Başvuru, naklen atama işleminin ve bu atama sonucu beş yıl erken emekliye sevk edilme işleminin iptali istemiyle açılan davalarda, devam eden ceza yargılamasının hükme esas alınması nedeniyle masumiyet karinesinin, aynı hukuki statüde olanlar hakkında tarafsız davranılmayıp bariz takdir hatası oluşturacak şekilde karar verilmesi, ayrıca suç duyurusunun işleme konulmaması nedenleriyle adil yargılanma hakkının, erken emeklilik nedeniyle de mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru; naklen atama işleminin ve bu atama sonucu beş yıl erken emekliye sevk edilme işleminin iptali istemiyle açılan davalarda, devam eden ceza yargılamasının hükme esas alınması nedeniyle masumiyet karinesinin, aynı hukuki statüde olanlar hakkında tarafsız davranılmayıp bariz takdir hatası oluşturacak şekilde karar verilmesi, ayrıca suç duyurusunun işleme konulmaması nedenleriyle adil yargılanma hakkının, erken emeklilik nedeniyle de mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvurucu 2015/18407 sayılı başvuruyu 2/12/2015 tarihinde, 2015/1609 sayılı başvuruyu 27/1/2015 tarihinde, 2015/18803 sayılı başvuruyu ise 9/12/2015 tarihinde yapmıştır. Başvurular, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvuruların kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Konu yönünden irtibatları nedeniyle başvuruların birleştirilmesine ve incelemenin 2015/18407 sayılı başvuru dosyası üzerinden yürütülmesine karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir. Birinci Bölümün 19/7/2017 tarihinde yaptığı toplantıda, niteliği itibarıyla Genel Kurul tarafından karara bağlanması gerekli görülen başvurunun Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün Maddesinin (3) numaralı fıkrası uyarınca Genel Kurula sevkine karar verilmiştir. Başvuru formları ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucunun Gülhane Askerî Tıp Akademisinde (GATA) Üroloji Ana Bilim Dalı başkanı olarak görev yaptığı 2012 yılında, aynı birimde görevli doktorlardan Prof. Dr. Tbp. Alb. İ.Y., Doç. Dr. Tbp. Alb. E.A., Yrd. Doç.Dr. Tbp. Bnb. B.F.A. ve Tbp. Yzb. A.G. başvurucu hakkında; başvurucu da anılan doktorlar hakkında karşılıklı olarak Komutanlık ve Savcılık makamlarına şikâyet dilekçeleri vermişlerdir. Personelin birbiri hakkında gönderdikleri şikâyet dilekçeleriyle personelden bazılarının yakınları tarafından Genelkurmay Başkanlığına gönderilen ve GATA Üroloji Ana Bilim Dalında görevli bazı personelin mobbinge maruz kaldıkları iddia edilen şikâyet mektuplarından anlaşıldığı üzere söz konusu birimde gergin bir çalışma ortamı olduğu ve klinikte görevli personelin tamamının bu konudan rahatsızlık duyduğu gerekçeleriyle bu iddiaları araştırmak üzere GATA Komutanlığınca 2012 yılı Ekim ayında bir idari tahkikat komisyonu kurulmuştur. Komisyon raporunda, geçen zaman zarfında olayların büyüyerek mevcut durum itibarıyla klinik içinde çözülmesi mümkün olmayan seviyeye ulaştığının, klinik içindeki mevcut durumun çalışanlarda ve hastalarda daha ciddi sorunlara yol açmaması için konunun ilgili merciler tarafından incelenmesinde yarar olduğunun belirtilmesi üzerine konu Genelkurmay Başkanlığına intikal ettirilmiştir. Diğer yandan başvurucu tarafından da maiyetinde görev yapan bazı personelin eylemleri ile ilgili olarak hazırlanan 10/12/2012 ve 27/12/2012 tarihli dosyalar adli işlem yapılması amacıyla Genelkurmay Başkanlığı Adli Müşavirliğine gönderilmiştir. Genelkurmay Başkanlığı yaptığı değerlendirme sonucu 23/1/2013 tarihinde soruşturma emri vererek dosyayı Genelkurmay Askerî Savcılığına göndermiştir. Aynı süreçteGenelkurmay Başkanlığının 