Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2020/4358 E. , 2024/4294 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2020/4358 Karar No : 2024/4294 DAVACI : ... Federasyonu Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : 15/03/2020 tarih ve 31069 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Ulusal Meslek Standartlarına Dair Tebliğ (Tebliğ No:2020/12)'in "Ek-1 Cankurtaran (Seviye 3) Ulusal Meslek Standardı", "Ek-2 Cankurtan (Seviye 4) Ulusal Meslek Standardı" ve "Ek-3
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2020/4358 E. , 2024/4294 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2020/4358 Karar No : 2024/4294 DAVACI : ... Federasyonu Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : 15/03/2020 tarih ve 31069 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Ulusal Meslek Standartlarına Dair Tebliğ (Tebliğ No:2020/12)'in "Ek-1 Cankurtaran (Seviye 3) Ulusal Meslek Standardı", "Ek-2 Cankurtan (Seviye 4) Ulusal Meslek Standardı" ve "Ek-3 Cankurtan (Seviye 5) Ulusal Meslek Standardı" kısımlarının iptali istenilmektedir. DAVACININ İDDİALARI : Davacı tarafından, cankurtaranlık faaliyetinin Anayasa’nın 59. maddesi, 3289 sayılı Kanun ve 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi gereği Türkiye Sualtı Sporları Federasyonu Başkanlığının görev, yetki ve sorumluluğunda olmasına rağmen, davalı Kurum tarafından dava konusu genel düzenleyici işlemin yapıldığı, işlemin yetki unsuru yönünden hukuka aykırı olduğu, davalı Kurumun, federasyonun görev ve yetki alanında kalan cankurtaranlık faaliyeti için spor faaliyeti olmadığını ileri sürerek düzenleme yapma yetkisinin bulunmadığı, spor dalı tespiti yetkisinin 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 189. maddesi ve 3289 sayılı Kanun’un 18. maddesi uyarınca Gençlik ve Spor Bakanlığına ait olduğu, Türkiye Sualtı Sporları Federasyonunun cankurtaranlık alanında düzenleme ve denetleme yapmaya Türkiye’de tam ve tek yetkili kamu tüzel kişisi olduğu, cankurtaranlık mesleğinin sportif faaliyetin ayrılmaz bir parçası olduğu ve başka başlıklar altında değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, Mesleki Yeterlilik Kanunu, 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ve sair mevzuatın ilgili maddelerinde standart belirlenmesi için getirilen kural ve usullere de aykırı hareket edildiğinden dava konusu işlemin şekil unsuru açısından da hukuka aykırı olduğu, en başında federasyona bildirim dahi yapılmadan standart belirleme çalışmalarına başlandığı, dava konusu işlem ile yalnız cankurtaranlık meslek standardının belirlenmiş olmadığı, aynı zamanda federasyona kanunla verilmiş olan düzenleme, denetleme ve belgelendirme yetkilerinin tümünün elinden alındığı, zira Mesleki Yeterlilik Kurumunun standartlarını belirlediği meslekler bakımından eğitim verme, belgelendirme, sınav yapma konusunda yetkilendirilecek kurumları kendi takdir ve iradesine göre belirleme yetkisinin bulunduğu, böyle bir durumda yetki karmaşası yaşanacağı, sporcuların, cankurtaranların, kulüplerin, turistlerin ve tüm vatandaşların mağdur olacağı, yapılan işlemin asıl amacının yetki saptırması yaparak federasyonun kamu faaliyetini engellemek olduğu, öte yandan uluslararası kurallara aykırı olarak düzenlenen dava konusu meslek standartları temel alınarak yapılacak belgelendirmelerin Türkiye’nin de üye olduğu uluslararası kuruluşlar tarafından kabul edilmeyeceği, dolayısıyla ülkemizde uluslararası su sporu müsabakaları düzenlenme olanağının ortadan kalkacağı ileri sürülmektedir. DAVALININ SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, süresinde açılmadığından davanın süre aşımı nedeniyle reddinin gerektiği, Mesleki Yeterlilik Kurumunun 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 237. maddesi gereği mevzuat kapsamına giren mesleklerde ulusal meslek standartlarının hazırlanması, ulusal ve uluslararası meslek standartları temel alınarak ulusal yeterliliklerin belirlenmesi, ulusal yeterlilikler doğrultusunda Kurum tarafından yetkilendirilmiş belgelendirme kuruluşları aracılığıyla uluslararası akreditasyonu haiz sınav ve belgelendirme faaliyetlerinin düzenlenmesinde münhasıran yetkili ve görevli tek Kurum olduğu, mevzuat kapsamına giren mesleklerde ulusal meslek standartlarını belirleme ve hazırlayacak kuruluşları tespit etme yetkisinin Mesleki Yeterlilik Kurumuna verildiği, ulusal meslek standartlarının, bir mesleğin başarı ile icra edilmesi için o mesleği icra edenlerin sahip olması gereken mesleki bilgi ve becerileri ve sergilemesi gereken tutum ve davranışları tanımladığı, mesleğe giriş ya da mesleğin icra koşullarını tanımlamadığı, cankurtaran mesleğinin ulusal meslek standartlarının hazırlanması talebiyle, Sualtı ve Su Üstü Arama Kurtarma Federasyonu tarafından 04/04/2018 tarihinde başvurulduğu, Türkiye Sualtı Sporları Federasyonu Cankurtarma Yönetmeliğinin 4. maddesinde cankurtaranların; sporcu cankurtaran, bronz cankurtaran, gümüş cankurtaran ve altın cankurtaran olarak tanımlandığı, anılan Yönetmelikte sporcu cankurtaranlar spor karşılaşmalarına katılan lisanslı sporcular olarak ifade edilirken bronz, gümüş ve altın cankurtaranların, güvenliği sağlayan ve hayat kurtarmaya yardım eden temel eğitime sahip görevliler olarak tanımlandığı, bu bağlamda, Kurum tarafından spor, rekreatif ve sağlık amaçlı havuzlar, su oyun parkları ile açık sularda faaliyette bulunan kişilerin güvenliğini sağlamak üzere cankurtaranlık mesleğini icra edenlerin ulusal meslek standartlarının hazırlandığı, lisanslı sporcu olan sporcu cankurtaranlarla ilgili ulusal meslek standardı hazırlanmadığı, cankurtaranların işçi-işveren ilişkisi çerçevesinde plaj, yüzme havuzu ve benzeri ihtiyaç duyulan yerlerde istihdam edilen meslek mensupları olduğu, Mesleki Yeterlilik Kurumu tarafından düzenlenen sınav ve belgelendirme faaliyetlerinin kurum ve kuruluşların mesleklere yönelik belirledikleri eğitim, denetleme ve benzeri istihdam şartlarını engelleyici nitelikte olmadığı, herhangi bir mevzuata şart olarak eklenmediği müddetçe bağlayıcı niteliği bulunmadığı, bu alanda ulusal yeterlilikler hazırlanıp sınav ve belgelendirme faaliyetlerine başlansa dahi ilgili mevzuat kapsamında cankurtaranların mesleklerini icra etmeleri için Mesleki Yeterlilik Belgesi sahibi olma şartı getirilmedikçe bu belgelerin bağlayıcı niteliğinin olmayacağı, ulusal meslek standardı hazırlama faaliyetlerinin iki hazırlama usulünden biri olan Mesleki Yeterlilik Kurumu tarafından oluşturulan çalışma grubunca yürütüldüğü, ancak bahse konu çalışma grubuna davacı Federasyonun temsilci bildirmediği ve çalışmalara katılım sağlamadığı, halihazırda cankurtaranlık mesleğinin ulusal meslek standartlarının hazırlandığı, ancak bir sonraki aşama olan sınav ve belgelendirme esaslarını düzenleyen ulusal yeterliliklerin hazırlanmadığı ve sınav ve belgelendirme faaliyetlerine başlanılmadığı, dava konusu düzenleme hukuka uygun olduğundan davanın reddinin gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Gençlik ve Spor Bakanlığınca belirlenen ve ilgili federasyona bağlanan spor dallarındaki her türlü standart, ilke ve kural, eğitim, belgelendirme, yetkilendirme, denetim, disiplin gibi işlemleri yürütme ve düzenleme konusunda, kanunla veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kurulan ve Resmi Gazete'de yayımlanmak suretiyle kamu tüzel kişiliği kazanan hizmet yönünden yerinden yönetim kuruluşu (kamu kurumu) niteliğini haiz (bağımsız) spor federasyonlarının tek ve tam (münhasıran) yetkili olduğu dikkate alındığında, Türkiye Sualtı Sporları Federasyonu Ana Statüsü gereği davacı federasyona bağlı bir spor dalı olan uyuşmazlık konusu "cankurtarma faaliyeti"nin, aynen futbolculuk, hakemlik gibi spor dalı içerisinde gelişen, spor dalına dahil bir meslek olduğu, spor dalından bağımsız olarak değerlendirilmesinin, bir kısmının "spor faaliyeti" başka bir kısmının "meslek" olarak ayrılmasının mümkün olmadığı, Türkiye Sualtı Sporları Federasyonu Can Kurtarma Yönetmeliğinde yer alan "bronz", "gümüş" ve "altın" sınıflandırmasının cankurtaranın görev ve yetki alanının tespiti bakımından yapılan bir tasniften ibaret olduğu, bu kişilerin cankurtarma spor dalının spor elemanları olmadığı anlamına gelmediği, esasen aksinin uluslararası federasyonlar (ILS, ILSE) nezdinde de kabul edilmediği, bu nedenle cankurtarma faaliyetine ilişkin her türlü standart, ilke ve kuralı belirleme yetkisinin davacı federasyona ait olduğu, davalı idarenin 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 240/1-b kuralında yer alan "standartları belirlenecek meslekleri tespit" yetkisinin, aynı Kararnamenin 237/2 maddesinde yer alan istisnalar ile birlikte normlar hiyerarşisi uyarınca