Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2024/1831 E. , 2024/4814 K. T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2024/1831 Karar No : 2024/4814 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ...Bakanlığı VEKİLİ : ... MÜDAHİL (DAVALI YANINDA) : ... Yenilenebilir Enerji Anonim Şirketi VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACILAR) : 1-... 2- ... 3- ... 4- ... 5- ... 6- ... 7- ... 8- ... 9- ... 10- ... VEKİLLERİ : Av.... MÜDAHİL (DAVACILAR YANINDA) :... Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU :... İdare Ma…
Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2024/1831 E. , 2024/4814 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2024/1831 Karar No : 2024/4814 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ...Bakanlığı VEKİLİ : ... MÜDAHİL (DAVALI YANINDA) : ... Yenilenebilir Enerji Anonim Şirketi VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACILAR) : 1-... 2- ... 3- ... 4- ... 5- ... 6- ... 7- ... 8- ... 9- ... 10- ... VEKİLLERİ : Av.... MÜDAHİL (DAVACILAR YANINDA) :... Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU :... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Sivas İli, Koyulhisar, ... , ..., ..., ... Mahalleleri ve ... Köyü mevkiinde ... Yenilenebilir Enerji A.Ş. tarafından yapılması planlanan HES Yardımcı Kaynak Güneş Enerjisi İlavesi Projesi'ne ilişkin... tarih ve ... sayılı "ÇED Olumlu" kararının iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: İdare Mahkemesince verilen kararda; çevresel etki değerlendirmesi ile gerçekleştirilmesi planlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ya da olumsuz etkilerinin belirlendiği, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin irdelendiği, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin belirlenerek değerlendirildiği, ayrıca projelerin uygulanmasının izlendiği ve kontrolünde sürdürülecek çalışmaların belirlendiği bir süreç öngörülmüş olup, Yönetmelik kapsamında yer alan bir faaliyet nedeniyle hazırlanacak ÇED raporunda özel format uyarınca, projenin gerçekleştirileceği yer ile alternatif alanlar belirlenerek projenin hizmet amacı, önem ve gerekliliği kapsamında yerin ve etki alanının çevresel özellikleri, çevresel etkiler ve alınacak önlemlerin tartışılması, faaliyet yerinin belirlenmesinde ise, faaliyetin büyüklüğü, amacı, ulaşım, iklim, toprağın ve çevrenin özellikleri, olası etkiler ve etkilerin azami giderilme olanakları gibi unsurların etkili olması, bu bağlamda, sürdürülebilir kalkınma ve sürdürülebilir çevre dengesinin sağlanması yolunda belirtilen nitelikteki bir faaliyete en uygun yerin seçilmesinin esas olduğu; bu çerçevede dava dosyasında yer alan bilgi ve belgeler ile yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen bilirkişi raporlarındaki tespit ve değerlendirmelerden; dava konusu işlemde belirtilen Sivas İli, ... ,..., ..., ..., ... Mahalleleri ve ... köyü mevkiinde ... Yenilenebilir Enerji A.Ş. tarafından yapılması planlanan HES Yardımcı Kaynak Güneş Enerjisi İlavesi Projesi'ne ilişkin yürütülen çevresel etki değerlendirmesi süresince projenin yapılacağı yerin seçimi yapılırken tarımsal alanların gerçek durumlarına ilişkin bir değerlendirme yapılmadığı, projenin yapılacağı yerin tarımsal alan olduğu, bölge halkının geçimini sağladığı yerlerden olduğu, tarımsal alanın ortadan kalkması durumunda ne olacağına ilişkin sosyo-ekonomik değerlendirme ve risk analizi yapılmadığı, tarımsal getiri ve enerji getirisi ile ilgili karşılaştırmalı bir faydalılık değerlendirmesi yapılmadığı, dolayısıyla davaya konusu işlemde gerçekleşecek projenin yer seçimi ile ilgili olarak tarımsal alanların durumuna uygun bir yer seçimi yapılmadığı, çevresel etki değerlendirmesinin bu yönüyle eksik olduğu anlaşıldığından dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varıldığı gerekçeleriyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Bilirkişi raporunda yalnızca tarımsal faaliyetler bakımından bir takım aleyhe değerlendirmelerde bulunulduğu, yer seçiminde ünitelerin GES projesine izin verilmeyen tarım arazilerine gelmemesine özen gösterildiği, gerekli izinlerin alınacağı, 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu, 4342 sayılı Mera Kanunu hükümlerine uyulacağı, gerekli görülmesi halinde Toprak Koruma Projesi ve Orman Geri Dönüşüm Projesi yapılacağı, ÇED Raporunun mevzuata uygun olarak hazırlandığı, bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının isabetli olmadığı belirtilerek, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Kararın kamu yararı bakımından isabetli olduğu, arazilerin 4. sınıf tarım arazisi niteliğinde olduğu, keşif neticesinde arazilerde fiilen tarım yapıldığının netleştiği, 4. sınıf tarım arazilerinde GES projesi yapılamayacağı, santralin telafisi mümkün olmayacak zararlar vereceği, tarımsal bütünlüğü bozacağı, yansıyan ışık ve ısı sebebiyle çevredeki yerleşim yerlerinde ve ormanlık alanlarda yangın riskini artıracağı belirtilerek, davalının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur. TETKİK HÂKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Sivas İli, ...,..., ... , ..., ... Mahalleleri ve ... Köyü mevkiinde ... Yenilenebilir Enerji A.Ş. tarafından yapılması planlanan HES Yardımcı Kaynak Güneş Enerjisi İlavesi Projesi'ne ilişkin... tarih ve ... sayılı "ÇED Olumlu" kararının iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 2872 sayılı Çevre Kanununun 10. maddesinde; "Gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler. Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez..." hükmüne yer verilmiştir. 25/11/2014 tarih ve 29186 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren ve dava konusu işlem tarihinde yürürlükte bulunan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin 4. maddesinde; ''Çevresel etki değerlendirmesi olumlu kararı: Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu hakkında Komisyon tarafından yapılan değerlendirmeler dikkate alınarak, projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğunun belirlenmesi üzerine projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca görülmediğini belirten Bakanlık kararı olarak tanımlanmıştır. Aynı Yönetmeliğin 6. maddesinde ise; "(1) Bu Yönetmelik kapsamındaki bir projeyi gerçekleştirmeyi planlayan gerçek veya tüzel kişiler; Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeleri için; ÇED Başvuru Dosyasını, ÇED Raporunu, Seçme Eleme Kriterleri uygulanacak projeler için ise Proje Tanıtım Dosyasını, Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara hazırlatmak, ilgili makama sunulmasını sağlamak ve proje kapsamında verdikleri taahhütlere uymakla yükümlüdürler. (2) Kamu kurum/kuruluşları, bu Yönetmelik hükümlerinin yerine getirilmesi sürecinde proje sahiplerinin veya Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşların isteyeceği konuya ilişkin her türlü bilgi, doküman ve görüşü vermekle yükümlüdürler. (3) (Değişik:RG-26/5/2017-30077) Bu Yönetmeliğe tabi projeler için "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararı veya "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili teşvik, onay, izin, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez, proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. Ancak bu durum söz konusu teşvik, onay, izin ve ruhsat süreçlerine başvurulmasına engel teşkil etmez. (4) Bu Yönetmelik hükümlerine göre karar tesis edilmeden önce, projenin gerçekleştirilmesinin mevzuat bakımından uygun olmadığının tespiti halinde, aşamasına bakılmaksızın süreç sonlandırılır." kuralına, 7. maddesinde; "(1) Bu Yönetmeliğin; a) Ek-1 listesinde yer alan projelere, b) "ÇED Gereklidir" kararı verilen projelere, c) Kapsam dışı değerlendirilen projelere ilişkin kapasite artırımı ve/veya genişletilmesinin planlanması halinde, mevcut proje kapasitesi ve kapasite artışları toplamı ile birlikte projenin yeni kapasitesi ek-1 listesinde belirtilen eşik değer veya üzerinde olan projelere, ÇED Raporu hazırlanması zorunludur." kuralına yer