8. Hukuk Dairesi 2014/2725 E. , 2014/19458 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Gemerek Asliye Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 03/12/2013 NUMARASI : 2013/93-2013/301 rındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Gemerek Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 03.12.2013 gün ve 93/301 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Çepni Belediye Başkanlığı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: KARAR Davacı Hazine temsilcisi dava dilekçesinde; 351 ada 1 ve 14 ile
**8. Hukuk Dairesi 2014/2725 E. , 2014/19458 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Gemerek Asliye Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 03/12/2013 NUMARASI : 2013/93-2013/301 rındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Gemerek Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 03.12.2013 gün ve 93/301 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Çepni Belediye Başkanlığı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: KARAR Davacı Hazine temsilcisi dava dilekçesinde; 351 ada 1 ve 14 ile 368 ada 35 parsellerin çeşme ve arsası nitelikleri ile 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 16. maddesi uyarınca senetsizden davalı Çepni Belediyesi Tüzel Kişiliği adına tespit ve tescil edildiklerini, taşınmazların içerisinde bulunan çeşmelerin kapsadığı alanlar dışında kalan yerlerin 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 16/A maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, aksinin kanunun özüne aykırı olduğunu açıklayarak, çeşmelerin kapsadığı alanlar dışında kalan kısımlar bakımından parsellerin tapu kayıtlarının iptali ile keşifte belirlenecek bu yerlerin Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı Belediye Başkanlığı adına çıkartılan dava dilekçesi, yöntemine uygun biçimde tebliğ edilmiş, ancak davalı Belediye Başkanı davaya cevap vermemiş, ilk yargılama oturumunda ise davayı kabul ettiğini açıklamıştır. Mahkemece, her üç parsel bakımından davanın kabulüne karar verilmesi üzerine, hüküm davalı Belediye Başkanlığı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, mülkiyet hakkına dayanılarak açılan tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Mahkemece, yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, mahkemenin bu görüşüne katılma olanağı bulunmamaktadır. 2003 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında her üç parselde, “çeşme ve arsası” niteliklerinde senetsizden sırasıyla 6880.99, 7223.16 ve 845.36 m² yüzölçümleriyle Çepni Belediyesi Tüzel Kişiliği adına 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 16. maddesi gereğince tespit ve tescil edilmişlerdir. Taşınmaz başında yapılan 07.10.2010 tarihli keşifte dinlenen yerel bilirkişiler ile tanıklar, her üç parselin içerisinde çeşmelerin bulunduğunu, buralarda hayvanların sulandığını, köylüler tarafından tasarruf edildiğini ve bu şekilde yararlandıklarını, çeşmelerin etrafındaki alanlarda hayvanların dinlendiğini, köylülerin hayvanlarının buralarda su içtiklerini, 30 yılı aşkın bir süreden beri bu şekilde tasarrufta bulunduklarını, başka kimse tarafından kullanılmadığını, çeşme ve hayvanların dinlendiği yerler olduğunu bildirmişlerdir. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 16/A maddesinde; “kamu hizmetinde kullanılan bütçelerinden ayrılan ödenek ve yardımlarla yapılan resmi bina ve tesisler, (hükümet, belediye, karakol, okul binaları, köy odası, hastane veya diğer sağlık tesisleri, kütüphane, kitaplık, namazgah, cami, genel mezarlık, çeşme, kuyular, yunak ile kapanmış olan yollar, meydanlar, pazar yerleri, parklar ve bahçeler, boşluklar ve benzeri hizmet malları) kayıt, belge veya özel kanunlarına göre Hazine, kamu kurum ve kuruluşları, il, belediye, köy veya mahalli idari birlikleri tüzel kişiliği adlarına tespit olunur”, hükmüne yer verilmiştir. Madde kapsamından da açıkça anlaşılacağı, üzere çeşme ve çevresinde bulunan boşluk alanlar çeşme ile bir bütünlük olarak değerlendirilerek A bendinde belirtilen tüzel kişiler adına tespit ve tescil edilir. Yapılan tespit doğrudur. Belediye adına da bu tür yerlerin tespit ve tescil edilmesi belirtilen kanun hükmü gereğidir. Söz konusu parsellerin belirlenen nitelikleri itibariyle kamuya ait hizmet mallarından sayılır. Dava konusu çeşmelerden köylülere ait hayvanların gelip su içtikleri ve çevresinde bulunan boşluklarda dinlendikleri keşif tutanağındaki beyanlarla sabit olup, bu konuda bir duraksama söz konusu değildir. Saptanan bu husus örf ve adet ile hayatın olan akışına uygun düşmektedir. Kamunun kullanımına sunulan hizmet malları da ortamallar gibi nitelikleri değiştirilmedikçe özel mülkiyete konu yapılamayacak mallardandır. Dava konusu yerlerin hizmet mallarından sayıldığı, dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerle sabittir. Şu halde, sadece parseller içinde bulunan çeşmenin kapsadığı alan bırakılmak suretiyle, çevresindeki boşluk niteliğindeki alanların özel mülkiyete konu olacak biçimde hazine adına iptal ve tesciline karar verilmesi durumunda çeşmenin kullanılması ve hayvanların gelip burada su içip dinlenmeleri olanağı ortadan kaldırılmış olacaktır. Bu şekildeki görüş, çeşmenin niteliğinin kaybolmasına ve hizmetin engellenmesine yol açacağı açıktır. Öte yandan, her ne kadar davalı Belediye Başkanı yargılamanın ilk oturumunda davayı kabul ettiğini bildirmiş ise de, Belediye Başkanının Belediye meclisinin verdiği herhangi bir yetki olmadan, Belediye adına davayı kabul etme yetkisinin bulunmadığı, Belediye Kanunu hükümleriyle sabittir. Bu nedenle Belediye Başkanı'nın, Belediye Meclisinin verdiği yetki olmadan davayı kabul etmesi hukuken geçerli bir sonuç doğurmaz. (5393 sayılı Belediye Kanunu m.18/e, h, 38/g, p) Saptanan bu somut olgular doğrultusunda, dava konusu 351 ada 1 ve 14 ile ,368 ada 35 parsellerin içerisinde bulunan çeşmelerin çevreleriyle birlikte bir bütünlük oluşturduğu, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 16/A maddesinde sayılan kamuya ait hizmet mallarından sayılan yerlerden bulunduğu, sadece çeşmenin çevresindeki boşluklardan ayırma ve kullanma olanağının bulunmadığı, söz konusu bütünlüğü bozabileceği gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırıdır. Davalı Belediye Başkanlığı vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine 28.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.