T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 31. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/233 - 2025/1131 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31. HUKUK DAİRESİ (İnceleme Aşamasında / Duruşmasız) (HMK. 353/1-b.1 Maddesi Uyarınca Başvurunun Esastan Reddine) ESAS NO : 2025/233 KARAR NO : 2025/1131 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 11/07/2024 NUMARASI : 2020/380 Esas - 2024/484 Karar DAVANIN KONU…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 31. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/233 - 2025/1131 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31. HUKUK DAİRESİ (İnceleme Aşamasında / Duruşmasız) (HMK. 353/1-b.1 Maddesi Uyarınca Başvurunun Esastan Reddine) ESAS NO : 2025/233 KARAR NO : 2025/1131 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 11/07/2024 NUMARASI : 2020/380 Esas - 2024/484 Karar DAVANIN KONUSU : Eser Sözleşmesine Dayalı İtirazın İptali KARAR TARİHİ : 25/12/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 25/12/2025 Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkin davada, mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme neticesinde; İDDİA : Davacı vekili; tarafların ticari ilişkileri mevcut olup “ Katı Atık Düzenli Depolama Sahası Depolama Sahası 2 Lot, Sızıntı Suyu Havuzu ve Arıtma Çamuru Depolama Sahası Yapımı” işi kapsamında 16.08.2017 tarihli sözleşme ile anlaştıklarını, sözleşmeye göre, üzerinde uzlaşılan birim fiyat teklifi ve Tekli/Sipariş Formu-Satış Sözleşmesi USD üzerinden olup, faturaların da USD üzerinden düzenlendiğini, toplam anlaşılan tutar 710.214,80 USD (Amerikan Doları) olduğu davalının bu ticarete ilişkin olarak bakiye 14.640,61 -USD borcu bulunduğunu, muhatabın yaptığı TL ödemeler, ödeme tarihindeki kur üzerinden hesap edilip, sözleşmedeki döviz alacağından mahsup edildiğini, cari hesabın da bu şekilde kendilerine bildirildiğini ve faturanın da USD üzerinden düzenlendiğini, 26.06.2019 tarihli yazı ile bakiye borçlarının hatırlatıldığını ancak bir sonuç alınamadığını, Ankara 10. İcra Müdürlüğü 2019/10479 E Sayılı dosya ile 14.640,61-USD asıl alacak ve 84,23-USD işlemiş faiz olmak üzere toplam 14.724,84-USD alacak için "ilamsız ödeme emri” gönderildiğini, davalı şirketin icra takibine itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, arabulucuda anlaşma sağlanamadığını ileri sürerek, davanın kabulüne davalının Ankara 10. İcra Müdürlüğü 2019/10479 E. Sayılı dosyadaki itirazının iptaline, takibin devamına, alacağın %20'si miktarında inkar tazminatının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA : Davalı vekili; davacı şirketin, taraflar arasında imzalanan sözleşmeden kaynaklı olarak 14.640,61 USD bakiye alacağının olduğunu iddia ettiğini ve faizi ile birlikte tahsili adına müvekkili şirket aleyhine Ankara 10. İcra Müdürlüğünün 2019/10479 E. sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, dava dilekçesindeki hususların doğru olmadığını müvekkilinin herhangi bir borcu olmadığı gibi işin gereği gibi yapılmamasından kaynaklı alacağı dahi mevcut olduğunu, müvekkili ile davacı şirketin; müvekkili şirketin taahhüdünde bulunan ve Elazığ Belediye Başkanlığınca ihale edilen "Katı Atık Düzenli Depolama Sahası 2 Lot, Sızıntı Suyu Havuzu ve Arıtma Çamuru Depolama Sahası Yapma" işi için öncelikle 10.08.2017 tarihli ve 710.214,80 USD "Teklif/Sipariş Formu Satış Sözleşmesi" imzalandığını, anılan sözleşme, bahse konu iş için gerekli malzemelerin birim ve toplam fiyatlarını içermekte olup genel nitelikli fiyatları gösterdiğini, anılan sözleşmenin imzalanmasından sonra taraflarca, teknik şartname doğrultusunda iş sahasında gerekli inceleme ve hesaplamalar yapıldığını huzurdaki davaya konu işin gereklerine uygun miktarlarla 16.08.2017 tarihli yeni bir taşeron sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin üçüncü maddesindeki "Birim Fiyat Teklif Cetvelinde" görüldüğü üzere yapılması planlanan iş için gerekli malzeme ve işçilik bedelleri toplamı 496.250,00 USD olup taraflarca bu miktar üzerinde mutabık kalındığını, mahkemeye sunulacak olan cari hesap ekstreleri ve banka dekontları ile de sabit olduğu üzere müvekkil şirketçe sözleşmeden doğan tüm yükümlülüklerin yerine getirildiğini; özellikle mali anlamda davacıya düzenli olarak gerekli avansların ödendiğini, vadeli çekler keşide edildiğini, buna rağmen davacı şirket tarafından müvekkil şirkete e-posta yoluyla gönderilen "Mutabakat Mektubu" ile müvekkil şirketin 31.12.2018 tarihi itibariyle bakiye 77.022,97 TL borcu olduğu hususunun teyidi talep edildiğini, müvekkili şirketin ödemelerini tam yapmış olmasından ötürü anılan hususta mutabık kalınmadığı 18.03.2019 tarihli imza ile davacı yana bildirildiğini, zira davacı tarafından tanzim edilen evrakta müvekkil şirketçe yapılan birtakım ödemelerin hesaplama dışı bırakıldığını; bu hususun yine e-posta yoluyla davacı şirket ilgilisine bildirildiğini, buna göre, ilgili cari hesap ekstresi ve banka dekontları mahkemenize sunulanacak olan;18.12.2017 tarihli 17.000,00 TL tutarlı ödeme, 28.03.2018 tarihinde gönderilen 200.000,00 TL tutarındaki çekler, 30.05.2018 tarihli 20.000,00 TL tutarlı ödeme, iş sahasında çalışan işçilerin yemek masrafları olan 5.500,00 TL tutarlı ödeme, kalemleri de hesaba katıldığında müvekkil şirket alacaklı konuma geldiğini, davacı şirketin müvekkil şirket aleyhine başlatmış olduğu takip haksız ve dayanaksız olduğunu, tüm bunların yanı sıra ekte sunmuş olduğumuz taşeron sözleşmesinin beşinci maddesinin "Taşeronun Sorumlulukları" başlıklı kısmında; davacı şirketin işi, idarenin proje ve teknik şartnamelerine uygun yapması, aynı zamanda tüm malzemelerin idarenin isteği doğrultusunda olması hususları açıkça ifade edildiğini, buna rağmen yapılan incelemeler sonucunda işin şartnamelere uygun olarak yapılmadığının tespit edildiğini, idarece yapılan bu tespitler neticesinde gerekli eksiklikler ve yanlışlıkların müvekkili şirketçe giderildiğini bahse konu incelemelerin yapıldığı tarihte idare tarafından gönderilen yazıda belirtildiğini, anılan eksiliklere rağmen müvekkili şirketçe davacı şirketin alacağı tam olarak ödenmiş olduğunu müvekkil şirketin herhangi bir borcunun mevcut olmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; "Dava eser sözleşmesinden kaynaklı bakiye alacağın tahsili istemine ilişkin başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Taraflar arasında eser sözleşmesi bulunduğu hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık; takip talebine dayanak olan sözleşme gereği davacı şirketin davalı şirketten takip talebinde belirtilen miktarda alacağının bulunup bulunmadığı, takip tarihi itibariyle muaccel olup olmadığı ve takip talebinde belirtilen miktarda faize hükmedilip edilemeyeceği, davacının edimini tam olarak ifa edip etmediği , edimin eksik veyahut ayıplı teslim edilip edilmediği, süresinde ayıp ihbarının yapılıp yapılmadığı, davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilip edilemeyeceği noktalarında toplanmıştır. Mahkememizce taraf delilleri toplanmış bilirkişi incelemeleri yapılmıştır. Taraflar arasındaki akdi ilişkiye göre;birim fiyat teklif cetvelinin USD üzerimden düzenlendiği ve işin toplam bedelinin 496.250.00USD +KDV olduğu görülmüştür. Eser sözleşmesinde yüklenici yapımını üstlendiği eseri fen ve sanat kurallarına, anlaşma şartlarına ve amaca uygun olarak imal edip iş sahibine teslim etmekle, iş sahibi de teslim aldığı eserin bedelini ödemekle mükelleftir. Davaya konu takipte davacı tarafından davalı hakkında 14.640,61 USD Asıl Alacak, 84,23 USD İşlemiş Faiz olmak üzere toplam 14.724,84 USD tutarında toplam alacak talep edilmiştir. Borcun sebebi olarak; "26.06.2019 10.08.2017 tarihli sözleşmeye istinaden(katı atık düzenli depolama sahası 2 lot,sızıntı suyu havuzu ve arıtma çamuru depolama sahası yapım işi) tarafınıza düzenlenen faturalardan 14.640,61 USD bakiye borcun ödeme tarihindeki TL tutarı talebi" olarak belirtilmiştir. Davacının defter ve belgelerine göre, davalıya toplam tutarı 572.697,65-USD (2.168.984,37 TL) olan 20 adet fatura düzenlediği, davalının davacıya toplam 558.057,52-USD (2.075.000-TL) tutarında ödemede bulunduğunun kayıt altına alındığı, davalının davacıya yaptığı toplam ödeme (borç kapatma) tutarının tespitinde dikkate alnan 18.12.2017 tarihli ve 17.000,00 TL tutarlı, 30.05.2018 tarihli ve 20.000,00 - TL tutarlı havalelerin ise, davacının defter kayıtlarında yer almadığı, ,davalı şirketin defter ve belgelerini inceleyen raporda ise davacının davalıya düzenlediği 05.09.2018 tarih ve 365710 Nolu, toplam tutarı 27.535,19- TL (7.133,10 USD) olan faturanın yer almadığı , 29.698,28- TL borcu kaldığının tespit edildiği görülmüştür. Davalının ödediğini iddia ettiği "İş sahasında çalışan işçilerin yemek masrafları olan 5.500,00 TL tutarlı ödeme" ye ilişkin ilişkin dava dosyasında herhangi bir belge veya tespitin bulunmadığı görülmüş davalı yan defterlerinde görülen bakiye 29.698,28- TL nin bu ödemelere ilişkin olduğunu idddia etmiş yemin deliline de dayanıldığından davacı yetkilisi bu hususta çağrılmış davacı şirket adına davalının böyle bir ödemesinin olmadığı hususunda yemin etmiştir. Bu nedenle davacı alacağının hesaplanmasında bu bedelin mahsup edilemeyeceği anlaşılmıştır. Davalı kayıtlarında bulunup davacı kayıtlarında bulunmayan davlalının dışı ... ve ...'e yaptığı 18.12.2017 tarihli ve 17.000,00 TL tutarlı, 30.05.2018 tarihli ve 20.000,00 - TL tutarlı havaleler yönünden ise ...'in ödeme tarihine davacı çalışanı olduğu SGK kayıtlarından anlaşılmıştır. Dosya içerisindeki çek asıllarının teslim alınmasına ilişkin belgelerde her iki şahsın imzalarının olduğu bu ödemelerin davacının kabulünde olduğu görülmüştür. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 46. Maddesi "Bir kimse yetkisi olmadığı hâlde temsilci olarak bir hukuki işlem yaparsa, bu işlem ancak onadığı takdirde temsil olunanı bağlar." hükmünü içermektedir. Yetkisiz temsil durumunun varlığı halinde, işlemin geçerli olabilmesi temsil olunanın işleme onam vermesine bağlıdır. Bu nedenle onam kurucu yenilik doğuran bir işlem olarak kabul edilmelidir. Onam, temsil olunan tarafından tek taraflı ve varması gereken bir beyanla verilir ve temsilcinin veya üçüncü kişinin hakimiyet alanına girdiği andan itibaren sonuçlarını meydana getirir. Onamın verilmesi kural olarak şekle tabi değildir. Açıkca verilebileceği gibi, zımni davranışlarla verilmesi de mümkündür. Temsil olunan kişi, yetkisiz temsilcinin yaptığı işleme örtülü olarak onam verebilir. Bu durum yapılan işlemi benimseme, bundan elde edilen yararları kabullenme, yetkisiz temsilcinin yaptığı işlere ses çıkarmama gibi onamın varlığını gösteren davranış biçimlerinden çıkartılabilir. ( Prof.Dr. Ahmet Kılıçoğlu , Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Genişletilmiş 21. Bası, sayfa 328 ) Davaya konu somut olayda da yetkisiz temsilcilere çek teslimi şeklinde yapılmış olan ödemelerin davacı yanca benimsenmiş olması karşısında banka kanalıyla gönderilmiş olan 18.12.2017 tarihli ve 17.000,00 TL tutarlı, 30.05.2018 tarihli ve 20.000,00 - TL tutarlı havalelerin de davacıya yapıldığı hususunda zımni onamının varlığının kabulü ile bu ödemelerin davacı alacağından mahsubu gerekmiştir. Davalı yan sözleşmeye konu işlerin gereği şekilde tamamlanmadığı yönünde savunmada bulunmuş olup davalı tarafın dilekçesinde bahsi geçen, davacının uhdesinde olup idare tarafından eksik ve yanlış yapılan imalatlar hususunu içeren yazıya ve davalının bu imalatları sonradan yaptırdığını gösteren tespite elverişli bilgi ve belgeye rastlanılmamıştır.Yine bahse konu eksik ve yanlışlıkların hangi imalatlardan kaç m2 olduğu, davalı tarafça eksik ve yanlışlıkların giderilmesinin maliyetinin ne olduğuna dair herhangi bir belge, delil tespiti de sunulmamıştır. Dosya kapsamında iddiaya konu bir ayıp ihbarı da bulunmamaktadır. Bu nedenle bu savunmaya itibar edilmemiştir. Davacının kayıtlarında bulunan 365710 Nolu, toplam tutarı 27.535,19- TL (7.133,10 USD) olan faturanın davalı kayıtlarında yer almadığı görülmüş ise de teslimine ilişkin ... kargo yazı cevabının incelenmesinde faturanın davalıya teslim edilmiş olduğu, davacı ... Plastik Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. nin davalı ... Müh. İnşaat ve Malz. Mak. Sağ. Bil. Dgaz ve Ür. İth. İhr. San. Ve Tic. Ltd. Şti. ne düzenlendiği ve toplam tutarı 572.697,65 USD (2.168.984,37 TL) olan faturalar karşılığında davalıdan çek ve havale yoluyla yaptığı tüm tahsilatlar dikkate alındığında, davacının davalıdan alacak tutarının 5.708,07- USD olduğu" gerekçesi ile, davanın kısmen kabulüne, Ankara 10. İcra Dairesinin 2019/10479 sayılı dosyasına yapılan itirazın 5.708,07 USD asıl alacak yönünden iptaline, takibin bu bedel üzerinden kaldığı yerden devamına, fazlaya ilişkin istemin ve icra inkar tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; yerel mahkemece alınan bilirkişi raporları ile davalı şirketin, müvekkili şirkete 14.460,13 USD borcu olduğunun ortaya konduğunu, bu miktarın müvekkilince başlatılan icra takibi ile de örtüştüğünü, dava dışı ... ödemenin yapıldığı 18/12/2017 tarihinde müvekkili şirket bünyesinde çalışmakta olduğunu, sözleşme kapsamında müvekkili şirket tarafından Membran işlerinde teknik iş ve işlemleri yürütme konusunda bu kişinin yetkilendirildiğini ancak, bu kişinin müvekkili şirket adına hukuki işlem yapma konusunda yetkisinin bulunmadığını, dava dışı ...'e yapılan ödemenin müvekkili şirketin ticari defter ve kayıtlarında bulunmadığını, ayrıca ...'na yapılan ödemenin müvekkili şirket ticari defter kayıtlarına geçmediğini, dava dışı ...'e yapılan ödemede olduğu gibi müvekkili şirketin dava dışı yetkisiz ...'na yapılan ödemeye de onayının bulunmadığını, söz konusu ödemenin taraflar arasındaki şahsi ticari ilişki kapsamında olduğunu, yerel mahkemece eksik inceleme ve araştırma neticesinde verilen kararın isabetli olmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın tümden kabulüne karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; müvekkili şirketin ticari defter kayıtlarında da tespit edildiği gibi 05/09/2018 tarih ve 365710 Seri numaralı fatura yönünden bir ihtilaf söz konusu olduğunu, davacı tarafça müvekkili şirkete kesilen faturanın gerçek bir fatura olmayıp, faturanın müvekkili tarafından kabul edilmediğini, sözleşme dışı bir fatura olduğunu, bu faturanın işin belediye tarafından yapılan geçici ve kesin kabulden sonra kesilen bir fatura olduğunu, sözleşme kapsamında iş için kesilen son faturanın 27/03/2018 tarihli olduğunu, fatura açıklamasında "Hdpe Geomebran Pürüzlü" ibaresi bulunduğunu, dosya kapsamına sunulan Elazığ Belediyesinden alınan katı atık yapım işleri kesin kabul tutanağından da anlaşılacağı gibi işin 07/05/2018 tarihinde bittiğini, geçici kabulün 07/05/2018 tarihinde yapıldığını, iş bitimini takiben 4 ay sonra fatura kesilmesi teknik şartnameye uygun olmadığını, Elazığ'a gelen davacı şirketin işçi giderleri, yemek ve konaklama giderlerinin müvekkilince karşılandığını, ayrıca davacı adına iş makinesi (JSB) kiralanarak, bedellerinin müvekkilce ödendiğini, 29.698.00 TL tutarında bu ödemenin davacı nam ve hesabına yapıldığını, davacı şirket temsilcisi ...'nun 11/07/2024 tarihli 12 nolu celsede alınan yemin beyanında; yetkilisi olduğu şirket adına davalı yan işçilerine kendi adına ödeme yapmadığını, beyan ettiğini, davacının o dönem şirket yetkilisi ... değil, ... olduğunu, bu nedenle ...'nun yapmış olduğu yeminin usulüne uygun olmadığını, ... beyanları ile dosyanın karara bağlanmasının hatalı olduğunu, yerel mahkemece eksik inceleme ve araştırma neticesinde verilen kararın isabetli olmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın tümden reddine karar verilmesini istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı taşeron davalı yüklenicidir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, hüküm taraf vekillerince istinaf edilmiştir. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı taraftan alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL harcın davacıdan tahsili ile hazine'ye irat kaydına, 3-Davalı taraftan alınması gereken 2.847,88 TL istinaf karar harcından peşin alınan 427,60 + 285,00 = 712,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.135,28 TL harcın davalıdan tahsili ile hazine'ye irat kaydına, 4-İstinaf başvurusu nedeniyle taraflarca yapılan yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının kendileri üzerinde bırakılmasına, 5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 Sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın taraflara tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay'da TEMYİZ yolu açık olmak üzere 25/12/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkan E-imzalıdır Üye E-imzalıdır Üye E-imzalıdır Katip E-imzalıdır