bütün meri mevzuatta yer alan üst düzenlemelerle de sınırlı olduğu, buna göre işlem tarihinde yürürlükte bulunan 3289 sayılı Kanun'un Ek 9. maddesi ile halihazırda yürürlükte bulunan 7405 sayılı Kanun'un 26. maddesinde yer alan "spor dalı ile ilgili faaliyetleri yürütme" yetkisinin münhasıran (bağımsız) spor federasyonlarına ait olduğuna dair açık kanun hükmü gereği davalı idarenin spor dalı olan mesleklere ilişkin meslek standardı ve yeterliliği belirleme ve düzenleme yetkisinin bulunmadığının kabulü gerektiği sonucuna varılmaktadır. Bir diğer anlatımla, spor dalını tespit etme ve ilgili federasyona bağlama yetkisi Bakanlığa ait olup, Bakanlıkça kendilerine bağlanan spor dalını, uluslararası kurallara göre kapsam ve içeriğine karar vermek suretiyle düzenleme yetkisi ise münhasıran federasyonlara ait bulunmaktadır. Bu itibarla, Bakanlığın spor dalı olarak belirlediği ve ilgili federasyona bağladığı alan, artık tümüyle, sportif ve/veya mesleki tanım ve standartlar da dahil olmak üzere, o federasyonun görev, yetki ve sorumluluk alanına dahil olmaktadır. Bu bakımdan, spor dalının kapsamının, Bakanlık ve/veya federasyon dışında bölünmesi veya daraltılması mümkün değildir. Dolayısıyla, Mesleki Yeterlilik Kurumunun yetki alanı, Cumhurbaşkanlığı Kararnamesindeki istisnaların yanı sıra federasyonların yetki alanlarının dışında kalan kısımla sınırlıdır. Aksi yorum, spor dalı hakkında düzenleme yapma yetkisi olmayan bir idarenin, spor dalını bölümlere ayırarak düzenlemesi anlamına gelir ki, bu durumun spor dalının hangi kısmının sportif faaliyete dahil olduğuna, hangi kısmının dahil olmadığına karar verme yetkisinin federasyon dışında başka idareye devredilmesi sonucunu doğuracağı ve aynı spor dalına yönelik iki farklı düzenleme nedeniyle yetki karmaşası ile ikili bir mevzuat ve uygulamaya yol açacağı açıktır. Bu açıdan federasyonların spor dallarına dahil mesleklerin standartlarının belirlenmesi, 3289 sayılı Kanun ile 7405 sayılı Kanunlar gereği yalnızca federasyonların değil, Bakanlığın yetkisine de tecavüz niteliği taşımakta olup, kanunların normlar hiyerarşisinde Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinden üstte yer aldığı ise izahtan varestedir. Esasen, dava konusu düzenleme yapıldıktan sonra, 26/4/2022 tarih ve 31821 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren ve 3289 sayılı Kanun'un bazı maddelerini yürürlükten kaldıran 7405 sayılı Spor Kulüpleri ve Spor Federasyonları Kanunu'nun "Spor elemanlarının belgelendirilmesi" başlıklı 44. maddesinin 1. fıkrasında yer alan, spor elemanlarının mesleki standartlarının ve ulusal teknik ve mesleki yeterliliklerinin esaslarının Mesleki Yeterlilik Kurumu ile iş birliği yapılarak münhasıran Bakanlık tarafından belirleneceği yolundaki açık hüküm de davalı idarenin yetkisinin çerçevesini, spor dalına dahil spor elamanlarını hariç tutacak şekilde çizmiştir. Nitekim, cankurtaran meslek standartlarının belirlenmesi başvurusu üzerine davalı idarece yapılan incelemede cankurtaran görev/meslek tanımının yapılabilmesi için Türkiye Sualtı Sporları Federasyonu Cankurtarma Yönetmeliğinden yararlanıldığının savunma dilekçesinde açıkça ifade edildiği, ayrıca uyuşmazlığa konu yetki çatışmasının fark edilmesi üzerine davalı idare ile Gençlik ve Spor Bakanlığı arasında 27/09/2019 tarihinde spor ve sportif rekreasyon alanındaki mesleklerin ulusal meslek standartlarının ve ulusal yeterliliklerinin hazırlanması konusunda işbirliği protokolü imzalanarak adı geçen Bakanlığın ve federasyonların bu konudaki yetkileri ile yetkinliklerinin kabul edildiği, diğer taraftan dava konusu standartların Sektör Komitesince Yönetim Kuruluna sunulmasına ilişkin karara, federasyonların vesayet makamı olan Gençlik ve Spor Bakanlığının da benzer gerekçelerle katılmadığı görülmektedir. Öte yandan, her ne kadar davalı idarece, dava konusu standartların, Gençlik ve Spor Bakanlığı veya ilgili diğer kurumlar tarafından "cankurtaranlık mesleğinin icrasının MYK Mesleki Yeterlilik Belgesinin alınması kaydıyla icra edilebileceğine" yönelik düzenleme yapılmadığı sürece bağlayıcı nitelik arz etmediği ileri sürülmekte ise de; ulusal meslek standartlarının, o mesleğe ilişkin ulusal yeterliliğin belirlenmesi öncesinde tamamlanması gereken bir aşama olduğu, dolayısıyla meslek standardının belirlenmesini, ulusal yeterliliğin belirlenmesi ve bu yeterliliğe uygun eğitim, belgelendirme ve yetkilendirme işlemlerinin yürütülmesinin izleyeceği, bu durumun ise, -ilgili kurum tarafından cankurtaranlık mesleğinin icrasının MYK Mesleki Yeterlilik Belgesinin alınması kaydıyla icra edilebileceğine yönelik düzenleme yapılmasa dahi- cankurtaranlık mesleğini icra etmek isteyen kişilerin alacağı eğitim bakımından seçimlik bir hakka (Federasyon ve MYK tarafından verilmek veya yetkilendirilmek suretiyle oluşturulan iki farklı eğitimi tercih etme hakkına) sahip olmaları sonucunu doğuracağı, bu kapsamda dava konusu işlemlerin kesin ve icrai mahiyette olduğu gibi bağlayıcı niteliği haiz olmasa dahi iki başlılık oluşturmak suretiyle davacı federasyonun yetkisine de müdahale ettiği anlaşılmaktadır. Bu itibarla, davacı federasyona bağlı spor dalına dahil bir spor elemanı olan can kurtaranların ulusal meslek standartlarının belirlenmesinde yetkili olmayan davalı idarece yürürlüğe konulan ve yetki yönünden hukuka aykırı bulunan dava konusu düzenlemelerin iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI : ... DÜŞÜNCESİ : 15/03/2020 tarihli ve 31069 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Ulusal Meslek Standartlarına Dair Tebliğ'in "Ek-1 Cankurtaran (Seviye 3) Ulusal Meslek Standardı", "Ek-2 Cankurtan (Seviye 4) Ulusal Meslek Standardı" ve "Ek-3 Cankurtan (Seviye 5) Ulusal Meslek Standardı" kısımlarının iptali istenilmektedir. Davalı yanın süre aşımına yönelik itirazı yerinde görülmediğinden, işin esası incelenmiştir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Gençlik ve Spor” başlıklı IX. bölümünün, “Sporun Geliştirilmesi ve Tahkim” başlıklı 59. Maddesinin 1. fıkrasında, “Devlet, her yaştaki Türk vatandaşlarının beden ve ruh sağlığını geliştirecek tedbirleri alır, sporun kitlelere yayılmasını teşvik eder.” hükmü bulunmaktadır. Anayasanın 104. maddesinin 17. fıkrasında da, “Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile kanunlarda farklı hükümler bulunması halinde, kanun hükümleri uygulanır. Türkiye Büyük Millet Meclisinin aynı konuda kanun çıkarması durumunda, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi hükümsüz hale gelir.” kuralına yer verilmiştir. 10 Temmuz 2018 tarihli ve 30474 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 184. maddesinin (d) bendinde, “Spor faaliyetlerinin plan ve program dâhilinde ve mevzuata uygun bir şekilde yürütülmesini gözetmek, gelişmesini ve yaygınlaşmasını teşvik edici tedbirler almak” (e) bendinde, “Spor alanında uygulanacak politikaların tespit edilmesi amacıyla gerekli çalışmaları yapmak, teşkilatlanma, federasyonların bağımsızlığı, spor tesisleri, eğitim, sponsorluk, sporcu sağlığının korunması, uluslararası organizasyonlarla ilgili çalışmaları koordine etmek, değerlendirmek ve denetlemek” Gençlik ve Spor Bakanlığının görevleri arasında sayılmış ve adı geçen Bakanlık 3289 sayılı Gençlik ve Spor Hizmetleri Kanunu kapsamında görevlendirilmiştir. 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 189. maddesinin (j) bendinde de, “Spor dallarının belirlenmesini tayin ve tespit etmek, spor federasyonlarının kurulmasına ve faaliyetlerinin sona erdirilmesine ilişkin iş ve işlemleri yapmak” (m) bendinde, “Ülkemizde faaliyeti olan ancak herhangi bir federasyona bağlı olmayan spor dallarının yaygınlaştırılması, faaliyetlerinin düzenlenmesi ve bu spor dallarında kulüplerin faaliyette bulunması için gerekli tedbirleri almak, Spor Hizmetleri Genel Müdürlüğünün görevleri arasında sayılmıştır. Öte yandan, 3289 sayılı Gençlik ve Spor Hizmetleri Kanunu’nun 18. maddesinde, “Bir veya daha fazla spor dalı, teknik ve idari bakımdan birer federasyona bağlanır. Amatör federasyonların adedi ile profesyonel dallar, Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından tespit olunur.” kuralına yer verilmiş, 24. maddesinde, “Profesyonel dallar, Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından tespit olunur. Profesyonel spor dallarının teşkili, ilgili federasyonları ile bağlantıları, idaresi tüzükle düzenlenir.” hükmüne yer verilmiştir. Görüleceği üzere, spor hizmet ve faaliyetlerini sevk ve idare etmek, spor federasyonlarının kurulması ve spor dallarının belirlenmesi için gerekli usul ve esasları tayin ve tespit etmek, spor federasyonları ile koordinasyon ve işbirliği içinde planlamak ve spor elemanlarını yetiştirmek, gelişimlerini sağlamak, spor eğitim hizmetlerinin yürütülmesinde spor federasyonları, üniversiteler ve ilgili diğer kurum ve kuruluşlarla işbirliği yapmak hususunda Gençlik ve Spor Bakanlığı görevlendirilmiştir. 