verilmiştir. Aynı Yönetmeliğin Ek-III bölümünde; Çevresel Etki Değerlendirmesi Genel Formatının ihtiva etmesi gereken hususlar düzenlenmiş, Bölüm I: Projenin tanımı ve özellikleri; a) Proje konusu yatırımın tanımı, özellikleri, ömrü, hizmet maksatları, önem ve gerekliliği, b) Projenin yer ve teknoloji alternatifleri, proje için seçilen yerin koordinatları Bölüm II: Proje Yeri ve Etki Alanının Mevcut Çevresel Özellikleri; Proje alanının ve önerilen proje nedeniyle etkilenmesi muhtemel olan çevrenin; nüfus, fauna, flora, jeolojik ve hidrojeolojik özellikler, doğal afet durumu, toprak, su, hava, atmosferik koşullar, iklimsel faktörler, mülkiyet durumu, kültür varlığı ve sit özellikleri, peyzaj özellikleri, arazi kullanım durumu, hassasiyet derecesi (Ek-5’deki Duyarlı Yöreler Listesi de dikkate alınarak) benzeri özellikleri Bölüm III: Projenin İnşaat ve İşletme Aşamasında Çevresel Etkileri ve Alınacak Önlemler, Projenin; a) Çevreyi etkileyebilecek olası sorunların belirlenmesi, kirleticilerin miktarı, alıcı ortamla etkileşimi, kümülatif etkilerin belirlenmesi, b) Sera gazı emisyon miktarının belirlenmesi ve emisyonların azaltılması için alınacak önlemler, c) Projenin çevreye olabilecek olumsuz etkilerinin azaltılması için alınacak önlemler, ç) İzleme Planı (inşaat dönemi), Bölüm IV: Halkın Katılımı; a) Projeden etkilenmesi muhtemel ilgili halkın belirlenmesi ve halkın görüşlerinin çevresel etki değerlendirmesi çalışmasına yansıtılması için önerilen yöntemler, b) Görüşlerine başvurulması öngörülen diğer taraflar, Notlar ve Kaynaklar; Ekler: Çevresel Etki Değerlendirmesi Başvuru Dosyası hazırlanmasında kullanılan bilgi ve belgeler ile raporda kullanılan tekniklerden rapor metninde sunulamayan belgeler, Proje için seçilen yerin koordinatları, Proje için belirlenen yer ve alternatiflerinin varsa; çevre düzeni, nazım, uygulama imar planı, vaziyet planı veya plan değişikliği teklifleri, Proje ile ilgili olarak daha önceden ilgili kurumlardan alınmış belgeler şeklinde düzenlemeler yer almıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Yukarıda yer verilen hükümler uyarınca; çevresel etki değerlendirmesi ile, gerçekleştirilmesi planlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ya da olumsuz etkilerinin belirlendiği, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin irdelendiği, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin değerlendirildiği, ayrıca projelerin uygulanmasının izlendiği ve kontrolünde sürdürülecek çalışmaların belirlendiği bir süreç öngörülmüş olup, Yönetmelik kapsamında yer alan bir faaliyet nedeniyle hazırlanacak ÇED raporunda özel format uyarınca, projenin gerçekleştirileceği yer ile alternatif alanlar belirlenerek projenin hizmet amacı, önem ve gerekliliği kapsamında yerin ve etki alanının çevresel özellikleri, çevresel etkiler ve alınacak önlemlerin tartışılması, faaliyet yerinin belirlenmesinde ise, faaliyetin büyüklüğü, amacı, ulaşım, iklim, toprağın ve çevrenin özellikleri, olası etkiler ve etkilerin azami giderilme olanakları gibi unsurların etkili olması, bu bağlamda, sürdürülebilir kalkınma ve sürdürülebilir çevre dengesinin sağlanması yolunda belirtilen nitelikteki bir faaliyete en uygun yerin seçilmesi esastır. Uyuşmazlığın çözümü için İdare Mahkemesince yaptırılan keşif sonrasında hazırlatılan bilirkişi heyeti raporlarındaki tespitler dikkate alınmış olup, Harita Mühendisi, Çevre Mühendisi, Jeoloji Mühendisi, Ziraat Mühendisi, Biyolog, Orman Mühendisi ve Elektrik Mühendisinden oluşan bilirkişi heyetine mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması sonrasında hazırlanan 08.12.2023 havale tarihli bilirkişi raporunda özetle; Çevre Mühendisliği ile ilgili değerlendirmede; ... Sivas İli, Koyulhisar İlçesi, ..., ... , ... , ... Mahalleleri ve ... Köyü Mevkii ... Yenilenebilir A.