8. Hukuk Dairesi 2022/6879 E. , 2024/4445 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2021/463 E., 2022/93 K. DAVA TARİHİ : 28.03.2011 HÜKÜM : Davanın Kabulüne Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen genel mahkemeden devredilen davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesi tarafından İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama so
**8. Hukuk Dairesi 2022/6879 E. , 2024/4445 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2021/463 E., 2022/93 K. DAVA TARİHİ : 28.03.2011 HÜKÜM : Davanın Kabulüne Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen genel mahkemeden devredilen davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesi tarafından İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda, davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili ile davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) Geçici 8 inci maddesi uyarınca yapılan kadastro sırasında Muğla ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 502 ada 38 parsel sayılı 9.993,60 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduğundan söz edilerek malik hanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. Davacı ... vekili dava dilekçesinde, ... Köyü çalışma alanında bulunan ve 1964 yılında yapılan kadastro sırasında tespit harici bırakılan taşınmazın bir bölümü hakkında imar-ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak taşınmazın adına tesciline karar verilmesini istemiş, bilahare 26.09.2016 tarihinde sunulan dilekçe ile taşınmaz üzerindeki tüm haklarını ...'e devredildiğinin belirtilmesi üzerine ...'in davacı sıfatıyla davaya katılımı sağlanarak yargılamaya devam olunmuştur. edilerek taraf koşulu sağlanmadan karar verilmesinin isabetsiz olduğuna" değinilerek İlk Derece Mahkemesi kararının sair temyiz itirazları incelenmeksizin bozulmasına karar verilmiştir. Asliye Hukuk Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, "hükme esas alınan fen bilirkişi raporunda (A1) harfi ile gösterilen çekişmeli taşınmaz bölümünde imar-ihya işlemlerinin tamamlandığı, aynı raporda (B1) harfi ile gösterilen çekişmeli taşınmaz bölümünde imar-ihya işlemlerinin tamamlanmadığı" gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, fen raporuna ekli krokide (A1) ile gösterilen 4.857,28 metrekare yüzölçümündeki taşınmazın davacı ... adına, (B1) ile gösterdiği 4.387,82 metrekare yüzölçümündeki taşınmazın Hazine adına tesciline, (A2) ile gösterdiği 269,20 metrekare, (A3) ile gösterdiği 412,02 metrekare ve (B2) ile gösterdiği 508,68 metrekare yüzölçümündeki bölümün yol olarak bırakılmasına karar verilmiş; hükmün, davalı Hazine vekili, davalı ... vekili ve davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 08.02.2021 tarihli ve 2018/2466 Esas, 2021/898 Karar sayılı kararıyla "İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılan araştırma ve incelemenin yeterli olmadığına değinilerek öncelikle, dava konusu taşınmaz bölümlerine ait en eski ve yeni tarihli ortofoto ve uydu fotoğrafları ile Harita Genel Müdürlüğü web sitesinin hava fotoğrafı sorgulama sayfasına girilerek taşınmazların bulunduğu köyü/mahalleyi kapsayacak şekilde hangi yıllara ait hava fotoğrafı bulunduğu araştırılıp belirlenmek ve (denetimin sağlanması bakımından) ilgili sayfanın çıktısı dosya içerisine konulmak suretiyle buradan elde edilen verilere göre dava tarihinden 15-20-25 yıl öncesine (bulunmadığı takdirde bu tarihlere en yakın tarihlere) ait farklı dönemlerde çekilmiş en az üç adet stereoskopik hava fotoğrafı tarihleri açıkça yazılmak suretiyle Harita Genel Müdürlüğünden getirtilerek dosyanın arasına konulması, çekişmeli taşınmazlara komşu parsellerin tespit tutanakları ve dayanakları ile oluşmuş ise tapu kayıtları ve ayrıca taşınmaz