3289 sayılı Gençlik ve Spor Hizmetleri Kanunu’nun Ek 9 maddesinde de, “Spor dalı ile ilgili faaliyetleri ulusal ve uluslararası kurallara göre yürütmek, gelişmesini sağlamak, sporcu sağlığı ile ilgili konularda gerekli önlemleri almak, teşkilatlandırmak, federasyonu uluslararası faaliyetlerde temsil etmek ve Tahkim Kurulu kararlarını uygulamakla görevli ve yetkili, özel hukuk hükümlerine tabi bağımsız spor federasyonları kurulur.” düzenlemesine yer verilmiştir. Aynı Kanun’un EK 9 maddenin 17. fıkrasında, “Federasyonlar; sporcu, antrenör, hakem ve benzeri spor elemanları ile spor kulüplerine ve sponsorluklara ait istatistiki bilgileri üç ayda bir Gençlik ve Spor Bakanlığına göndermek zorundadırlar. Federasyonlar, Gençlik ve Spor Bakanlığı ile uluslararası federasyonların belirlediği eğitim kriterlerine uygun olarak işbirliği içerisinde antrenör, hakem ve benzeri diğer spor elemanlarını yetiştirirler.” kuralına yer verilmiş ve 18. fıkrasında, “Federasyonların ana statüsü Resmi Gazetede, ana statüye dayanılarak hazırlanan yönetmelik dışındaki talimat ile diğer alt düzenleyici işlemler ise Gençlik ve Spor Bakanlığının internet sitesinde yayımlanır.” hükmü yer almıştır. 19 Temmuz 2012 tarihli ve 28358 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Bağımsız Spor Federasyonlarının Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin 6. Maddesinin (j) bendinde de, “Genel Müdürlük ile uluslararası federasyonların belirlediği eğitim kriterlerine uygun olarak işbirliği içerisinde antrenör, hakem ve benzeri diğer spor elemanlarını yetiştirmek” Federasyonun görev ve yetkileri arasında sayılmıştır. Ayrıca 3289 sayılı Kanundaki düzenlemelere dayalı olarak özel hukuk hükümlerine tabi ve tüzel kişiliğe sahip Türkiye Su Altı Sporları Federasyonu kurulduğu ve Ana Statüsünün 3.4.2014 tarihli ve 28961 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girdiği, Gençlik ve Spor Bakanlığı ve uluslar arası federasyonlarla işbirliği içinde görevli ve ülkemizi temsile yetkili tek federasyon olduğu ve su altı sporlarına ilişkin her türlü faaliyetin düzenlenmesi ve yürütülmesi hususunda görevlendirildiği ve Ana Statüsünün 6/m maddesinde, “Spor dalları ile ilgili belirli bir sistemin uygulanması için yapılacak işlemleri belirlemek ve uygulamasını sağlamak, sporcu lisans, dalıcı, cankurtaran ve ilkyardımcı belgelerini vermek” federasyonun görev ve yetkileri arasında ayrıca düzenlendiği görülmüştür. Nitekim 28.1.2006 tarihli ve 26063 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Türkiye Sualtı Federasyonu Cankurturma Yönetmeliğinin 1. maddesinde, Bu Yönetmeliğin amacının; deniz, göl, yapay ve doğal tüm iç sularda, kıyılarda, havuzlarda ve bu faaliyetlere birleşik olarak gerekli durumlarda karada da gerçekleştirilebilecek su üstü ve sualtı arama kurtarma çalışmaları ile bu çalışmalar kapsamında kullanılacak cankurtarma ve ilkyardım tekniğinin, eğitiminin, çalışma ve uygulamalarının, kullanılacak yardımcı araç ve gereçlerin, sporcuların yetiştirilmesinin, çalışma yapılan yerlerde güvenliğin sağlanmasına ilişkin standartların belirlenmesi olduğu tespit edilmiştir. Yönetmeliğin 2. maddesinde, “Federasyonun uluslararası federasyonlara üyeliğinden doğan görev ve yetkileri çerçevesinde su üstü ve sualtı arama kurtarma çalışmaları ile bu çalışmalar kapsamında kullanılacak cankurtarma ve ilkyardım teknikleri ve eğitimleri ile ilgili olarak, Federasyona bağlı çalışan ve yetki belgesi almış cankurtarma eğitim merkezleri, her türlü havuz işletmeleri, sahil ve kıyı işletmeleri, spor kulüpleri, üniversitelerin cankurtarma eğitim birimleri ile Federasyon tarafından ulusal ve uluslararası kurallara göre yapılacak yarışmalarda yarışacak sporcuların uyması gereken ön koşul ve standartların, bu birimler ve kişilerin denetlenme ve belgelendirilme açısından uyacakları kurallar ile yetkilendirilme usul ve esaslarını kapsar.” hükmüne yer verilmiş, “Eğitim kurslarına katılım için ön koşullar” başlıklı 10. maddesinde, Cankurtarma eğitim programlarına katılım için ön koşulların, ILSE uygulamalarına bağlı olarak her yıl Federasyon tarafından belirleneceği ve Genel Müdürlüğün onayıyla ilgililere duyurulacağı, Federasyon tarafından ön koşullara uymadığı saptanan adayların eğitimlerinin geçersiz sayılacağı düzenlemesi yer almış, “Eğitim standartları, uygulanması, materyallerinin hazırlanması” başlıklı 11. maddesinde, cankurtarma ve ilkyardım eğitim programlarının ILS, ILSE, CMAS ve diğer uluslararası federasyonlar tarafından uygulanan standartlar olup, bu programların hazırlanması ve yürütülmesini Federasyonun sağlayacağı, Federasyonun gerekli gördüğü durumlarda diğer ulusal ve uluslararası kurum, kuruluş ve organizasyonlar ile diğer ülke federasyonlarıyla işbirliği yapabileceği belirtilmiş, “Eğitim sonunda belgelendirme ve geçerlilik süresi” başlıklı 13. maddesinde de, Cankurtarma eğitim merkezleri ile kurum ve kuruluşlarının vermiş oldukları eğitimlerin sonunda başarılı olanların isim listesini ve gerekli belgelerini, eğitimin bitiminden sonra on gün içerisinde Federasyona göndermek zorunda olduğuna işaret edilmiş ve Türkiye Sualtı Federasyonu tarafından uygulamaya yönelik Cankurtarma Talimatları da yayımlanmıştır. Türkiye Sualtı Federasyonu Cankurturma Yönetmeliğindeki bu düzenlemeler uyarınca, cankurtarma ve ilkyardım tekniğinin, eğitiminin, çalışma ve uygulamalarının, kullanılacak yardımcı araç ve gereçlerin, sporcuların yetiştirilmesinin, çalışma yapılan yerlerde güvenliğin sağlanmasına ilişkin standartların belirlenmesi hususunda, Türkiye Su Altı Sporları Federasyonunun görevli ve yetkili olduğu açıktır. Öte yandan, 7.10.2006 tarihli ve 26312 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 5544 sayılı Kanun ile ulusal ve uluslararası meslek standartlarını temel alarak, teknik ve meslekî alanlarda ulusal yeterliliklerin esaslarını belirlemek; denetim, ölçme ve değerlendirme, belgelendirme ve sertifikalandırmaya ilişkin faaliyetleri yürütmek için gerekli ulusal yeterlilik sistemini kurmak ve işletmek üzere Meslekî Yeterlilik Kurumunun kurulması, çalışma usûl ve esaslarının belirlenmesi ile ulusal yeterlilik çerçevesiyle ilgili hususların düzenlenmesini sağlamak (Madde 1) amacıyla Mesleki Yeterlilik Kurumu kurulmuş ve Kurum mevzuatı 15.7.2018 tarihli ve 30479 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 237-260. maddeleri arasında yeniden düzenlenmiş ve Mesleki Yeterlilik Kurumu tarafından 15/03/2020 tarihli ve 31069 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan dava konusu Ulusal Meslek Standartlarına Dair Tebliğ'in "Ek-1 Cankurtaran (Seviye 3) Ulusal Meslek Standardı", "Ek-2 Cankurtan (Seviye 4) Ulusal Meslek Standardı" ve "Ek-3 Cankurtan (Seviye 5) Ulusal Meslek Standardı" esasları, Cankurtaranlık mesleği yönünden tespit edilmiştir. 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 240/b maddesi kapsamında “Standartları belirlenecek meslekleri belirlemek ve bu standartları hazırlayacak kurum ve kuruluşları tespit etmek” Kurumun görev ve yetkileri arasında sayılmış olup, ulusal ve uluslararası meslek standartlarını temel alarak teknik ve meslekî alanlarda ulusal yeterliliklerin esaslarını belirlemek; denetim, ölçme ve değerlendirme, belgelendirme ve sertifikalandırmaya ilişkin faaliyetleri yürütmek için gerekli ulusal yeterlilik sistemini kurmak konusunda davalı Kurumun genel düzenleme yetkisine sahip olduğu görülmüştür. Bu bağlamda da uyuşmazlığın çözümü; Cankurtaranlık mesleğinin, mesleki yeterlilik mevzuatı kapsamında “standartları belirlenecek meslekler arasında olup olmadığının” tespitine bağlıdır. Olayda, 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 237. maddesinin 2. bendinde, Tabiplik, diş hekimliği, hemşirelik, ebelik, eczacılık, veterinerlik, mühendislik ve mimarlık meslekleri ile en az lisans düzeyinde öğrenimi gerektiren ve mesleğe giriş şartları kanunla düzenlenmiş olan meslekler bu Kanun kapsamı dışında tutulmuşsa da, Mesleki Yeterlilik Kurumu’nun; ulusal ve uluslararası meslek standartlarını temel alarak teknik ve meslekî alanlarda ulusal yeterliliklerin esaslarını belirlemek; denetim, ölçme ve değerlendirme, belgelendirme ve sertifikalandırmaya ilişkin faaliyetleri yürütmek için gerekli ulusal yeterlilik sistemini kurmak konusunda sahip olduğu yetki, genel düzenleme yetkisidir. Zira, 3289 sayılı Gençlik ve Spor Hizmetleri Kanunu ile yürürlükteki mevzuat hükümleri gereğince, spor hizmet ve faaliyetlerini sevk ve idare etmek, spor