Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2021/8479 E. , 2024/18948 K. T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2021/8479 Karar No : 2024/18948 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Üniversitesi Rektörlüğü / ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davalı idare bünyesinde görev…
Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2021/8479 E. , 2024/18948 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2021/8479 Karar No : 2024/18948 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Üniversitesi Rektörlüğü / ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davalı idare bünyesinde görev yapmakta iken 675 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvurunun reddine dair ... tarih ve ... sayılı işlemin iptaline karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; davacının ByLock isimli örgüt içi kriptolu haberleşme sitemini kullanmadığı, Bankasya isimli bankadaki hesap hareketlerinin olağan bankacılık işlemi niteliğinde olduğu, örgütle irtibatlı olduğu yönünde hukuken kabul edilebilir herhangi bir bilgi, belge, somut tanık ifadesi, ihbar, şikayet bulunmadığı, davalı idare tarafından yapılan soruşturmalar kapsamında ifadesi başvurulan kişilerin, ... Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında ifadesine başvurulan kişiler olduğu, bu kişilerin idari soruşturma ve savcılık soruşturmasında benzer nitelikli soyut ve kanaate dayanan ifadelerde bulundukları, davacıya ait kredi kartı ekstrelerinin incelenmesi neticesinde ise Cihan Medya A.Ş'ye yapılan ödemenin 04/12/2013 tarihli ödemenin taksitlerinin olduğunun anlaşıldığı, tek başına örgütle iltisaklı özel okulda çocuğuna ilişkin öğrenci kaydının ve Cihan Medya A.Ş'ye yapılan ödemenin FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne irtibat veya iltisakı göstermeyeceği, davacının göreve iade edilmesi talebiyle yaptığı başvurunun reddine dair dava konusu işleminde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Açıklanan gerekçelerle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davalı idare tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; davacının Bank Asya'da hesabının bulunduğu, örgüt liderinin talimatından sonraki süreçte; 2014 yılının Ocak ayı itibariyle muhtelif tarihlerde para girişlerinin bulunduğu, ayrıca 06.01.2015 tarihinde 1.103,00 TL tutarlı ve 31 gün vadeli katılım hesabı açtığı, anılan bankaya finansal destek/yardım sağladığı, ayrıca FETÖ/PDY'ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle TMSF'ye devredilen Cihan Medya Dağıtım A.Ş.'ye ödeme bilgisinin bulunduğu ve hakkında yürütülen soruşturmada bilgisine başvurulan tanıkların, davacının terör örgütü ile ilişkin olduğu yolunda kanaat bildirmiş olmaları hususu, Bank Asya hesabı ile birlikte değerlendirildiğinde; davacının FETÖ/PDY ile en az iltisak ve irtibat düzeyinde ilişkisinin olduğu, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilmiştir. Açıklanan gerekçelerle, davalı idarenin istinaf başvurusunun kabulüne, İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından; ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nca hazırlanan bilirkişi raporunda talimat dönemlerine denk gelecek şekilde para çıkışlarının da olduğunun belirtildiği, 06/01/2015 tarihinde açılan hesabın ekonomik odaklı bir bankacılık işlemi olduğu, yeni bir para girişi olmadığı, talimatla işlem yapmadığı, birçok bankada hesabının olduğu, Cihan Medya A.Ş.'ye yapılan ödemenin kızına aldığı deneme sınavı bedeli olduğu, kızının özel okulda olan kaydının örgütsel saik barındırmadığı, hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, hakkındaki beyanların soyut nitelikte olduğu ve gerçeği yansıtmadığı belirtilerek Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği iddia edilmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının eksik inceleme nedeniyle bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 334. maddesi uyarınca adli yardım talebi daha önce kabul edilmiş olan davacının, aynı Kanun'un 335. maddesinin 3. fıkrasında yer alan "adli yardım, hükmün kesinleşmesine kadar devam eder." düzenlemesi gereğince temyiz aşamasındaki adli yardım talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY ve İLGİLİ MEVZUAT: Türkiye'de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır. Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir. MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır. 01/09/2016 tarih ve 29818 sayılı (Mükerrer) Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 675 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Kamu Personeline İlişkin Alınan Tedbirlere Dair Kanun Hükmünde Kararname'nin ''Kamu Personellerine İlişkin Tedbirler'' başlıklı 2. maddesinde, ''(1) Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara (Anayasa Mahkemesi'nin 24/06/2021 tarih ve E:2018/81, K:2021/45 sayılı kararıyla 7086 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 1. maddesinin 1. fıkrasının birinci cümlesinde yer alan "...üyeliği, mensubiyeti veya..." ibaresinin iptaline karar verilmiştir.) iltisakı yahut bunlarla irtibatı olan ve Ekli (1) sayılı listede yer alan kişiler kamu görevinden başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın çıkarılmıştır. Bu kişilere ayrıca herhangi bir tebligat yapılmaz. Haklarında ayrıca özel kanun hükümlerine göre işlem tesis edilir.'' hükmüne yer verilmiştir. Davalı idare bünyesinde görev yapan davacı, 675 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvurunun reddine dair ... tarih ve ... sayılı işlemi ile kamu görevinden çıkarılmıştır. Bunun üzerine, davacı anılan işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen davayı açmıştır. Diğer yandan, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yürütülen ceza soruşturması sonucunda ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... tarih ve Sor. No: ..., K:... sayılı kararı ile kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği görülmüştür. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 675 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin, başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın bu KHK eki listelerle kamu görevinden çıkarılmaları, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir. AİHM, "demokratik bir devletin, memurlarından anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28). Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat, kamu görevlilerinin devlete sadakat yükümlülüğünü yitirildiğini ortaya koyan ve bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir. Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarihli ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır. Bununla birlikte iptal davaları idarî işlemlerin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan davalardır. İdari işlem ise idarenin kamu gücü kullanarak tek taraflı olarak tesis ettiği hukuki sonuç doğuran işlemdir. İdareyi işlem yapmaya sevk eden maddi ve hukuki etkenler ise idari işlemin sebep unsurunu oluşturmaktadır. Bu kapsamda davacı hakkındaki terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatının bulunup bulunmadığının tespit edilmesi gerekmektedir. Dava konusu işlemin sebep unsuru yönünden hukuki denetiminin yapılabilmesi; bu değerlendirmeyi haklı kılan maddi sebeplerin yargılama esnasında davalı idarece ortaya konulmasına ve izah edilmesine bağlıdır. Bu konudaki yükümlülük şüphesiz öncelikle dava konusu işlemi tesis eden davalı idareye aittir. Bununla birlikte idari yargı mercilerince 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20. maddesinde öngörülen resen araştırma ilkesi uyarınca uyuşmazlığın çözümü için her türlü inceleme ve araştırmanın yapılması da mümkün, hatta olayın niteliğine göre gereklidir. Dava dosyasının incelenmesinden; davalı idarece, davacının 675 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin işlemin gerekçesi olarak davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu yönündeki değerlendirmenin gösterildiği, ilk derece mahkemesince davacının ByLock isimli örgüt içi kriptolu haberleşme sitemini kullanmadığı, Bankasya isimli bankadaki hesap hareketlerinin olağan bankacılık işlemi niteliğinde olduğu, örgütle irtibatlı olduğu yönünde hukuken kabul edilebilir herhangi bir bilgi, belge, somut tanık ifadesi, ihbar, şikayet bulunmadığı, davalı idare tarafından yapılan soruşturmalar kapsamında ifadesi başvurulan kişilerin, Konya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında ifadesine başvurulan kişiler olduğu, bu kişilerin idari soruşturma ve savcılık soruşturmasında benzer nitelikli soyut ve kanaate dayanan ifadelerde bulundukları, davacıya ait kredi kartı ekstrelerinin incelenmesi neticesinde ise Cihan Medya A.