bölümlerinin bulunduğu bölgede toprak tevzi çalışması yapılıp yapılmadığı belirlenerek, yapılmış ise buna ilişkin kayıt, belge ve haritaların ilgili yerlerden celbedilmesi, bundan sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları ile fen bilirkişi, jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi ve 3 kişilik ziraat mühendisi bilirkişi kurulunun katılımıyla yeniden keşif yapılması, yapılacak bu keşifte dinlenilecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, dava konu taşınmaz bölümlerinin önceki ve mevcut niteliğinin ne olduğu, üzerlerinde ekonomik amaca uygun zilyetlik bulunup bulunmadığı, varsa kimden kime ve nasıl geçtiği, zilyetliğin hangi tasarruflarla sürdürüldüğü, taşınmazların evveliyatı itibarıyla imar ihyaya muhtaç yerlerden olup olmadığı ve böyle yerlerden ise imar ihyanın ne zaman başlayıp hangi tarihte tamamlandığı, yol olarak sınırlandırılmasına karar verilen bölümlerin eskiden beri köylünün ortak kullanımında bulunan kadim yol mu yoksa dava konusu taşınmaz maliklerinin kullanımındaki yer mi olduğu hususlarının etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilginin alınması, yerel bilirkişi ve tanık beyanlarının çelişmesi halinde gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle çelişkinin giderilmeye çalışılması; jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisine hava ve uydu fotoğrafları üzerinde stereoskopik inceleme yaptırılarak, temin edilebilen en eski tarihli ortofoto ve uydu fotoğrafları da değerlendirilmek suretiyle, dava konusu taşınmaz bölümlerinin önceki ve şimdiki niteliğinin ne olduğunu, arazinin ekonomik amaca uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle kullanılıp kullanılmadığını, kullanımın hangi tarihten itibaren olduğunu, kullanım sınırlarının oluşup oluşmadığını, imar-ihyaları tamamlanmış ise hangi tarihte tamamlandığını ve üzerlerindeki zilyetliğin hangi tasarruflarla sürdürüldüğünü ve yol olarak terkin edilen taşınmaz bölümlerinin kadim yol vasfında olup olmadığını belirtir şekilde rapor alınması ve dava konusu taşınmazların konumunu hava fotoğrafları üzerinde göstermesinin istenmesi; ziraatçi bilirkişi kurulundan, çekişmeli taşınmaz bölümlerinin önceki ve mevcut niteliğinin ne olduğunu, tarımsal faaliyete konu edilip edilmediğini, kullanım sınırlarının oluşup oluşmadığını, evveliyatı itibarıyla imar ihyaya muhtaç yerlerden olup olmadığını, böyle yerlerden ise imar ihya işlemlerinin hangi tarihte tamamlandığını, üzerlerindeki zilyetliğin hangi tarihte başladığını, hangi tasarruflarla sürdürüldüğünü, yol olarak terkinine karar verilen çekişmeli taşınmaz bölümlerinin kadim yol vasfında olup olmadığını, zirai faaliyete konu olup olmadığını, taşınmazın geri kalan bölümüyle aralarında nitelik farkı bulunup bulunmadığını komşu parsellerle karşılaştırmalı biçimde çekişmeli taşınmazların toprak yapısını, eğimini ve bitki örtüsünü açıklayan, taşınmazların her yönünden tüm özelliklerini gösterir şekilde çekilmiş ve üzerinde taşınmazların sınırlarının kabaca işaretlendiği fotoğraflarının eklendiği, somut verilere ve bilimsel esaslara dayanan, ayrıntılı ve gerekçeli raporun alınması; fen bilirkişisine, taşınmaz bölümlerinin bulunduğu yeri kadastro paftasındaki ve bölgede Toprak Tevzii Komisyonu tarafından tevzi çalışması yapılmış ise bu çalışmalar neticesinde oluşturulan tevzi haritasındaki konumunu gösteren, tevzi çalışmalarındaki durumunu açıklayan, keşfi takibe ve denetlemeye elverişli ayrıntılı rapor ve krokinin düzenlettirilmesi ve bundan sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilip sonucuna göre karar verilmesi" gereğine değinilerek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Asliye Hukuk Mahkemesince bozma ilamına uyulduktan sonra, taşınmaz hakkında kadastro