federasyonlarının kurulması ve spor dallarının belirlenmesi için gerekli usul ve esasları tayin ve tespit etmek, spor federasyonları ile koordinasyon ve işbirliği içinde planlamak ve spor elemanlarını yetiştirmek, gelişimlerini sağlamak, spor eğitim hizmetlerinin yürütülmesinde spor federasyonları, üniversiteler ve ilgili diğer kurum ve kuruluşlarla işbirliği yapmak hususunda öncelikle Gençlik ve Spor Bakanlığı görevlendirilmiştir. Ayrıca 3289 sayılı Yasanın 18. maddesinde yer aldığı gibi bir veya daha fazla spor dalının, teknik ve idari bakımdan birer federasyona bağlandığı, spor dalları arasındaki cankurtaranlığın da, federasyona bağlı profesyonel spor dalları arasında olduğu kuşkusuzdur. Bunun yanı sıra 3289 sayılı Kanundaki düzenlemelere dayalı olarak özel hukuk hükümlerine tabi ve tüzel kişiliğe sahip Türkiye Su Altı Sporları Federasyonu kurulduğu ve Ana Statüsünün 3.4.2014 tarihli ve 28961 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girdiği, Gençlik ve Spor Bakanlığı ve uluslararası federasyonlarla işbirliği içinde görevli ve ülkemizi temsile yetkili tek federasyon olduğu ve su altı sporlarına ilişkin her türlü faaliyetin düzenlenmesi ve yürütülmesi hususunda görevlendirildiği açıktır. Ana Statüsünün 4/i maddesinde, cankurtarma ve ilkyardımın spor dalları arasında sayılmış, 6/m maddesinde de, “Spor dalları ile ilgili belirli bir sistemin uygulanması için yapılacak işlemleri belirlemek ve uygulamasını sağlamak, sporcu lisans, dalıcı, cankurtaran ve ilkyardımcı belgelerini vermek” federasyonun görev ve yetkileri arasında ayrıca düzenlenmiştir. Her ne kadar davalı kurum tarafından, ulusal meslek standardında sporcuların tanımı değil, cankurtaranlık mesleğinin tarifinin yapıldığı, mesleğe giriş ve mesleği icra koşullarını tanımlamadığı, mesleğin başarı ile yapılabilmesi için yalnızca meslek mensuplarının karşılaması gereken meslek profilini tespit ettiği ileri sürülmüşse de, Mesleki Yeterlilik Kurumunun; kapsamına giren mesleklerde ulusal meslek standartlarının hazırlanmasının yanı sıra Kurum tarafından yetkilendirilmiş belgelendirme kuruluşları aracılığıyla sınav ve sınav belgelendirme faaliyetleri konusunda da yetkili kılındığı, 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 251. maddesinde düzenlenen meslek komitelerinin kurulduğu, 253. maddesinin 1. bendi gereğince, bireylerin meslekî yeterliliklerinin tespitine ilişkin sınav, ölçme ve değerlendirme işlemlerinin de Kurumun başvurusunu onayladığı yetkilendirilmiş kurumlar tarafından yapılacağı ve 2. bendinde düzenlendiği üzere ulusal meslekî yeterliliklere göre yapılan sınav, ölçme ve değerlendirme sonucunda başarılı olanlara Meslekî Yeterlilik Belgesi verileceği anlaşılmaktadır. Yukarıda açıklaması yer alan mevzuat hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, cankurtaranlık mesleğinin aynı zamanda bir spor dalı olduğu, dolayısıyla bu spor dalı ile ilgili faaliyetleri ulusal ve uluslararası kurallara göre yürütmek işinin de özel düzenleme niteliğindeki 3289 sayılı Kanun’un 18. maddesi gereğince teknik ve idari bakımdan bir federasyona bağlandığı ve Ana Tüzüğü gereğince Türkiye Su Altı Sporları Federasyonunun görev ve çalışma alanı kapsamında olduğu anlaşıldığından, genel düzenleme niteliğindeki Mesleki Yeterlilik mevzuatı kapsamında değildir. Bu bağlamda, su altı sporları arasında yer alan Cankurtaranlık mesleğinin eğitimi, bunlara ilişkin kriterler, bu kriterlere uygun olarak yetiştirilmeleri, yeterliliklerinin tespiti ve belgelendirme işlemleri de Türkiye Su Altı Sporları Federasyonunun çalışma ve sorumluluk alanı içindedir. Mesleki Yeterlilik Kurumuna ilişkin mevzuata baktığımızda, standartlarını belirlediği meslekler bakımından aynı zamanda eğitim verme, belgelendirme, belgeyi düzenleyecek kuruluşları seçme, sınav yapma konusunda yetkilendirilecek kurumları kendi takdir ve iradesine göre belirleme yetkisine de sahip olduğu dikkate alındığında, cankurtaranlık mesleğinin, mesleki yeterlilik mevzuatı kapsamında “standartları belirlenecek meslekler" arasında olmadığı, Mesleki Yeterlilik Kurumu tarafından yayımlanmış dava konusu Tebliğ hükümlerinin, yetki tecavüzü nedeniyle hukuka aykırı olduğu sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, Gençlik ve Spor Bakanlığının özel düzenleme niteliğindeki 3289 sayılı Yasa kapsamında, spor alanında, yürütme, denetim ve tahkim konularında yetkili Bakanlık olduğu, öncelikle spor elemanları yetiştirmek, sayılarını artırmak, gelişimlerini sağlamak ve spor eğitimi faaliyetlerini yürütmekle yükümlü bulunduğu ve cankurtaranlık mesleğinin de Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Türkiye Su Altı Sporları Federasyonunun görev ve sorumluluk alanında olduğu anlaşıldığından, Mesleki Yeterlilik Kurumu tarafından 15/03/2020 tarihli ve 31069 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Ulusal Meslek Standartlarına Dair Tebliğ'in iptali istenen kısımlarının, yetki yönünden hukuka aykırılığı nedeniyle iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince duruşma için taraflara önceden bildirilen 24/10/2024 tarihinde, davacı Türkiye Sualtı Sporları Federasyonunu temsilen Av. ...'in geldiği, davalı Mesleki Yeterlilik Kurumunu temsilen Av. ...'ın geldiği, Danıştay Savcısının hazır olduğu görülmekle, açık duruşmaya başlandı. Taraflara usulüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra taraflara son kez söz verilip, duruşma tamamlandı. Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Su Altı ve Su Üstü Arama Kurtarma Federasyonu (Adı her ne kadar federasyon olsa da 3289 sayılı Kanun uyarınca kurulan bir federasyon olmayıp dernek federasyonu niteliğini haizdir.) tarafından 04/04/2018 tarihinde davalı Mesleki Yeterlilik Kurumuna (Kurum) yazılı olarak başvurularak cankurtaranlık mesleği ile ilgili standartların hazırlanması istenilmiştir. Bunun üzerine davalı Kurum tarafından, ... tarih ve ... sayılı yazı ile 26/04/2018 tarihinde cankurtaranlık mesleği ile ilgili gerçekleştirilecek toplantı, katılım sağlanabilmesi için Gençlik ve Spor Bakanlığı (Bakanlık), davacı Federasyon ve Su Altı ve Su Üstü Arama Kurtarma Federasyonu'na bildirilmiştir. 26/04/2018 tarihinde yapılan toplantıda, katılımcılar tarafından kendi temsilcilerinin de içinde yer aldığı bir çalışma grubu oluşturulmasına karar verilmiştir. ... tarih ve ... sayılı davalı Kurum yazısı ile de bu çalışma grubuna katılacak temsilcilerin bildirilmesi Bakanlık, davacı Federasyon ve Su Altı ve Su Üstü Arama Kurtarma Federasyonu'ndan istenilmiştir. Bu kapsamda Bakanlık ve Su Altı ve Su Üstü Arama Kurtarma Federasyonunca temsilciler bildirilmesine rağmen davacı Federasyon tarafından herhangi bir bildirim yapılmamıştır. Daha sonra muhtelif tarihlerde (05/12/2018, 06/12/2018, 04/04/2019, 05/04/2019) yapılan çalışma grubu toplantılarına Bakanlık ile Su Altı ve Su Üstü Arama Kurtarma Federasyonunca temsilcileri vasıtasıyla katılım gösterilmesine rağmen davacı Federasyon tarafından temsilci gönderilmeyerek bu toplantılara katılım sağlanmamıştır. Davalı Kurum tarafından, ... tarih ve ... sayılı yazı ile mezkur çalışma grubunca hazırlanan meslek standartları taslağı hakkında ilgilerin görüşlerini sunmaları için davacı Federasyonun da yer aldığı 43 kurum ve kuruluşa bildirimde bulunulmuştur. Bu bildirim sonrası Bakanlığın, Su Altı ve Su Üstü Arama Kurtarma Federasyonu'nun cankurtaran mesleği konusunda yetkili olmayan dernek statüsünde bir kuruluş olduğundan, çalışmalarda yer alamaması gerektiği, ayrıca standartların görüşüleceği komitenin Adalet ve Güvenlik Komitesi değil, Spor ve Rekreasyon Komitesi olması gerektiği yönündeki itirazları üzerine, 08/07/2019 tarihinde tekrar bir çalışma grubu toplantısı yapılmış ve bu toplantıya Bakanlık, davacı Federasyon ve davalı Kurum temsilcileri katılım sağlamıştır. Bu toplantıda meslek standartlarının baştan hazırlanması istenilmişse de davalı Kurum, ilgili mevzuat gereği çalışma grubunu oluşturmanın ve standartları belirlemenin kendi yetkisinde olduğunu belirten ... tarih ve ... sayılı yazısında yine meslek standartları taslağı hakkında ilgilerin görüşlerini bildirmesi için süre verip standartların görüşüleceği komitenin Spor ve Rekreasyon Komitesi olduğunu ifade etmiştir. Bu arada, davalı idare ile Gençlik ve Spor Bakanlığı arasında 27/09/2019 tarihinde spor ve sportif rekreasyon alanındaki mesleklerin ulusal meslek standartlarının ve ulusal yeterliliklerinin hazırlanması konusunda işbirliği protokolü imzalanmış ve bu protokol ile Bakanlığın, anılan alandaki mesleklere ilişkin standart ve yeterlilikleri hazırlık sürecine dair ekipler oluşturarak çalışmalar yürütüp ilgili kurum ve kuruluşların görüşlerini de almak suretiyle bir taslak halinde