Ş. tarafından yaklaşık 7,6945 MWm/MWe kapasiteli Güneş Enerji Santrali için hazırlanan ÇED raporunun, ÇED Yönetmeliğinin EK-3 “Çevresel Etki Değerlendirmesi raporu hazırlanmasında esas alınacak kriterlere” uygun şekilde hazırlandığı ve ilgili mevzuat çerçevesinde herhangi bir uygunsuzluk göstermediği anlaşıldığı, Su Kirliliği Açısından Değerlendirmede; ÇED kapsamında bahsedilen önlemler ve uygulanacak atıksu arıtma teknolojisi seçimi yönüyle söz konusu güneş enerji santralinin atıksu kirliliği açısından herhangi bir risk oluşturma potansiyeli düşük olarak görüldüğü, Katı Atıklar Açısından Değerlendirmede; Nihai ÇED raporu kapsamında verilen önlemler çerçevesinde katı atık oluşumunun risk teşkil edebilecek düzeyde olmadığı, alınan önlemler dahilinde olası çevresel kirliliğin engellenmesi açısından yeterli görüldüğü, Gürültü Kirliliği Açısından Değerlendirmede; Proje sahasının hemen önünden geçen bir uluslararası karayolu bulunduğu ve karayolu ulaşımından kaynaklı gürültü etkisi de göz önünde bulundurularak projenin kümülatif gürültü etkilerinin önemsiz olduğu düşünüldüğü, Hava Kirliliği Açısından Değerlendirmede; tozumaya karşı alınan önlemler açısından değerlendirme yapıldığında hava kirliliği riskine karşı ÇED raporunda belirtilen önlemlerin yeterli ve makul olduğu, Radyoaktif Kirlenme Açısından Değerlendirmede; Proje içeriği ve uygulanacak faaliyetin kapsamı göz önüne alındığında radyoaktif kirlenmeye neden olabilecek herhangi bir unsur bulunmadığı, sonuç ve kanaat olarak ÇED raporu incelendiğinde; oluşacak olumsuz etkilerin alınacak önlemlerin ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeyde olduğu, çevresel etki ve mevzuat yönüyle de uygun olduğu, ÇED raporunun projenin çevreye vereceği olumsuz etkilerin ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeyde olmasını sağlayacak biçimde hazırlandığı, güneş enerjisi santrali faaliyetinin çevresel etki ve mevzuat yönüyle uygun olduğunun anlaşıldığı, söz konusu faaliyete ilişkin hazırlık, inşaat ve işletme çalışmaları esnasında ... Yenilenebilir Enerji A.Ş. tarafından alınan/alınacak tedbirler ve uygulama esasları kapsamlı olarak ÇED raporunda belirtildiği, bu bağlamda faaliyet esnasında oluşabilecek katı, sıvı atıklar, gürültü kirliliği ve hava kirliliği riskleri için belirtilen önlemler yeterli ve makul olduğu, ancak proje faaliyetlerinden kaynaklanabilecek gürültü ve hava kirliliği risklerinin detaylı değerlendirilebilmesi için gerekli akustik rapor ve hava kirliliği modelleme çalışmaları gibi detaylara ÇED raporu içerisinde yer verilmediğinin görüldüğü, bu nedenle bahsedilen raporların hazırlatılarak rapor içerisinde değerlendirilmesi proje faaliyetleri esnasında ortaya çıkabilecek olası etkilerin daha rahat öngörülebilmesine imkân sağlayacağı, Ziraat Mühendisliği ile ilgili değerlendirmede; ÇED işlem dosyasında; “Tapu Kadastro Parsel Sorgu Uygulamasından 12.06.2022 tarihinde yapılan sorguya göre GES-1 alanı “Tarla ve Bahçe”, GES-2 alanı “Tarla, Bahçe ve Kanal”, gösterimi üzerinde yer almaktadır (s. 14)” denildiği ve GES-I ve GES-2 alanlarındaki ada/parsellerin niteliklerini belirten bir tablo (s. 15) verildiği, bu tabloya göre GES-I alanı içerisindeki ada/parsellerin nitelikleri 28 adedi Susuz Tarla, 2 adedi Bahçe ve 3 adedi Kanal olarak, GES-2 alanı içerisindeki ada/parsellerin nitelikleri ise 13 adedi Susuz Tarla, 1 adedi Tarla, 1 adedi Bahçe ve 3 adedi Kanal olarak belirtildiği, ayrıca yine aynı dosyada IV.2.5. Tarım Alanları başlığı altında “Güneş Enerji Santrali kurulumu için; mutlak tarım arazileri, özel ürün arazileri, dikili tarım arazileri, sulu tarım arazileri, sulu-kuru I, II.III, IV. sınıf tarım arazileri ve çevre arazilerde tarımsal kullanım bütünlüğünü bozan alanlara izin verilmemektedir (s. 40)” denildiği, GES-I ve GES-2 alanları içerisindeki tarım yapılan alanlarının eğiminin 9610 civarında olduğunun belirtildiği, (947-12 eğime sahip alanlar, kısıtlı işlemeli tarıma uygun IV. sınıf arazi sınıfında yer almaktadır.) yapılan incelemelere göre proje alanı içerisinde yonca, fiğ, korunga gibi yem bitkileri, arpa, buğday gibi tahıllar ve domates, fasulye, biber, patlıcan, mısır gibi bitkilerin yetiştirildiği tarla ve ceviz, kızılcık, elma, kayısı, şeftali ve üzüm bağı gibi meyvelerin yetiştirildiği bahçe vasfında alanlar bulunduğu, Proje alanı içerisinde bulunan tarla ve bahçe alanlarının Tapu Kadastro Parsel Sorgu Uygulamasına göre her ne kadar “Susuz Tarla” olarak nitelendirilse dahi keşif esnasında yapılan yerinde incelemede ve fotoğraflarda mevcut kanaldan tarımsal amaçlı sulama yapıldığının belirlendiği, konu ile ilgili olarak, Tarım Arazilerinin Korunması Kullanılması ve Planlanmasına Dair Uygulama Talimatının 16. maddesinin 1. fıkrasında belirtildiği gibi; 22.10.2016 tarihli ve 29865 sayılı Resmi Gazete” de yayınlanan Tebliğ'in 2 inci maddesi ile değiştirilen 2.10.2013 tarihli ve 28783 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektrik Üretimine İlişkin Yönetmeliğin Uygulanmasına Dair Tebliğin 7 inci maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendinde yer alan "Çatı uygulaması haricindeki güneş enerjisine dayalı başvurular için; mutlak tarım arazileri, özel ürün arazileri, dikili tarım arazileri, sulu tarım arazileri, sulu-kuru I, II.III, IV. sınıf tarım arazileri ve çevre arazilerde tarımsal kullanım bütünlüğünü bozan alanları kapsamadığına ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı veya söz konusu Bakanlığın il veya ilçe müdürlüklerinden alınacak belge” ifadesinden anlaşılacağı üzere GES projelerinin mevzuatta belirtilen tarımsal vasıflı araziler üzerinde gerçekleştirilmesi mümkün olmadığı, Proje kapsamında GES-1 ve GES-2 alanları içerisindeki tarım yapılan alanlarının teraslamayla tarıma uygun hale getirilmiş olduklarının gözlemlendiği, bu alanların eğiminin yaklaşık 943 ila 9010 civarında olduğu, literatürde bu tür arazilerin IV. Sınıf tarım arazisi kapsamında değerlendirildiği, bu nedenle yapılacak GES faaliyetlerinden ilgili tarım alanlarında yapılan üretimin sekteye uğrayacağı değerlendirildiği, Çevre ve İnsan Sağlığı Açısından Değerlendirmede; insan sağlığını ve biyoçeşitliği etkileyebilecek en önemli unsur olan toz bakımından, buradaki rüzgar, sıcaklık ve yağış miktarı da değerlendirildiğinde, ayrıca ÇED raporunda belirtilen tozumaya karşı alınan önlemler açısından değerlendirme yapıldığında hava kirliliği riskine karşı önlemlerin yeterli ve makul olduğu görüldüğü, keşif sırasında ve sonrasında yapılan değerlendirmelerde bölgede fauna bakımından endemik türler tespit edilmediği, ayrıca, proje bölgesinin yerleşim yerlerine uzak olduğu, bununla birlikte hayvan geçiş güzergâhlarına olumsuz etki etmediği tespit edildiği, ilgili proje ile yerleşim yerleri açısından yapılan kümülatif risk değerlendirmesi kapsamında gerek hayvan gerekse insanlarda ilgili projenin oluşturabileceği olumsuz çevre etkisi tespit edilemediği, flora bakımından da ilgili bölgede keşif sırasında ve sonrasında yapılan değerlendirmelerde endemik tür bulunmadığı görüldüğü, bununla birlikte, bölgede bulunan bahçelerde çeşitli meyve ve sebze ürünleri (domates, ceviz, elma vs.) yetiştirildiği tespit edilmiş olduğu, proje kapsamında bu bahçelerin etkilenebileceğinin görüldüğü, insan sağlığı açısından ilgili projenin olumsuz stres ve başka risk faktörü oluşturmadığının tespit edildiği, Projede su, toprak, atık su açısından minimal ve kabul edilebilir risk oluşturabileceği değerlendirdiği, kümülatif risk açısından HES Yardımcı Kaynak Güneş Enerjisi İlavesi projesi değerlendirildiğinde, ayrıca, bilimsel ve teknolojik temelli süreçlerin çevre ve insan sağlığı açısından risklerin bertaraf edilmesi ve ilgili güvenlik tedbirlerinin alınması ve yerine getirilmesiyle, sunulan proje tanıtım dosyasında belirtildiği gibi yapılması durumunda, yapılacak faaliyetlerin flora ve faunanın yanı sıra halk sağlığı açısından da ciddi olumsuz etki meydana getirmeyeceği kanaati oluştuğu, sonuç ve kanaat olarak; bölgede fauna ve flora bakımından endemik türler tespit edilmemiş olmakla birlikte, ilgili projenin yerleşim yerlerine mesafesi, su, toprak ve diğer etkenlerin tamamı kümülatif risk açısından değerlendirildiğinde, ayrıca