5. Hukuk Dairesi 2024/3050 E. , 2024/10102 K. İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/617 Esas, 2023/2510 Karar DAVA TARİHİ : 20.01.2014 KARAR : Karar verilmesine yer olmadığına Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazların bedelinin tahsili istemine ilişkin davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonu…
**5. Hukuk Dairesi 2024/3050 E. , 2024/10102 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/617 Esas, 2023/2510 Karar DAVA TARİHİ : 20.01.2014 KARAR : Karar verilmesine yer olmadığına Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazların bedelinin tahsili istemine ilişkin davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; Mardin ili, Kızıltepe ilçesi, ... 23 ada 7 (yeni 927 ada 3 parsel) parsel sayılı taşınmaza davalı idareler tarafından kanal yapılmak suretiyle kamulaştırma yapılmaksızın fiilen el atıldığını ileri sürerek belirlenecek tazminatın ve ecrimisilin davalı idarelerden tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... Genel Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde özetle;dava konusu yere ait ... ile 27.09.2012 tarihinde yapılan protokol gereğince tüm kamulaştırma işlemlerinin ilgili belediye tarafından yapılması gerektiğini, müvekkil idarece taşınmaza ilişkin herhangi bir kamulaştırma işlemi olmadığı gibi kamulaştırma işleminin ... tarafından yapılması gerektiğini, yapılan protokole göre müvekkil idarenin ne kamulaştırma ne de zarar ziyan ile ilgili bir sorumluluğunun mevcut olduğunu, sorumluluğun belediye başkanlığına ait olacağının kararlaştırıldığını, bu nedenle davanın tarafları yönünden reddi gerektiğini, açıklanan nedenlerle davanın reddi ile birlikte mahkeme gider ve vekâlet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. 2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; dava şartı yokluğundan davanın reddi gerektiğini, öncelikle uzlaşma iradesi ile idareye başvurunun esas olduğunu, davacı tarafından dava edilen tazminat talebinin zaman aşımına uğradığını, bu yönüyle de davanın reddi gerektiğini, davacının tazminat talep edebilmesi için gerekli olan yasal koşullar oluşmadığından tazminat talebinin reddi gerektiğini, fiili el atma tarihinden itibaren faiz talep edilmesinin hukuka aykırı olduğunu ve davanın reddine karar verilmesini beyan etmiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 15.04.2015 tarihli ve 2014/34 Esas, 2015/310 Karar sayılı kararıyla; davanın davalı ... ve ... yönünden husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı ... Genel Müdürlüğü yönünden kabulüne karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin 15.04.2015 tarihli ve 2014/34 Esas, 2015/310 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı ... Genel Müdürlüğü vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairece yapılan inceleme sonucunda; arsa niteliğindeki taşınmaza, emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilirken dava konusu taşınmaz ile emsalin zaruret olmadıkça, yakın bölgelerden ve benzer yüzölçümlü olması ve değerlendirme tarihine yakın satışların emsal alınması gerektiğini, dava konusu taşınmaz 105.568,07 m² büyük yüzölçümlü olmasına karşın emsal taşınmaz 899,93 m² küçük yüzölçümlü olduğunu, emsal olarak esas alınan satış 04.07.2007 tarihli olup değerlendirme tarihi olan 2014 yılına kadar yaklaşık 7 yıl geçtiğinden eski tarihli bu satışın esas alınması nedeni ile bu rapor inandırıcı olmadığından yeni bir emsal alınması gerektiğini, dava konusu tüm taşınmazın el atmadan arta kalan bölümünün yüzölçümü ve geometrik durumu dikkate alındığında değer azalışı olmayacağı gözetilmeden, yazılı şekilde fazla bedele hükmedilmesi ve 04.11.1983 tarihinden sonraki döneme ilişkin el atmalarda nispi harca ve nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğinden kararın bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 17.01.2018 tarihli ve 2016/265 Esas, 2018/21 Karar sayılı kararı ile davanın DSİ Genel Müdürlüğü yönünden kabulüne, diğer davalılar yönünden husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir. C. İkinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin 17.01.2018 tarihli ve 2016/265 Esas, 2018/21 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacılar ve DSİ Genel Müdürlüğü vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2.Dairece yapılan temyiz incelemesi sonucunda; usul ve kanuna uygun olan hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir. 3. Dairenin yukarıda belirtilen düzeltilerek onama kararına karşı süresi içinde davalı ... Genel Müdürlüğü vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur. 4. Dairemizce yapılan karar düzeltme incelemesi sonucunda; dava konusu taşınmazların bulunduğu bölgede 3402 sayılı Kadastro Kanun'un Ek 1 inci maddesi gereği köy/mahalle/mevki/ada/parsel bilgilerinin düzeltilmesi işlemi yapılması sonucu yeni tapu kayıtlarının oluştuğu ve dava konusu taşınmazların yüzölçümünün değişmiş olduğu anlaşıldığından, yeni tapu kayıtları ile kadastro krokileri ilgili Tapu Müdürlüğü ve Kadastro Müdürlüklerinden getirtilip, mahallinde keşif yapılarak yeni duruma göre fiili el atmaya konu bölümlerin kroki üzerinde gösterilmesi için fen bilirkişisinden rapor alındıktan sonra bu kısımların bedeline hükmedilmesi gerekirken, eksik incelemeyle karar verilmesi, dava konusu taşınmaza; 04.11.1983 tarihinden sonra el atıldığı dikkate alındığında kabul ve reddedilen miktarlar üzerinden davacılar ile DSİ Genel Müdürlüğü lehine nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi, ihbar olunan Mardin Büyükşehir Belediyesi lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerektiğinin düşünülmemesi, 28.04.2018 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7139 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesi gereğince DSİ Genel Müdürlüğü harçtan muaf hale geldiği halde, DSİ Genel Müdürlüğü aleyhine harca hükmedilmesi ve davanın kısmen kabulüne karar verildiği hâlde yargılama giderlerinin kabul ve ret oranına göre tahsiline karar verilmesi gerekirken tamamının davalı ... Genel Müdürlüğünden alınmasına karar verilmesi nedenleriyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Son Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; mahkemenin nihai kararında maktu olarak hükmedilen tek vekâlet ücretinin ayrı ayrı ve nispi olması gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun)26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 439 uncu maddeleri. 2. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1956/1 Esas, 1956/6 Karar sayılı kararının ilgili bölümü şöyledir: “... Usulü dairesinde istimlak muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, esas itibarıyla, gayrimenkulünü yola kalbeden amme hükmi şahsiyeti aleyhine meni müdahale davası açmağa hakkı olduğuna, ancak dilerse bu fiili duruma razı olarak, mülkiyet hakkının amme hükmi şahsiyetine devrine karşılık gayrimenkulünün bedelinin tahsilini de dava edebileceğine ve isteyebileceği bedelin de mülkiyet hakkının devrine razı olduğu tarih olan dava tarihindeki bedel olduğuna 16.05.1956 tarihinde ilk toplantıda ittifakla karar verildi.” 3. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1954/1 Esas, 1956/7 Karar sayılı kararı ile “... Usulü dairesinde istimlak muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, gayrimenkulünün bedelinin tahsiline ilişkin olarak, gayrimenkulünü yola kalbeden hükmü şahsiyeti aleyhine açacağı bedel davasında müruruzamanın mevzuubahis olamayacağına ve bu itibarla da, hadisede Borçlar Kanunu'nun 66. maddesinin tatbik kabiliyeti bulunmadığına ...” karar verilmiştir. 4. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 11 inci maddesi ile Geçici 6 ncı maddesi. 3. Değerlendirme 1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Kanun’un 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Dava tarihi itibarıyla dava konusu taşınmaz üzerinde davalı ... Genel Müdürlüğü tarafından yapılan dere ıslah çalışmaları sonucu ekli krokide B, E ve V harfleri ile gösterilen yerlerin dere alanları olduğu, bu alanların daha sonra yapılan parselasyon çalışmaları sonrasında Mardin ili, Kızıltepe ilçesi, ... 927 ada 3 parsel ile dere yatağına sınır teşkil ederek, yapılaşmaya uygun olmadığından imar planında park alanında kaldığı, malik olan davacıların mülkiyet hakkına dayalı olarak kamulaştırmasız el atma nedeni ile tazminat istemine ilişkin eldeki davayı açmasında bir usulsüzlük bulunmadığı, ancak dava tarihinden sonra, davacıların istek ve iradesi dışında yapılan imar uygulaması sonucunda oluşan aynı yer 927 ada 3 parsel sayılı taşınmazda davalı ... Genel Müdürlüğünün fiili el atmasının bulunmadığı, hal böyle iken dava tarihi itibarıyla haklılık durumu gözetildiğinde, ıslah harcı tamamlandığından davacı taraf lehine nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken maktu vekalet ücretine hükmedilmesi bozmayı gerektirir. Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 438 inci maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca Mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme kararının hüküm fıkrasının; (4) numaralı bendinin hükümden çıkartılması, yerine “Kendisini vekil ile temsil ettiren davacılar lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne göre 39.965,80 TL nispi vekâlet ücretinin davalı ... Genel Müdürlüğünden alınarak davacılara verilmesine” cümlesinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,Davacılardan peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde iadesine, 18.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.