hazırlamak ve Mesleki Yeterlilik Kurumuna sunmakla, Mesleki Yeterlilik Kurumunun ise, yine anılan alandaki mesleklerden olup da henüz standart ve yeterliliklere ilişkin olarak hazırlık aşamasında olan başvuruları Bakanlığa devretmekle yükümlü olduğu kararlaştırılmıştır. Ancak söz konusu işbirliği protokolü çerçevesinde herhangi bir çalışma yürütülmemiş ve 13/12/2019 tarihli Spor ve Rekreasyon Komitesi toplantısında, daha önce yapılan toplantılar sonucu hazırlanan mesleki standartların Yönetim Kurulu onayına sunulmasına, Bakanlık ve Yükseköğretim Kurulu temsilcilerinin karşı oyuyla karar verilmiştir. Bakanlık ve Yükseköğretim Kurulu muhalefet şerhlerinde, cankurtaranlığın bir spor dalı olduğunu ve bu kapsamda tüm yetkinin Bakanlık ve davacı Federasyonda olduğunu, Bakanlık ile Kurum arasında yapılan 27/09/2019 tarihli protokol gereğince de hazırlık aşamasında olan meslek standartlarına ilişkin işlemlerin Bakanlığa devredilmesi gerektiğini, ancak protokol kapsamında oluşturulan komisyonlarca hazırlanan meslek standartlarının Spor ve Rekreasyon Komitesine iletilebileceğini, bu şartları taşımayan dava konusu standartları ne Bakanlığın ne de davacı Federasyonun tanımayacağını ifade etmiştir. Nihai olarak, Yönetim Kurulunun... tarihli ve ... sayılı kararıyla onaylanan cankurtaranlık mesleğine ilişkin Seviye 3, Seviye 4 ve Seviye 5 meslek standartları, 15/03/2020 tarih ve 31069 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak "ulusal meslek standardı" niteliği kazanmıştır. Bunun üzerine, anılan düzenlemenin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır. USUL YÖNÜNDEN: Davalı idare tarafından, süresinde açılmadığından davanın süre aşımı nedeniyle reddi gerektiği ileri sürülmüştür. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Dava açma süresi" başlıklı 7. maddesinin 1. fıkrasında, dava açma süresinin özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda altmış gün olduğu; 4. fıkrasında, ilanı gereken düzenleyici işlemlerde dava açma süresinin, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı; "Sürelerle ilgili genel esaslar" başlıklı 8. maddesinin 1. fıkrasında, sürelerin tebliğ, yayın veya ilan tarihini izleyen günden itibaren işlemeye başlayacağı; 2. fıkrasında, sürenin son günü tatil gününe rastlarsa, sürenin tatil gününü izleyen çalışma gününün bitimine kadar uzayacağı; 3. fıkrasında ise, sürelerin bitmesinin çalışmaya ara verme zamanına rastlaması halinde bu sürelerin, ara vermenin sona erdiği günü izleyen tarihten itibaren yedi gün uzamış sayılacağı hüküm altına alınmıştır. 26/03/2020 tarih ve 31080 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7226 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un geçici 1. maddesinin 1. fıkrasında, Covid-19 salgın hastalığının ülkemizde görülmüş olması sebebiyle yargı alanındaki hak kayıplarının önlenmesi amacıyla dava açma süreleri de dahil olmak üzere bir hakkın doğumu, kullanımı veya sona ermesine ilişkin tüm süreler ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu da dahil olmak üzere usul hükmü içeren diğer kanunlarda taraflar bakımından belirlenen süreler 13/03/2020 (bu tarih dahil) tarihinden itibaren 30/04/2020 (bu tarih dahil) tarihine kadar durdurulmuş, bu sürelerin durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden itibaren işlemeye başlayacağı, durma süresinin başladığı tarih itibarıyla, bitimine on beş gün ve daha az kalmış olan sürelerin durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden başlamak üzere on beş gün uzamış sayılacağı, salgının devam etmesi halinde Cumhurbaşkanı'nın durma süresini altı ayı geçmemek üzere bir kez uzatabileceği ve bu döneme ilişkin kapsamı daraltabileceği hüküm altına alınmış; 30/04/2020 tarih ve 31114 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 2480 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile de 7226 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesinin 1. fıkrasında düzenlenen durma süresi 01/05/2020 (bu tarih dahil) tarihinden 15/06/2020 (bu tarih dahil) tarihine kadar uzatılmıştır. Uyuşmazlık konusu olayda, dava konusu düzenlemenin 15/03/2020 tarih ve 31069 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğü girdiği dikkate alındığında, yukarıda bahsi geçen yasal düzenlemeler uyarınca dava açma süresinin 15/06/2020 tarihine kadar durduğu ve 16/06/2020 tarihinden itibaren işlemeye başladığı, dava açma süresinin yeniden işlemeye başladığı tarihten sonra altmış günlük yasal dava açma süresinin son gününün çalışmaya ara verme zamanı içerisindeki 15/08/2020 tarihi olduğu, bu nedenle dava açma süresinin 07/09/2020 tarihine kadar uzadığı, bakılan davanın ise bu tarihten önce 17/08/2020 tarihinde açıldığı görüldüğünden, davalı idarenin davanın süresinde açılmadığına ilişkin itirazının yerinde olmadığı sonucuna varılarak işin esasına geçilmiştir. ESAS YÖNÜNDEN: İlgili Mevzuat: 15/07/2018 tarih ve 30479 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 4 sayılı Bakanlıklara Bağlı, İlgili, İlişkili Kurum ve Kuruluşlar ile Diğer Kurum ve Kuruluşların Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin "Ondokuzuncu Bölümü"nde 237 ile 260. maddeleri arasında Mesleki Yeterlilik Kurumuna yönelik düzenlemelere yer verilmiştir. Kararname'nin "Amaç ve kapsam" başlıklı 237. maddesinde, "(1) Bu Bölümün amacı; ulusal ve uluslararası meslek standartlarını temel alarak teknik ve meslekî alanlarda ulusal yeterliliklerin esaslarını belirlemek; denetim, ölçme ve değerlendirme, belgelendirme ve sertifikalandırmaya ilişkin faaliyetleri yürütmek için gerekli ulusal yeterlilik sistemini kurmak ve işletmek üzere Meslekî Yeterlilik Kurumunun kurulması, çalışma usul ve esaslarının belirlenmesi ile Türkiye Yeterlilikler Çerçevesiyle ilgili hususların düzenlenmesini sağlamaktır. (2) Tabiplik, diş hekimliği, hemşirelik, ebelik, eczacılık, veterinerlik, mühendislik ve mimarlık meslekleri ile en az lisans düzeyinde öğrenimi gerektiren ve mesleğe giriş şartları kanunla düzenlenmiş olan meslekler bu Bölümün kapsamı dışındadır." hükmüne; "Kurumun görev ve yetkileri" başlıklı 240. maddesinde, "(1) Kurumun görev ve yetkileri şunlardır: a) Ulusal meslekî yeterlilik sistemi ile ilgili yıllık gelişme planlarını hazırlamak, geliştirmek, uygulamasını yapmak veya yaptırmak, denetlemek ve bunlara ilişkin düzenlemeleri yapmak. b) Standartları belirlenecek meslekleri belirlemek ve bu standartları hazırlayacak kurum ve kuruluşları tespit etmek. ... ç) Ulusal meslek standartlarını temel alarak teknik ve meslekî alanlarda ulusal yeterliliklerin esaslarını belirlemek. ... i) Faaliyet alanına giren sair her türlü çalışmayı yapmak." hükmüne; "Yönetim Kurulunun görevleri" başlıklı 245. maddesinde, "(1) Yönetim Kurulunun görevleri şunlardır: a) Meslek standardı geliştirmek, sınav ve belgelendirme faaliyetinde bulunmak üzere başvuruda bulunan kuruluşların başvurularını incelemek ve sonuçlandırmak. b) Standardı tespit edilerek sınav ve belgelendirme uygulaması yapılacak meslekleri belirlemek. c) Meslek standartlarını ve yeterlilikleri onaylamak. ..." hükmüne; "Sektör komiteleri" başlıklı 251. maddesinde, "(1) Kurum tarafından görevlendirilen kurum ve kuruluşlarca hazırlanan meslek standartlarının ulusal meslek standardı, yeterliliklerin de ulusal yeterlilik olarak kabul edilebilmesi için gerekli incelemeyi yaparak Yönetim Kurulunun onayına sunmak üzere sektör komiteleri kurulur. (2) Sektör komiteleri; Bakanlık, Millî Eğitim Bakanlığı, Yükseköğretim Kurulu, meslekle ilgili diğer Bakanlıklar, işçi ve işveren kuruluşları, meslek kuruluşları ve Kurumun birer temsilcisinden oluşur. Ayrıca çalışmalara üniversitelerin ilgili bölümlerinden öğretim üyeleri de danışman olarak davet edilebilir." hükmüne; "Ulusal meslek standartlarının ve ulusal yeterliliklerin hazırlanması ve yürürlüğe konulması" başlıklı 252. maddesinde, "(1) Kurum görevlendirdiği veya hizmet satın aldığı kurum ve kuruluşlara veya oluşturduğu çalışma gruplarına meslek standartlarını ve yeterlilikleri hazırlatır. Meslek standartları ve yeterlilikler ile ilgili seviyeler Türkiye Yeterlilikler Çerçevesi seviyelerine uygun olarak hazırlanır. Bu standartlar ve yeterlilikler sektör komitelerinde incelenir ve uygun bulunanlar Yönetim Kurulunun onayına sunulur ve Yönetim Kurulu tarafından onaylanan yeterlilikler, ulusal yeterlilik olarak yürürlüğe girer. (2) Yönetim Kurulu tarafından onaylanan meslek standartları Resmî Gazete’de yayımından sonra ulusal meslek standardı niteliğini kazanır. (3) Yürürlükte olan meslek standartları en geç beş yılda bir yeniden değerlendirilir. Ulusal meslek standartlarının ve ulusal yeterliliklerin güncellenmesi ve iptaline ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle belirlenir. Değişikliklerin kabulü ve yayımlanması ikinci fıkrada belirtilen usule tabidir. (4) Meslekî ve teknik eğitim ve öğretime ilişkin ortaöğretim ve yükseköğretim programları, Millî Eğitim Bakanlığı ve üniversiteler tarafından bir yıl içinde ilgili ulusal meslek standartlarıyla uyumlu hâle getirilir; eğitim ve öğretimin bu programlara göre verilmesi sağlanır. " hükmüne yer verilmiştir. 