4. Hukuk Dairesi 2021/17110 E. , 2023/11116 K. İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/188 Esas - 2021/401 Karar HÜKÜM/KARAR : Kısmen Kabul/Davalı Vekilinin İstinaf Başvurunun Esastan Reddi, Davacı Vekilinin İstinaf Başvurusunun Kabulü İle Davanın Kabulü İLK DERECE MAHKEMESİ : Samsun 4. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/90 Esas - 2020/314 Karar Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda…
**4. Hukuk Dairesi 2021/17110 E. , 2023/11116 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/188 Esas - 2021/401 Karar HÜKÜM/KARAR : Kısmen Kabul/Davalı Vekilinin İstinaf Başvurunun Esastan Reddi, Davacı Vekilinin İstinaf Başvurusunun Kabulü İle Davanın Kabulü İLK DERECE MAHKEMESİ : Samsun 4. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/90 Esas - 2020/314 Karar Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının maliki ve sürücüsü olduğu traktörün 21.02.2010 tarihinde karıştığı trafik kazası sonucunda dava dışı ...'nın yaralandığını ve malul kaldığını, kaza tarihi itibarıyla davalının sürücüsü ve maliki olduğu traktörün müvekkili nezdinde zorunlu mali sorumluluk sigortası(ZMSS) ile sigortalı olduğunu, kazada yaralanan ... tarafından müvekkili aleyhine Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/894 esas sayılı dosyası ile tazminat davası açıldığını, yargılama sırasında sulh olunduğunu ve müvekkili tarafından ...'ya 343.508,00 TL ödeme yapıldığını, kaza sırasında davalının sürücü belgesi olmaması nedeniyle ...'ya ödenen tazminatın davalıdan talep edildiğini ancak davalı tarafından müvekkiline ödeme yapılmadığını belirterek fazlaya ilişkin talep hakkı saklı kalmak üzere 343.508 TL tazminatın ödeme tarihi olan 30.07.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, dava dışı ...'nın araçta hatır için taşındığını, bu nedenle tazminattan indirim yapılması gerektiğini, kazanın salt müvekkilinin ehliyetsiz olması nedeniyle meydana geldiğinin davacı tarafından ispatlanması gerektiğini, kazanın nedeni sürücünün ehliyetsizliği değilse nedensellik bağı bulunmadığından rücu imkanı olmayacağını, dava dışı ...'nın müvekkilinin ve diğer yolcuların ısrarına rağmen römorkta değil sürücünün yanında tekerlek üzerine oturmaya devam ettiğini, bu nedenle meydana gelen kazada dava dışı ...'nın da kusurlu olduğunu, dava konusu trafik kazasının meydana gelmesinde müvekkiline atfı kabil kusur bulunmadığını, davacı tarafından zarar görenlere ödenen miktarın değil ödenmesi gereken gerçek zararın ödeme miktarı ile sınırlı olmak üzere rücu edilebileceğini, bu nedenle ödeme tarihi itibarıyla dava dışı ...'nın gerçek zararının tespit edilmesi gerektiğini, dava dışı ...'ya SGK tarafından yapılmış bir ödeme olması halinde bu ödemenin tazminattan indirilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu ... plakalı aracın, 21.02.2010 tarihinde tek taraflı trafik kazasına karıştığı, aracın sürücü belgesi olmayan malik davalı tarafından kullanıldığının sabit olduğu, konusunda uzman bilirkişi heyetinden alınan bilirkişi raporuna göre meydana gelen trafik kazasında davalının tam kusurlu olduğu, Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen maluliyet raporuna göre davacının ödeme yaptığı dava dışı kişinin %100 oranında malul olduğu, davacının dava dışı ...'ya ödeme yaptığı tarih itibarıyla gerçek zararın 1.135.846,99 TL olarak belirlendiği, davacın tarafından ise sulh nedeniyle 30.07.2015 tarihinde 343.508,00 TL ödeme yapıldığı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 95 inci maddesinin ikinci fıkrası ve Karayolları Motorlu araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.4. maddesi uyarınca davacı sigortacının, sigortalısına karşı rücu hakkının doğduğu, dosya kapsamı itibarıyla dava dışı ...'nın hatır amacıyla taşındığının sabit olduğu, bu nedenle davacı tarafından sulh protokolü ile yapılan ödemede hatır taşıması indiriminin yapılmaması nedeniyle davacı tarafından ödenen bedelden %20 oranında hatır taşıması indirimi yapılması gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 274.806,40 TL'nin 30.07.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde; sigortacının zarar görene ödemesi gereken gerçek zarar miktarının poliçe limitleri dahilinde kalan kısmının tarafların sulhen anlaşması ile müvekkili tarafından ödendiğini, müvekkilinin ödemesinin, gerçek zarar miktarının üzerinde olmadığını, İlk Derece Mahkemesince zarar görenin toplam gerçek zararından değil de, müvekkilinin zarar görene sulhen ödediği 343.508,00 TL üzerinden %20 indirim uygulayarak davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davalı vekili yararına reddedilen miktar üzerinden vekalet ücretine hükmedilmesi ve yargılama giderlerinin de kabul ve red oranları üzerinden taraflar arasında paylaştırılmasının hatalı ve hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; kazanın salt müvekkilinin ehliyetsizliği nedeniyle meydana gelip gelmediğinin araştırılmadığını, davacının ancak sigortalısının kusuru oranında rücu imkanına sahip olduğunu, hükme esas alınan kusur raporlarının kaza ile müvekkilinin ehliyetsiz olması arasındaki illiyet bağını belirler şekilde düzenlenmediğini, salt müvekkilinin ehliyeti olmaması nedeniyle %100 kusur verildiğini, müvekkilinin kaza sırasında hızını azaltmadığı tespit edilmişse de bu hususun gerçeğe aykırı olduğunu, müvekkilinin kaza meydana gelmeden önce vites küçülttüğünü, bu durumun tek başına müvekkilinin hızını yavaşlattığının göstergesi olduğunu, bilirkişi raporunda ...'nın traktörün römorkunda olduğu tespit edilmiş ise de duruşmada dinlenen tanığın ...'nın sürücünün yanında oturduğunu ifade ettiğini, ısrarlara rağmen ...'nın tekerleğin üzerinde oturmaya devam etmesi nedeniyle oluşan zararda kusuru olduğunu, dava dışı ...'nın eylemi ile kaza ve zarar arasındaki illiyet bağının kesildiğini, ...'nın zararın meydana gelmesinde en azından müterafik kusurlu olduğunu ve bu hususun mahkemece dikkate alınmadığını, bu nedenlerle müterafik kusur nedeniyle de indirim yapılması gerektiğini, hatır taşıması indirim oranının düşük olduğunu, dava dışı ...'nın maluliyetinin tespiti yönünden mevcutlu olarak Adli Tıp Kurumuna sevk edilmesi gerekirken tedavi belgeleri üzerinden maluliyet tespiti yapılmasının hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı vekilinin istinaf başvurusu yönünden; mahkemece yargılamanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olduğu, kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmadığı, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, ilk derece mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya elverişli ve denetime açık olduğu, bu nedenlerle davalı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verildiği, davacı vekilinin istinaf başvurusu yönünden; mahkemece dosya kapsamı ile dava dışı ...'nın hatır amacıyla taşındığının sabit olması, davacı tarafından sulh protokolü ile yapılan ödemede hatır taşıması indiriminin yapılmaması nedeniyle davacı tarafından ödenen bedelden %20 oranında hatır taşıması indirimi yapılması gerektiği gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de mahkemece alınan aktüer bilirkişi raporunda %20 hatır taşıması indirimi yapılmak suretiyle toplam 446.809,89 TL geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı hesaplandığı, aktüer bilirkişi tarafından hesaplanan tazminat miktarına göre, tazminattan hatır taşıması indirimi (%20) yapılması halinde dahi sonuç olarak çıkan tazminat miktarı davacının rücuya tabi olarak yaptığı ödemeden fazla olduğu bu durumda rücuya esas tazminattan tekrar hatır taşıması indirimi yapılmasının hatalı olduğu bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun yerinde olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm tesisi ile davanın kabulüne, 343.508,00 TL’nin 30.07.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; kazanın salt müvekkilinin ehliyetsizliği nedeniyle meydana gelip gelmediğinin araştırılmadığını, davacının ancak sigortalısının kusuru oranında rücu imkanına sahip olduğunu, hükme esas alınan kusur raporlarının kaza ile müvekkilinin ehliyetsiz olması arasındaki illiyet bağını belirler şekilde düzenlenmediğini, salt müvekkilinin ehliyeti olmaması nedeniyle %100 kusur verildiğini, müvekkilinin kaza sırasında hızını azaltmadığı tespit edilmişse de bu hususun gerçeğe aykırı olduğunu, müvekkilinin kaza meydana gelmeden önce vites küçülttüğünü, bu durumun tek başına müvekkilinin hızını yavaşlattığının göstergesi olduğunu, bilirkişi raporunda ...'nın traktörün römorkunda olduğu tespit edilmiş ise de duruşmada dinlenen tanığın ...'nın sürücünün yanında oturduğunu ifade ettiğini, ısrarlara rağmen ...'nın tekerleğin üzerinde oturmaya devam etmesi nedeniyle oluşan zararda kusuru olduğunu, dava dışı ...'nın eylemi ile kaza ve zarar arasındaki illiyet bağının kesildiğini, ...'nın zararın meydana gelmesinde en azından müterafik kusurlu olduğunu ve bu hususun mahkemece dikkate alınmadığını, bu nedenlerle müterafik kusur nedeniyle de indirim yapılması gerektiğini, davacının hatır taşıması indirimi yapmaksızın fazla ödeme yapmasının sorumluluğunun müvekkiline yüklenemeyeceğini, sulh olunan ancak hatır taşıması indirimi yapılmayan miktar üzerinden mahkemece hatır taşıması indirimine gidilmesi gerektiğini, dava dışı ...'nın maluliyetinin tespiti yönünden mevcutlu olarak Adli Tıp Kurumuna sevk edilmesi gerekirken tedavi belgeleri üzerinden maluliyet tespiti yapılmasının hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacı tarafından ZMSS poliçesi ile teminat altına alınan aracın 21.02.2010 tarihinde karıştığı tek taraflı trafik kazası sonucunda dava dışı ...'nın yaralanması nedeniyle davacı tarafından 30.07.2015 tarihinde dava dışı ...'ya ödenen maddi tazminatın kaza sırasında sürücünün ehliyetsiz olması nedeniyle rücuen tahsili istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanun'un 95 inci maddesinin ikinci fıkrası, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları. 3. Değerlendirme Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kurallarına, 2918 sayılı Kanun ve Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları gereğince davacının rücu hakkına sahip olmasına, kazanın meydana gelmesinde sürücü ve işleten olan davalının tam kusurlu olduğunun belirlenmiş olmasına, hatır taşımasına ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinin yerinde olmasına, dava dışı ...'nın maluliyetinin Adli Tıp Kurumu tarafından belirlenmiş olması ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,23.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.