamamlanması gibi Devlete bir takım yükümlülükler yüklenmektedir. -Bu kapsamda, başvuru tarihi itibariyle halen boş olduğu ve güvenlik kaygısı nedeniyle gidilemediği belirtilen yerleşim yerleriyle ilgili olarak 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan tazminat başvurularında öncelikle bu yerlerin Köye Dönüş ve Rehabilitasyon Projesi (KDRP) kapsamında olup olmadığının belirlenmesi gerekmektedir. -KDRP kapsamına alınmış ise; bu kapsamda idarenin yerleşim yerine yönelik yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği, yaşam için yerleşilebilir bir alan oluşturup oluşturmadığı, güvenlik kaygısının minimize edilip edilmediğinin belirlenmesi zararların tazmininin temini açısından önemlidir. -Tüm bu hususların yanısıra; güvenlik kaygısı nedeniyle ikamet ettiği yerleşim yerini terk etmek zorunda kalan şahsın; söz konusu kaygının ortadan kaldırıldığı, yerleşim yerine dönebilme imkanının sağlandığı durumlarda; mal varlığına ulaşamamadan kaynaklı zararlarının tazmini olanağının ortadan kalktığı hususunda tartışma bulunmamaktadır. Kişinin yerleşim yerine dönme iradesini ortaya koyduğu; ancak bu yönde yetkili organlardan olumsuz bir cevap alındığı durumlarda veya idare yetkililerince herhangi bir cevap verilmeyerek ya da verilen cevabın aksini gösterir şekilde yerleşim yerinde devam ettiği belirtilen olay veya durumların tespiti halinde de terör ve terörle mücadele faaliyeti nedeniyle güvenlik kaygısının halen devam ettiği ve kişinin söz konusu yerleşim alanında bulunan mal varlığı açısından zararının süregeldiği açıktır. Tüm bu açıklamalar ışığında, söz konusu döneme (30/05/2007 tarihinden Komisyona başvuru tarihi olan 21/05/2013 tarihine kadar) ilişkin olarak mal varlığına ulaşamamaktan kaynaklı zararların tazmini açısından, anılan yerleşim yerinin; -Girişe yasak bölge ilan edilip edilmediği, -Bu yönde yetkili organlarca alınmış yasaklama kararı, askeri bölge ilan kararı veya mezraya güvenlik nedeniyle girişi engelleyen herhangi bir kararın olup olmadığı, -Davaya konu yerin terör nedeniyle boşaltılmasından önce söz konusu yere kamu hizmetlerinin sunulup sunulmadığı, köy/mezrada faal durumda olan okul, cami, sağlık ocağı olup olmadığı, seçim yapılıp yapılmadığı, yol, su, elektrik gibi olmadığında yaşanılması neredeyse imkansız olan hizmetlerin sunulup sunulmadığı, -Köy/Mezranın yerleşime açılıp açılmadığı, -Köy/Mezrada ikamet eden veya etmek isteyen kişilerin güvenliklerinin sağlanıp sağlanmadığı, -İdarece köy/mezranın yerleşime uygun duruma getirilmesi amacıyla herhangi bir girişimde bulunulup bulunulmadığı hususlarının açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Dava dosyasının, Danıştay'da aynı köye ilişkin görülen dosyalarda bulunan … İdare Mahkemesinin E:… ve ... İdare Mahkemesinin E:… sayılı dava dosyalarında yapılan ara kararlara cevaben sunulan bilgi ve belgelerle, … tarihli, … Karar No'lu Tunceli İl Genel Meclisi kararının birlikte incelenmesinden; … İl Jandarma Komutanlığının … tarih ve … sayılı yazısında, Ovacık İlçe Jandarma Komutanlığınca, Jandarma sorumluluk bölgesinde bulunan köy ve mezralarda, 2001-2013 yılları arasında idarece boşaltılan köy ve mezraların bulunmadığı, güvenlik nedeni ile giriş çıkışı yasak olan köy ve mezraların bulunmadığı, terör ve terörle mücadele kapsamında mal varlığına ulaşamama gibi herhangi bir engelin bulunmadığı belirtilmiştir. Öte