(Kapatılan) 18. Hukuk Dairesi 2009/4284 E. , 2009/6160 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Dava dilekçesinde, Kamulaştırma Yasasının 4650 Sayılı Yasayla değişik hükümleri uyarınca, kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne, davalılar yönünden reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosy…
**(Kapatılan) 18. Hukuk Dairesi 2009/4284 E. , 2009/6160 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Dava dilekçesinde, Kamulaştırma Yasasının 4650 Sayılı Yasayla değişik hükümleri uyarınca, kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne, davalılar yönünden reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme ile alınan raporlar hüküm kurmaya yeterli değildir. Şöyle ki; 1-Kamulaştırmaya konu taşınmazın mülkiyetinde uyuşmazlık bulunduğu ve davasının Kadastro Mahkemesinde görüldüğü anlaşılmakta olduğundan, bedel tespiti ve tescil davasında husumetin Kamulaştırma Yasasının 4650 Sayılı Yasayla değişik 18.maddesi uyarınca mülkiyet uyuşmazlığı davasının tüm taraflarına yöneltilmesi gerektiği dikkate alınarak davacı idareye husumetteki eksikliği tamamlaması için süre verilmesi ve taraf teşkili tamamlandıktan sonra yargılama yapılması gerektiğinin düşünülmemesi, Kabule göre de; 2-Kamulaştırma Yasasının 11. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde taşınmaz malın kamulaştırma (değerlendirme) tarihindeki mevki ve şartlarına göre olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelire göre değerinin belirleneceği öngörülmektedir. Bu yöntemle taşınmazın değerinin saptanmasında münavebeye alınacak ürünler yönünden sulu yada kuru tarım arazisi niteliğinde olup olmaması önem taşır. Bilirkişi kurullarınca düzenlenen raporlarda taşınmazın kuru veya sulu tarım arazisi olduğu yönünde çelişki bulunmakta olup, sulu kabul eden birinci bilirkişi kurulu raporunda taşınmazın fiilen sulanıp sulanmadığı, sulanıyor ise kaynağı, suyun kendi doğal akışı ile mi taşınmaza ulaştığı, dereden sulanıyorsa bu suyun taşınmazın tamamının sulanmasında her mevsim için yeterli olup olmadığı, ayrıca dereden sulanamadığı zamanlarda taşınmazın ne şekilde sulandığı, yapılan sulamanın daimi ve geçerli kabul edilebilmesi için kaynak üzerinde dava konusu taşınmaz lehine bir mükellefiyet kurulmuş olması gerektiğinden bu hususun varlığı ve suyun yeterliliği vb. gibi hususlar açıklanmadan ve aynı köyde yer alan diğer taşınmazların kuru tarım arazisi kabul edildiği de gözetilmeden taşınmaz sulu tarım arazisi kabul edilerek değerlendirme yapılmış olması, 3-Kamulaştırma Yasasının 4650 Sayılı Yasa ile değişik 15.maddesinin son fıkrası uyarınca bilirkişilerce yapılan değer tespitinde, idarece belgelerin mahkemeye verildiği gün (dava tarihi) esas alınır. Buna göre tarım arazisi olan dava konusu taşınmazların 2008 yılı İlçe Tarım Müdürlüğü resmi verilerine göre değerlendirilmesi gerekirken, 2008 yılı resmi verilerinin henüz oluşmadığı gerekçesi ile 2007 yılı verilerinin dava tarihine endekslenmesi yoluyla değerlendirme yapılmış olması,