19/10/2015 tarih ve 29507 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Ulusal Meslek Standartlarının ve Ulusal Yeterliliklerin Hazırlanması Hakkında Yönetmelik'in "Meslek standardı ve yeterliliklerin hazırlanması ve onaylanması" başlıklı 10. maddesinde, "(1) Meslek standardı ve yeterlilikler, yetkilendirilen kuruluş, çalışma grubu, hizmet satın alınan kurum ve kuruluşlar tarafından bu Yönetmelikte belirtilen temel ölçütlere, esaslara ve Kurum tarafından yayınlanan kılavuzlara göre hazırlanır. (2) Taslakların ön inceleme ve değerlendirmesi Daire Başkanlığınca gerçekleştirilir. Taslakta uygunsuzluk varsa giderilmesi için hazırlayan kurum veya kuruluşa gönderilir. Uygun bulunan taslaklar ilgili sektör komitesinin inceleme ve değerlendirmesine sunulur. (3) Sektör komitesi tarafından incelenerek Yönetim Kuruluna sunulması yönünde görüş oluşturulan taslaklar Yönetim Kuruluna sunulur. Sektör komitesinin uygun bulmadığı taslaklar ise sektör komitesi görüşü doğrultusunda işleme alınır. (4) Yönetim Kurulu, kendisine sunulan taslakları usulen inceler. Yönetim Kurulu tarafından onaylanan ve Resmî Gazete’de yayımlanan meslek standartları, ulusal meslek standardı olarak yürürlüğe girer. Yeterlilikler ise Yönetim Kurulu tarafından onaylanmasını müteakip ulusal yeterlilik olarak yürürlüğe girer. (5) Meslekî ve teknik eğitim ve öğretime ilişkin orta ve yükseköğretim programları, Millî Eğitim Bakanlığı ve üniversiteler tarafından bir yıl içinde ilgili ulusal meslek standartlarıyla uyumlu hâle getirilerek eğitim ve öğretimin bu programlara göre verilmesi sağlanır." kuralı yer almaktadır. Öte yandan; 3289 sayılı Gençlik ve Spor Hizmetleri Kanunu'nun dava konusu düzenleme tarihinde yürürlükte bulunan; "Federasyon teşkili ve profesyonel dalların tespiti" başlıklı 18. maddesinde, "Bir veya daha fazla spor dalı, teknik ve idari bakımdan birer federasyona bağlanır. Amatör federasyonların adedi ile profesyonel dallar, Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından tespit olunur." düzenlemesi; "Sportif Değerlendirme ve Geliştirme Kurulu ile Tahkim Kurulu" başlıklı Ek 9. maddesinin 1. fıkrasında, "Spor dalı ile ilgili faaliyetleri ulusal ve uluslararası kurallara göre yürütmek, gelişmesini sağlamak, sporcu sağlığı ile ilgili konularda gerekli önlemleri almak, teşkilatlandırmak, federasyonu uluslararası faaliyetlerde temsil etmek ve Tahkim Kurulu kararlarını uygulamakla görevli ve yetkili, özel hukuk hükümlerine tabi bağımsız spor federasyonları kurulur. ..." hükmü; 17. fıkrasında, "Federasyonlar; sporcu, antrenör, hakem ve benzeri spor elemanları ile spor kulüplerine ve sponsorluklara ait istatistiki bilgileri üç ayda bir Gençlik ve Spor Bakanlığına göndermek zorundadırlar. Federasyonlar, Gençlik ve Spor Bakanlığı ile uluslararası federasyonların belirlediği eğitim kriterlerine uygun olarak işbirliği içerisinde antrenör, hakem ve benzeri diğer spor elemanlarını yetiştirirler." kuralı yer almaktadır. Dava konusu düzenleme yapıldıktan sonra, 26/4/2022 tarih ve 31821 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren ve 3289 sayılı Kanun'un yukarıda belirtilen hükümleri de dahil olmak üzere birçok maddesini yürürlükten kaldıran 7405 sayılı Spor Kulüpleri ve Spor Federasyonları Kanunu'nun; "Tanımlar" başlıklı 2. maddesinde, "(1) Bu Kanunda geçen; ... l) Spor dalı: Spor federasyonuna bağlı spor dalını, ... n) Spor federasyonu: Spor dalı ile ilgili faaliyetleri yürütmek üzere kanunla veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kurulan, organları seçimle gelen ve idari ve mali özerkliğe sahip federasyonları, ... ifade eder." hükmüne; "Kuruluş ve teşkilat" başlıklı 26. maddesinin 1. fıkrasında, "(1) Spor federasyonları, spor dalı ile ilgili faaliyetleri yürütmek üzere kanunla veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile kurulur ve kanun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin Resmî Gazete’de yayımlanması ile tüzel kişilik kazanır." "Spor elemanlarının belgelendirilmesi" başlıklı 44. maddesinde, "Spor idarecisi, çalıştırıcı, antrenör, eğitmen, hakem ve benzeri spor elemanlarının; mesleki standartları, ulusal teknik ve mesleki yeterliliklerinin esasları, denetimi, ölçümü, belgelendirme ve sertifikalandırma işlemleri Mesleki Yeterlilik Kurumu ile iş birliği yapılarak, münhasıran Bakanlık tarafından yapılır. Buna ilişkin usul ve esaslar Bakanlık tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirlenir." düzenlemesine; "Spor dallarının tespiti" başlıklı 45. maddesinde, "(1) Spor dalları Bakanlık tarafından belirlenir ve teknik ve idari bakımdan spor federasyonlarına bağlanır. (2) Bir spor dalının profesyonel olarak belirlenmesine, ilgili spor federasyonunun görüşü alınarak Bakanlık tarafından karar verilir." kuralına; "Geçiş hükümleri" başlıklı geçici 1. maddesinin 7. fıkrasında, "Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte; 3289 sayılı Kanun uyarınca kurulan bağlı ve bağımsız spor federasyonları, bu Kanuna göre kurulmuş spor federasyonu olarak kabul edilir. Diğer kanunlarda bağlı ve bağımsız spor federasyonlarına yapılan atıflar spor federasyonlarına yapılmış sayılır. ..." hükmüne yer verilmiştir. 03/04/2014 tarihli ve 28961 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Türkiye Sualtı Sporları Federasyonu Ana Statüsü'nün "Kapsam" başlıklı 2. maddesinde, "Bu Ana Statü; Türkiye Sualtı Sporları Federasyonunun genel kurulu, yönetim kurulu, denetim kurulu, disiplin kurulu ile diğer kurullarını, Federasyon Başkanını, sualtı sporlarında etkinlik gösteren spor kulüplerini, dalış ve cankurtarma merkezleri ile diğer tüzel ve gerçek kişi ve kuruluşları, sporcu, antrenör, eğitmen, teknik direktör, hakem, yönetici, menajer, dalıcı, cankurtaran, ilk yardımcı, gözlemci, temsilci ve benzeri spor elemanlarını kapsar." hükmü; "Tanımlar ve kısaltmalar" başlıklı 4. maddesinde, "Bu Ana Statüde geçen; ... i) Spor Dalları: Donanımlı dalış, sualtı görüntüleme, sualtında hedef vurma, navigasyon, cankurtarma ve ilkyardım, paletli yüzme, sualtı hokeyi, sualtı ragbisi, serbest dalış, su kayağı ve zıpkınla balıkavı sporlarını, ... ifade eder." kuralı; "Federasyonun görev ve yetkileri" başlıklı 6. maddesinde, "Federasyonun görev ve yetkileri şunlardır: a) Spor dallarının ülke düzeyinde yayılmasını, gelişmesini sağlamak, gerekli düzenlemeleri yapmak, kararlar almak ve uygulamak, ... m) Spor dalları ile ilgili belirli bir sistemin uygulanması için yapılacak işlemleri belirlemek ve uygulamasını sağlamak, sporcu lisans, dalıcı, cankurtaran ve ilkyardımcı belgelerini vermek, ... r) Spor dallarını geliştirmek için öğretim kurumları ile diğer kamu ve özel kurum ve kuruluşlarla ortak programlar ve bilimsel araştırmalar yapmak, ..." düzenlemesi yer almaktadır. 28/01/2006 tarihli ve 26063 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Türkiye Sualtı Sporları Federasyonu Cankurtarma Yönetmeliği'nin "Tanımlar" başlıklı 4. maddesinin 1. fıkrasında, "Bu Yönetmelikte geçen; ... Federasyon: Türkiye Sualtı Sporları Federasyonunu, ... Sporcu cankurtaran: Cankurtarma spor karşılaşmalarına katılan lisanslı sporcuları, Bronz cankurtaran: Havuzlarda güvenliği sağlayan ve hayat kurtarmaya yardım etmek için temel eğitime sahip görevliyi, Gümüş cankurtaran: Deniz, göl, doğal ve yapay iç suların kıyıları ile havuzlarda güvenliği sağlayan ve hayat kurtarmaya yardım etmek için temel eğitime sahip görevliyi, Altın cankurtaran: Açık deniz, göl ve kıyıları ile havuzlarda güvenliği sağlayan ve hayat kurtarmaya yardım etmek için temel eğitime sahip görevliyi, ... ifade eder." hükmüne; "Cankurtarma, su üstü ve sualtı arama kurtarma ve ilkyardım sertifikasına sahip kişilerin yetki ve sorumlulukları" başlıklı 12. maddesinde, "Sporcu cankurtaran; Federasyonun düzenleyeceği spor karşılaşmalarına yalnız kulüplere bağlı lisanslı sporcu olarak katılır. Profesyonel olarak çalışamaz. Bronz cankurtaran: Hayat kurtarmaya yardım etmek için temel eğitimi ile temel ilk yardım eğitimi görmüş ve sınav sonunda başarılı olan kişilerdir. Bunlar; havuzda güvenliği sağlamaya, harici kalp masajı ve yapay solunum uygulamaya su üstü arama kurtarma ile ilkyardım uygulamalarını Federasyonun eğitim standartları ve programları çerçevesinde yapmaya yetkili ve sorumludur. Gümüş cankurtaran: Hayat kurtarmaya yardım etmek için temel eğitimi ile temel ilkyardım eğitimi görmüş ve yapılan sınav sonunda başarılı olan kişilerdir. Bunlar; Deniz, göl, doğal ve yapay iç suların kıyıları ile havuzda güvenliği sağlamaya, harici kalp masajı ve yapay solunum uygulamaya, su üstü arama kurtarma ile ilkyardım uygulamalarını Federasyonun eğitim standartları ve programları çerçevesinde yapmaya yetkili ve sorumludur. Altın cankurtaran: Hayat kurtarmaya yardım etmek için temel eğitimi görmüş, Federasyonun üç yıldız dalıcı belgesine sahip, yapılan sınav sonunda başarılı olan kişilerdir. Bunlar; Deniz, göl ve havuzda güvenliği sağlayan, harici kalp masajı ve yapay solunum uygulamaya, su üstü arama kurtarma ile ilkyardım uygulamalarını Federasyonun eğitim standartları ve programları çerçevesinde yapmaya yetkili ve sorumludur. ..." düzenlemesine yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Dava konusu meslek standartları ile cankurtaranlık faaliyeti bir meslek olarak kabul edilmiş ve bu mesleğin başarı ile icra edilebilmesi için gerekli asgari bilgi, beceri, tavır ve tutumların neler olduğu düzenlenmiştir. Davacı federasyon, cankurtarma faaliyetinin, kendi federasyonlarına bağlı bir spor dalı olduğu ve cankurtaranların da yardımcı spor elemanı olduğu, cankurtaranlığın bir meslek olmakla birlikte spor dalından bağımsız bir meslek olarak kabul edilemeyeceği, cankurtaranlık mesleğinin sportif faaliyetin ayrılmaz bir parçası olduğu, bu nedenle 3289 sayılı Kanun gereği münhasıran kendilerine ait olan cankurtarma spor dalına dahil spor elemanı vasfındaki cankurtaranların görev tanımı, standartları eğitimi ve belgelendirilmesi konularında davalı Kurumun düzenleme yapma yetkisinin bulunmadığı, sonuç itibarıyla dava konusu düzenlemelerin yetki, şekil, konu ve amaç unsurları açısından hukuka aykırı olduğunu iddia etmektedir. Davalı idare ise, Uluslararası Meslek Sınıflandırma Standardı olan ISCO-08'e göre cankurtaranlık faaliyetinin bir meslek olduğu, davacı federasyonca çıkarılan Can Kurtarma Yönetmeliğindeki görev tanımlarının da bunu doğruladığı, 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 237/2 maddesindeki istisnalar kapsamında yer almadığından cankurtaranlık mesleğinin standartlarının belirlenmesinde Kurumlarının yetkili olduğu, Türkiye Sualtı Sporları Federasyonu Can Kurtarma Yönetmeliğinde yer alan "sporcu cankurtaran"ın sporcu olarak kabul edilerek bu alana müdahale edilmediği, yalnızca "bronz", "gümüş" ve "altın" cankurtaranların meslek standartlarının düzenlendiği savunulmaktadır. Buna göre, cankurtarma faaliyetinin hem bir meslek hem de davacı federasyona bağlı bir spor dalı olduğu hususlarında taraflar arasında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, esas itibarıyla, cankurtarma faaliyetinin her yön ve türüyle, tamamen bir spor dalı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Yani, cankurtarma faaliyetini yürütenlerden "sporcu cankurtaran"ların sporcu meslek mensubu; "bronz", "gümüş", "altın" cankurtaranların ise spor faaliyeti dışındaki meslek mensubu olarak ikili ayrıma tabi tutulup tutulamayacağı, bir başka ifadeyle "bronz", "gümüş", "altın" cankurtaranlığın davacı federasyona bağlı spor dalına tabi sportif bir faaliyet mi yoksa federasyonun yetkisi dışında kalan spor dışı bir mesleki faaliyet mi olduğu, buna bağlı olarak "bronz", "gümüş", "altın" cankurtaranların meslek standartlarının düzenlenmesi konusunda davacı federasyonun mu yoksa davalı Kurumun mu yetkili olduğu hususları, taraflar arasındaki uyuşmazlığın temelini oluşturmaktadır. Temel uyuşmazlık ve hukuka aykırılık iddiası "yetki" olmakla birlikte, davacı tarafından, dava konusu düzenlemelerin şekil, konu ve amaç unsurları yönünden de hukuka aykırı olduğu ileri sürüldüğünden, düzenlemelerin hukuka uygunluk denetimi, sırasıyla, yetki, şekil, konu ve amaç unsurları yönünden yapılmıştır. a) Dava konusu düzenlemenin yetki unsuru yönünden incelenmesi: Yukarıda aktarılan 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 237. maddesinin 1. fıkrasıyla, teknik ve mesleki alanlarda ulusal yeterliliklerin esaslarını belirlemek ve ulusal yeterlilik sistemini kurmak amacıyla davalı Kurum teşkil edilmiş; aynı Kararname'nin 240. maddesi 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca ise standartları belirlenecek meslekleri belirlemek ve bu standartları hazırlayacak kurum ve kuruluşları tespit etmek; ulusal meslek standartlarını temel alarak teknik ve mesleki alanlarda ulusal yeterliliklerin esaslarını belirlemek ve faaliyet alanına giren sair her türlü çalışmayı yapmak, davalı Kurumun görev ve yetkileri arasında sayılmıştır. Her ne kadar taraflar arasında bu konuda ihtilaf bulunmamakta ise de, öncelikle, cankurtaranlığın bir meslek ve spor dalı olup olmadığının ortaya konulmasında fayda bulunmaktadır. Buna göre, Türk Dil Kurumu sözlüğünde meslek, "belli bir eğitim ile kazanılan, sistemli bilgi ve becerilere dayalı, insanlara yararlı mal üretmek, hizmet vermek ve karşılığında para kazanmak için yapılan, kuralları belirlenmiş iş" şeklinde tanımlanmış olup; bu tanıma göre, cankurtaranlık faaliyetinin, belli bir eğitimin yanında teknik becerileri gerektirdiği, insanlara yararlı hizmet sunulduğu, karşılığında para kazanıldığı ve iş veren ile işçi arasında yapılan bir iş akdiyle gerçekleştirildiği dikkate alındığında, tipik bir meslek olduğu anlaşılmaktadır. Öte yandan, cankurtaranlık faaliyetinin mesleki yönü dışında, Türkiye Sualtı Sporları Federasyonu Ana Statüsünün yukarıda aktarılan maddeleri uyarınca bir spor dalı ve halihazırda yürürlükte olan Türkiye Sualtı Sporları Federasyonu Cankurtarma Yönetmeliği'nin 4. ve 12. maddelerinde belirtilen şekliyle bir sportif faaliyet niteliği de bulunmaktadır. Nitekim, anılan maddelerde mesleki olan ve olmayan cankurtaranlık faaliyeti net bir şekilde birbirinden ayrılmış, sportif faaliyeti gerçekleştirenlere "sporcu cankurtaran" adıyla ayrı bir statü verilmiş ve bunlar cankurtaranlık mesleğinden farklı şekilde, cankurtarma spor karşılaşmalarına katılan lisanslı sporcular olarak düzenlenmiştir. Bu kapsamda, dava konusu meslek standartlarında düzenlenen cankurtaranlığın içeriğine bakılacak olursa, her üç seviyede de meslek tanımı olarak can kurtarmaya yönelik bir hizmet sunumundan bahsedildiği, böylelikle dava konusu meslek standartlarının, sporcu cankurtaranlar ile ilgili herhangi bir düzenleme ihtiva etmediği, düzenlemenin meslek olarak cankurtaranlığa ilişkin standartları belirlediği görülmektedir. Ayrıca bir mesleğin, aynı zamanda 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 189. maddesinin 1. fıkrasının (j) bendinin verdiği yetkiyle Gençlik ve Spor Bakanlığınca "spor dalı" olarak belirlenmiş olmasının, yukarıdaki meslek tanımında yer alan unsurları sağladığı sürece meslek olma vasfını ortadan kaldırmayacağı da açıktır. Bu durumda, bir meslek olduğu anlaşılan cankurtaranlığın, dava konusu düzenleme ile meslek standartlarının belirlendiği, yukarıda anılan 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi hükümleri kapsamında davalı Kurumun, hem standartları belirlenecek meslekleri hem de bu standartlar ve bunlarla bağlantılı yeterlilikleri belirlemek noktasında genel düzenleme yetkisinin bulunduğu, bu genel yetkinin istisnasının ise anılan Kararname'nin 237. maddesinin 2. fıkrasında düzenlendiği, ancak cankurtaranlık mesleğinin anılan düzenlemede sayılan istisna mesleklerden olmadığı, ayrıca belirli düzeyde bir eğitim şartını gerektirmediği gibi giriş şartlarına ilişkin herhangi bir kanuni düzenlemenin de bulunmadığı görüldüğünden, davalı Kurumun sahip olduğu genel düzenleme yetkisi uyarınca cankurtaranlık mesleğinin standartlarını belirlemek konusunda yetkili olduğu ve dava konusu düzenlemede yetki unsuru yönünden herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmıştır. Öte yandan, her ne kadar davacı Federasyon tarafından, 3289 sayılı Gençlik ve Spor Hizmetleri Kanunu'nun (dava konusu düzenlemenin yapıldığı tarihte yürürlükte olan) 18. maddesinde, spor dallarının birer federasyona bağlanacağı ve profesyonal dalların Bakanlıkça tespit edileceğinin, Ek 9. maddesinin 1. fıkrasında, spor dalları ile ilgili faaliyetleri ulusal ve uluslararası kurallara göre yürütmekle ve gelişmesini sağlamakla görevli ve yetkili bağımsız spor federasyonlarının kurulacağının, aynı maddenin 17. fıkrasında ise, federasyonların, Bakanlık ile uluslararası federasyonların belirlediği eğitim kriterlerine uygun olarak işbirliği içerisinde spor elemanlarını yetiştireceğinin hüküm altına alındığı ifade edilerek, cankurtaranlık alanın Bakanlık tarafından spor dalı olarak belirlendiği ve bu dalın Federasyonlarına bağlandığı, böylelikle bu alanda düzenleme yapma yetkilerinin sadece kendilerinde olduğu ileri sürülmüş ise de, meslek olarak cankurtaranlığı da içine alacak şekilde geniş anlamda cankurtaranlığın, aynı zamanda Bakanlık tarafından bir spor dalı olarak belirlenmiş olmasının mesleki cankurtaranlığın yukarıda açıklandığı üzere tipik bir meslek olduğu gerçeğini ortadan kaldırmayacağı, dolayısıyla hem bir meslek hem de bir spor dalı olarak koordineli çalışmalar yapılmak suretiyle bu alanın düzenlenmesi gerektiği, nitekim 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinde de buna uygun olarak çalışma gruplarının ve akabinde sektör komitelerinin oluşturulmasıyla mesleki standartların belirleneceği yönünde hükümlere yer verildiği görüldüğünden, bu iddiaya itibar edilmemiştir. Kaldı ki, dava konusu düzenleme yapıldıktan sonra, 3289 sayılı Kanun'un anılan 18. maddesi ile Ek 9. maddesinin 1. ve 17. fıkrasının, 26/4/2022 tarih ve 31821 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7405 sayılı Spor Kulüpleri ve Spor Federasyonları Kanunu ile ilga edildiği, 7405 sayılı Kanun'un "Spor elemanlarının belgelendirilmesi" başlıklı 44. maddesinin 1. fıkrasında, spor elemanlarının mesleki standartlarının ve ulusal teknik ve mesleki yeterliliklerinin esaslarının Mesleki Yeterlilik Kurumu ile iş birliği yapılarak, münhasıran Bakanlık tarafından yapılacağının düzenlendiği de görülmektedir. b) Dava konusu düzenlemenin şekil unsuru yönünden incelenmesi: Yukarıda aktarılan 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 240. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, mesleki standartları hazırlayacak kurum ve kuruluşları tespit etmenin Mesleki Yeterlilik Kurumunun (Kurum) yetkisinde olduğu; 252. maddesinin 1. fıkrasında, Kurum'un bu standartların hazırlanması için çalışma grupları oluşturacağı; 251. maddesinin 1. fıkrasında, çalışma gruplarınca hazırlanan meslek standartlarının ulusal meslek standardı olarak kabul edilebilmesi için gerekli incelemeyi yaparak Yönetim Kurulunun onayına sunmak üzere Kurum tarafından sektör komitelerinin kurulacağı hususlarının düzenlendiği; halihazırda yürürlükte olan Ulusal Meslek Standartlarının ve Ulusal Yeterliliklerin Hazırlanması Hakkında Yönetmeliğin 10. maddesinde de, meslek standardının çalışma grubunca hazırlanacağının, hazırlanan standartların inceleme ve değerlendirmesinin yapılması için sektör komitesine gönderileceğinin, sektör komitesi tarafından olumlu görüş verilmesi halinde bu standartların Yönetim Kuruluna sunulacağının, Yönetim Kurulunun kendisine sunulan standartları usulen inceleyeceğinin ve onaylaması halinde Resmi Gazete'de yayımlayacağının, meslek standartlarının Resmi Gazete'de yayımlanmak suretiyle ulusal meslek standardı haline geleceğinin hüküm altına alındığı görülmüştür. Uyuşmazlıkta, cankurtaranlık mesleği ile ilgili standartların hazırlanması için Su Altı ve Su Üstü Arama Kurtarma Federasyonu tarafından 04/04/2018 tarihinde yapılan başvuru üzerine, davalı Kurum tarafından 09/04/2018 tarihli yazı ile 26/04/2018 tarihinde gerçekleştirilecek toplantıya cankurtaranlık mesleği ile ilgili olan kurumların davet edildiği, 26/04/2018 tarihinde yapılan toplantıda standartların hazırlanması için çalışma grubu oluşturulması kararı alındığı, bu karar gereği 31/10/2018 tarihinde oluşturulan çalışma grubunca dört kez (05/12/2018, 06/12/2018, 04/04/2019, 05/04/2019) toplantı yapıldığı, bu toplantılarda hazırlanan meslek standardı taslağının, sektör komitesinde görüşülmesinden önce 18/04/2019 tarihinde cankurtaranlık alanına ilişkin faaliyet gösteren 43 kurum ve kuruluşun görüşlerine sunulduğu, bunun üzerine Bakanlık tarafından yapılan itirazlara binaen 08/07/2019 tarihinde tekrar bir çalışma grubu toplantısı yapıldığı ve hazırlanan meslek standardı taslağının 05/08/2019 tarihinde ilgili kurum ve kuruluşların görüşlerine sunulduğu, nihai olarak 13/12/2019 tarihinde yapılan Spor ve Rekreasyon Komitesi (sektör komitesi) toplantısında ilgili standartların Yönetim Kurulu onayına sunulmasına oy çokluğu ile karar verildiği ve Yönetim Kurulu tarafından onaylanan meslek standartlarının 15/03/2020 tarih ve 31069 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanıp yürürlüğe girerek meslek standardı niteliğini kazandığı görülmüştür. Bu durumda, ilgili mevzuatta anılan usullere uygun şekilde, ilgili uzmanların katılımıyla çalışma grubunun oluşturulması, oluşturulan çalışma grubu tarafından yapılan toplantılar sonrası hazırlanan meslek standardı taslağının, sektör komitesince incelenerek uygun bulunması ve Mesleki Yeterlilik Kurumu Yönetim Kurulu tarafından onaylanarak Resmi Gazete'de yayımlanması aşamalarının takip edilmesi suretiyle tesis edilen dava konusu düzenlemede, anılan çalışma grubu toplantılarının ve sektör komitesi toplantısının usulüne uygun olarak tutanaklara bağlanıp ilgililerce imza altına alındığı da dikkate alındığında, şekil unsuru yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Öte yandan, her ne kadar davacı Federasyon tarafından, meslek standartlarının hazırlanması sürecinin en başından itibaren kendilerine bildirim dahi yapılmadığı ifade edilmiş ise de, davalı Kurum tarafından 09/04/2018 tarihli yazı ile 26/04/2018 tarihinde gerçekleştirilecek toplantıya katılım sağlanabilmesi için Gençlik ve Spor Bakanlığı (Bakanlık) ve spor dalı olarak cankurtaranlığın bağlı bulunduğu davacı Federasyon'un da davet edildiği, ancak 26/04/2018 tarihli toplantıda davacı Federasyon'un da dahil olduğu katılımcılar tarafından, kendi temsilcilerinin de içinde yer aldığı bir çalışma grubu oluşturulması kararı alınmasına ve 02/05/2018 tarihli yazı ile davalı Kurum tarafından davacı Federasyonun çalışma grubuna katılacak temsilcilerini bildirmesinin istenilmesine rağmen, davacı Federasyon tarafından herhangi bir bildirim yapılmadığı gibi dört kez yapılan çalışma grubu toplantılarına temsilci gönderilmediği dikkate alındığında, davalı Kurum tarafından sürecin en başından itibaren davacı Federasyon'a gerekli bildirimlerin yapıldığı, ancak davacı Federasyon'un katılım sağlamadığı, yalnızca Bakanlık tarafından yapılan itirazlara binaen 08/07/2019 tarihinde gerçekleştirilen çalışma grubu toplantısında davacı Federasyonun temsilcisinin yer aldığı görüldüğünden, bu iddiaya itibar edilmemiştir. c) Dava konusu düzenlemenin konu unsuru yönünden incelenmesi: Bir idari işlemin konu unsuru ise, o işlemin hukuk aleminde yaptığı etki ve doğurduğu hukuki sonuç veya hüküm olarak ifade edilmektedir. İşlemin konusu, onun içeriğidir. İşlemin konusunun hukuka ve genel ahlaka aykırı olmaması, ayrıca imkansız bulunmaması gerekir. Dava konusu işlemin konusunun, cankurtaranlık meslek standartlarının belirlenmesi olduğu, bu kapsamda dava konusu işlemin hangi standartlar dahilinde bu mesleğin yapılabileceğini teknik detaylarıyla birlikte düzenleyen hükümler ihtiva eden bir düzenleyici işlem niteliğinde olduğu, bunun yanında hukuka ve genel ahlaka aykırı hükümler içermediği, ayrıca imkansız bulunmadığı görüldüğünden, bu hâliyle dava konusu düzenlemenin konu unsuru yönünden de hukuka uygun bulunduğu anlaşılmıştır. ç) Dava konusu düzenlemenin amaç unsuru yönünden incelenmesi: İdare tarafından tesis edilecek gerek birel gerekse düzenleyici her türlü işlemin amacı kamu yararı olup, bu amaç dışında ve bu amaca aykırı olacak şekilde maddi ya da manevi yönden kamuyu zarara uğratmak amacıyla veya kişisel çıkarlar amacıyla tesis edilmiş olan işlemler, yetki saptırması nedeniyle yokluk ile maluldur. Dosyanın incelenmesinden, davacı Federasyon tarafından, dava konusu düzenlemenin asıl amacının yetki saptırması yaparak federasyonun kamu faaliyetini engellemek olduğunun ve bu açıdan sporcuların, cankurtaranların, kulüplerin, turistlerin ve tüm vatandaşların mağdur olacağının ileri sürüldüğü görülmektedir. Bununla birlikte, davalı Kurumun ilgili mevzuat uyarınca kendisine verilmiş olan yetkiyi kullanmak suretiyle belirlediği cankurtaranlık meslek standartlarının, davacı Federasyonun kamu faaliyetini engellemek amacıyla düzenlendiğini ortaya koyacak, soyut iddia dışında herhangi bir bilgi ve belge ya da bu kapsamda kamunun uğramış olduğu bir zarara ilişkin somut bir iddia olmadığından, davacı Federasyonun dava konusu düzenlemede yetki saptırması olduğu yönündeki iddiasına itibar edilmemiş ve düzenlemede bu yönüyle de bir hukuka aykırılık bulunmamıştır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. DAVANIN REDDİNE, 2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen ... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, 4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine, 5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 24/10/2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.