yandan; Ovacık Kaymakamlığı, İlçe Özel İdare Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı yazı ekinde bulunan tabloya göre Karataş köyünün 2000-2013 yılları arası; nüfusu, muhtarı, öğretmen ve sağlık personelinin olmadığı; yine Ovacık Kaymakamlığı İlçe Özel İdaresinin … tarih ve … sayılı "Boşalan Köyler" konulu yazısında şuan itibarıyla Karataş köyünün seçilmiş İdare Heyetinin bulunmadığı, köyün boş olduğu, bu köylerde kısmi olmak üzere çok az sayıda bir nüfus yazlık olarak köylerine döndüğü, kalıcı yerleşimin sağlanamadığı belirtilmiştir. Tunceli İl Genel Meclisinin … tarih ve … sayılı kararında; Karataş köyü ve mezralarının da aralarında bulunduğu Tunceli ilinin bazı köy ve mezraları ile ilgili olarak; 2001-2013 yılları arasında nüfus sayımlarında boş olduğu, mahalli ve genel seçimlerde oy kullanılmadığı, okulların kapalı olduğu, öğrencinin olmadığı; kalıcı ikametin terör, çatışmalı ortam ve can güvenliği nedeniyle sağlanamadığı, köy ve mezralarına mal ve can güvenliği riski nedeniyle yerleşemeyen köy ve mezra halkının mağdur olduğu, binalarının bakımsızlık nedeniyle yıkık olduğu, arazilerini ekip biçemedikleri, hayvancılık faaliyeti ile uğraşamadıkları ifadelerine yer verilmiştir. İçişleri Bakanlığı İller İdaresi Genel Müdürlüğü'nün … tarih ve … sayılı yazısında, Karataş köyünün de aralarında bulunduğu bir kısım köy ve mezralarında yaz aylarında tarım ve hayvancılık yapıldığı belirtilmiştir. Buna göre; 30/05/2007 tarihi ile komisyona başvuru tarihi olan 21/05/2013 tarihi arasındaki dönemde köy/mezrada güvenlik ortamının sağlanıp sağlanmadığı, ikamet etmek isteyen kişiler için terör ya da terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetlerden kaynaklı güvenliği tehdit eden olay ve durumların yaşanıp yaşanmadığı (sözü edilen döneme ait güvenlik birimlerindeki olaylara ilişkin kayıtlar vs. somut belgelerle ortaya konulamadığı), davacı ve diğer köy sakinlerinin KDRP kapsamında başvuruları olup olmadığı, varsa İdare tarafından ne tür işlemler yapıldığı, köyün yerleşime uygun hale getirilmesi amacıyla herhangi bir proje başlatılıp başlatılmadığı, adı geçen köy/mezrada yol, su, elektrik gibi olmadığında yaşanılması neredeyse imkansız olan hizmetlerin sunulup sunulmadığı, davacının köy/mezraya dönmemesinin, dönme iradesinin olmayışından mı, yoksa söz konusu yerde güvenliğin sağlanmaması, köy/mezranın yerleşime uygun halde olmamasından mı kaynaklandığı hususlarının tereddüte yer vermeyecek şekilde dosya kapsamında ortaya konulamadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, yukarıda belirtilen hususlar açıklığa kavuşturulmadan ve belirtilen kriterler çerçevesinde yeterli inceleme ve araştırma yapılmadan başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin anılan kısmında hukuka uyarlık, anılan kısım yönünden davanın reddi yolundaki Mahkeme kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının 30/05/2007 tarihinden sonraki döneme ilişkin olarak uğranıldığı iddia edilen zarara ilişkin temyiz isteminin KABULÜNE, 2. ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının 30/05/2007 tarihinden sonraki döneme ilişkin olarak uğranıldığı iddia edilen zararlar yönünden davanın kısmen reddine ilişkin kısmının BOZULMASINA, 3. Bozulan kısım yönünden yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine, 16/05/2024 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.