30/1/2013 tarihli emri ile başvurucu, GATA’daki görevinden alınarak Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) sağlık komutanı bilimsel yardımcısı olarak atanmış; Doç. Dr. Tbp. Alb. E.A. ise Etimesgut Asker Hastanesinde görevlendirilmiştir. Genelkurmay Askerî Savcılığı başvurucu hakkında 23/7/2013 tarihli iddianameyi düzenleyerek başvurucunun 30/8/2011 ile 30/1/2013 tarihleri arasında zincirleme memuriyet nüfuzunu sair suretle kötüye kullanma suçundan cezalandırılması istemiyle dava açmıştır. Genelkurmay Başkanlığı Askerî Mahkemesinde E.2013/343 numaralı dosya üzerinden yürütülmeye başlanan dava derdesttir. Daha sonra GATA Komutanlığının 13/9/2013 tarihli yazısında özetle mevcut problemlerin çözüme kavuşturulması amacıyla yapılan değerlendirme sonucunda telafisi güç zararların oluşmaması, yaşanabilecek hukuki süreçlerle TSK’nın yıpratılmaması ve akademik tecrübelerinden istifade edilebilmesi amacıyla başvurucu ve Doç. Dr. Tbp. Alb. E.A.nın atama/görevlendirme işlemlerinin iptal edilerek görevlerine dönmelerinin ve başvurucu ile Doç. Dr. Tbp. Alb. E.A.nın göreve dönmesiyle yaşanması muhtemel problemler konusunda GATA Komutanlığı tarafından ilave tedbirlerin gecikmeksizin alınmasının uygun olacağının teklif edilmesi üzerine başvurucu ve Doç. Dr. Tbp. Alb. E.A. GATA’daki eski görevlerine iade edilmişlerdir. Başvurucu görevine döndükten sonra aynı bilim dalında görev yapan Prof. Dr. Tbp. Alb. İ.Y.,Tbp. Yzb. A.G., Yrd. Doç. Dr. Tbp. Bnb. B.F.A. ve Doç. Dr. Tbp. Alb. E.A.nın vekili tarafından verilen 4/12/2003 tarihli dilekçe ile hakkında şikâyette bulunulmuştur. Şikâyet dilekçesi üzerine Genelkurmay Başkanlığının 19/12/2013 tarihli emriyle şikâyet dilekçesine konu edilen hususların araştırılması amacıyla tahkikat komisyonu kurulmuştur. Komisyon 10/1/2014 tarihinde incelemesini tamamlamıştır. Komisyon raporunda, şikâyet dilekçesine konu edilen hususlar altı başlık altına incelenmiş olup iddialar özetle şöyledir:“ Ceza yargılaması sürecini etkilemeye yönelik olmak üzere, henüz mahkeme tarafından dinlenmemiş tanıklar üzerinde baskı uygulandığı, Y. isimli askerin tedavisinde tıp ilmine aykırı olarak engel olması, klinikte yığılmayı bahane ederek erbaş ve erlere bazı tetkiklerin istenmemesi yönünde emir verilmesi, Tbp. Yzb. A.G.’nin tez çalışmasını sekteye uğrattığı, Klinik fon hesaplarını kontrol etmek suretiyle personel hakkında suç uydurma girişimlerinde bulunduğu, Uzman öğrencilerine uzmanlık alanlarıyla uyumsuz ve takip edemeyecekleri yeşil reçeteye tabi ilaçları kendi adına reçete ettirdiği ve bu ilaçlar nedeniyle bazı ameliyatlarda tıbbi hatalar yapıldığı, GATA bünyesinde askerî ve sivil tabiplere yönelik olarak icra edilen laparoskopi kurslarından menfaat temin edildiği.” Komisyon bu iddialarla ilgili olarak yaptığı inceleme kapsamında başvurucu ve yirmi personelin ifadesine başvurmuştur. Komisyon, incelemesi sonucunda şu değerlendirmeleri yapmıştır:“…(2) Tanık ve mağdurlara baskı yapılması, ameliyatlarda ilaç kullanımına bağlı olarak tıbbi hata yapılması, erlere bazı tetkiklerin ve ameliyatların yapılmaması yönünde talimat vermesi ve düzenlenen kurslar nedeniyle kamu zararının oluşması ile kurslardan menfaat temin edilmesi iddialarının adli yönden incelenmesi, (3) GATA Üroloji Kliniğinde görevli personel arasında ciddi sorunların olduğu, disiplinin bozulduğu, sağlığını etkileyecek şekilde hastaların da olaylara dahil edilmeye çalışıldığı, klinikte görevli bir öğretim üyesi dışında diğer tüm öğretim üyelerinin Prof.Dr.Tbp.Alb. İ.Y.Ö. ile sorun yaşadığı, hâlen Prof.Dr.Tbp.Alb. İ.Y.Ö. hakkında kamu davasının devam ettiği de gözönüne alındığında klinikte verilen hizmetin etkin şekilde devam edemeyeceği, (4) Mesleki gelişim imkânlarının personele sunulmasında objektif, bilimsel ve belgeli kriterlerin esas alınması, (5) Personelin; askerî disiplin, emir komuta, ast ve üst ilişkilerine riayetinin tam sağlanması, her kademedeki üst, amir ve komutanlarca; disiplinsizliklere anında işlem yapılması, personelin iyi tanınması, faaliyetlerinin yasa, yönetmelik ve emirler çerçevesinde işleme tabi tutulmasının sağlanması, …Kanaatine varılmıştır. 10 Ocak 2014” Komisyon raporu üzerine Genelkurmay Başkanlığı emriyle 20/2/2014 tarihinde başvurucu, Kayseri Asker Hastanesine baştabip olarak atanmıştır. Aynı işlemde başvurucu hakkında şikâyet dilekçesi veren Doç. Dr. Tbp. Alb. E.A. İzmir Asker Hastanesine üroloji uzmanı olarak atanmıştır. Yine şikâyet dilekçesi veren Prof. Dr. Tbp. Alb. İ.Y. bir yıl süreyle Adana Asker Hastanesinde, Yrd. Doç. Dr. Tbp. Bnb. B.F.A. ise bir yıl süre ile Isparta Asker Hastanesinde görevlendirilmiştir. Başvurucu, atama işlemi sonucunda öğretim üyeliğini kaybettiğinden 2014 yılında zorunlu olarak Yüksek Askerî Şura kararıyla emekliye ayrılma durumuyla karşı karşıya kaldığını belirtmiş; atama işleminin iptali istemi ve yürütmenin durdurulması talebiyle Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde (AYİM) dava açmıştır. AYİM İkinci Dairesi 11/2/2015 tarihli kararıyla davayı esastan oyçokluğuyla reddetmiştir. Kararın gerekçesi şöyledir:“Dava konusu işlemin yukarıda belirtilen mevzuat hükümleri açısından değerlendirilebilmesi için davacının gerek önceki atama sürecinin, gerekse işbu davaya konu atama sürecinin ve bu süreçte meydana gelen olayların, davacı ile aynı işlemle atanan ve geçici görevlendirilen ve bu işlemleri davacı gibi Mahkememiz nezdinde iptal davalarına konu eden (2014/553, 2014/554, 2014/555 Esaslarında kayıtlı) diğer üç öğretim görevlisine ilişkin süreçle birlikte ortaya konulması gerekmektedir.…… davacının bu işlem tesis edilirken Fakülte Dekanının görüşünün alınmaması işlemin bireysel bir işlem de olması ve Anabilim Dalı Başkanlığına atama usulünde öngörülen görüş usulü ile elde edilmek istenen yarar da göz önüne alınarak usulde paralellik ilkesinin uygulanmasına gerek olmadığı, bu yönüyle işlemde bir hukuka aykırılık bulunmadığı sonuç ve kanatine varılmıştır.Dava konusu işlemde usulde paralellik ilkesinin uygulanmayacağı sonuç ve kanaatine varıldıktan sonra, diğer hukuka aykırılık iddiaları yönünden işlemin incelenmesine geçilmiştir.…Tüm bu açıklamalar ışığında dava konusu işlem incelendiğinde, davacının ilk atama işleminin geri alınarak 2013 tarihinde görevine dönmesi sonrasında yapılan bir şikâyet üzerine, bir Tümgeneralin Başkanlığında, Mly.Ütğm., Hv.Hak.Yzb., Per.Yzb., Doç.Dz.Tbp.Alb., Mu.Kur.Alb.’dan oluşan İdari Tahkikat Heyeti tarafından düzenlenen 2014 tarihli İdari Tahkikat Raporunda, Prof.Dr.Tbp.Alb. İ.Y.Ö.’nün göreve döndükten sonra devam eden yargılama sürecine ilişkin olarak tanık ve mağdur durumunda olan personel ile konuşma yaptığının, konuşmalarında Mahkeme sürecinde verdikleri ifadeleri gündeme getirdiğinin, personelin bu durumdan rahatsız olduğunun, bu konuları görüşmek istemediklerini belirttikleri Prof.Dr.Tbp.Alb. İ.Y.Ö.’nün Anabilim Dalı Başkanı olması nedeniyle kendilerini baskı altında hissettiklerinin, bu durumun Prof.Dr.Tbp.Alb. İ.Y. tarafından tutanak altına alındığının, gerek devam eden yargılamaya konu olaylar gerekse sonradan gelişen şikâyete konu olaylar nedeniyle üroloji kliniğinde ciddi sorunların ortaya çıktığının, gelişen her durumun gerek Anabilim Dalı Başkanı gerekse diğer personel tarafından şikâyet konusu yapıldığının, bu nedenle kliniğin temel işlevi olan hasta tedavisi ve uzman öğrencilerin yetiştirilmesi konularında öğretim üyeleri arasında ciddi sorunların ve huzursuzluğun ortaya çıktığının değerlendirildiğinin, bu durumun personel arasında disiplini de olumsuz etkilediğinin, GATA Üroloji Kliniğinde görevli personel arasında ciddi sorunlar olduğunun, disiplinin bozulduğunun, sağlığını etkileyecek şekilde hastaların da olaya dahil edilmeye çalışıldığının, klinikte görevli bir öğretim üyesi dışında diğer tüm öğretim üyelerinin Prof.Dr.Tbp.Alb. İ.Y.Ö. ile sorun yaşadığının, hâlen Prof.Dr.Tbp.Alb. İ.Y.Ö. hakkında kamu davasının devam ettiği de göz önüne alındığında klinikte verilen hizmetin etkin bir şekilde devam edemeyeceğinin belirtildiği, İdari Tahkikat Sonuç Raporu doğrultusunda Prof.Dr. Tbp.Alb. İ.Y.Ö. hakkında 2013 tarihli şikâyet dilekçesinde yer alan iddialara ve Prof.Dr. Tbp.Alb. İ.Y.Ö.’nün GATA Üroloji Kliniğinde görevli personel hakkındaki iddialarına yönelik Genelkurmay Başkanlığınca Genelkurmay Askerî Savcılığına 2014 tarihli bir soruşturma emri verildiği, GATA Komutanlığının 2014 tarihli yazısında, taraflar arasındaki evveliyata dayalı husumet ve kişisel çekişmelerin, geçen bu süre zarfında yeniden canlandığının, gelinen aşama itibari ile askerî örf ve saygıya dayalı etik değerlerin GATF Üroloji Anabilim Dalında önemli ölçüde zedelendiğinin, birbirine husumet duyan personelin mesleki gelişimlerini pekiştirmek yerine karşılıklı bilgi ve belge toplama faaliyetlerine giriştiklerinin, bu maksatla devamlı bir arayış içerisinde olduklarının gözlemlendiğinin, klinikte oluşan huzursuz ve gergin ortamın diğer genç tabipleri de olumsuz yönde etkilediğinin Genelkurmay Başkanlığına bildirilerek Prof.Dr.Tbp.Alb. İ.Y.Ö.’nün atanması teklifi yapılması üzerine, Genelkurmay Başkanlığının 2014 tarihli işlemi ile, Prof.Dr.Tbp.Kd.Alb. İ.Y.Ö.’nün Kayseri Asker Hastanesi Baştabipliği görevine atandığı, 2955 sayılı GATA Kanunu’nun “Yurt içinde ve yurt dışında görevlendirme” başlığını taşıyan Maddesinde; Gülhane Askerî Tıp Akademisinde görevli öğretim elemanlarının, Genelkurmay Başkanlığınca, görev unvanlarına bakılmaksızın, disiplin, kıdem, kadro, kadrosuzluk ile diğer askerî ihtiyaçlar nedeniyle; Gülhane Askerî Tıp Akademisindeki başka bir göreve ya da Gülhane Askerî Tıp Akademisi dışındaki karargah ve kurumlara atanabileceğinin öngörüldüğü, davalı idarece, atanan personelin yeni görev yerinde sunacağı üst düzey sağlık hizmeti, orada bu hizmete duyulan ihtiyaç ve GATA’da oluşan boşluğu dolduracak personel bulunması hususları gözönüne alındığında atama işleminin kamu yararı ilkesine uygun olduğunu, askerlik mesleğinin temelinin disiplin olduğunun ve bu temelin sarsılmaması için idare tarafından gereken caydırıcı tedbirlerin alınması gerektiğinin, yapılan atama işleminin gerek Üroloji AD.Bşk.lığında bozulan iş barışını ve çalışma düzeninin yeniden tesisi gerekse diğer kliniklerde yaşanması muhtemel benzer sıkıntıların önünün alınması açısından zaruri olduğunun belirtildiği, davacının ilk atama işlemi geri alınarak 2013 tarihinde göreve döndürülmesi sonucunda ilk atama işlemine gerekçe teşkil eden hususlarda aynı davranışları sergilemesi, yukarıda izah edilen süreçlerde meydana gelen olayların meydana gelmesinde davacının katkısı da gözönüne alınarak davacı hakkında davalı idarece belirtilen gerekçelerle tesis edilen işlem, anlatılan süreç de dikkate alındığında ölçülülük ilkesine aykırı olmadığı gibi, işlemin sebep ve amaç unsuru dahil diğer unsurlarında bir hukuka aykırılık bulunmadığı…” Karşıoy gerekçesinde ise şöyle denilmiştir:“Davacı İ.Y.Ö’nün ilk atama işlemi geri alınarak 2013 tarihinde görevine döndükten sonra davacı ile birlikte ataması ve geçici görevlendirilmesi yapılan diğer öğretim üyeleri arasında Üroloji Ana Bilim Dalında cereyan etmiş atamaya sebep teşkil edecek herhangi bir olay ileri sürülmemiştir. Davacı ve diğer öğretim üyeleri arasında daha önceden beri devam eden ceza yargılaması sırasında, diğer öğretim üyeleri vekilince yapılmış şikâyet sebebiyle yapılan tahkikat ve değerlendirme sebebiyle davacının ataması yapılmış ise de, davacı yönünden yapılan bu atama, davacının öğretim üyeliğine son verdiğinden yaş haddinden önce emekliliğine sebep olarak daha ağır bir sonuca yol açmıştır. Ana Bilim Dalı Başkanı konumunda olan davacının öğretim üyeliği sonlandırılmadan, başka bir göreve atama veya görevlendirilmesi yapılması mümkün iken, yapılan işlem, sonucu itibariyle ölçülülük ilkesine aykırı olmuştur. Çoğunluk kararında davacı hakkında devam eden ceza soruşturmasından söz edilmiş ise de bu durum davalı idarece önceki atamasının 2013 tarihinde yapılan işlemi geri alma sırasında da mevcuttur. Davacıyla birlikte işlem gören ve işlemi iptal edilendiğer öğretim üyeleri açısından da devam eden ceza soruşturması mevcut olduğu da dikkate alındığında davacı hakkında meydana gelen sonucun ölçülülük ilkesine ve hukuka uyarlı olmadığı kanaatinde olduğumuzdan aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmadık.” Başvurucunun karar düzeltme istemi, aynı Dairenin 9/9/2015 tarihli kararıyla oyçokluğuyla reddedilmiştir. Bu karar 3/11/2015 tarihinde tebliğ edilmiş ve başvurucu 2/12/2015 tarihinde işbu 2015/18407 sayılı bireysel başvuruyu yapmıştır. Öte yandan başvurucu ile aynı kapsamda ataması/görevlendirmesi yapılan diğer personelin açtığı davalarda anılan diğer üç atama ve görevlendirmeyi 11/2/2015 tarihli ve E.2014/553, K.2015/188; E.2014/554, K.2015/189; E.2014/555, K.2015/190 sayılı kararlarla AYİM İkinci Dairesinin iptal ettiği anlaşılmaktadır. Dairenin gerekçesinde özetle başvurucunun önceki görevlendirmesinin iptal edilmesinin ardından 13/9/2013 tarihinde GATA’ya dönmesinden sonra her üç davacıdan kaynaklanan ve görevlendirme işlemine gerekçe olarak gösterilen disiplinsizlik olarak nitelenebilecek bir durumun bulunmadığı, avukatları tarafından 4/12/2013 tarihli dilekçenin verilmesinin ise görevlendirme gerekçesi olamayacağı, öte yandan her üç davacının atandığı hastanelerdeki doktor ihtiyacının GATA kadar olmadığı, dolayısıyla görevlendirme işleminin sebep ve amaç unsuru yönünden hukuka aykırı olduğu gerekçesine yer verilmiştir. Başvurucunun GATA’daki görevinden alınarak Kayseri Asker Hastanesine baştabip olarak atanmasıyla birlikte öğretim üyeliği statüsü sona ermiştir. Böylece başvurucu kadrosuzluknedeniyle 30/8/2014 tarihinden geçerli olmak üzere emekliye sevk edilmiştir. Başvurucu emekliye sevk edilme işlemine karşı da iptal davası açmıştır. AYİM Üçüncü Dairesi 15/10/2015 tarihli kararıyla davayı oybirliğiyle reddetmiştir. Gerekçede başvurucunun emsal neşetinin 1980 olduğu, GATA’da öğretim üyesi olmayan emsal neşetli subayların 30/8/2011 tarihinde kadrosuzluk nedeniyle emekliye sevk edildiği, GATA’dan ayrılmakla öğretim üyeliği statüsünün sona erdiği ve 27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu’nun kadrosuzluk ile ilgili hükümlerine tabi olduğu, bu durumda yapılan işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilmiştir. Bu karar 10/11/2015 tarihinde tebliğ edilmiş ve başvurucu karar düzeltme yoluna başvurmadan 9/12/2015 tarihinde 2015/18803 numaralı bireysel başvuruyu yapmıştır. Başvurucu bu başvurusunun, Kayseri Asker Hastenesi Baştabipliğine tayin işlemine ilişkin olarak açılan davayla ilgili 2015/18407 numaralı bireysel başvuru dosyasıyla birleştirilerek incelenmesini istemiştir. Öte yandan başvurucu, maiyetindeki personelin eylemleriyle ilgili olarak hazırladığı ve silsile yoluyla gönderdiği dosyalar hakkında Genelkurmay Başkanlığı Adli Müşavirliğince işlem yapılmayarak kendisi hakkında soruşturma başlatılması üzerine Genelkurmay Başkanlığı Adli Müşaviri K. hakkında Millî Savunma Bakanlığına (MSB) müracaatta bulunmuştur. Müracaat hakkında MSB tarafından özetle şikâyete konu edilen işlemlerin adli müşavirin yetkisi dâhilinde kalan işlemler olduğu ve bu yetkisi kapsamında olan ve suç teşkil edebilecek eylemlerin tespiti, vasıflandırılması konusunda usul ve yasaya aykırı davrandığına dair delil bulunmadığı gerekçeleriyle evrakın işlemden kaldırılmasına karar verilmiştir. Başvurucu, K. ile ilgili evrakın işlemden kaldırılması işleminin iptali istemiyle dava açmış ancak bu dava AYİM tarafından 4/12/2014 tarihli kararla evrakın işlemden kaldırılması işleminin idari davaya konu olabilecek bir idari işlem olmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir. Bu karar 7/1/2015 tarihinde tebliğ edilmiş ve başvurucu bu karar nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasıyla 27/1/2015 tarihli ve 2015/1609 numaralı bireysel başvuruyu yapmıştır. Diğer taraftan başvurucu, yaptığı suç duyurularındaki hususları araştırmak yerine kendisi hakkında iddianame hazırladığını belirterek suç oluşturan eylemler ile ilgili bir işlem yapmayıp görevinin gereklerini yerine getirmediği iddiasıyla Askerî Savcı S.B. ile ilgili yasal işlem yapılması istemiyle MSB’ye müracaatta bulunmuştur. MSB tarafından yapılan inceleme sonucu özetle Askerî Savcı S.B. hakkında şikâyet konusu yapılan hususlarda disiplin cezası verilmesini gerektiren bir eylemi veya askerî yargıya tabi suçu bulunmadığı kanaatine varılarak 9/1/2015 tarihli işlem ile evrakın işlemden kaldırılmasına karar verilmiştir. Başvurucu, Askerî Savcı S.B. ile ilgili evrakın işlemden kaldırılması işleminin iptali istemiyle AYİM’de dava açmış ancak bu dava da 26/11/2015 tarihli kararla idari davaya konu bir işlem bulunmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir. Başvurucu, bunun üzerine Anayasa Mahkemesine 2016/1656 numaralı bireysel başvuruyu yapmış olup Anayasa Mahkemesi 11/3/2016 tarihli kararıyla başvurunun üçüncü kişilerin cezalandırılmasına yönelik olduğu, dolayısıyla adil yargılanma hakkı kapsamına girmediği gerekçelerine dayanarak konu bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar vermiştir. Başvurucu, bireysel başvuruda bulunduktan sonra Anayasa Mahkemesine verdiği 21/7/2016, 16/8/2016 ve 28/2/2017 tarihli dilekçelerinde FETÖ/PDY mensuplarınca kendisine kumpas kurulduğunu, nitekim başta hakkında şikâyet dilekçesi veren üç doktor, Genelkurmay Başkanlığı Adli Müşaviri K. ve Askerî Savcı S.B., Genelkurmay İdari Tahkikat Heyeti Başkanı Tümgeneral Ö. olmak üzere emekliye sevkine kadar olan süreçte görev alan birçok askerî personel ve ayrıca bireysel başvuruya dayanak davalarını reddeden askerî hâkimler hakkında FETÖ/PDY üyeliği nedeniyle işlem yapıldığını belirtmiştir. A. Ulusal Hukuk 17/11/1983 tarihli ve 2955 sayılı Gülhane Askerî Tıp Akademisi Kanunu’nun Maddesininilgili kısmı şöyledir: “Gülhane Askerî Tıp Akademisinde görevli öğretim elemanları, Genelkurmay Başkanlığınca, görev unvanlarına bakılmaksızın; a) Eğitim maksadıyla, diğer eğitim hastahanelerinin kadrolarına, b) Askerî hastahanelerin bilimsel gelişmesine katkıda bulunmak maksadıyla, diğer hastahanelerin uzmanlık kadrolarına, c) Sağlık hizmetlerinin yönetimi ve plânlanması maksadıyla; Genelkurmay Başkanlığı,Millî Savunma Bakanlığı, Kuvvet Komutanlıkları ve Jandarma Genel Komutanlığındaki sağlık şube müdürlüğü veya daire başkanlığı kadrolarına, d) Disiplin, kıdem, kadro, kadrosuzluk ile diğer askerî ihtiyaçlar nedeniyle; Gülhane Askerî Tıp Akademisindeki başka bir göreve ya daGülhane Askerî Tıp Akademisi dışındakikarargâh ve kurumlara, atanabilir veya buralarda görevlendirilebilirler.…” 926 sayılı Kanun’un Maddesinin ilgili kısmı şöyledir: “Her yıl Yüksek Askerî Şura tarafından, hizmet kadrosu fazlası olarak belirlenen albaylar ile daha önceki yıllarda fiili hizmet süresi uzatılmış albaylara 54 üncü maddede belirtilen esaslara göre değerlendirme notu verilir. Sicil notu ortalaması, sicil tam notunun %90’ının (dâhil) üzerinde olması ve ilgilinin talep etmesi kaydıyla hizmet ihtiyacı, yeterlik notu ve Yüksek Askerî Şuraca belirlenmiş kontenjanlar esas alınarak tefrik edilecek albayların fiili hizmet süreleri Yüksek Askerî Şura kararı ile bu bentteki esaslara göre yaş haddine kadar uzatılabilir. Görev süresi uzatılmayanlar ise 50 nci maddenin birinci fıkrasının (a) bendine göre kadrosuzluktan emekliye sevk edilirler. Bu bent hükümlerine göre hizmete devam ettirilen albaylardan kendi isteği üzerine emekliye ayrılmak isteyenler 50nci maddenin birinci fıkrasının (a) bendine göre kadrosuzluktan emekliye sevk edilirler. “ 926 sayılı Kanun’un Maddesi şöyledir: “ Kadrosuzluk, yetersizlik, veya (d) bendindeki suçlardan hükümlülük nedeni ile aşağıda belirtilen esas ve şartlar dahilinde subaylar hakkında Silahlı Kuvvetlerden ayırma işlemi yapılır.C) Kadrosuzluk nedeniyle ayırma:41 inci maddede öngörülen hizmet ihtiyaç kadrosunu uygulayabilmek amacıyla; Diğer terfi şartlarını haiz olduğu halde bir üst rütbede kadro açığı bulunmaması nedeniyle, takip eden yıllarda da terfi edemeyen yüzbaşılar subaylıktaki 21 inci, binbaşılar subaylıktaki 22 nci, yarbaylar subaylıktaki 25 inci fiili hizmet yılını doldurduklarında emekliye sevk edilirler.Gecikmeli olarak bir üst rütbeye terfi eden yüzbaşılar, binbaşı rütbesinde 22 nci,binbaşılar ise yarbay rütbesinde 25 inci subaylık hizmet yılını doldursalar dahi emekliye sevk edilmezler ve bu rütbelerin normal bekleme süresi sonuna kadar hizmete devam ettirilirler. Bunlar yeni rütbelerinin bekleme süresi sonunda ve izleyen 2 yılda 3 defa değerlendirmeye tabi tutulurlar ve terfi edemedikleri takdirde emekliye sevk edilirler.Binbaşı ve yarbay rütbelerinde terfi şartlarını haiz oldukları halde terfi edemeyip bekleyenlerin miktarı, 41 inci madde esaslarına göre o rütbenin tespit edilen kadrosunun yüzde 10’unu geçemez; geçtiği takdirde, derece ve kademesine bakılmaksızın en eski nasıplılardan ve yeterlik durumu en düşük olanlardan başlanmak suretiyle yeteri kadarı emekliye sevk edilir. Bekleme süresi sonunda veya sonraki yıllarda bir üst rütbeye yükselemeyen albayların subaylığa nasıpları en eski ve aynı nasıplı olanları arasında, öncelikle 38 ve Ek- 1 inci maddelerde belirtilen terfi şartlarını haiz olmayanlardan başlamak üzere yeteri kadarı emekliye sevk edilir.Bu şekilde emeklilik işlemine; terfi şartlarını taşımayan, Yüksek Askerî Şura’ca tuğgeneral-tuğamiral yıl kontenjanı verilen sınıflarda oldukları ve rütbe terfi şartlarını taşıdıkları halde üst rütbe kadrosunda açık bulunmadığı için terfi edememiş olan, terfi şartlarını taşıdıkları halde Yüksek Askerî Şura’ca tuğgeneral-tuğamiral yıl kontenjanı verilmeyen sınıflarda oldukları için Yüksek Askerî Şura’ca değerlendirmeye girmeyen albayların, sicil notu ortalaması en düşük olanlardan başlanır.”B. Uluslararası Hukuk İlgili Sözleşme Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı Maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı ile (2) numaralı fıkrası şöyledir:“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini istemek hakkına sahiptir…” “Kendisine bir suç isnat edilen herkes, suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar suçsuz sayılır.” Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi İçtihadı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatlarına göre bir ceza davasında üçüncü kişilerin suçlanması veya cezalandırılmasını talep eden mağdur, suçtan zarar gören, şikâyetçi veya katılan sıfatını haiz kişiler Sözleşme’nin Maddesinin koruma alanı dışında kalmaktadır. Bu kuralın istisnaları, ceza davasında medeni hak talebine imkân veren bir sistemin benimsenmiş veya ceza davası sonucunda verilen kararın hukuk davası açısından etkili ya da bağlayıcı olması hâlleridir (Perez/Fransa, [BD], B. No: 47287/99, § 70). Öte yandan sanığı yargılayan mahkemenin veya bu mahkemenin üyelerinin sanığa isnat edilen suçu işlediği ön yargısıyla hareket etmemesini ifade eden ve Sözleşme’nin Maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen masumiyet karinesi, birinci fıkrada teminat altına alınan adil yargılanma hakkının en önemli unsurlarından biridir (Minelli/İsviçre, B. No: 8660/79, 25/3/1983,§ 27). Masumiyet karinesi, suç isnadının karara bağlandığı yargılamalarda geçerli olduğu için Sözleşme’nin Maddesinde ifade edilen “medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar” çerçevesinde değerlendirilen idari davalar, kural olarak masumiyet karinesinin uygulama alanı dışında kalmaktadır. Ancak idari davada uyuşmazlık konusu olan maddi olayın tespitinde idari yargı mercii, aynı maddi olayı ele alan ceza mahkemesinin daha önce verdiği beraat kararına uygun hareket etmelidir (Benzer yöndeki AİHM kararları için bkz. X/Avusturya (k.k.), B. No: 9295/81, 6/10/1982; C/Birleşik Krallık (k.k.), B. No: 11882/85, 7/10/1987). Bu kural, kişi hakkında verilen beraat kararı sorgulanmadığı sürece aynı maddi olay çerçevesinde daha düşük ispat standardı kullanılarak kişinin disiplin sorumluluğu çerçevesinde yaptırıma tabi tutulmasına engel teşkil etmemektedir (Ringvold/Norveç, B. No: 34964/97, 11/2/2003, § 38). Ayrıca AİHM yerleşik içtihadı uyarınca, Sözleşme ile korunan hak ve özgürlükleri ihlal etmediği süreceulusal mahkemelerce yapılan hukuki ya da maddi hataları ele almanın kendi görevi olmadığını belirtmektedir (örneğin, García Ruiz /İspanya [BD], B.No: 30544/96, § 28; Perez/Fransa, § 82). Bu içtihada göre Sözleşme’nin Maddesi adil yargılanma hakkını güvenceye almakla birlikte delillerin kabul edilebilirliğine ya da delillerin nasıl değerlendirileceğine ilişkin herhangi bir kural koymaz, bu hususlar öncelikli olarak ulusal hukukun ve mahkemelerin düzenleme alanına girer. Normal şartlarda ulusal mahkemelerin belirli delil unsurlarına ya da önlerindeki uyuşmazlıktaki tespit ya da değerlendirmelere tanıyacakları ağırlık gibi meseleler Mahkemenin yeniden inceleme alanına girmez. AİHM, bir dördüncü derece yargı yeri gibi davranmamalıdır; dolayısıyla keyfî olduğu ya da makul olmadığıaçıkça görülebilecek tespitlerde bulunmadıkları takdirde ulusal mahkemelerin kararlarını Maddenin birinci fıkrası kapsamında sorgulamaz (Bochan/Ukrayna [BD], B. No: 22251/08, 5/2/1015, § 61).