9. Ceza Dairesi 2013/3992 E. , 2013/6977 K. Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi Suç : Başkalarına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması Hüküm : TCK'nın 268/1. maddesi delaletiyle 267/1, 269/1, 62, 52/2, 53/1. maddeleri uyarınca mahkumiyet Dosya incelenerek gereği düşünüldü : 5237 sayılı TCK'nın 268. maddesinde tanımlanan başkasına ait kimliği veya kimlik bilgilerini kullanma suçunun oluşması için, failin, işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturm…
**9. Ceza Dairesi 2013/3992 E. , 2013/6977 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi Suç : Başkalarına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması Hüküm : TCK'nın 268/1. maddesi delaletiyle 267/1, 269/1, 62, 52/2, 53/1. maddeleri uyarınca mahkumiyet Dosya incelenerek gereği düşünüldü : 5237 sayılı TCK'nın 268. maddesinde tanımlanan başkasına ait kimliği veya kimlik bilgilerini kullanma suçunun oluşması için, failin, işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanmasının gerektiği, somut olayda ise, sanığın jandarma görevlileri tarafından daha önce işlediği iddia edilen bir suçla ilgili olarak ifadesinin alınması amacıyla işyerine gidildiğinde kardeşine ait kimliği ibraz etmesi, jandarma görevlilerinin kendisini tanıdıkları yönünde ikazları sonucu gerçek kimliğini vermesi şeklinde gerçekleşen eyleminin TCK'nın 206. maddesindeki "Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan" suçunu oluşturacağı, hukuki durumunun buna göre takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması, Kabule göre de; a) Adli para cezasına mahkum edilen sanık hakkında TCK'nın 53. maddesinde gösterilen hak yoksunluğuna hükmedilemeyeceğinin gözetilmemesi, b) Hükmedilen hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi sırasında uygulamaya ilişkin kanun ve maddesinin karar yerinde gösterilmemesi suretiyle CMK'nın 232/6. maddesine muhalefet edilmesi, c) Etkin pişmanlık göstererek soruşturma başlamadan önce gerçek kimliğini açıklayan sanık hakkında tayin olunan cezada TCK'nın 269/1. maddesi gereğince 4/5 oranında indirim uygulanması gerekirken 3/4 oranında indirim yapılması, Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA, 06.05.2013 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY: Sayın çoğunluk ile aramızdaki hukuki uyuşmazlık sanığın eyleminin TCK'nın 268. maddesindeki başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçunu mu yoksa 206. maddesindeki resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunma suçunu mu oluşturduğuna ilişkindir. Somut olayda; Bala Askerlik Şubesi Başkanlığınca asker kaçağı olarak aranan ve Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 29.12.2010 tarih ve 2010/6T25864 sayılı talimatıyla bir şikayet dilekçesi nedeniyle şüpheli olarak ifadesi alınması istenen sanık ..., iş yerine gelen jandarma görevlilerine kardeşi ... ...'ın kimliğini ibraz etmiş, kendisine "seni tanıyan rütbelimiz var buraya çağırır seni teşhis ettiririz" denmesi üzerine kendi kimliğini çıkartarak görevlilere vermiş, buna ilişkin 07.01.2011 tarihli tutanak düzenlenmiş ve sanık savunmasında; "hakkında Cumhuriyet savcılığına şikayet dilekçesi verildiğinden haberi olduğunu, bu nedenle kardeşi ... ...'a ait kimliğini görevlilere verdiğini" açıkça ikrar etmiştir. Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma suçunda; sanık işlemiş olduğu bir suç nedeniyle hakkında bir soruşturma veya kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla var olan başka bir kişiye ait kimlik veya kimlik bilgilerini soruşturma ve kovuşturma yapmakla görevli kimselere ibraz ederek veya bildirerek, kendisini soruşturmadan veya kovuşturmadan kurtarmaktadır. Buna göre şüpheli veya sanık işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma yapılmasını veya varolan kovuşturmaya devam edilmesini önlemek saikiyle, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanmakta, kendisini başka bir kişi olarak tanıtmakta, bu sayede soruşturmanın veya kovuşturmanın devamını engellemektedir. Başlamış bir soruşturmanın devamını engellemek amacıyla failin yasadaki fiili gerçekleştirmesi halinde maddedeki suç oluşmaktadır. Madde gerekçesinden hareketle "soruşturma veya kovuşturma yapılmasını engellemek" saikini, sadece suç işleyen kişinin, hakkında henüz soruşturma başlanmadan başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanması haliyle sınırlamak, hakkında soruşturma yapılan kişi veya kovuşturma devam etmekte olan aranan kişinin başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanmasını madde kapsamı dışına çıkarmak, hem yasa maddesinin açık lafzına, hem de yasa koyucunun amacına aykırıdır. Hakkında soruşturma başlamış olan kişinin bu soruşturmanın devamını engellemek maksadıyla başkasına ait gerçek bir belgenin, sahte bir belgenin ya da kimlik bilgilerinin ibraz veya bildirilmesiyle 268. maddedeki suçu işlemesi mümkündür. TCK'nın 268. maddesinde yasa koyucu suçun unsurlarını 267. maddeden farklı olarak ayrıca düzenlenmiş, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması nedeniyle kimlik veya kimlik bilgileri kullanılan kişi hakkında bir soruşturmanın yapılabileceği düşüncesiyle cezalandırmada eşitliği sağlamak gayesiyle failin iftira suçuna ilişkin hükümlere göre cezalandırılmasını istemiştir. Ancak suçun unsurları bakımından 267. maddeye gönderme yapmamış, sadece cezalandırma yönünden failin 267. maddede yer alan ceza ile cezalandırılmasını öngörmüştür. Bunun yanında suçun oluşması için kimlik veya kimlik bilgileri kullanılan kişi hakkında bir soruşturma veya kovuşturma yapılmasını aramamıştır. Başka bir deyişle mağdur hakkında soruşturma veya kovuşturma yapılma tehlikesini suçun oluşması için yeterli saymış, hatta bu tehlikenin gerçekeştiğini kabul etmiş, ayrıca bir zararın varlığını aramamıştır. O nedenle hakkında soruşturma yürütülmekte olan şüphelinin soruşturma yürütülmesini engellemek amacıyla başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanmasını 268. madde kapsamında değerlendirmek gerekmektedir. Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunma suçunda ise belge düzenleme yetkisine sahip kamu görevlisi huzurunda, belgenin düzenlenmesi sırasında bir olay ya da kimliği hakkında yalan beyanda bulunma halinde suç oluşmakta; belgenin bu beyan nedeniyle sahte ve gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi, belgenin ispat gücünün bu beyana dayanması gerekmekte, memurun beyanının doğruluğunu araştırma yükümlülüğü var ise maddedeki suç oluşmamaktadır. Somut olayda ise bir resmi belgenin düzenlenmesi söz konusu olmadığı gibi kolluk görevlileri de sanığın kimliği hakkında yalan beyanda bulunduğunu zaten bilmektedirler. Ayrıca 206. maddede yer alan suç 268. maddedeki suça nazaran genel kural niteliğinde olup, failin eylemi 268. maddedeki suç tipine uyuyorsa bu suçtan dolayı cezalandırılması gerekmektedir. Yukarıda izah edilen nedenlerle sanığın hakkında yürütülen bir soruşturma sırasında kendisini ifade almak için götürmeye gelen jandarma görevlilerine soruşturmanın devamını engellemek maksadıyla kardeşinin kimliğini ibraz ederek başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma suçunu işlediği, bu suç oluştuğunda resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunma suçundan hüküm kurulamayacağı, suç vasfının doğru tayin edildiği, mahkemenin suç vasfında yanılgıya düşmediği düşüncesinde olduğumdan; diğer bozma nedenlerine katılmakla birlikte sayın çoğunluğun suç vasfında yanılgıya düşüldüğüne ilişkin bozma gerekçesine katılmıyorum. 06.05.2013