tutanağı düzenlenmesi üzerine dava dosyası Kadastro Mahkemesine aktarılmış ve Kadastro Mahkemesinde, çekişmeli parsel tutanağı ile aktarılan dava dosyası birleştirilerek yapılan yargılama sonunda; "keşifte dinlenen yöreyi iyi bilen, yaşlı, tarafsız mahalli bilirkişi ile bir kısım tanık beyanlarının birbirleriyle uyumlu olduğu, ilk tesis kadastrosunun yapıldığı 1965 yılında hiçbir belirtme yapılmaksızın tescil harici bırakıldığı, hava fotoğrafları incelendiğinde dava konusu taşınmazların imar ihyasının en az 1985 yılından birkaç yıl sonra tamamlandığı ve o zamandan beri davacı tarafından etrafının taş duvarla çevrili olduğu, eğim, toprak yapısı ve bitki deseni yönlerinden komşu taşınmazlarla karşılaştırıldığında benzer özellikler gösterdiği, davacının ekonomik amaca uygun iktisap sağlayıcı nitelikte ve de yasada öngörülen süreye ilişkin zilyetlikten söz etme olanağının bulunduğu, Asliye Hukuk Mahkemesi'nde açılan dava tarihi itibariyle davacı yararına TMK'nun 713/1 ile 3402 sayılı Kanun'un 14 ve 17. maddelerinde belirtilen mülkiyeti kazanım koşullarının oluştuğu, bilirkişi raporunda (A2) ile gösterilen kısmın 3402 sayılı Kanun'un Geçici 8 madde kapsamında yapılan çalışmalarda yol olarak bırakıldığı ve davacının bu bölüme ilişkin talebinin olmadığı, (A3) ve (B2) bölümleri yönünden ise davacının talebinin devam ettiği ancak bu bölümlere ilişkin kadastro tutanağı düzenlenmediğinden mahkemenin görevli olmadığı" gerekçesiyle davanın kabulüne, 502 ada 38 parsel sayılı taşınmazın 9.993,60 metrekare yüzölçümü ve zeytinli tarla vasfı ile ... Çetin adına tespiti ile tapuya kayıt ve tesciline, temyize konu edilmeyen ve bilirkişiler tarafından hazırlanan 05.04.2022 tarihli raporda (A2) ile gösterilen bölüm yönünden karar verilmesine yer olmadığına, aynı tarihli raporda (A3) ve (B2) ile gösterilen bölüm yönünden ise dosyanın tefriki ile yeni esasa kaydedilmesine, 05.04.2022 tarihli bilirkişi raporunun kararın eki sayılmasına karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili ile davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. İlk Derece Mahkemesince yukarı da yazılı şekilde karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme yeterli olmadığı gibi bozma gerekleri de tam olarak yerine getirilmemiştir. Şöyle ki; 3402 sayılı Kanun'un 30/2 nci maddesi gereğince, genel mahkemeden kadastro mahkemesine devredilen davalarda, kadastro hakimi, iddia ve savunma çerçevesinde hüküm kurarken, davanın tarafları ile bağlı kalmaksızın hak sahibi olduklarını saptadığı takdirde dava dışı 3. şahıslar lehine de tescil hükmü vermekle yükümlü olduğundan, bu çerçevede re'sen araştırma yapmak ve gerçek hukuki durumu tespit etmek zorundadır. Önceki tarihli bozma ilamında, dava tarihinden 15-20-25 yıl öncesine ilişkin dosya içerisinde bulunan hava fotoğrafları dışında hava fotoğraflarının bulunup bulunmadığı hakkında araştırma yapılması gerektiği belirtilmesine rağmen araştırılmadığı gibi taşınmazın bulunduğu bölgede tevzi çalışması yapılıp yapılmadığının araştırılması hususu da belirtilmesine rağmen sadece İl Tarım Müdürlüğüne müzekkere yazılmış ve kurumun olumsuz cevabı ile yetinilerek belgelerin elinde bulunabileceği, Valilik, belediye başkanlığı gibi kurumlara müzekkere yazılıp evraklar celp edilmeksizin keşif yapılmıştır. Öte yandan, Asliye Hukuk Mahkemesince 15.07.2011 tarihli keşif neticesinde alınan 19.09.2011 tarihli ziraat bilirkişi raporunda; taşınmaz üzerinde 90 adet 25, 2 adet 30 ve 5 adet 40 aşı yaşlarında olmak üzere toplam 97 adet zeytin ağacı olduğu ve ağaçların taşınmazın taşlık ve toprak yapısından dolayı yaşlarına göre iyi gelişmiş vaziyet olmayıp ağaçların taşınmaza yeknesak dağılmış olmadıkları gibi taşınmazın uzun yıllar otlak olarak kullanıldığı, yine Asliye Hukuk Mahkemesince 25.01.2013 tarihli keşif neticesinde alınan 14.02.2013 tarihli ziraat ve jeolog bilirkişinin ortak raporunda taşınmazın (A) ile gösterilen 5.538,50 metrekare yüzölçümlü kısımda aşı yaşı 5-25 arasında değişen delice üstü aşılama tekniği ile ıslah edilmiş dekarda ortalama 15 adet zeytin ağacı, (B) ile gösterilen 4.896,50 metrekare yüzölçümlü kısmında ise 1-20 yaş arasında değişen delice üstü aşılama tekniği ile ıslah edilmiş dekarda ortalama 5 adet zeytin ağacı bulunduğu belirtilmesi karşısında Kadastro Mahkemesince 04.03.2022 tarihli keşif neticesinde alınan 05.04.2022 tarihli harita, orman, jeodezi ve ziraat bilirkişilerinden oluşan ortak raporda ise taşınmazın bütün halde üzerindeki zeytin ağaçlarının 64 adetinin 2000 yılından önceki tarihte aşılandığı ve zeytin ağaçlarının bakımlı olup ağaçlarda hayvan zararları mevcut olup keşif sırasında taşınmazda büyükbaş hayvanların da otladığının gözlemlendiği belirtilmesine rağmen hem taşınmazın tamamı üzerindeki zeytin ağaçlarının sayısı hem taşınmaz üzerindeki ağaçların ekonomik değer taşıyıp taşımadığı hem de taşınmaz üzerinde ekonomik amaca uygun bir zilyetlik olup olmadığı hususlarında çelişki oluşmasına rağmen İlk Derece Mahkemesince bu hususlar üzerinde durulmadığı gibi aşamalarda alınan ziraat raporlarında da taşınmazın zeytinlik vasfında olduğu belirtilmesine rağmen hangi tarihte zeytinlik vasfını kazandığı, imar ihyanın hangi tarihte tamamlandığı hususları açıklığa kavuşturulmamış ve fen bilirkişi tarafından hazırlanan raporlarda da ağaçların taşınmaz üzerindeki konumları gösterilmemiştir. Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için öncelikle, taşınmaza ait en eski ve yeni tarihli ortofoto ve uydu fotoğrafları ile Harita Genel Müdürlüğü web sitesinin hava fotoğrafı sorgulama sayfasına girilerek taşınmazların bulunduğu köyü/mahalleyi kapsayacak şekilde hangi yıllara ait hava fotoğrafı bulunduğu araştırılıp belirlenmek ve (denetimin sağlanması bakımından) ilgili sayfanın çıktısı dosya içerisine konulmak suretiyle buradan elde edilen verilere göre dava tarihi olan 2011 yılından ve dosya arasında bulunan tarihler dışındaki 15-20-25 yıl öncesine (bulunmadığı takdirde bu tarihlere en yakın tarihlere) ait farklı dönemlerde çekilmiş en az üç adet stereoskopik hava fotoğrafı tarihleri açıkça yazılmak suretiyle Harita Genel Müdürlüğünden getirtilmeli, taşınmazın bulunduğu bölgede toprak tevzi çalışması yapılıp yapılmadığı valilik, belediye başkanlığı gibi kurumlardan araştırılarak, toprak tevzi çalışması yapılmış ise buna ilişkin kayıt, belge ve haritalar ilgili yerlerden celbedilmeli, bundan sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek mahalli bilirkişiler ve taraf tanıkları ile önceki keşfe katılanların dışındaki fen bilirkişi, jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi ve 3 kişilik ziraat mühendisi bilirkişi kurulunun katılımıyla taşınmazın tamamı gezilmek ve taşınmazla ilgili mahkeme hakiminin gözlemi tutanağa geçirilmek suretiyle yeniden keşif yapılmalı, yapılacak bu keşifte yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazın geçmişte ne durumda bulunduğu, öncesinin imar-ihyaya muhtaç yerlerden olup olmadığı, imar-ihyaya muhtaç yerlerden ise buna en erken ne zaman başlanıldığı ve imar-ihyanın ne zaman tamamlandığı, taşınmaz üzerindeki zilyetliğin hangi tasarruflarla, kim tarafından ve ne şekilde sürdürüldüğü, taşınmaz üzerinde bulunan zeytin ağaçlarının yaşlarının ne olduğu, zeytin ağaçlarının deliceden aşılanıp aşılanmadığı, deliceden aşılanmış ise aşı yaşının kaç olduğu hususları mahalli bilirkişi ve tanıklardan etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, bilirkişi ve tanık beyanları arasında çelişki bulunduğu takdirde gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle çelişkilerin giderilmesine çalışılmalı; ziraatçi bilirkişi kurulundan, taşınmazın önceki ve mevcut niteliğinin ne olduğunu, tarımsal faaliyete konu edilip edilmediğini, kullanım sınırlarının oluşup oluşmadığını, evveliyatı itibarıyla imar ihyaya muhtaç yerlerden olup olmadığını, böyle yerlerden ise imar ihya işlemlerinin hangi tarihte tamamlandığını, üzerlerindeki zilyetliğin hangi tarihte başladığını, hangi tasarruflarla sürdürüldüğünü, zirai faaliyete konu olup olmadığını, taşınmazın bir bölümünde tarımsal faaliyet olması halinde geri kalan bölümüyle aralarında nitelik farkı bulunup bulunmadığını, taşınmaz üzerinde bulunan zeytin ağaçların sonradan taşınmaza taşınıp taşınmadığıbı ve yaşlarıbı, ağaçlarının dikme mi yoksa aşılama mı olduklarını, aşılanmış ise aşı yaşlarını, ağaçların cinslerine göre adetlerini, ağaçların taşınmazın tamamına eşit şekilde dağılmış olup olmadıklarını, ağaçların bulunduğu bölgelerin bu haliyle zeytin üretimi için yeterli olup olmadığını, zeytincilik yapmaya müsait olmayan bölümlerin olup olmadığı ve taşınmazın komşu parsellerle karşılaştırmalı biçimde toprak yapısını, eğimini ve bitki örtüsünü açıklayan, her yönünden tüm özelliklerini gösterir şekilde çekilmiş ve üzerinde taşınmazın sınırlarının kabaca işaretlendiği fotoğraflarının eklendiği, somut verilere ve bilimsel esaslara dayanan, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisine hava ve uydu fotoğrafları üzerinde stereoskopik inceleme yaptırılarak, temin edilebilen en eski tarihli ortofoto ve uydu fotoğrafları da değerlendirilmek suretiyle, taşınmazın önceki ve şimdiki niteliğinin ne olduğunu, arazinin ekonomik amaca uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle kullanılıp kullanılmadığını, kullanımın hangi tarihten itibaren olduğunu, kullanım sınırlarının oluşup oluşmadığını, imar-ihyaları tamamlanmış ise hangi tarihte tamamlandığını ve üzerlerindeki zilyetliğin hangi tasarruflarla sürdürüldüğünü, zeytin ağaçlarının hava fotoğraflarında görünüp görünmediği, görünüyorsa sayılarının ve taşınmaza yaygınlık durumunun nasıl olduğunu belirtir şekilde rapor alınmalı ve taşınmazın konumunu hava fotoğrafları üzerinde göstermesi istenmeli; fen bilirkişisinden, taşınmaz üzerindeki ağaçların, ağırlıklı olarak belirli bir bölümüde toplanmış olması halinde bu bölüm/bölümler ile zeytin ağaçlarının kümelendiği bölümler dışında üzerinde zeytin ağacı bulunmayan ekonomik amaca uygun olmayan bölümlerin de ayrıca yüzölçümlerinin belirlendiği ve taşınmazın bulunduğu yerin kadastro paftasındaki ve bölgede Toprak Tevzii Komisyonu tarafından tevzi çalışması yapılmış ise bu çalışmalar neticesinde oluşturulan tevzi haritasındaki konumunu gösteren, tevzi çalışmalarındaki durumunu açıklayan, keşfi takibe ve denetlemeye elverişli ayrıntılı rapor ve kroki düzenlettirilmeli ve bundan sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildikten sonra sonucuna göre karar verilmelidir. İlk Derece Mahkemesince, davanın genel mahkemeden kadastro mahkemesine aktarılan dava olduğu ve bu nedenle 3402 sayılı Kanun'un 30/2 nci maddesi uyarınca taşınmazların malikini re'sen belirleme yükümlülüğünün bulunduğu dikkate alınmak suretiyle, yukarıda detaylı şekilde açıklanan çerçevede araştırma ve inceleme yapılıp oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, bu hususlar gözetilmeksizin eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle, Davalı Hazine vekili ile davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının, 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, Peşin harcın istek halinde temyiz eden ... Belediye Başkanlığına iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 02.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi