Başvurucu 4/12/2004 tarih ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 102. maddesinin (2) numaralı fıkrasında öngörülen azami beş yıllık tutukluluk süresini doldurmasına rağmen tahliye edilmediğini ileri sürerek Anayasa’nın 17. , 19. , 36. ve 38. maddelerinin ihlal edildiğini iddia etmiştir.
Başvurucu 4/12/2004 tarih ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun maddesinin (2) numaralı fıkrasında öngörülen azami beş yıllık tutukluluk süresini doldurmasına rağmen tahliye edilmediğini ileri sürerek Anayasa’nın , , ve maddelerinin ihlal edildiğini iddia etmiştir. Başvuru, 31/1/2013 tarihinde İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemede başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca, 17/7/2013 tarihinde kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. Bölüm tarafından 12/12/2013 tarihinde yapılan toplantıda kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru konusu olay ve olgular 16/12/2013 tarihinde Adalet Bakanlığına bildirilmiştir. Adalet Bakanlığı, 15/1/2014 tarihinde görüş sunulmasına gerek olmadığını belirtmiş olduğundan başvurucuya bildirimde bulunulmasına gerek duyulmamıştır. Başvurucunun 2013/6228 başvuru numaralı ve 31/7/2013 tarihli bireysel başvurusu, “kişi yönünden hukuki irtibat” nedeniyle söz konusu 2013/1420 numaralı bireysel başvuru dosyası ile 28/2/2014 tarihinde birleştirilmiştir. OLAYLAR VE OLGULARA. Olaylar Başvuru süreci ile ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma, tedarik etme, nakletme ve bu amaçla bulundurma veya sağlama, suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma şüphesiyle 7/2/2007 tarihinde gözaltına alınmış ve İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin 10/2/2007 tarih ve E.2007/29 sorgu sayılı kararı ile tutuklanmıştır. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı 20/2/2007 tarihinde E.2007/294 sayılı iddianameyle başvurucu hakkında İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinde dava açmıştır. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi, 24/2/2010 tarih, E.2007/139 ve K.2010/81 sayılı kararıyla başvurucunun mahkumiyetine ve tutukluluk halinin devamına karar vermiştir. Temyiz edilen karar, Yargıtay Ceza Dairesinin 15/4/2011 tarih ve E.2010/52594, K.2011/3970 sayılı kararıyla bozulmuş ve başvurucunun salıverilme isteği reddedilmiştir. Bozma kararı üzerine dava, 2011/119 esasına kaydedilmiş ve İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi, 9/5/2013 tarih ve E.2001/119, K.2013/115 sayılı ilamıyla başvurucunun 27 yıl 11 ay hapis ve 000 TL adli para cezalarıyla cezalandırılmasına ayrıca, tutukluluk halinin devamına karar vermiştir. Başvurucu, 16/5/2013 tarihinde tutukluluğun devamına ilişkin karara karşı itiraz etmiştir. İtiraz üzerine İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi, 31/5/2013 tarih ve 2013/350 değişik iş sayılı kararıyla itirazı reddetmiştir. Söz konusu karar başvurucuya 1/7/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu, İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin 9/5/2013 tarih ve E. 2011/119, K. 2013/115 sayılı kararını 15/5/2013 tarihinde temyiz ettiğinden dosyanın Yargıtay Başsavcılığına gönderilmiş olduğu UYAP üzerinden yapılan incelemeden anlaşılmıştır. Başvuru, 31/1/2013 tarihinde, birleşen 2013/6228 sayılı başvuru ise 31/7/2013 tarihinde yapılmıştır. B. İlgili Hukuk 4/12/2004 tarih ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun ve maddeleri şöyledir:"Bağlantı kavramıMadde 8 - (1) Bir kişi, birden fazla suçtan sanık olur veya bir suçta her ne sıfatla olursa olsun birden fazla sanık bulunursa bağlantı var sayılır.(2) Suçun işlenmesinden sonra suçluyu kayırma, suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme fiilleri de bağlantılı suç sayılır.Davaların birleştirilerek açılmasıMadde 9 - (1) Bağlantılı suçlardan her biri değişik mahkemelerin görevine giriyorsa, bunlar hakkında birleştirilmek suretiyle yüksek görevli mahkemede dava açılabilir." Aynı Kanun'un maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:"Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde, tutukluluk süresi en çok iki yıldır. Bu süre, zorunlu hallerde, gerekçesi gösterilerek uzatılabilir; uzatma süresi toplam üç yılı geçemez." 5271 sayılı Kanun'un maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:"Soruşturma ve kovuşturma evrelerinin her aşamasında şüpheli veya sanık salıverilmesini isteyebilir." Anılan Kanun'un maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) ve (d) bentleri ile son cümlesi şöyledir:"Tazminat istemiMadde 141 - (1) Suç soruşturması veya kovuşturması sırasında;a) Kanunlarda belirtilen koşullar dışında yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilen,…d) Kanuna uygun olarak tutuklandığı hâlde makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında hüküm verilmeyen,…Kişiler, maddî ve manevî her türlü zararlarını, Devletten isteyebilirler." Anılan Kanun'un maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:"Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulabilir."