1. Hukuk Dairesi 2025/6711 E. , 2026/1005 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2025/141 E., 2025/148 K. Dava, bağıştan rücu hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa bedel istemine ilişkindir. Davacı; maliki olduğu 1 99... parsel sayılı taşınmazı 22.12.2011 tarihinde ... Vakfı ... Şubesine bağış sureti ile devrettiğini, bağış işlemini gerçekleştirmeden önce vakıf bünyesinde çalışanların, özellikle o zamanın ilçe müftüsü ...'ün bağışlanan taşınmaz üzeri…
1. Hukuk Dairesi 2025/6711 E. , 2026/1005 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2025/141 E., 2025/148 K. Dava, bağıştan rücu hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa bedel istemine ilişkindir. Davacı; maliki olduğu 1 99... parsel sayılı taşınmazı 22.12.2011 tarihinde ... Vakfı ... Şubesine bağış sureti ile devrettiğini, bağış işlemini gerçekleştirmeden önce vakıf bünyesinde çalışanların, özellikle o zamanın ilçe müftüsü ...'ün bağışlanan taşınmaz üzerinde Kur'an kursu açılacağını vaad etmelerine olan güveni ile taşınmazı bağışlamış olduğunu, Almanya'da yaşaması sebebi ile belirli dönemlerde Türkiye'ye ve memleketi ...'e gelebildiğini, Türkiye'de bulunmaması, yaşı, bilgisizliği ve dini hassasiyeti nedeniyle ve dönemin vakıf görevlilerinin hileli davranışları sonucu taşınmazın davalı Vakfa devredilmesinin sağlanmış olduğunu, davalı Vakfın vaat etmiş olduğu yüklemeyi yerine getirmediğini ileri sürerek bağış işleminin iptali ile adına tesciline, olmazsa bedele karar verilmesini istemiştir. Davalı ...; hak düşürücü sürenin geçtiğini, taşınmazın kayıtsız şartsız bağışlandığını, bağışlayanın her ne kadar yurt dışında yaşıyor olsa da farklı tarihlerde defalarca gidip gelerek taşınmazın üzerine Kur'an Kursu yapılmadığını gördüğünü, şartlı bağışın varlığı kabul edilse dahi davacının şartın gerçekleşmediğini görmüş olması nedeniyle buna rıza gösterdiğini, taşınmazın Kur’an Kursu yapılmak şartı ile bağışlanmadığını, bağışta ivazsızlık asıl olup eğer bir mükellefiyet var ise mükellefiyetin hüküm ifade edebilmesi için bağışlananın onu kabul etmesi gerektiğini, (B.K. 291) Vakıflarının ne yazılı ne de sözlü olarak bugüne kadar herhangi bir mükellefiyeti kabul etmemiş olduğunu, bağıştan rücu şartlarının oluşmadığını, yapılan hibe işleminin kanun ve mevzuatlara uygun bulunduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesinin 22.11.2023 tarihli 2023/28 Esas, 2023/205 Karar sayılı kararı ile; davacının taşınmazı Kur'an kursu yapılması için bağışladığı, mevcut koşullarda bağışın koşullu yapıldığının kabulü gerekeceği, bugüne dek bağışlanan taşınmaz üzerine Kur'an kursunun yapılmadığı, haklı bir sebep olmaksızın davalının yüklemeli bağışın gereğini yerine getirmediği, makul sürenin aşıldığı, rücu şartlarının olayda oluştuğu, davalı tarafın bağıştan rücu koşulunun gerçekleştiğini davacının daha önce öğrendiğine ilişkin belge sunamadığı gibi, dinlenen tanık anlatımlarında bağıştan rücu koşullarının gerçekleştiğini daha önceden öğrendiklerini kabule elverişli net ve kanaat verici bir beyan bulunmadığından davacının beyanına itibar edilerek 2022 yılının son döneminde bağıştan rücu koşullarının gerçekleştiğini öğrendiğinin ve dava tarihinin 15.02.2023 olduğu göz önünde bulundurulduğunda davanın hak düşürücü süre içerisinde açıldığının kabul edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 01.02.2024 tarihli 2024/189 Esas, 2024/305 Karar sayılı kararı ile, kararda isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı vekili tarafından temyiz başvurusunda bulunulması üzerine Dairenin 16.04.2025 tarihli 2024/1449 Esas, 2025/2026 Karar sayılı kararı ile, dava konusu 1 99... parsel sayılı taşınmaza ilişkin resmi senette bağış işleminin kayıtsız, şartsız ve bedelsiz olarak yapıldığının yazılı olduğu, davacının da taşınmaz üzerine Kur'an kursu yapılacağına ilişkin yazılı bir delil ibraz edemediği, maddi delillerle desteklenmeyen soyut tanık anlatımlarının ispata yeterli sayılamayacağı, bağıştan rücu şartları oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerektiği belirtilip Bölge Adliye Mahkemesi kararı ortadan kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, bozma ilamındaki gerekçeler benimsenmek suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: - K A R A R - Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı, özellikle Mahkemece 12.07.2023 tarihli ön inceleme duruşmasında HMK'nın 140/3. maddesi uyarınca uyuşmazlığın bağışlamadan rücu istemine ilişkin olduğu şeklinde tespit edildiği ve tahkikatın bu tutanak esas alınmak suretiyle yürütüldüğünün anlaşılmasına ve gerekçeli karar başlığında davada tek davalı bulunmasına rağmen davalılar şeklinde iki kez davalı ... yazılmasının mahallinde düzeltilebilir maddi hata olarak tespit edilip yanlışlığa işaret edilmekle yetinilmiş olmasına göre temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden usul ve kanuna ve bozma kararının gerekçelerine uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı 116,60 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.02.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.