sunulan proje tanıtım dosyasında belirtildiği gibi yapılması durumunda (risklerin bertaraf edilmesi, ilgili güvenlik tedbirlerinin alınması ve yerine getirilmesiyle) minimal ve kabul edilebilir risk oluşturabileceği şeklinde kanaat oluştuğu, Orman Mühendisliği İle İlgili Değerlendirmede; dava konusu alanların kesinleşmiş kadastro sınırları içinde olduğu, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü parsel sorgulamadan bu alanların SUSUZ TARLA vasfında oldukları, orman vasfında olmadıklarının görüldüğü, dava konusu alanların yaban hayatı ve korunan alanlar (Milli parklar, tabiat parkları, tabiat anıtları, tabiatı koruma alanları, doğal sit alanları, sulak alanlar, özel çevre koruma bölgeleri ve benzeri koruma statüsü bulunan) bakımından incelendiğinde; 4915 sayılı kara avcılığı kanununa göre sulak alanlar, 2873 sayılı milli parklar kanununa göre korunan alanlar içinde olmadığı, alanda nesli tükenmekte olan yaban hayvanı türün bulunmadığı görüldüğü, Orman Yangınları açısından incelemede; GES projesi yapılacak alanların amenajman haritasında da belirtildiği gibi ORMAN vasfında olmadığı, 2873 sayılı milli parklar kanununa göre korunan alanlar içinde kalmadığı, korunan alanlar statüsünde olmadığı için yaban hayatını tehlikeye sokacak olumsuz bir durum söz konusu olmayacağı, ÇED raporunun 136 sayfasında orman yangınlarına karşı alınacak tedbirler açıkça belirtildiği, bu tedbirlere uyulması durumunda GES yapılacak alanın ormancılık açısından bir sakıncası olmadığı, Elektrik Mühendisliği Açısından Değerlendirmede; İlgili Yönetmelikler gereği trafo merkezleri ve havai hatların en düşük yatay ve düşey uzaklıkları incelendiğinde dava konusu GES için yapılacak tesislerin ilgili mesafelerin sağlanması neticesinde elektromanyetik alanlar açısından çevre ve insan sağlığına zararlı etkilerinin olmayacağı kanaati oluştuğu, GES sahası içerisinde tarım değerlendirmesinden de anlaşılacağı üzere alan içerisinde yonca, fiğ, korunga gibi yem bitkileri, arpa, buğday gibi tahıllar ve domates, fasulye, biber, patlıcan, mısır gibi bitkilerin yetiştirildiği tarlalar ile ceviz, kızılcık, elma, kayısı, şeftali ve üzüm bağı gibi meyvelerin yetiştirildiği bahçe vasfında alanlar bulunduğu, GES sahası içerisinde kalan tarımsal alanlardaki bahse konu bitki örtüsünün gölgeleme yapmaması için kesilmesi gerektiği ve bitki örtüsünün zarar göreceği kanaati oluştuğu, Jeolojik, Jeoteknik, Hidrojolojik Yönden Değerlendirmede; proje sahasında ayrıntılı Jeoteknik etüd ve incelemelerin yapılarak gerekli tedbirlerin alınması ve bu çalışmalar sonucunda uygun görülen kesimlerde GES panelleri kurulmasının jeolojik, Jeoteknik - Hidrojeolojik yönden çevresel bir olumsuzluk yaratmayacağı kanaatine varıldığı şeklinde tespitlerde bulunulduğu; Yine 30/01/2024 tarihli ek bilirkişi raporunda da; bilirkişi raporuna karşı davacı, davalı ve davacı müdahillerin itiraz dilekçelerinde belirtilen hususların ayrıntılı olarak bilirkişi heyeti tarafından incelendiği, uzmanlık alanlarına göre değerlendirmeler yapıldığı, GES yapılacak alanda kurulacak güneş panellerinde gölgelenme olmaması için sahada bulunan bitkilerden yerden yaklaşık 1 mt. yüksekliğe erişebilip gölgeleme yapabilecek olan bitkiler ile çalı ve ağaç formunda olan bitkilerin kesilmesi ya da budanması gerektiği, ancak söz konusu bitkilerin kimyasal ilaç ile kurutulmasının elzem olmadığı, bu sebeple su kirliliğine yol açacak kimyasal kirlenmenin olmayacağı, ortaya çıkabilecek olumsuz etkiler karşısında alınacak önlemlerin ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeyde olduğu, söz konusu raporun çevresel etki ve mevzuat yönüyle de uygun biçimde hazırlandığı, ... Yenilenebilir Enerji A.Ş. tarafından HES Yardımcı Kaynak Güneş Enerjisi İlavesi Projesine ilişkin çevresel etki ve mevzuat yönüyle uygun olduğu, bu bağlamda faaliyet esnasında oluşabilecek katı, sıvı atıklar, gürültü kirli ve hava kirliliği riskleri için belirtilen önlemlerin yeterli ve makul olduğu, bölgede fauna ve flora bakımından endemik türler tespit edilmemiş olmakla birlikte, ilgili projenin yerleşim yerlerine mesafesi, su, toprak ve diğer etkenlerin tamamı kümülatif risk açısından daha önce değerlendirildiğinde, sunulan proje tanıtım dosyasında belirtildiği gibi yapılması durumunda (risklerin bertaraf edilmesi, ilgili güvenlik tedbirlerinin alınması ve yerine getirilmesiyle) olumsuz etkinin minimum düzeyde oluşacağı kanaati şeklinde değerlendirildiği, bununla birlikte, bölgede bulunan tescilin (Koyulhisar domatesinin) özellikle proje bölgesine yakın olan kısımlarının etkilenmemesi için maksimum özen gösterilmesi gerektiği, 6831 sayılı Orman Kanunu'na bakıldığında GES yapılacak sahaların ormanlık alanlardan uzakta yapılması gerektiği belirtilmediği, aksine 2023 yılında yapılan değişiklik ile verimsiz ağaç yetişmeyen ormanlık alanlarda GES projelerine izin verilebildiği, GES yapılacak sahaların 6831 sayılı Orman Kanunu'na göre uygun olduğu, saha içerisinde koruma altında, nesli tükenmekte bir tür olmadığı, alanın biyoçeşitlilik açısından zengin olmadığı, GES panellerinin kurulmasının jeolojik, jeoteknik, hidrojeolojik yönünden çevresel olarak olumsuz etki oluşturmayacağı, keşif esnasında çekilen dava konusu yere ait fotoğraflar incelendiğinde; proje alanı içerisinde yetiştirilen birçok ürünün susuz yetiştirilemeyeceği, ayrıca fotoğraflarda görüldüğü üzere birçok alanın teraslama yapılmak suretiyle düzlendiği ve üretim yapıldığı, arazi eğimlerinin bu alanlarda 965'in bile altında olduğu, GES faaliyetlerinden ilgili alanların zarar göreceği, tarımsal faaliyetlerin sekteye uğrayacağı, projenin uygulanacağı sahada arazi sahiplerince imar ihya faaliyetleri yapılarak (teraslama yöntemiyle) emek sarfettikleri, bu alanların tarıma daha elverişli hale getirildiği, projenin uygulanmaya başlanılmasıyla söz konusu arazide tarımsal faaliyetlerin yürütülmesinin mümkün olmayacağı, Koyulhisar İlçesi genelinde ve proje sahası civarında tarımsal faaliyetlerin yürütüldüğü arazilerin kısıtlı olduğu, bölgede tarım dışı yürütülen gelir kaynaklı sanayi faaliyetlerinin az oluşu ve genel itibariyle tarımsal ürün yetiştiriciliği yapılmak suretiyle gelir elde edildiği, tarım arazilerinde uygulanacak projelerde sosyo ekonomik yönden bölgeye sağlayacağı katkının göz önüne alınması gerektiği kanaati oluştuğu, bununla birlikte, 07.12.2023 tarihli raporda belirtildiği gibi; Tarım Arazilerinin Korunması Kullanılması ve Planlanmasına Dair Yönetmeliğin Dördüncü Bölümü (Tarım Arazilerinin Tarımsal veya Tarım Dışı Amaçlarla Kullanım Esasları), Amaç dışı kullanım taleplerinin değerlendirilmesi kapsamında yer alan 14. maddesinin 1. fıkrasında belirtildiği gibi; “Tarım dışı amaçla kullanılmak üzere talep edilen yerler için il müdürlüğü; arazi sınıfı, kullanım şekilleri, diğer tarımsal özellikleri ile çevre arazilerle ilişkisini, TAD Portal ve mahallinde yapılan inceleme sonucu arazi etüt raporu düzenler” ifadesi kapsamında gerçek veya tüzel kişiler tarafından yapılacak arazi sınıf tespiti müracaatlarının Sivas İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından belirlenmesi mevzuat gereği zorunluluk arz ettiği, dava konusu GES projesine dair ÇED Raporunda belirtilen taahhütlerin yerine getirilmesi şartıyla zirai değerlendirmeler haricindeki hususlarda teknik yönden uygunsuzluk görülmediği yönünde tespit ve değerlendirmelere yer verildiği görülmektedir. Dosyanın incelenmesinden; yeterli uzmanlığa haiz bilirkişiler tarafından yapılan inceleme ve değerlendirmeler sonucunda hazırlandığı görülmekte olan bilirkişi heyeti raporlarının hükme esas alınabilecek nitelikte olduğu anlaşılmaktadır. Söz konusu raporlar incelendiğinde; davaya konu ÇED Olumlu kararının dayanağı olan Nihai ÇED Raporunun ziraat mühendisliği dışındaki hususlar açısından, 2872 sayılı Çevre Kanununa, bu Kanuna dayanılarak hazırlanan ÇED Yönetmeliği'ne ve üstün kamu yararı, yöre halkının bireysel menfaatleri ve sürdürülebilirlik yönünden uygun olduğu, belirtilen yönlerden davaya konu kararın iptalini gerektirir bir hususun bulunmadığı görülmekte olup, uyuşmazlık Dairemizce söz konusu raporlarda belirtilen ve temyize konu iptal kararına dayanak alınan Ziraat Mühendisliği yönünden yapılan tespitler çerçevesinde değerlendirilecektir. Uyuşmazlıkta, İdare Mahkemesince; her ne kadar Ziraat Mühendisi bilirkişinin proje alanında kalan tarım alanlarına ilişkin tespitlerine itibar edilerek, ÇED Raporunda, yer seçimi yapılırken tarımsal alanların gerçek durumuna ilişkin bir değerlendirme yapılmadığı, projenin yapılacağı yerin tarımsal alan olduğu, bölge halkının geçimini sağladığı yerlerden olduğu, tarımsal alanın ortadan kalkması durumunda ne olacağına ilişkin sosyo-ekonomik değerlendirme ve risk analizi yapılmadığı, tarımsal getiri ve enerji getirisi ile ilgili karşılaştırmalı bir faydalılık değerlendirmesi yapılmadığı, dolayısıyla davaya konusu işlemde gerçekleşecek projenin yer seçimi ile ilgili olarak tarımsal alanların durumuna uygun bir yer seçimi yapılmadığı, çevresel etki değerlendirmesinin bu yönüyle eksik olduğu gerekçelerine yer verilmişse de; davaya konu projenin HES Yardımcı Kaynak Güneş Enerjisi İlavesi Projesi olması, söz konusu tarım arazilerinin tapu kayıtlarına göre susuz tarım arazisi niteliğinde olmakla birlikte, keşif sırasında yapılan tespitler ve bilirkişinin değerlendirmelerine göre, proje alanı içerisinde bulunan ve teraslama yapılarak tarım yapılabilir hale getirildiği anlaşılan alanların, bilirkişi tarafından IV. sınıf tarım arazisi olarak sınıflandırılmış bulunması, davaya konu proje özelinde, bilirkişi tarafından IV. sınıf olduğu değerlendirilen arazilere ilişkin tarımsal getiri faktörü ile davaya konu projenin yoğun enerji ihtiyacı bakımından sağlayacağı katkıdan kaynaklanan kamu yararı da karşılıklı olarak değerlendirildiğinde; ülke ekonomisi için son derece önemli bir yer tutan enerji ihtiyacını karşılamaya yönelik bir faaliyet olan davaya konu projenin hayata geçirilmesinde üstün kamu yararı bulunduğu, projenin HES Yardımcı Kaynak Güneş Enerjisi İlavesi Projesi olması da göz önünde bulundurulduğunda yer seçiminin uygun olduğu, Nihai ÇED Raporunda yapılan tespitlerin ve taahhüt edilen önlemlerin yeterli olduğu, projenin çevreye olan olumsuz etkilerinin kabul edilebilir seviyelerde olduğu sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır. Bu durumda; dava konusu HES Yardımcı Kaynak Güneş Enerjisi İlavesi Projesi'ne ilişkin ÇED Olumlu kararında, hukuka ve kamu yararına aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığından, dava konusu işlemin iptali yolunda verilen temyize konu İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne, 2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A maddesinin ikinci fıkrasının (i) bendi uyarınca DAVANIN REDDİNE, 3.Aşağıda ayrıntısı gösterilen ...-TL yargılama giderinin davacılar üzerinde bırakılmasına, davacılar yanında müdahil tarafından yapılan ...-TL yargılama giderinin davacılar yanında müdahil üzerinde bırakılmasına, 4. Davalı tarafından yapılan ...-TL yargılama giderinin davacılardan alınarak, davalıya verilmesine, davalı yanında müdahil tarafından yapılan ...-TL yargılama giderinin davacılardan alınarak, davalı yanında müdahile verilmesine, 5.Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen ...-TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalı idareye verilmesine, 6. Keşif ve bilirkişi avansı ile posta gideri avansından varsa artan tutarın, kararın kesinleşmesinden sonra istemleri halinde taraflara iadesine, 7.Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine, 8.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, kesin olarak, 18/09/2024 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. (X) KARŞI OY : Temyize konu İdare Mahkemesi kararında; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 2. fıkrasında sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, Mahkeme kararının onanması gerektiği oyu ile aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyoruz.