10. Hukuk Dairesi 2020/8192 E. , 2020/5257 K. "İçtihat Metni" Bölge Adliye Mahkemesi : .... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi Dava, ödeme emri iptali istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı Kurum vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. .... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince v
**10. Hukuk Dairesi 2020/8192 E. , 2020/5257 K.** **"İçtihat Metni"** Bölge Adliye Mahkemesi : .... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi Dava, ödeme emri iptali istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı Kurum vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. .... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince verilen kararın, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. I-İSTEM: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı Kurum tarafından 1998/003610, 1998/003610, 1998/001814 ve1998/003613 takip dosyaları ile tahakkuk ettirilen prim borcu, eğitime katkı payı borcu, idari para cezası ve gecikme zammından oluşan borcun zamanaşımına uğramış olduğunu ve böyle bir borcumuzun bulunmadığını belirterek, davacı müvekkilimin davalı kuruma borcu olmadığının tespitine ve ödeme emirlerinin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II-CEVAP: Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III-MAHKEME KARARI: A-İLK DERECE MAHKEME KARARI İlk derece mahkemesince; " Davanın kabulü ile 6183 Sayılı Yasa kapsamında yapılan takibe konu prim borçlarının zaman aşımına uğramış olması nedeniyle 1998/001814-003610-3612-3613 sayılı ödeme emirlerinin iptaline” şeklinde karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı Kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel maheme kararının usul ve Yasaya aykırı olduğunu, Kurumca yapılan işlemlerde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığını belirterek, kararın istinaf incelemesi ile kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Davanın Yasal dayanağı olan 506 sayılı Yasanın 80. maddesinde 3917 sayılı Yasayla yapılan değişiklik uyarınca, Kurumun süresi içerisinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde 6183 sayılı Yasa hükümlerinin uygulanması gereği öngörülmüştür. 6183 sayılı Kanunun “Tahsil zamanaşımı” başlığını taşıyan 102. ve ardından gelen maddeleri uygulanacaktır. Anılan madde hükmüne göre, zamanaşımı süresi beş yıl olup, zamanaşımı süresinin başlangıcı da, alacağın vadesinin rastladığı takvim yılını izleyen yıl başı olarak belirlenmiştir. Kurumca verilecek idari para cezaları” başlığını taşıyan 506 sayılı Kanunun 140’ıncı maddeye göre ''Fiilin işlendiği günden itibaren beş yıl içinde tebliğ edilemeyen idarî para cezaları zamanaşımına uğrar. Dosya kapsamından ödeme emrinin tebliğ edildiği tarihinde kadar 5 yıllık zamanaşımı süresi dolduğu anlaşıldığından mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ: Davalı Kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel maheme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, kurumca yapılan yapılan işlemlerde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığını belirterek, kararın istinaf incelemesi ile kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE ESASIN İNCELEMESİ: Mahkemenin, 1998/003610, 1998/001814 ve 1998/003613 takip dosyaları ile tahakkuk ettirilen prim borcu, eğitime katkı payı borcu ve gecikme zammından oluşan borcun zamanaşımına uğramış olduğu gerekçesiyle verilen karar isabetli ise de 1998/003612 takip sayılı idari para cezasına ilişkin verilen karar eksik inceleme sonucu verildiği anlaşılmaktadır. Davanın Yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 140. Maddesi olup gerek anılan maddede, gerekse 5510 sayılı Kanun'un 102. maddesinde, işverenin Kanunla düzenlenen yükümlülüklerini yerine getirmemesi halinde idari para cezası ile sorumlu olacağı düzenlenmiştir. Ancak, idari para cezası, neticede bir cezai yaptırım olup, cezaların şahsiliği ve kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkelerine göre, asıl borçlu şirket hakkında düzenlenen idari para cezasından, temsil ve ilzama yetkili kişi sıfatı ile hareket edenlerin şahsen sorumlu tutulamayacağı belirgindir. Hal böyle olunca, öncelikle, Kurum tarafından bizzat davacıya yönelik düzenlenen idari para cezası kararı bulunup bulunmadı araştırılarak, varlığı halinde, 506 sayılı Kanunun 140. Maddesi hükmü gözetilerek uyuşmazlık çözüme kavuşturulmalıdır. “Kurumca verilecek idari para cezaları” başlığını taşıyan 140’ıncı madde, idari para cezaları, cezayı uygulayacak makam, cezaya itiraz ve itirazı inceleyecek merci ile itiraz üzerine verilen karara karşı ilgililerce başvurulacak yargı yolu ve zamanaşımı konusunda düzenleme içermektedir. İdari para cezasına karşı fiilin işlendiği tarihteki Yasal düzenlemeye göre süresi içinde Kuruma itiraz edilmemesi veya itirazın reddine karar verilmesi halinde yine süresi içinde ilgili Mahkemeye dava açılmaması ya da ilgili Mahkemece itirazın reddine karar verilmesi hallerinde idari para cezası kesinleşir ve Kurum alacağına dönüşür. Kesinleşen idari para cezasına karşı İş Mahkemesinde menfi tespit ve itiraz davası açılamaz. Burada söz konusu olan idari para cezasının kendisinin iptali olup, tahsili nedeniyle tanzim edilen ödeme emrinin iptali ya da borçlu olmadığının tespiti talepleri iş mahkemesinin görev alanındadır. 06.05.1993 tarih ve 3910 sayılı Yasa ile değişik 140. maddenin son fıkrasına göre idari para cezalarının tahakkuk ve tahsilatında 10 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanacağı düzenlenmiş, anılan fıkra 06.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4958 sayılı Kanunun 51’inci maddesiyle, “fiilin işlendiği günden itibaren beş yıl içinde tebliğ edilemeyen idarî para cezaları zamanaşımına uğrar.” şeklinde değiştirilmiş, sonrasında 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun aynı başlıklı 102’nci maddesinde, idari para cezalarının on yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu, zamanaşımı süresinin, fiilin işlendiği tarihten itibaren başlayacağı öngörülmüştür. Mahkemece, davacıya yönelik düzenlenen idari para cezası kararının varlığı halinde, yukarıda açıklanan prosedür çerçevesinde, 506 sayılı Kanun’un 140. maddesi uyarınca başlatılmış prosedürün bulunup bulunmadığı araştırılmalı, varlığı saptandığında idari para cezasının kesinleşmesi olgusu bekletici sorun yapılarak idari para cezalarının kesinleşip kesinleşmediği belirlenmeli, idari para cezasının fiilin işlendiği tarihten itibaren zamanaşımı süreleri gözetilerek, 6183 sayılı Yasa gereği zamanaşımını kesen sebepler araştırılıp, zamanaşımı ve işin esası konusunda, yapılacak değerlendirme sonucuna göre karar verilmelidir. Yapılacak araştırma sonucu, davacıya yönelik düzenlenen idari para cezası kararının bulunmadığının belirlenmesi halinde ise, cezaların şahsiliği ve Kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkelerine göre, asıl borçlu şirket hakkında düzenlenen idari para cezasından davacının şahsen sorumlu olmayacağı gözetilerek, varılacak sonuca göre karar verilmelidir. Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, eksik inceleme ve araştırmayla yazılı şekilde karar tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O hâlde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1 maddesi gereği kaldırılarak, temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 01/10/2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.