Başvuru, Suriye sınırları içinde bulunan oğlunun cenazesinin getirilmesi talebinin karşılanmaması nedeniyle özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, Suriye sınırları içinde bulunan oğlunun cenazesinin getirilmesi talebinin karşılanmaması nedeniyle özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvurucu, Diyarbakır'ın Sur ilçesi nüfusuna kayıtlı oğlunun Suriye'nin Derika Hemko (Al-Malikiyah) kasabasında hayatını kaybettiğini ve cenazesinin orada defnedildiğini ileri sürerek cenazenin Diyarbakır'a getirilerek defnedilmesi talebiyle 30/11/2015 tarihinde Silopi Kaymakamlığına (İdare) başvurmuştur. Başvurucu, talebin İdarece zımnen reddi nedeniyle 3/3/2016 tarihinde Mardin İdare Mahkemesinde (Mahkeme) idari işlemin iptali davası açmıştır. Mahkeme 15/4/2016 tarihinde dava dilekçesinin 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun maddesinin (1) numaralı fıkrasının (d) bendi gereğince kararın tebliğini izleyen günden itibaren otuz gün içinde bizzat veya bir avukat vasıtasıyla Kanun'un maddesine uygun şekilde düzenlenerek yeniden dava açılmak üzere reddine karar vermiştir. Kararda Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden alınan nüfus kayıt örneğinin incelenmesinden, başvurucunun oğlunun nüfus kayıtlarında sağ olarak gözüktüğü belirtilmiştir. Ayrıca söz konusu kişinin Suriye'nin Derika Hemko (Al-Malikiyah) kasabasında hayatını kaybettiğinin bildirimi amacıyla herhangi bir nüfus müdürlüğüne başvuru yapılıp yapılmadığı ile nüfus müdürlüğünce yanıt verilip verilmediğine ilişkin dosyaya bir bilgi ve belgenin sunulmadığı, bu nedenle dava dilekçesinin usulüne uygun düzenlenmediği ifade edilmiştir. Başvurucu 5/6/2016 tarihinde Diyarbakır iline bağlı Kayapınar İlçe Nüfus Müdürlüğüne (Nüfus Müdürlüğü) başvurarak oğlunun nüfusa ölüm şerhinin yapılması talebinde bulunmuştur. Nüfus Müdürlüğü 16/6/2016 tarihli yazısında 25/4/2006 tarihli ve 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun ölüm ve gaiplik ile ilgili maddesinin (1) numaralı fıkrasının (e) bendi gereğince adli olaylarda ve kazalarda ilgili Cumhuriyet savcılığınca ölüm tutanakları düzenlendikten sonra Nüfus Müdürlüğüne bildirilmesi gerektiğini ifade etmiştir. Başvurucu, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına (Başsavcılık) başvurmuş ve oğlunun ölüm tutanağının düzenlenmesi ve Nüfus Müdürlüğüne bildirilmesi talebinde bulunmuştur. Başsavcılık tarafından 25/1/2017 tarihinde olayda suç ve suç unsuru bulunmadığı, öldüğü iddia edilen kişinin Suriye'de öldüğü, olayın adli bir vaka olduğu ve buna ilişkin dosyaya somut bir delilin ibraz edilmediği, bu hâliyle soruşturulacak bir eylemin bulunmadığı belirtilerek olay hakkında kovuşturmaya yer olmadığına kararı verilmiştir. Başvurucunun karara itirazını inceleyen Diyarbakır Sulh Ceza Hâkimliği 30/3/2017 tarihinde talebi reddetmiştir. Kararda; başvurucunun dilekçesinde suç ve suç unsurunun bulunmadığı, öldüğü iddia edilen kişinin Suriye'de öldüğü, olayın adli bir vaka olduğu ve buna ilişkin dosyaya somut bir delilin de ibraz edilmediği, bu hâliyle soruşturulacak bir eylem bulunmadığı, bu nedenle kamu davası açmayı gerektirir yeterli şüpheyi uyandıracak somut delil elde edilemediği belirtilmiştir. Bu bağlamda 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilemediği ve kovuşturma olanağının bulunmadığı, aynı maddenin (3) numaralı fıkrası uyarınca kararın etkin soruşturma yapılmadan verildiğinin dosya kapsamından tespit edilmediği, bu hâliyle kamu davası açılması için yeterli nedenin bulunmadığı vurgulanmıştır. Başvurucu, nihai hükmü 23/6/2017 tarihinde öğrendikten sonra 21/7/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.