Ş'ye yapılan ödemenin 04/12/2013 tarihli ödemenin taksitlerinin olduğunun anlaşıldığı, tek başına örgütle iltisaklı özel okulda çocuğuna ilişkin öğrenci kaydının ve Cihan Medya A.Ş'ye yapılan ödemenin FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne irtibat veya iltisakı göstermeyeceği, davacının göreve iade edilmesi talebiyle yaptığı başvurunun reddine dair dava konusu işleminde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verildiği, anılan karara davalı idarece yapılan istinaf başvurusunun, davacının Bank Asya'da hesabının bulunduğu, örgüt liderinin talimatından sonraki süreçte; 2014 yılının Ocak ayı itibariyle muhtelif tarihlerde para girişlerinin bulunduğu, ayrıca 06.01.2015 tarihinde 1.103,00 TL tutarlı ve 31 gün vadeli katılım hesabı açtığı, anılan bankaya finansal destek/yardım sağladığı, ayrıca FETÖ/PDY'ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle TMSF'ye devredilen Cihan Medya Dağıtım A.Ş.'ye ödeme bilgisinin bulunduğu ve hakkında yürütülen soruşturmada bilgisine başvurulan tanıkların, davacının terör örgütü ile ilişkin olduğu yolunda kanaat bildirmiş olmaları hususu, Bank Asya hesabı ile birlikte değerlendirildiğinde; davacının FETÖ/PDY ile en az iltisak ve irtibat düzeyinde ilişkisinin olduğu, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle Bölge İdare Mahkemesince kabul edilerek İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verildiği görülmüştür. Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında yer alan söz konusu tespit ve değerlendirmeler incelendiğinde ise; Bölge İdare Mahkemesi kararında davacının terör örgütünün finansal kuruluşu olan Bank Asya'da hesabının bulunması hususunun davacının FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesiyle ilgili olarak; Davacı tarafından, bu tespite ilişkin olarak dava dosyasındaki beyanlarında özetle; Bank Asya hesabındaki işlemlerinin olağan bankacılık faaliyeti olduğu, talimatla hareket etmediği, Komisyon'un sadece para girişlerini tespit ettiği ancak para çıkışlarını dikkate almadığı, Konya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma esnasında banka hesabına ilişkin bilirkişi raporu aldırıldığı, bilirkişi tarafından yapılan işlemlerin rutin bankacılık işlemleri olduğunun tespit edildiği, on farklı bankada hesabı bulunduğu, 2004 yılında araba kredisini Albaraka Türk Bankasından, 2013 yılında ev kredisini Kuveyttürk Bankasından çektiği, elektrik, su ve doğalgaz aboneliklerine ait otomatik ödeme talimatlarının Akbank'ta olduğu, onsekiz yıldır Yapıkredi Bankası'na ait kredi kartını kullandığı, anılan tespitin örgütle irtibat ve iltisak kapsamında değerlendirilemeyeceği ileri sürülmüştür. Söz konusu tespite ilişkin dava dosyasında bulunan bilgi ve belgelerin incelenmesinden, davacının Bank Asya hesabını 30/07/2008 tarihinde açtığı, söz konusu hesapta 01/01/2013-31/12/2013 tarihleri arasında da 56.363,11 TL (2013 Ağustos bakiyesi) ile 3641,09 TL (2013 Ocak bakiyesi) arasında değişen bakiyenin bulunduğu, 2013 yılı Aralık ayı itibariyle 7.139,04 ₺ bakiyesinin olduğu; 2014 yılı Ocak ayında 3.965,91 ₺, Şubat ayında 8.591,94 ₺, Mart ayında 8.563,45 ₺, Nisan ayında 8.574,38 ₺, Mayıs ayında 8.562,70 ₺, Haziran ayında 7.163,58 ₺, Temmuz ayında 7.180,68 ₺, Ağustos ayında 7.188,85 ₺, Eylül ayında 7.210,49 ₺, Ekim ayında 7.163,80 ₺, Kasım ayında 7.203,16 ₺, Aralık ayında 3,42 ₺ bakiye bulundurduğu; 2015 yılı Mart ayında 3.466,87 ₺, Haziran ayında 1.064,02 ₺, Eylül ayında 1.078,82 ₺, Aralık ayında 0.00 ₺ bakiye bulunduğu ve 29/12/2015 tarihinde hesabının kapatıldığı, örgüt liderinin anılan bankaya "para yatırın, mevduat arttırın, yeni hesap açın" talimatı olarak basına yansıyan Ocak 2014 tarihinde hesap bakiyesinde azalma meydana geldiği, hesap bakiyesinde Şubat ayında bir miktar yükseliş görülmüş ise de bu aydaki bakiyenin 2014 yılı Aralık ayına stabil olarak devam ettiği, yine örgüt liderinin "paranızı çekin, hesaplarınızı kapatın" talimatını verdiği döneme denk gelen Mayıs 2015 tarihi ve sonraki dönemde davacının bu talimatla uyumlu herhangi bir işlem yapmadığı ve mevduatını anılan bankada tutmaya devam ettiği, 06.01.2015 tarihinde açılan 1.103,00 TL tutarlı ve 31 gün vadeli katılım hesabının diğer hesap hareketleriyle birlikte değerlendirildiğinde talimat doğrultusunda açıldığına dair herhangi bir verinin bulunmadığı, Bank Asya isimli bankada yapılan hesap hareketlerinin örgüt liderinin talimatlarıyla uyumlu olmadığı ve olağan bankacılık işlemi niteliğinde olduğu kanaatine varıldığından davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Bölge İdare Mahkemesi kararında davacının FETÖ/PDY'ye aidiyeti, irtibatı ve iltisakı olduğu gerekçesiyle TMSF'ye devredilen Cihan Medya Dağıtım A.Ş.'ye ödeme bilgisi olması hususunun davacının FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesiyle ilgili olarak; Davacı tarafından, söz konusu ödemenin 7. sınıfa giden ve LGS sınavına hazırlanan kızına ait deneme sınavları için yapılan ödeme olduğu, ödemenin 04/12/2013 tarihinde yapıldığı, ve 12 takside bölündüğü, bu sebeple bir kısmının ocak ve şubat 2014 tarihlerine kaydığı, anılan tespitin örgütle irtibat ve iltisak kapsamında değerlendirilemeyeceği ileri sürülmüştür. Söz konusu tespite ilişkin davacıya ait kredi kartı ekstrelerinin incelenmesi neticesinde ise Cihan Medya A.Ş'ye yapılan ödemenin 04/12/2013 tarihli ve 252,00 TL tutarındaki ödemenin taksitlerinin olduğu anlaşılmış olup davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Bölge İdare Mahkemesi kararında davacı hakkında yürütülen soruşturmada bilgisine başvurulan tanıkların, davacının terör örgütü ile ilişkin olduğu yolunda kanaat bildirmiş olması hususunun davacının FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesiyle ilgili olarak; Davacı tarafından bu beyanların gerçek dışı olduğu, kanaatlerin somut gerekçeye dayanmadığı, kanaatin nasıl oluştuğuna ilişkin bilgi ve belgenin bulunmadığı anılan tespitin örgütle irtibat ve iltisak kapsamında değerlendirilemeyeceği ileri sürülmüştür. Söz konusu tespite ilişkin dava dosyasında bulunan bilgi ve belgelerin incelenmesinden, davacı hakkında ... Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma sonucunda hakkında kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karar verildiği, anılan kararda ifadesine başvurulan Y.Ç. tarafından "şüphelinin yapı ile ilgili bir ilişkisinin olduğu yönünde duyumlar aldıklarını, ancak bu yapı ile ilgili herhangi bir iltisak ve irtibatını net olarak bilmediğini, akademik kariyer olarak olağandışı ve hızlı yükseldiğini, isimleri geçen D.Y. ve A.A. ile informal bir ilişki ve samimiyetlerinin olduğu" şeklinde beyanda bulunduğu, A.Ü. tarafından "şüpheliyi tanıdığını, fakülte içerisinde fetöcü olarak bildiği ekibin içerisinde yer aldığı kanaatinin olduğu" şeklinde beyanda bulunduğu, R.Ş. tarafından "şüphelinin odasından pek çıkmayan, kendi içine kapanık bir kişi olduğu, kendisinin herhangi bir yapıya mensubiyeti olup olmadığını bilmediği" şeklinde beyanda bulunduğu, F.D. tarafından, "şüpheliyi yakınen tanımadığı, örgüt üyesi olup olmadığını bilmediği" şeklinde beyanda bulunduğu, A.S. tarafından " şüphelinin fetöcü gruba yakın durduğu" şeklinde beyanda bulunduğu görülmüş olup anılan tanık beyanlarının bir kısmının somut tespite yer vermediği, yer ve zaman belirtmediği, tamamen duyuma ve kanaate bağlı ifadeler olduğu, diğer kısmının ise davacının örgüt üyeliği hakkında bilgilerinin olmadığını beyan etmeleri karşısında, soyut içerikli tanık beyanlarının davacı aleyhine karara esas alınmasının mümkün olmadığı sonucuna varılmıştır. Bu durumda, Dairemizce yukarıda yapılan tespit ve değerlendirmeler dikkate alınarak, Mahkemece, öncelikle; davalı idareye, davacı hakkında terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut irtibatı olduğu yönünde değerlendirme yapılmasına dayanak teşkil eden tespitlerin yeniden sorulması, öte yandan 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20. maddesi uyarınca uyuşmazlığın çözümü için; "Emniyet Genel Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı ile Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele Daire Başkanlığından; davacının FETÖ/PDY terör örgütüne ait örgüt içi iletişim programı (ByLock) kullandığına ya da ankesörlü telefon görüşme kaydı bulunduğuna ilişkin tespit olup olmadığının sorulmasına, var ise tespitlere ilişkin belge ve raporların, (mahiyetleri ve kullanım bilgileri yer alacak şekilde) FETÖ/PDY soruşturmaları kapsamında var ise davacının adının geçtiği ifade tutanaklarının istenilmesine, Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğünden; davacının FETÖ/PDY terör örgütüne ait özel öğretim kurum ve kuruluşlarına ilişkin eğitim kaydı ile özel öğrenci yurtları vb. ilişkin kayıt bilgileri (istihbari olanlar dâhil) olup olmadığının sorularak, var ise tespitine ilişkin belge ve raporların istenilmesine, Hazine ve Maliye Bakanlığı Mali Suçları Araştırma Kurulundan (MASAK); davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile ilişkili gerçek (sivil imamlar vb) veya tüzel (Kimse Yok Mu Derneği vb) kişilere bağış ya da para transferinin olup olmadığının sorularak, var ise ilgili belge ve raporların (şahıs, dernek/vakıf, miktar ve tarih yer alacak şekilde) istenilmesine, İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğünden; davacının FETÖ/PDY terör örgütüne ait olduğu gerekçesiyle kapatılan dernek ya da sendika/federasyon/konfederasyonlarda yönetim/denetim/genel kurul üyelik/aidat bilgisi olup olmadığının sorularak, var ise ilgili belge ve raporların (şahıs, tarih aralığı ve ilgili kuruluş yer alacak şekilde) istenilmesine, Vakıflar Genel Müdürlüğünden; davacının FETÖ/PDY terör örgütüne ait olduğu gerekçesiyle kapatılan vakıflarda üyeliği ya da mütevelli heyeti üyeliği olup olmadığının sorularak, var ise ilgili belge ve raporların (şahıs, tarih aralığı ve ilgili kuruluş yer alacak şekilde) istenilmesine, Krea İçerik Hizmetleri ve Prodüksiyon Anonim Şirketinden; davacının Digitürk aboneliğinin bulunup bulunmadığı, aboneliği bulunuyorsa bu aboneliği iptal ettirip ettirmediğinin, iptal ettirmiş ise hangi tarihte iptal ettirdiğinin sorularak, var ise müşteri hizmetleri ile yapılan görüşmenin çözümünün ve diğer bilgi ve belgelerin birer örneğinin istenilmesine" yönelik yapılacak ara kararı neticesinde davalı idare ile yukarıda anılan kurum ve kuruluşlarca gönderilecek bilgi ve belgeler davacıya tebliğ edilerek karşı beyanlarının da alınmasından sonra davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut irtibatının bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. Kuşkusuz yukarıda anılan değerlendirme yapılırken davacı hakkında ceza soruşturması veya ceza kovuşturması var ise (kesinleşmiş takipsizlik ya da beraat kararı ile sonuçlanmış olsa dahi) buradaki tespitlerin de irtibat ve iltisak noktasında göz önüne alınması gerekmektedir. Bu itibarla, yukarıda belirtilen nedenlerle Dairemizce hukuka uygun görülmeyen gerekçelere dayalı olarak ve yine yukarıda belirtilen hususlarda araştırma yapılmaksızın, eksik incelemeyle dava konusu işlemin iptali yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun kabulü, İdare Mahkemesi kararının kaldırılması, davanın reddi yolundaki Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne; 2. Dava konusu işlemin iptali yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun kabulü, İdare Mahkemesi kararının kaldırılması, davanın reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda özetlenen gerekçeyle BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 20/11/2024 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.