(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2007/6979 E. , 2007/7293 K. MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 11.2.2005 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı kurulması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 16.1.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek ger…
**(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2007/6979 E. , 2007/7293 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 11.2.2005 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı kurulması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 16.1.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, Türk Medeni Kanununun 747.maddesine dayanılarak açılmış, geçit hakkı tesisi istemine ilişkindir. Davacı, 154 ada 118 parsel sayılı taşınmazına davalı Hazineye ait 154 ada 121 parsel sayılı taşınmazdan geçit kurulmasını istemiş, davalı davanın reddini savunmuş, mahkemece kısmen tescil harici bırakılan yerden ve kısmen Hazineye ait 154 ada 121 parsel sayılı taşınmazdan ( bilirkişi raporunda A ve B harfleri ile gösterilen yer ) geçit hakkı kurulmuş; hükmü, davalı Hazine vekili temyiz etmiştir. Ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi geçit davalarının nedenidir. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine mutlak geçit ihtiyaç veya geçit yoksunluğu, ikincisine de nispi geçit ihtiyacı ya da geçit yetersizliği denilmektedir. Mahkemece uygun geçit yeri saptanırken öncelikle taraf yararlarının gözetilmesi gerekir. Zira, geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının subjektif arzularına göre değil objektif esaslara uygun belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakarlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır. Uygun güzergah saptanırken, aleyhine geçit kurulan taşınmazın kullanım bütünlüğü bozulmamalıdır. Taşınmazın kullanım bütünlüğünün bozulmasının zorunlu olduğu hallerde bu husus gerekçelendirilerek geçit hakkı tesisi edilmelidir. Yararına geçit kurulacak taşınmazın tapuda kayıtlı niteliği ve kullanım amacı nazara alınarak, özellikle tarım alanların nihayet bir tarım aracının geçeceği genişlikte (emsaline göre 2,5-3 m.) geçit hakkı tesisine karar vermek gerekir. Bu miktarı aşan bir yol verilecekse bunun gerekçesi kararda dayanakları ile birlikte gösterilmelidir. Saptanan geçit nedeniyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel taşınmazın niteliğine uygun atanacak bilirkişiler aracılığı ile objektif kriterler esas alınarak belirlenmelidir. Saptanacak bedel hükümden önce depo ettirilmeli, şayet dava tarihi ile hüküm tarihi arasında taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş ve bu sürede de geçit için öngörülen bedel davanın daha başında belirlenmişse, bu bedelin ödenmesine karar verilmesi halinde, mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olunacağı durumlarda hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak davranışları önlemek için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tespiti yapılmalıdır. Somut olayda; davacıya ait 154 ada 118 parsel sayılı taşınmazın mutlak geçit ihtiyacı içerisinde olduğu ve genel yola bağlanması gereksinimi bulunduğu sabittir. Bu olgu mahkemenin de kabulündedir. Ancak ne var ki; dava konusu uyuşmazlıkta 154 ada 118 parsel yararına kurulan geçit alanının bir bölümü ( B harfi ile işaretli ) kadastro sırasında tapulama dışı bırakılmıştır. Başka bir anlatımla, kurulan geçit yerinin (B) harfi ile gösterilen bölümün tapuda kaydı bulunmamaktadır. Zorunlu geçit hakkı, eşyaya bağlı irtifak hakkı biçiminde tesis edileceğinden ve tapu kaydının özel sütununda taşınmaza bağlı irtifak olarak kaydı gerekeceğinden, geçit hakkı tesisi için kural olarak hem geçit isteyen taşınmazın , hem de aleyhine geçit kurulacak taşınmazın tapuda kayıtlı olması gerekir. Bu nedenle tapuda kayıtlı olmayan taşınmazdan geçit hakkı tesisi olanaklı değildir. Hal böyle olunca; krokide ( B ) harfi ile gösterilen güzergahın geçit yeri olarak belirlenmesi yukarıda açıklanan ilkelere uygun düşmemektedir. Bu nedenle mahallinde yeniden keşif yapılarak az yukarıda açıklanan ilkelerde göz önünde bulundurulmak suretiyle tescil harici bırakılan yer dışındaki diğer tüm alternatifler değerlendirilmek suretiyle en uygun yer tespit edilerek davacıya ait 154 ada 118 parsel sayılı taşınmazın geçit ihtiyacı karşılanmalıdır. Açıklanan tüm bu hususlar göz ardı edilerek yanlış değerlendirme ile hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bu nedenlerle bozulması gerekmiştir. SONUÇ. Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 14.6.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi.