21. Hukuk Dairesi 2016/10416 E. , 2017/7001 K. MAHKEMESİ :İş Mahkemesi Asıl ve birleşen dava bakımından davacı, ölüm aylığının iptaline ilişkin Kurum işleminin iptaline, kesilen aylığının tedbiren devamına, almış olduğu aylıklardan dolayı Kuruma borçlu olmadığının tespitine, Birleşen davalar davacı Kurum ise; yersiz olarak ödenen ölüm aylığının yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, 2014/802 Esas ve 2015/327 Esas…
**21. Hukuk Dairesi 2016/10416 E. , 2017/7001 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İş Mahkemesi Asıl ve birleşen dava bakımından davacı, ölüm aylığının iptaline ilişkin Kurum işleminin iptaline, kesilen aylığının tedbiren devamına, almış olduğu aylıklardan dolayı Kuruma borçlu olmadığının tespitine, Birleşen davalar davacı Kurum ise; yersiz olarak ödenen ölüm aylığının yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, 2014/802 Esas ve 2015/327 Esas sayılı davaların kabulüne, birleşen 2015/410 Esas ve 2015/180 Esas sayılı davaların reddine karar vermiştir. Hükmün, davalı birleşen davaların davacısı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi. KARAR Dava; 5510 sayılı Yasa'nın 56/2.fıkrası uyarınca boşandığı eşi ile birlikte yaşadığı tespit edilen davacının, ölüm aylığının kesilmesine ilişkin davalı Kurum işleminin iptali ve borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne, birleşen Kurum davalarının reddine karar verilmiştir. Hüküm, davalı Kurum vekilince temyiz edilmiştir. [adres satırı maskelendi] [adres satırı maskelendi] Davanın, yasal dayanağı 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 56. maddesinin ikinci fıkrasıdır. Fıkrada: “Eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir. Bu kişilere ödenmiş olan tutarlar, 96. madde hükümlerine göre geri alınır.” düzenlemesine yer verilmiştir. Düzenleme ile ölen sigortalının kız çocuğu veya dul eşi yönünden, boşanılan eşle boşanma sonrasında fiilen birlikte olma durumunda, ölüm aylığının kesilmesi ve ödenmiş aylıkların geri alınması öngörülmektedir. Buna göre, daha önce sosyal güvenlik kanunlarında yer almayan, boşanılan eşle fiilen birlikte yaşama olgusu, gelir veya aylık kesme nedeni ve bağlama engeli olarak benimsenmiştir. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 59/2. maddesinde: “Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarının görevleri sırasında tespit ettikleri Kurum alacağını doğuran olay ve bu olaya ilişkin işlemler, yemin hariç her türlü delile dayandırılabilir. Bunlar tarafından düzenlenen tutanaklar aksi sabit oluncaya kadar geçerlidir.” hükmü yer almaktadır. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 56'ncı maddesinin ikinci fıkrasına dayalı açılan bu tür davalarda eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun tüm açıklığıyla ve özellikle taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu dönem yönünden ortaya konulması önem arz etmektedir. Bu nedenle Anayasanın 20'nci maddesi ile 5510 sayılı Kanun, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu, 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri Ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun, 4857 sayılı İş Kanunu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu ve diğer ilgili mevzuat hükümleri göz önünde bulundurulmak suretiyle yöntemince araştırma yapılmalı, tarafların göstereceği tüm kanıtlar toplanmalı, bildirilen ve dinlenilmesi istenilen tanıkların ifadeleri alınmalı, davacının ve boşandığı eşinin su, elektrik, telefon aboneliklerinin hangi adreste kimin adına tesis edildiğini saptanmalı, varsa çalışmaları nedeniyle resmi/özel kurum ve kuruluşlara verilen belgelerde yer alan adresler dikkate alınmalı, boşanan eşler 4857 sayılı Kanun hükümleri kapsamında yer almakta iseler adlarına ödeme yapılabilecek özel olarak açılan banka hesabı bulunup bulunmadığı belirlenmeli, davacının ve boşandığı eşinin kayıtlı olduğu adreslerde kapsamlı Emniyet Müdürlüğü/Jandarma Komutanlığı araştırması yapılmalı, tanık sıfatıyla bilgi ve görgülerine başvurulmalı, boşanılan eşle eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği, toplanan kanıtlar ışığı altında değerlendirildikten sonra elde edilecek sonuca göre karar verilmelidir. Somut olayda; denetmen raporu birlikte yaşama olgusunu ispatlamak için yeterli değildir. Ancak bu hususun aksi de Mahkemece tereddüte yer vermeyecek şekilde ortaya konulamamıştır. Tarafların 2002 yılında boşanmalarına rağmen 2007'de aynı sandıkta oy kullanmaları, davacı eşinin işyeri bildirgesinde davacının adresini göstermesi gibi, dosyada Mahkeme kararının aksini gösterir deliller bulunmakla birlikte, yetersiz denetmen raporunun içeriğinin, araştırma koşulları ve başvurulan tanık beyanları irdelenmek suretiyle teyide ihtiyacı bulunmaktadır. Bu durumda Mahkemece yapılacak iş; raporu düzenleyen denetmenin ifadesine başvurarak araştırmayı genişletmek ve ulaşılacak sonuca göre karar vermekten ibarettir. Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu davanın kabulüne karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 28/09/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.