1. Hukuk Dairesi 2021/9579 E. , 2021/7937 K. "" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ DAVA TÜRÜ : EL ATMANIN ÖNLENMESİ - YIKIM Taraflar arasında görülen davada; Davacı ... vekili, devletin hüküm ve tasarrufu altındaki alana davalı tarafından iskele vs. yapmak sureti ile işgal ve müdahalede bulunulduğunu, kıyıların özel mülkiyete konu olamayacağını ileri sürerek, dava konusu taşınmaza davalının müdahalesinin men-i ile taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatların kal-ine karar verilmesi…
**1. Hukuk Dairesi 2021/9579 E. , 2021/7937 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ DAVA TÜRÜ : EL ATMANIN ÖNLENMESİ - YIKIM Taraflar arasında görülen davada; Davacı ... vekili, devletin hüküm ve tasarrufu altındaki alana davalı tarafından iskele vs. yapmak sureti ile işgal ve müdahalede bulunulduğunu, kıyıların özel mülkiyete konu olamayacağını ileri sürerek, dava konusu taşınmaza davalının müdahalesinin men-i ile taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatların kal-ine karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili; davalı şirket tarafından devletin hüküm ve tasarrufu altındaki alana hiçbir müdahalede bulunulmadığını, dava konusu yerdeki iskele ve diğer imalatların davalı şirket tarafından inşa edilmediğini, kaldı ki söz konusu imalatların Kıyı Kanunu'nun 6/IV-a,b maddelerinde belirtilen yapılardan olması nedeni ile yıkımına ilişkin taleplerin hukuka aykırı olduğunu açıklayarak, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, devletin hüküm ve tasarrufu altında olan tescil harici yerde 29.04.2010 tarihli bilirkişi raporu ve ekindeki krokide A harfi ile gösterilen ağ deposu, B harfi ile gösterilen tuvalet, C harfi ile gösterilen işçi kulübesi, D harfi ile gösterilen ahşap kulübe yönünden davalının yapmış olduğu müdahalenin men-i ile belirtilen yapıların kal-ine ilişkin verilen karar Yargıtay 8. Hukuk Dairesince “...Somut olayda, yukarıda açıklanan 28.11.1997 tarihli ve 5/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nda ve 3621 sayılı Yasa'nın 9. maddesinde öngörüldüğü şekilde oluşturulacak bilirkişi heyeti vasıtası ile kıyı kenar çizgisinin belirlenmesi gerekmiş olup keşifte hazır bulunan jeoloji mühendisleri tarafından düzenlenen 29.04.2010 havale tarihli raporda, '' muhtemel'' kıyı kenar çizgisi belirlenerek, dava konusu taşınmazın deniz tarafında kaldığı belirtilmiştir. Ne var ki; kıyı kenar çizgisini olasılıklı olarak belirleyen bilirkişi raporundan hareketle karar verilmesi isabetli değildir. Hâl böyle olunca; yeniden yapılacak keşifte 3621 sayılı Yasa'nın 9. maddesine göre oluşturulan bilirkişi heyeti (daha önce iş bu dosyada görev almayan) vasıtası ile kıyı kenar çizgisi araştırmasının yapılması, kıyı kenar çizgisinin net bir şekilde belirlenerek dava konusu parselin kıyı kenar çizgisi içerisinde kalan kısmının renkli olarak krokide gösterilmesi, ayrıca davalı vekilinin beyanları da nazara alınarak dava konusu taşınmaz üzerindeki muhdesatların ''kıyıda ne gibi muhdesatların yapılacağı ve prosedörü'' hususunu düzenleyen 3621 sayılı Kıyı Kanunu'nun 6. maddesi kapsamında değerlendirilmesi bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru doğru olmamıştır." gerekçesiyle bozulmuş, Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.