(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2006/11263 E. , 2006/13896 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 31.10.2005 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı tesisi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 21.06.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne duruşma talebinin değerden reddine karar verildikten sonra dosya ve iç…
**(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2006/11263 E. , 2006/13896 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 31.10.2005 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı tesisi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 21.06.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne duruşma talebinin değerden reddine karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Davacı, 908 parsel sayılı taşınmazının genel yola bağlantısının bulunmadığını ileri sürerek, davalıya ait 907 parsel sayılı taşınmaz üzerinden geçit hakkı kurulmasını istemiştir. Davalı davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, 907 parsel üzerinden geçit hakkı kurulmasına karar verilmiş, hükmü davalı vekili temyiz etmiştir. Dava, Türk Medeni Kanunu’nun 747 (önceki Medeni Kanunu’nun 671.) maddesine dayanılarak açılmış geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir. Ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi geçit davalarının nedenidir. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine mutlak geçit ihtiyaç veya geçit yoksunluğu, ikincisine de nisbi geçit ihtiyacı ya da geçit yetersizliği denilmektedir. Mahkemece uygun geçit yeri saptanırken öncelikle taraf yararlarının gözetilmesi gerekir. Zira, geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının subjektif arzularına göre değil objektif esaslara uygun belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakarlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır. Uygun güzergah saptanırken, aleyhine geçit kurulan taşınmazın kullanım bütünlüğü bozulmamalıdır. Taşınmazın kullanım bütünlüğünün bozulmasının zorunlu olduğu hallerde bu husus gerekçelendirilerek geçit hakkı tesisi edilmelidir. Geçit hakkı kurulmasına ilişkin davalarda davanın niteliği gereği yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmalıdır. Eldeki davada, davacı 908 parsel sayılı taşınmazının genel yola bağlantısı bulunmadığını ileri sürerek davalıya ait taşınmazdan geçit irtifakı kurulmasını istemektedir. Gerçektende davacı taşınmazının mutlak geçit ihtiyacı bulunmaktadır. Mahkemece bu ihtiyacı karşılamak ve uygun güzergahı saptamak için keşif yapılmış, ne var ki az yukarıda değinilen ilkeler gözardı edilerek geçit yeri belirlenmiştir. Şöyle ki; 1-Üzerinde geçit hakkı tesis edilen 907 parsel sayılı taşınmazın üzerinde davacının haksız olarak inşaa ettiği fırını nedeniyle 907 parsel sayılı taşınmazın kullanım bütünlüğü bozularak geçit hakkı tesis edilmiştir. 2-Geçit hakkının genel yola kadar kesintisiz bağlanması gerektiği ilkesi gözetilmeden yola sınırı bulunun davacı parseline kadar bağlantı yapılarak, davacının taşınmazları arasında ulaşımı sağlamak amacıyla geçit hakkı tesisi sonucunu oluşturacak şekilde hüküm kurulmuştur. Bu nedenle de genel yola ulaşmayacak şekilde geçit hakkı tesisi doğru görülmemiştir. 3-Yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılması ve vekili olsa bile yararına avukatlık ücreti verilmemesi gerekirken bu yönün de gözardı edilmesi ayrıca doğru değildir. O halde, mahkemece yapılacak iş, taşınmaz başında bilirkişiler aracılığı ile yeniden keşif yapılmalı(HUMK m.363),keşifi izlemeye ve denetime uygun alınacak bilirkişi raporuna göre davacının genel yola ulaşımında en elverişli yol saptanmalı, davacıya ait bir başka taşınmazında geçit güzergahı kapsamında kalması halinde, geçit irtifaklarının taşınmazların leh ve aleyhine tesis edilmesi gerektiği ilkeleri de gözetilerek bu taşınmaz aleyhine de geçit irtifakı kurulacak şekilde sonucu gidilmelidir. Tüm bu yönler üzerinde durulmadığından karar bozulmalıdır. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenler uyarınca davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, 27.11.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.