Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2023/8932 E. , 2024/5783 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2023/8932 Karar No : 2024/5783 DAVACI : ... DAVALI : … / .. VEKİLİ : Av. … DAVANIN KONUSU : Hâkim olarak görev yapmakta olan davacı tarafından, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu ...Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile bu karara karşı
Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2023/8932 E. , 2024/5783 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2023/8932 Karar No : 2024/5783 DAVACI : ... DAVALI : … / .. VEKİLİ : Av. … DAVANIN KONUSU : Hâkim olarak görev yapmakta olan davacı tarafından, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu ...Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine dair aynı Dairenin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ve bu karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının iptaline karar verilmesi istenilmektedir. DAVACININ İDDİALARI : Hâkimin takdir yetkisi kapsamında yasa yolları açık olarak verdiği kararlara yönelik olarak disiplin cezası verilemeyeceği, dava konusu disiplin cezasına konu eylemleri nedeniyle hakkında yürütülen ceza yargılamasının Yargıtay'da ilk derece olarak devam ettiği, söz konusu ceza davasının sonucunun beklenerek bir karar verilmesi gerektiği, iletişimin tespitine ilişkin olarak verdiği kararların mevzuata ve kanuna uygun olduğu, anılan kararları takdir hakkı kapsamında dosyadaki mevcut duruma göre verdiği, dosyalarda kuvvetli suç şüphesinin mevcut olduğu, örgütsel saiklerle hareket etmediği belirtilerek, dava konusu kararların hukuka aykırı oldukları ve iptaline karar verilmesi gerektiği iddia edilmektedir. DAVALININ SAVUNMASI : Davacının, disiplin cezasına konu eylemlerini FETÖ/PDY terör örgütü ile ilişkisi bağlamında hukuk dışı nedenlerle gerçekleştirdiği ve anılan eylemlerinin nitelik ve ağırlık itibarıyla mesleğin şeref ve onurunu bozacak veya mesleğe olan genel saygı ve güveni zedeleyecek nitelikte olduğu, sübuta eren filleri nedeniyle 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'NUN DÜŞÜNCESİ : Davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI …N'IN DÜŞÜNCESİ : Dava, davacı tarafından, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu ...Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine dair aynı Dairenin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ve bu karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının iptali istemiyle açılmıştır. Anayasa’nın “Hakimlik ve Savcılık Teminatı" başlıklı 139. maddesinde, meslekten çıkarılmayı gerektiren bir suçtan dolayı hüküm giymiş olanlar, görevini sağlık bakımından yerine getiremeyeceği kesin olarak anlaşılanlar veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilenler hariç, hakim ve savcıların azlolunamayacağı kurala bağlanarak, hâkimlik ve savcılık mesleğinin teminat altına alındığı, 140. maddesinin üçüncü fıkrasında ise, hâkim ve savcıların atanmaları, hakları ve ödevleri, meslekte ilerlemeleri, görevlerinin ve görev yerlerinin geçici veya sürekli olarak değiştirilmesi, haklarında disiplin kovuşturması açılması ve disiplin cezası verilmesi, görevleriyle ilgili veya görevleri sırasında işledikleri suçlarından dolayı soruşturma yapılması ve yargılanmalarına karar verilmesi, meslekten çıkarmayı gerektiren suçluluk veya yetersizlik halleri ile diğer özlük işlerinin mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre kanunla düzenleneceği hükme bağlanmıştır. Anayasa’nın 139. ve 140. maddeleri, hâkim ve savcıların, hangi fiilleri nedeniyle veya hangi suçlardan mahkum edildiklerinde meslekten çıkarma cezası verileceği konusunun düzenlemesini kanuna bırakmıştır. Hâkimlik ve savcılık mesleğini icra eden yargı mensuplarının, toplum nezdinde güvenilir ve saygın kişiler olması gerekir. Toplumun yargı kurumlarına, yargı kararlarına ve yargı mensuplarına saygı duymalarının sebebi, yargının tarafsızlığı ve bağımsızlığı yanında yargı mensuplarının kişiliklerine olan saygı, güvenden de kaynaklanmaktadır. Yargı kurumlarının itibarı ve güvenilirliği yargı mensuplarının kamuoyu nezdindeki itibarı ve saygınlığı ile eş orantılıdır. Hakimlik ve savcılık mesleğinin şeref ve onurunu, nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte fiilleri işleyen hâkim ve savcıların meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmaları ile korunan hukuki değer, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının toplum nazarındaki saygınlıkları ve itibarlarıdır. Bu mesleğin onur ve şerefi; hem yargı mensuplarının öncelikle kendi kişiliklerine yönelik özel saygınlığı ve hem de toplumun yargı kurumlarına ve yargı mensuplarına duyduğu genel güven ve saygınlığı ifade eder. Hukuk Devleti, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının kamuoyundaki güven ve itibarını (saygınlığını) korumak ve buna aykırı her türlü tutum ve davranışları suç sayarak cezalandırmakla görevli ve sorumludur. Bu nedenle, kanun koyucu, yargı mesleğinin onur ve şerefini bozucu eylem ve davranışlarda bulunan yargı mensuplarını disiplin hukuku açısından meslekten çıkarma cezası yaptırımına bağlamıştır. Kanun koyucu, Anayasa’nın verdiği bu yetkiye dayanarak, hâkim ve savcıların meslekten çıkarma cezasını gerektiren bir suçtan mahkum olma veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilme hâllerini, 2802 sayılı Kanunun 69. maddesinde düzenlemiştir. 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun "Meslekten çıkarma cezası" başlıklı 69. Maddesinde; "Meslekten çıkarma: Bir daha mesleğe alınmamak üzere göreve son verilmesidir. 68 inci maddenin (e) bendinde yazılı hallerden dolayı hangi sınıf ve derecede olursa olsun iki defa, diğer hallerden dolayı bir derecede iki veya derece ve sınıf kaydı aranmaksızın üç defa yer değiştirme veya derece yükselmesinin durdurulması cezası almış olmak veya taksirli suçlar hariç olmak üzere, altı aydan fazla hapis veya affa uğramış olsa bile 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan biri ile kesin hüküm giymek meslekten çıkarılmayı gerektirir. Ancak, verilen cezanın 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan dolayı verilmemiş olması ve cezanın ertelenmiş, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki tedbirlerden birine çevrilmiş veya yüzseksen günden fazla adlî para cezası olması halinde meslekten çıkarma cezası yerine, yer değiştirme cezası verilir. Birinci fıkra dışında kalan ceza mahkûmiyetlerinin ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlere çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın suçun niteliğine göre 64, 65, 66, 67 veya 68 inci maddelerde sayılan disiplin cezalarından biri verilir. Hükümlülüğü gerektiren suç, mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte görülürse, Kanunda daha alt derecede bir disiplin cezası öngörülmemiş olmak kaydıyla, cezanın miktarına ve ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlerden birine çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın, meslekten çıkarma cezası verilir. Disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde de meslekten çıkarma cezası verilir." düzenlemesine yer verilmiştir. Dosyanın incelenmesinden, davacıya isnat edilen eylemlere ilişkin yapılan soruşturma sonucu; İstanbul Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlar Şube Müdürlüğünce; bir suç örgütü yapılanması içerisinde futbolculara baskı yapılarak, maçları kaybetmeleri yada iyi oynamamaları yönünde tehditte bulunulduğu yönünde düzenlenen rapor üzerine başlatılan soruşturma ile emniyet müdürlüğüne soruşturma ve gerektiğinde teknik takip için talimat verildiği, talimat sonrası yaklaşık yedi ay süren soruşturma safhasında sadece duyumlardan ibaret, teyidi yapılmamış istihbari bilgiler ile CMK 135. ve 140. maddelerde belirtilen iletişimin dinlenmesi ve teknik takip kararlarının talep edildiği ve ilgili hâkimlerce bu kararların verildiği, düzenlenen evraklarda genel itibariyle, hattı kullanan kişinin açıkça belirtilmediği, sadece isim bilgisi girilerek kişiler hakkında iletişimin tespiti talebinde bulunulduğu, bazı talep yazılarında bir kısım görüşme içeriklerine yer verildiği fakat tedbir istenen kişilerin isminin dahi geçmemesine rağmen evrakın sonunda tedbir talebinde bulunulduğu, kişiler arasında günlük olağan görüşme içeriği ile irtibatta bulundukları görüldüğü halde yine de tedbir taleplerin olduğu, tanıklıktan çekilme hakkı olanlar arasında iletişimin tespiti yapılamayacağı hükmünün gözardı edildiği, iletişimin tespiti ile ilgili CMK'nın 135. maddesinde belirtilen hususlara riayet edilmediği, soruşturmanın başladığı tarih itibariyle şike ve teşvik priminin ceza mevzuatında suç olarak düzenlenmediği, TCK'nın 220. maddesinde belirtilen suç örgütünden bahsedebilmek için "kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla" kurulmuş olması gerektiği, şike ve teşvik priminin suç olarak düzenlenmediği göz önünde bulundurulduğunda suç olarak düzenlenmeyen bir hususta suç örgütü kurulmasından da bahsedilemeyeceği, şike ve teşvik primi amacıyla bir araya gelinse dahi TCK anlamında suç örgütü olamayacağı, dolayısıyla yürütülen soruşturma ve kovuşturmada uygulanan iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması tedbirlerinin yürürlükteki mevzuat hükümleri çerçevesinde usul ve yasaya aykırı olduğu, iddianamenin 02/12/2011 tarihinde .... Ağır Ceza Mahkemesine gönderildiği, ...esas numarasını alan dava dosyasında 02/07/2012 tarihli celsede mahkûmiyet kararları verildiği, dosyanın temyizi üzerine Yargıtay …. Ceza Dairesinin 17/01/2014 tarihli kararıyla mahkûmiyet hükümlerinin onandığı, yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunulması üzerine, bu talep kabul edilerek yapılan yeniden yargılama neticesinde …. Ağır Ceza Mahkemesinin … tarihli, . esas, … sayılı kararıyla sanıkların beraatine karar verildiği, …. Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve … esas, … sayılı kararı ve nihayetinde de Yargıtay …. Ceza Dairesinin .. tarihli ve … esas, … sayılı kararlarıyla beraat kararlarının kesinleştiği, söz konusu kararlarda dosyadaki usulsüzlüklerin belirtildiği, CMK 135. madde uyarınca yapılan iletişim dinlemelerinden elde edilen delillerin de yasak niteliğe haiz olduğunun vurgulandığı, alınan beyanlar ve dosyadaki mevzuat hükümlerine açıkça aykırılıkların, şike algısı oluşturulmasından soruşturma başlatılmasına, ilk derece yargılamasından Yargıtay'daki temyiz aşamasına kadar bir plân dahilinde kumpasın uygulamaya konulduğunu açıkça gösterdiği, ilgililerin de bu plânın uygulanmasında yer alarak FETÖ/PDY'nin amaçları doğrultusunda planlı ve sistematik bir şekilde hareket ettikleri ve isnat edilen eylemleri gerçekleştirdikleri anlaşılmakla; haklarında devam eden kovuşturma sonucunun beklenmesine gerek görülmediğinden, adı geçenlerin sübut bulan eylemlerine uyan 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69'uncu maddesinin son fıkrası gereğince ayrı ayrı meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır. Diğer taraftan, davacının Hakimler ve Savcılar Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile 667 sayılı KHK'nın 3'üncü maddesinin (I) numaralı fıkrası kapsamında FETÖ örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu sabit görüldüğünden meslekte kalmasının uygun olmadığı ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiş olup bu işlemin iptali istemiyle açılan davada Danıştay 5. Dairesinin 01/04/2022 tarih ve E:2016/57652, K:2022/1666 sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiş olup, anılan karar temyizi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulunun 22/06/2023 tarih ve E:2023/150, K:2023/1531 sayılı kararıyla onanmış bulunmaktadır. Dava dosyasında mevcut bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden; davacının eyleminin gerçekleşme şekli ve niteliği dikkate alındığında, haiz olduğu yargı yetkisini FETÖ/PDY terör örgütü ilişkisi kapsamında kötüye kullandığı ve mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte olduğu değerlendirilmek suretiyle 2802 sayılı Kanunun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca verilen meslekten çıkarma cezasında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle davanın reddi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki bilgi ve belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: A) MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ : Davacı hakkında, 5271 sayılı CMK’nun 135, 137, 138. maddeleri ve 14.07.2007 tarih 26434 sayı ile yürürlüğe giren CMK’da Telekomünikasyon Yoluyla Yapılan İletişimin Denetlenmesi, Gizli Soruşturmacı ve Teknik Araçlar ile İzleme Tedbirlerinin Uygulanmasına ilişkin Yönetmelik çerçevesinde gerekli olan şüpheli veya sanık hakkında uygulanması esas olan tedbirin nasıl ve ne şartlar altında uygulanabileceği açıkça belirtilmiş olmasına rağmen ve kuvvetli şüphe olmadığı halde kimlik bilgileri eksik ve suç ile alakaları ortaya konulamayan kişiler ile şüphelilere ait olmayan telefonlar hakkında iletişim tespit kararı verdiği ve İ.Y.E. hakkında “üzerlerine atılı suçların nitelikleri, mevcut delil durumu, ifade tutanakları, iletişimin tespiti tutanakları, tespit tutanakları ve diğer belgeler kapsamında atılı suçların işlendiğine ilişkin kuvvetli suç şüphesinin bulunması, atılı eylemlere ilişkin cezaların alt ve üst sınırı, delillerin tamamen toplanmamış olması ve delilleri karartma şüphesinin devam ediyor olması tutuklamaya alternatif koruma tedbirlerinin şüpheliler açısından yetersiz kalacağı” şeklinde soyut ve basmakalıp gerekçelerle bir yıl tutukluluğunu devam ettirdiği iddialarıyla disiplin soruşturması başlatılmıştır. Anılan soruşturma sonucunda aralarında davacının da bulunduğu birçok hakim ve Cumhuriyet savcısı hakkında düzenlenen inceleme ve soruşturma raporu üzerine tesis edilen Hâkimler ve Savcılar Kurulu ...Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile; "... İstanbul Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlar Şube Müdürlüğünce; O.P.'nin bir suç örgütü yapılanması içerisinde olduğu, bu kapsamda futbolculara baskı yapılarak, maçları kaybetmeleri yada iyi oynamamaları yönünde tehditte bulundukları yönünde rapor düzenlenerek şube müdürü N.A. imzasıyla 01.12.2010 tarihinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği, (CMK 250. maddeyle Görevli) ilgili Cumhuriyet Savcısı Z.Ö. tarafından söz konusu yazının havale edilerek soruşturmaya kaydedildiği, ... sayısını alan soruşturma dosyasında, ilgili Z.Ö. tarafından emniyet müdürlüğüne soruşturma ve gerektiğinde teknik takip için müracaat edilmesi hususlarında talimat verildiği, talimat sonrasında yaklaşık yedi ay süren soruşturma safhasında sadece duyumlardan ibaret, teyidi yapılmamış istihbari bilgiler ile CMK 135. ve 140. maddelerde belirtilen iletişimin dinlenmesi ve teknik takip kararları talep edildiği ve ilgili hâkimlerce bu kararların verildiği, düzenlenen evraklarda genel itibariyle, hattı kullanan kişinin açıkça belirtilmediği, sadece isim bilgisi girilerek kişiler hakkında iletişimin tespiti talebinde bulunulduğu, bazı talep yazılarında bir kısım görüşme içeriklerine yer verildiği fakat tedbir istenen kişilerin isminin dahi geçmemesine rağmen evrakın sonunda tedbir talebinde bulunulduğu, kişiler arasında günlük olağan görüşme içeriği ile irtibatta bulundukları görüldüğü halde yine de tedbir taleplerinde bulunulduğu, tanıklıktan çekilme hakkı olanlar arasında iletişimin tespiti yapılamayacağı hükmünün gözardı edildiği, iletişimin tespiti ile ilgili CMK'nın 135. maddesinde belirtilen hususlara riayet edilmediği, olay tarihinde yürürlükte olan CMK'nın 135. maddesine göre iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması tedbirinin kanunda sayılan sınırlı sayıdaki suçlar için mümkün olduğu, "suç işlemek amacıyla örgüt kurma" suçundan iletişimin dinlenmesi mümkün ise de, suç örgütü üyeliğinden dinlemenin yapılamayacağı, kanunun bu emredici hükmünü aşabilmek amacıyla haklarında soruşturma yürütülen kişilerin örgüt yöneticisi oldukları belirtilerek iletişimlerinin dinlendiği, 6222 sayılı yasanın 31.03.2011 tarihinde kabul edilip 14.04.2011 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdiği, mezkûr yasanın 23/2 maddesine göre şike ve teşvik primine ilişkin suçların da CMK'nın 135. maddesi kapsamına dahil edildiği, buna rağmen 6222 sayılı yasadan sonra da iletişimin tespiti taleplerinde şike ve teşvik priminden bahsedilmeyerek, soruşturma nasıl başladı ise o şekilde matbu ibare olan "çıkar amaçlı suç örgütü kurmak" suçundan iletişimin tespitine ve dinlenmesine devam edildiği, soruşturmanın "şike" odaklı olarak yürütüldüğü fakat soruşturmanın başladığı tarih itibariyle şike ve teşvik priminin ceza mevzuatında suç olarak düzenlenmediği, TCK'nın 220. maddesinde belirtilen suç örgütünden bahsedebilmek için "kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla" kurulmuş olması gerektiği, şike ve teşvik priminin suç olarak düzenlenmediği göz önünde bulundurulduğunda suç olarak düzenlenmeyen bir hususta suç örgütü kurulmasından da bahsedilemeyeceği, şike ve teşvik primi amacıyla bir araya gelinse dahi TCK anlamında suç örgütü olamayacağı, dolayısıyla yürütülen soruşturma ve kovuşturmada uygulanan iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması tedbirlerinin yürürlükteki mevzuat hükümleri çerçevesinde usul ve yasaya aykırı olduğu, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2010/2287 sayılı soruşturması kapsamında toplam 92 şüpheli hakkında iddianame düzenlendiği, 103 şüpheli hakkında ise kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, toplam 158 kişinin şüpheli sıfatıyla telefonları dinlenmesine rağmen, haklarında iletişimin dinlenmesi tedbiri uygulanan 26 kişi hakkında ne iddianame ne de kovuşturmaya yer olmadığına dair herhangi bir karar verilmediği, haklarında herhangi bir karar verilmeyen bir kısım şüpheliye mağdur veya müşteki sıfatı verildiği, ilgili M.B. tarafından düzenlenen iddianamenin 02/12/2011 tarihinde .... Ağır Ceza Mahkemesine gönderildiği, ...esas numarasını alan dava dosyasında ilgililer M.E., H.Ş. ve B.K.'nin bulunduğu heyet tarafından 02/07/2012 tarihli celsede mahkûmiyet kararları verildiği, dosyanın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay …. Ceza Dairesinin 17/01/2014 tarihli kararıyla mahkûmiyet hükümlerinin onandığı, yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunulması üzerine, bu talep kabul edilerek yapılan yeniden yargılama neticesinde .... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarihli, ... esas, ... sayılı kararıyla sanıkların beraatine karar verildiği, .... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve ... esas, ... sayılı kararı ve nihayetinde de Yargıtay …. Ceza Dairesinin ... tarihli ve ... esas, 2021/6915 sayılı kararlarıyla beraat kararlarının kesinleştiği, söz konusu kararlarda dosyadaki usulsüzlüklerin belirtildiği, CMK 135. madde uyarınca yapılan iletişim dinlemelerinden elde edilen delillerin de yasak niteliğe haiz olduğunun vurgulandığı, İstanbul C.Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca ... tarihli, ... Soruşturma, ... Esas ve ... sayılı İddianame ile (iş bu dosyadaki ilgililer hariç) toplam 108 sanık hakkında kamuoyunda “şikede kumpas” davası olarak bilinen davanın açıldığı, dosyadaki bir kısım sanıkların, haklarında FETÖ/PDY terör örgütünü kurma veya yönetme, bu örgüte üye olma suçlarından dava açıldığı kamuoyunca da bilinen F.G., A.F.Y., E.D., H.A., H.K., L.Y., M.B., M.İ.K., M.E., N.A., O.K., Ş.A.T. olduğu, suçlamaların ise; kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaları kayıt etme, özel hayata ilişkin görüntü ve sesleri ifşa etme, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, haberleşmenin gizliliğini ihlal etme, özel hayatın gizliliğini ihlal etme, resmi belgede sahtecilik, iftira, iftira nedeniyle mağdurun gözaltına alınmasına veya tutuklanmasına neden olma, silahlı terör örgütü kurma veya yönetme, bu örgüte üye olma olduğu, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... esas sırasında görülen yargılama neticesinde, mahkemenin ... tarih ve ... sayılı kararıyla sanıklar hakkında mahkûmiyet hükmü kurulduğu ve dosyanın istinaf aşamasında olduğu, iş bu dosya kapsamındaki ilgililer hakkında ise HSK ...Dairesinin ... tarih ve ...sayılı kararı ile kovuşturma izni verildiği ve ilgiler hakkındaki kovuşturmanın devam ettiği, Dosya kapsamında beyanı alınan Gizli Tanık Güneş'in, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün spor camiasını ele geçirme planlarından bahsettiği, özellikle Fenerbahçe Spor Kulübü ve Kulüp Başkanı A.Y.'ye yönelik beyanların, şike adı altında kumpas kurularak spor camiasını dizayn etmenin amaçlandığını açıkça ortaya koyduğu, yine Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının ... sayılı soruşturmasında ifade veren eski HSYK üyesi K.T.'nin beyanında; Yargıtay'da işlerine yarayacak dairelerde FETÖ/PDY mensuplarının çoğunluk oluşturacak şekilde ayarlandığını, Balyoz, Şike, Hipnoz, Kurtoğlu gibi davaların FETÖ'nün güçlü olduğu dairelere sokulduğunu belirttiği, alınan beyanlar ve dosyadaki mevzuat hükümlerine açıkça aykırılıkların, şike algısı oluşturulmasından soruşturma başlatılmasına, ilk derece yargılamasından Yargıtay'daki temyiz aşamasına kadar bir plân dahilinde kumpasın uygulamaya konduğunu açıkça gösterdiği, ilgililerin de bu plânın uygulanmasında yer alarak FETÖ/PDY'nin amaçları doğrultusunda planlı ve sistematik bir şekilde hareket ettikleri ve isnat edilen eylemleri gerçekleştirdikleri..." şeklindeki gerekçe ile davacının 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası gereğince meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Davacı tarafından, meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin karar ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin kararın ve anılan karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin kararın iptaline karar verilmesi talebiyle bakılmakta olan dava açılmıştır. Öte yandan, UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu dava konusu disiplin cezasına konu fiilleri nedeniyle davacı hakkında, "Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma", "Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Etmek", "Resmi Belgede Sahtecilik", "Görevi Kötüye Kullanmak" suçlarından Yargıtay ... Ceza Dairesinin (İlk Derece Mahkemesi Sıfatıyla) E:...sayılı dosyasında yargılamanın devam ettiği, henüz bir karar verilmediği anlaşılmıştır. B) İLGİLİ MEVZUAT: 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin 1. fıkrasında, "... Meslekten çıkarma: Bir daha mesleğe alınmamak üzere göreve son verilmesidir. 68 inci maddenin (e) bendinde yazılı hallerden dolayı hangi sınıf ve derecede olursa olsun iki defa, diğer hallerden dolayı bir derecede iki veya derece ve sınıf kaydı aranmaksızın üç defa yer değiştirme veya derece yükselmesinin durdurulması cezası almış olmak veya taksirli suçlar hariç olmak üzere, altı aydan fazla hapis veya affa uğramış olsa bile 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan biri ile kesin hüküm giymek meslekten çıkarılmayı gerektirir. Ancak, verilen cezanın 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan dolayı verilmemiş olması ve cezanın ertelenmiş, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki tedbirlerden birine çevrilmiş veya yüzseksen günden fazla adlî para cezası olması halinde meslekten çıkarma cezası yerine, yer değiştirme cezası verilir."; 2. fıkrasında, "Birinci fıkra dışında kalan ceza mahkûmiyetlerinin ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlere çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın suçun niteliğine göre 64, 65, 66, 67 veya 68 inci maddelerde sayılan disiplin cezalarından biri verilir."; son fıkrasında ise, "Hükümlülüğü gerektiren suç, mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte görülürse, Kanunda daha alt derecede bir disiplin cezası öngörülmemiş olmak kaydıyla, cezanın miktarına ve ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlerden birine çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın, meslekten çıkarma cezası verilir. Disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde de meslekten çıkarma cezası verilir. " hükmüne yer verilmiştir. Diğer yandan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "İletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması" başlıklı 135. maddesinin birinci fıkrasında, "Bir suç dolayısıyla yapılan soruşturma ve kovuşturmada, suç işlendiğine ilişkin somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve başka suretle delil elde edilmesi imkânının bulunmaması durumunda, hâkim veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının kararıyla şüpheli veya sanığın telekomünikasyon yoluyla iletişimi (…) dinlenebilir, kayda alınabilir ve sinyal bilgileri değerlendirilebilir. Cumhuriyet savcısı kararını derhâl hâkimin onayına sunar ve hâkim, kararını en geç yirmi dört saat içinde verir. Sürenin dolması veya hâkim tarafından aksine karar verilmesi hâlinde tedbir Cumhuriyet savcısı tarafından derhâl kaldırılır. " hükmüne; ...fıkrasında ise, "Talepte bulunulurken hakkında bu madde uyarınca tedbir kararı verilecek hattın veya iletişim aracının sahibini ve biliniyorsa kullanıcısını gösterir belge veya rapor eklenir." hükmüne yer verilmiştir. C) İNCELEME VE GEREKÇE: 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrasına göre, suç teşkil etmeyen ve hükümlülüğü gerektirmeyen fiillerin dahi, “hâkimlik ve savcılık mesleğinin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte” oldukları takdirde, hâkim ve savcıların meslekten çıkarılmaları sonucunu doğuracağı kurala bağlanmıştır. Dava dosyasına sunulan bilgi ve belgeler ile HSK müfettişlerince düzenlenen 30/12/2019 tarihli inceleme ve soruşturma raporunun incelenmesinden, davacının .... Ağır Ceza Mahkemesi (CMK 250. madde ile görevli) hakimi olarak görev yaptığı dönemde; 08/12/2010 tarihinde O.P. isimli şahıs tarafından kullanılan ...Menejerlik adına kayıtlı 532....28 numaralı, H.K. isimli şahsın kullandığı kendi adına kayıtlı 532...17 numaralı, Ö.T. isimli şahsın kullandığı kendi adına kayıtlı 530...13 numaralı, S.K. isimli şahsın kullandığı kendi adına kayıtlı 541...47 numaralı, C.S. isimli şahsın kullandığı kendi adına kayıtlı 532...66 numaralı, M.Y.’nin kullandığı kendi adına kayıtlı 532...26 numaralı, A.Ş.'nin kullandığı kendi adına kayıtlı 544...28 numaralı, M.E. isimli şahsın kullandığı kendi adına kayıtlı 536...56 numaralı telefon numaralarının yapılan soruşturmada suç işlendiğine dair kuvvetli şüphe bulunduğu, talep edilen tedbirin CMK 135/6 maddesine ilişkin olması ancak başka suretle delil elde etme imkanının bulunmaması değerlendirilerek CMK 135 ve 137. maddelerine göre 27/03/2011 tarihine kadar tespitine, dinlenilmesine, kayda alınmasına, görüşme detay sorgulamalarının yapılmasına ve sinyal bilgilerinin değerlendirilmesine, şüpheli şahıslara ait telefonların görüşme yaptığı anda bulunduğu baz istasyonlarının tespiti ve takibinin Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı Kanuni Dinleme programı üzerinden alınabilmesine karar verildiği, 11/12/2010 tarihinde B.U.'nun iletişiminin tespiti için F.A. adına kayıtlı 0546...54, B.U. adına kayıtlı 0532...80 ve 530...54, ...Deniz Acen. Tic. A.Ş. adına kayıtlı 533...54 telefon numaralarının, Ö.Ü.’nün iletişiminin tespiti için 0532...92 S.A. adına kayıtlı, Ö.C.’nin iletişiminin tespiti için kimin adına kayıtlı olduğu belli olmayan yurt dışı telefonu olan 316....26 nolu telefon numaralarının yapılan soruşturmada suç işlendiğine dair kuvvetli şüphe bulunduğu, talep edilen tedbirin CMK 135/6 maddesine ilişkin olması ancak başka suretle delil elde etme imkanının bulunmaması değerlendirilerek CMK 135 ve 137. maddelerine göre şüphelilerin kullanmakta olduğu telefon numaralarının 3 ay süre ile tespitine, dinlenilmesine, kayda alınmasına, görüşme detay sorgulamalarının yapılmasına ve sinyal bilgilerinin değerlendirilmesine, şüpheli şahıslara ait telefonların görüşme yaptığı anda bulunduğu baz istasyonlarının tespiti ve takibinin Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı Kanuni Dinleme programı üzerinden alınabilmesine karar verildiği, 11/12/2010 tarihinde H.K.'nin iletişiminin tespiti için H.K. adına kayıtlı 0454...24, Ö.T.’nin iletişiminin tespiti için M.T. adına kayıtlı 0541...48 ve G.T. adına kayıtlı 0454...64, S.K.’nin iletişiminin tespiti için V.K. adına kayıtlı 0531...00 ve S.K. adına kayıtlı 0454...68, C.S.’nin iletişiminin tespiti için C.S. adına kayıtlı 0506...29 ve 0454...41, M.Y.’nin iletişiminin tespiti için M.Y. adına kayıtlı 0454...63, O.P.’nin iletişiminin tespiti için M.A. adına kayıtlı 0532...78, O.P. adına kayıtlı 0212...13, A.Ş.’nin iletişiminin tespiti için ...Reklam Tic A.Ş, adına kayıtlı 0532...51 ve 533...71, A.Ş. adına kayıtlı 534...12 ve 0454...44, M.E.'nin iletişiminin tespiti için A.F.S. adına kayıtlı 0506...28 ve M.E. adına kayıtlı 0454...33 telefon numaralarının yapılan soruşturmada suç işlendiğine dair kuvvetli şüphe bulunduğu, talep edilen tedbirin CMK 135/6 maddesine ilişkin olması ancak başka suretle delil elde etme imkanının bulunmaması değerlendirilerek CMK 135 ve 137. maddelerine göre şüphelilerin kullanmakta olduğu telefon numaralarının 08/03/2011 tarihine kadar tespitine, dinlenilmesine, kayda alınmasına, görüşme detay sorgulamalarının yapılmasına ve sinyal bilgilerinin değerlendirilmesine, şüpheli şahıslara ait telefonların görüşme yaptığı anda bulunduğu baz istasyonlarının tespiti ve takibinin Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı Kanuni Dinleme programı üzerinden alınabilmesine karar verildiği, Ayrıca, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının ... sayılı soruşturma dosyası kapsamında aralarında İ.Y.E.'nin de bulunduğu bir kısım şüpheli 6222 sayılı yasanın 11. maddesinde düzenlenen şike yapmak suçunu işledikleri iddiasıyla tutuklanma talebi ile mahkemeye sevk edilmiş mahkemece şüphelilerin tutuklanmalarına dair karar verildiği, davacının görev aldığı Ağır Ceza Mahkemesinin aralarında İ.Y.E.'nin de bulunduğu bir kısım şüpheli hakkında verdiği tutukluluğun değerlendirilmesine ilişkin kararlarda şüphelilerin üzerlerine atılı suçların nitelikleri, mevcut delil durumu, ifade tutanakları, iletişimin tespiti tutanakları, tespit tutanakları ve diğer belgeler kapsamında atılı suçların işlendiğine ilişkin kuvvetli suç şüphesinin bulunması, atılı eylemlere ilişkin cezaların alt ve üst sınırı, delillerin tamamen toplanmamış olması ve delilleri karartma şüphesinin devam ediyor olması, tutuklamaya alternatif koruma tedbirlerinin şüpheliler açısından yetersiz kalacağı şeklinde soyut ve basmakalıp gerekçelerle ilgililerin tutukluluğunu devam ettirdiğinin tespit edildiği anlaşılmıştır. Bununla birlikte, Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verildiği, davacının Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun anılan kararının iptali ile bu karar nedeniyle yoksun kaldığı maddi haklarının ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemiyle açtığı davada, Dairemizin 01/04/2022 tarih ve E:2016/57652, K:2022/1666 sayılı kararı ile; "...davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmemiştir..." gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, anılan kararın Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 22/06/2023 tarih ve E:2023/150, K:2023/1531 sayılı kararıyla onanarak kesinleştiği anlaşılmıştır. Belirtilen tespitler doğrultusunda, davacının örgütsel hiyerarşik ilişki içerisinde kendine verilen görevi yerine getirmek amacıyla "iletişimin tespiti, dinlenmesi, kayda alınması ve sinyal bilgilerinin değerlendirilebilmesi ile kişilerin kamuya açık yerlerdeki faaliyetlerinin ve işyerlerinin teknik araçlar ile izlenebilmesi, ses veya görüntü kaydı alınması" yönündeki taleplerin kabulüne karar verdiği ve İ.Y.E. isimli şahsın soyut ve basmakalıp gerekçelerle bir yıl tutukluluğunu devam ettirdiği, planlı ve sistemli bir biçimde, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün bir parçası olarak örgütten alınan emri uygulamaya koymak suretiyle tarafsızlığını kaybettiği anlaşılmakla, davacının 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmemiştir. D) KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Hâkimler ve Savcılar Kurulu ...Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine dair aynı Dairenin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ve bu karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının iptali istemiyle açılan DAVANIN REDDİNE, 2. Davacının adli yardım isteminin kabul edilmiş olması nedeniyle davanın açılışı sırasında tahsil edilemeyen ve ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam …-TL yargılama giderinin davacıdan tahsili için müzekkere yazılmasına, 3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen …-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, 4. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 30/04/2024 tarihinde, oyçokluğuyla karar verildi. (X) KARŞI OY : Dava; Uşak Hâkimi olarak görev yapmakta iken, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu ...Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine dair aynı Dairenin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ve bu karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının iptaline karar verilmesi istemiyle açılmıştır. Uyuşmazlıkta, davacının meslekten çıkarma cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin işlemin esasının incelenmesine geçilmeden önce, davaya konu uyuşmazlıkta uygulanacak mevzuat hükmünün ortaya konulması ve dava konusu işlemin bu mevzuat hükmüne uygun olarak tesis edilip edilmediğinin irdelenmesi gerekmektedir. 26/02/1983 tarih ve 17971 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun "Disiplin Cezaları" başlıklı 62. maddesinde, Hâkim ve Savcılara, sıfat ve görevleri gereklerine uymayan hal ve hareketlerinin tespit edilmesi üzerine durumun niteliğine ve ağırlık derecesine göre Hâkimler ve Savcılar Kurulunca, uyarma, aylıktan kesme, kınama, kademe ilerlemesini durdurma, derece yükselmesini durdurma, yer değiştirme ve meslekten çıkarma cezalarından birinin verileceği düzenlenmiştir. Anılan Kanun'un 63. maddesinde "uyarma", 64. maddesinde "aylıktan kesme", 65. maddesinde "kınama", 66. maddesinde "kademe ilerlemesini durdurma", 67. maddesinde "derece yükselmesini durdurma" ve 68. maddesinde "yer değiştirme" cezasını gerektiren fiil ve hallere ayrı ayrı ve açıkça yer verilerek hangi hallerde hangi disiplin cezasının uygulanacağı hüküm altına alınmıştır. Diğer yandan, 2802 sayılı Kanun'un dava konusu işlemin de dayanağı olan "Meslekten çıkarma cezası:" başlıklı 69. maddesinde ise; "Meslekten çıkarma: Bir daha mesleğe alınmamak üzere göreve son verilmesidir. 68 inci maddenin (e) bendinde yazılı hallerden dolayı hangi sınıf ve derecede olursa olsun iki defa, diğer hallerden dolayı bir derecede iki veya derece ve sınıf kaydı aranmaksızın üç defa yer değiştirme veya derece yükselmesinin durdurulması cezası almış olmak veya taksirli suçlar hariç olmak üzere, altı aydan fazla hapis veya affa uğramış olsa bile 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan biri ile kesin hüküm giymek meslekten çıkarılmayı gerektirir. Ancak, verilen cezanın 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan dolayı verilmemiş olması ve cezanın ertelenmiş, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki tedbirlerden birine çevrilmiş veya yüzseksen günden fazla adlî para cezası olması halinde meslekten çıkarma cezası yerine, yer değiştirme cezası verilir. Birinci fıkra dışında kalan ceza mahkûmiyetlerinin ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlere çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın suçun niteliğine göre 64, 65, 66, 67 veya 68 inci maddelerde sayılan disiplin cezalarından biri verilir. Hükümlülüğü gerektiren suç, mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte görülürse, Kanunda daha alt derecede bir disiplin cezası öngörülmemiş olmak kaydıyla, cezanın miktarına ve ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlerden birine çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın, meslekten çıkarma cezası verilir. Disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde de meslekten çıkarma cezası verilir." hükümlerine yer verilmiştir. Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri incelendiğinde, kanun koyucunun Hâkim ve Savcılar için meslekten çıkarma cezasını diğer disiplin cezalarından farklı olarak düzenlediği, diğer disiplin cezalarında disiplin cezalarını gerektiren fiil ve hallere açıkça yer verirken meslekten çıkarma cezası için bu yönde bir düzenleme yapmadığı görülmektedir. Buna göre 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinde meslekten çıkarma cezasını gerektiren durumlar şu şekilde sıralanmıştır; 1) 69. maddenin ...fıkrasına göre; - 68 inci maddenin (e) bendinde yazılı hallerden dolayı hangi sınıf ve derecede olursa olsun iki defa, diğer hallerden dolayı bir derecede iki veya derece ve sınıf kaydı aranmaksızın üç defa yer değiştirme veya derece yükselmesinin durdurulması cezası alınmış olması ve, - Taksirli suçlar hariç olmak üzere, altı aydan fazla hapis veya affa uğramış olsa bile 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan biri ile kesin hüküm giymek meslekten çıkarma cezasını gerektiren durumlar olarak düzenlenmiştir. Buna göre, taksirli suçlar hariç altı aydan fazla hapis cezası, bir başka deyişle kasten işlenmiş bir suçtan dolayı altı aydan fazla hapis cezası alınması veya affa uğramış olsa bile 8'inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan (Kanun'un 8'inci maddesinin (h) bendinde yazılı suçlar ise; Devletin şahsiyetine karşı işlenen suçlarla zimmet, ihtilas, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı veya şeref ve ve haysiyet kırıcı bir suçtan veya kaçakçılık, resmi ihale ve alım satımlara fesat karıştırma, Devlet sırlarını açığa vurma suçları olarak belirtilmiştir.) biri ile kesin hüküm giyilmiş olması meslekten çıkarma sebebidir. Diğer yandan, ...fıkranın ...cümlesinde, Türk Ceza Kanunu'na göre verilen cezanın 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan dolayı verilmemiş olması, cezanın ertelenmiş olması, Türk Ceza Kanunu'nun 50 nci maddesindeki tedbirlerden birine çevrilmiş veya yüzseksen günden fazla adlî para cezası olması halinde ilgili hâkime meslekten çıkarma cezası yerine bir alt ceza olan yer değiştirme cezası verileceği öngörülmüş, dolayısıyla bu durumlarda meslekten çıkarma cezası verilemeyeceği hüküm altına alınmıştır. Ayrıca, 69. maddenin üçüncü fıkrasında "Birinci fıkra dışında kalan ceza mahkûmiyetlerinin ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlere çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın suçun niteliğine göre 64, 65, 66, 67 veya 68 inci maddelerde sayılan disiplin cezalarından biri verilir.’’ denilmek suretiyle söz konusu durumlarda artık meslekten çıkarma cezasının verilemeyeceği, suçun niteliğine Kanun'un anılan maddelerinde belirtilen aylıktan kesme, kınama, kademe ilerlemesinin durdurulması, derece yükselmesinin durdurulması veya yer değiştirme cezalarından birisinin verileceği kurala bağlanmıştır. 2) 69. maddenin dördüncü fıkrasına göre; Hükümlülüğü gerektiren suç, mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte görülürse, Kanunda daha alt derecede bir disiplin cezası öngörülmemiş olmak kaydıyla, cezanın miktarına ve ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50'nci maddesindeki ceza veya tedbirlerden birine çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın, meslekten çıkarma cezası verilir. Bu fıkra hükmüne göre, mahkûmiyet hükmüne konu suçun, "mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte" bir suç olarak görülmesi ve Kanun'da daha alt bir disiplin cezası öngörülmemiş olması durumunda, verilen cezanın miktarına ya da diğer ceza ve tedbirlere çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın ilgili hâkim veya savcıya meslekten çıkarma cezası verilebilecektir. 3) 69. maddenin beşinci ve son fıkrasına göre ise; disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde meslekten çıkarma cezası verilir. Buna göre ilgili hakim ve savcının eylemi herhangi bir suç teşkil etmese bile hâkimlik mesleğinin şeref ve onuru ile memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde ilgiliye meslekten çıkarma cezası verilebilir. Görüldüğü üzere, kanun koyucu tarafından meslekten çıkarma cezasının hakim ve savcılar hakkında verilecek diğer disiplin cezalarından farklı şekilde düzenlendiği, meslekten çıkarma cezasını gerektirir belirli bir fiil ve hale (belli sayıda yer değiştirme ve derece yükselmesinin durdurulması cezasının öngörüldüğü haller hariç) yer verilmediği, buna karşın ilgili hakim ve savcı hakkında açılacak kamu davası ve yürütülecek ceza yargılaması sonucunda verilecek karara göre (suçun niteliği, hükümlülüğü gerektirip gerektirmediği, verilen hapis cezasının süresi, cezanın ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50'nci maddesindeki ceza veya tedbirlerden birine çevrilmiş olup olmadığı gibi hususlar dikkate alınarak) meslekten çıkarma cezası verilmesini gerektiren ve gerektirmeyen durumların ayrıntılı olarak düzenlendiği görülmektedir. Gelinen bu aşamada, 2802 sayılı Kanun'un 69. maddesi bir bütün olarak incelendiğinde, hâkim ve savcıların işledikleri fiiller nedeniyle meslekten çıkartılmaları hususunda iki halin düzenlendiği anlaşılmaktadır. Birinci hâl; konusu suç teşkil etmeyen fiiller nedeniyle 69. maddenin son fıkrası uyarınca meslekten çıkartılma hali, ikici hâl ise; konusu suç teşkil eden fiiller nedeniyle meslekten çıkartılma halidir. Disiplin cezasına konu fiilin suç teşkil etmediği hallerde söz konusu fiilin mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte olması durumunda her zaman meslekten çıkarma cezası verilebilmesi mümkün iken, konusu suç teşkil eden fiillerde ise ancak ilgili hakkında bu hususta bir ceza yargılaması yapıldıktan sonra verilecek karara göre fiilin aynı zamanda mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte olup olmadığı noktasında değerlendirme yapılabileceği anlaşılmaktadır. Nitekim, 69. maddenin dördüncü fıkrasında "hükümlülüğü gerektiren suç" ibaresi ile hüküm giymiş olma, anılan maddenin son fıkrasında "hükümlülüğü gerektirmese bile" ibaresi ile ise beraat etmiş olma haline vurgu yapıldığı, bu haliyle işlenen fiilin meslekten çıkarma cezasını gerektiren bir fiil olup olmadığının değerlendirilebilmesi için öncelikle bir ceza yargılamasının yapılmış olmasının ve bu yargılama neticesinde verilecek karara göre bir değerlendirme yapılacağının öngörüldüğü sonucuna varılmaktadır. Öte yandan, Anayasa'nın "Hakimlik ve savcılık teminatı" başlıklı 139. maddesinde yer alan "Hakimler ve savcılar azlolunamaz, kendileri istemedikçe Anayasada gösterilen yaştan önce emekliye ayrılamaz; bir mahkemenin veya kadronun kaldırılması sebebiyle de olsa, aylık, ödenek ve diğer özlük haklarından yoksun kılınamaz. Meslekten çıkarılmayı gerektiren bir suçtan dolayı hüküm giymiş olanlar, görevini sağlık bakımından yerine getiremeyeceği kesin olarak anlaşılanlar veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilenler hakkında kanundaki istisnalar saklıdır." hükmü ile 2802 sayılı Kanun'un 69. maddesinin bir arada irdelenmesinden; yasa koyucunun, yaptıkları görev gereği verdikleri kararlardan etkilenen tarafların haksız isnatlarına maruz kalma ihtimali bulunan hakim ve savcıların haklarında disiplin yönünden işlem tesis edilmeden önce maddi gerçeğin ceza yargılaması sonucu ortaya çıkmasını amaçladığı ve yargılamanın sonucuna göre mevcut delil durumu dikkate alınarak disiplin cezasını gerektiren eylem aynı zamanda mesleğin şeref ve onurunu bozup bozmadığı yolundaki değerlendirmenin bu aşamada yapılması gerektiğini belirttiği anlaşılmaktadır. 2802 sayılı Kanun'un 69. maddesi ile anılan Kanun'un disipline ilişkin diğer maddeleri bir bütün olarak ele alındığında da, kanunun sistematiğinin yasa koyucunun bu amacını doğrular nitelikte olduğu görülmektedir. Diğer yandan, 2802 sayılı Kanun'un 72. maddesinin ...ve üçüncü fıkralarında; "Meslekten çıkarma ve yer değiştirme cezalarını gerektiren eylemler hariç olmak üzere, bu Kanuna göre disiplin soruşturmasını gerektiren eylemlerin işlenmesinden itibaren üç yıl geçmiş ise disiplin soruşturması açılamaz. Disiplin cezasını gerektiren eylemin işlendiği tarihten itibaren beş yıl geçmiş ise disiplin cezası verilemez. Disiplin cezasını gerektiren eylem, aynı zamanda bir suç teşkil eder ve bu suç için kanunda daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörülmüş olur ve ceza soruşturması veya kovuşturması da açılır ise, ...fıkrada belirtilen süre yerine bu süreler uygulanır. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca kovuşturma sonucunun beklenmesine karar verilenler hakkında ise, mahkeme kararının kesinleşmesinden itibaren iki yıl geçmekle ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrar." hükmü yer almaktadır. Görüldüğü üzere, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nda disiplin cezası verme zamanaşımı ile ilişkili olarak konusu suç teşkil eden fiiller hakkında ceza zamanaşımı süresine yer verilmezken, 2802 sayılı Kanun'da disiplin cezası verme zamanaşımı süresi ceza yargılaması ile ilişkilendirilmiştir (2802 sayılı Kanun md.72/3). Dolayısıyla, 2802 sayılı Kanun'un zamanaşımı hususunu düzenleyen 72. maddesi ile meslekten çıkarma cezasını düzenleyen 69. maddesi bir arada incelendiğinde de, yasa koyucunun, konusu suç teşkil eden fiillerde ceza yargılamasının sonucunun beklenilmesini öngörmesi nedeniyle bu düzenlemeye paralel olarak disiplin cezası verme zamanaşımı süresini ceza yargılamasında yer alan süreler kadar genişlettiği anlaşılmaktadır. Bu değerlendirmeler ışığında, davalı idarenin, hakkında disiplin soruşturması yapılan ilgili hakim veya savcıyı 69. maddenin son fıkrası uyarınca doğrudan ve derhal meslekten çıkarma cezasıyla cezalandırması, ilgilinin konusu suç teşkil etmeyen fiilleri hakkında mümkün olup, 69. maddenin uygulanması hususunda davalı idarece önce kişinin eyleminin suç teşkil edip etmediğinin değerlendirilmesi, konusu suç eden eylemler ile ilgili olarak kovuşturma izni verilerek açılacak ceza soruşturması/kovuşturmasının sonucunun beklenmesi ve ceza yargılaması neticesinde verilecek hükme göre değerlendirme yapılarak bir karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmaktadır. Aksi halde, konusu suç teşkil eden fiillerin işlenmesi halinde davalı idarece 69. maddenin son fıkrası uyarınca disiplin cezası verilerek ilgilinin doğrudan meslekten çıkarılması, suç işleyen hakim/savcının adli yönden cezasız kalması sonucuna yol açabileceği gibi, hakkında isnatta bulunulan hakim/savcının ceza mahkemesi önünde kendini aklama hakkının da elinden alınması sonucunu doğurabilecektir. Bunun yanında, davalı idarece doğrudan 69. maddenin son fıkrası uyarınca bir karar verilmesi durumunda, anılan maddenin diğer fıkraları işlevsiz hale gelecek ve söz konusu fıkraların konuluş amacına aykırı hareket edilmiş olunacaktır. Ayrıca, idarece bu yönde doğrudan verilecek bir meslekten çıkarma kararından sonra ilgili hakkında ceza mahkûmiyetine karar verilmesi veya mahkûmiyetinin ertelenmesi veya diğer ceza ve tedbirlere çevrilmiş olması durumunda diğer fıkra hükümlerinin uygulanıp uygulanamayacağı sorusu gündeme gelecek ve bu durum da ilgilinin aleyhine sonuçlar doğurabilecektir. Uyuşmazlıkta, davacı hakkında, 5271 sayılı CMK’nun 135, 137, 138. maddeleri ve 14.07.2007 tarih 26434 sayı ile yürürlüğe giren CMK’da Telekomünikasyon Yoluyla Yapılan İletişimin Denetlenmesi, Gizli Soruşturmacı ve Teknik Araçlar ile İzleme Tedbirlerinin Uygulanmasına ilişkin Yönetmelik çerçevesinde gerekli olan şüpheli veya sanık hakkında uygulanması esas olan tedbirin nasıl ve ne şartlar altında uygulanabileceği açıkça belirtilmiş olmasına rağmen ve kuvvetli şüphe olmadığı halde kimlik bilgileri eksik ve suç ile alakaları ortaya konulamayan kişiler ile şüphelilere ait olmayan telefonlar hakkında iletişim tespit kararı verdiği ve İ.Y.E. hakkında “üzerlerine atılı suçların nitelikleri, mevcut delil durumu, ifade tutanakları, iletişimin tespiti tutanakları, tespit tutanakları ve diğer belgeler kapsamında atılı suçların işlendiğine ilişkin kuvvetli suç şüphesinin bulunması, atılı eylemlere ilişkin cezaların alt ve üst sınırı, delillerin tamamen toplanmamış olması ve delilleri karartma şüphesinin devam ediyor olması tutuklamaya alternatif koruma tedbirlerinin şüpheliler açısından yetersiz kalacağı” şeklinde soyut ve basmakalıp gerekçelerle bir yıl tutukluluğunu devam ettirdiği iddialarından dolayı disiplin soruşturması açıldığı, ancak UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu dava konusu disiplin cezasına konu fiilleri nedeniyle davacı hakkında, "Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma", "Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Etmek", "Resmi Belgede Sahtecilik", "Görevi Kötüye Kullanmak" suçlarından Yargıtay 11. Ceza Dairesinin (İlk Derece Mahkemesi Sıfatıyla) E:...sayılı dosyasında yargılamanın devam ettiği, henüz bir karar verilmediği anlaşılmıştır. Bu durumda, olayda, davalı Hâkimler ve Savcılar Kurulunca öncelikle hakkında disiplin cezasına konu fiilleri nedeniyle ceza kovuşturması yürütülen davacının, bu yargılamasının sonucunun beklenmesi ve kovuşturma neticesinde verilecek karara göre 2802 sayılı Kanun'un 69. maddesi hükümlerinin tatbik edilmesi gerekirken, bu yapılmaksızın anılan maddenin son fıkrası uyarınca davacının doğrudan meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu kararlarda hukuka uyarlık bulunmadığından, anılan kararların iptaline karar verilmesi gerektiği oyuyla, davanın reddi yolundaki çoğunluk kararına katılmıyorum.