Başvurucu, hisselerini satın aldığı anonim şirket yetkilileri tarafından kâr payı vaadiyle kandırıldığından ve paralarını geri alamadığından bahisle zararlarının tazmini istemiyle açtığı davada mahkemece adli yardım talebinin kabul edilmediğini ve davanın açılmamış sayılmasına kararı verilmek suretiyle Anayasa’nın 36. maddesinde tanımlanan hak arama özgürlüğünün ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
Başvurucu, hisselerini satın aldığı anonim şirket yetkilileri tarafından kâr payı vaadiyle kandırıldığından ve paralarını geri alamadığından bahisle zararlarının tazmini istemiyle açtığı davada mahkemece adli yardım talebinin kabul edilmediğini ve davanın açılmamış sayılmasına kararı verilmek suretiyle Anayasa’nın maddesinde tanımlanan hak arama özgürlüğünün ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvuru, 1/10/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca, 20/11/2013 tarihinde kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, Türkiye’de faaliyet gösteren bir anonim şirketin yetkililerinden 2000 ve 2001 yıllarında toplam 000 Alman markı değerinde hisse senedi satın almıştır. 2012 yılında yapmış olduğu araştırmalarında anılan şirket temsilcilerinin izinsiz halka arz faaliyetinde bulunduklarını ve kaçak yollardan kayıt yükümlülüğüne uymaksızın “hisse senedi” karşılığında kendisinden para aldıklarını öğrenmiştir. Başvurucu, şirket yetkililerinden defalarca ödemiş olduğu paranın iadesini talep etmesine ve yetkililerin de iade edeceklerini vaat etmelerine rağmen bugüne kadar parasını geri alamamıştır. Başvurucu, anılan şirketin yetkili makamlardan izin almaksızın yaptığı hisse senedi satışlarını gerekli denetim görevini yerine getirmeyerek engellemediğinden bahisle hizmet kusuru bulunduğunu ileri sürdüğü Başbakanlık aleyhine 000,00 TL maddi, 000,00 TL manevi tazminatın ödenmesi istemiyle tam yargı davası açmak üzere İdare Mahkemesine başvurmuş ve dava harcı ile yargılama giderlerinden muafiyete ilişkin adli yardım talebinde bulunmuştur. Ankara İdare Mahkemesi 14/3/2012 tarih ve E.2012/420 sayılı kararıyla mevzuat hükümleri uyarınca “haklı oldukları yolunda kanaat uyandırmak kaydıyla” koşulunun tespit edilemediğini belirterek başvurucunun adli yardım talebini reddetmiş ve harç ve posta ücretinin tamamlattırılmasına karar vermiştir. Mahkemenin 20/3/2012 tarih ve E.2012/420 sayılı yazısıyla dosyanın işleme konulabilmesi için eksik olan 100,00 TL nispi harcın, 21,15 TL başvurma harcının ve 70,00 TL posta ücretinin tamamlanması hususu başvurucuya tebliğ edilmiştir. Söz konusu yazının gereğinin yerine getirilmemesi üzerine Mahkemece 14/5/2012 tarih ve E.2012/420 sayılı yazıyla eksikliğin tamamlanması ve tamamlanmadığı takdirde ilgili Kanun uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verileceği hususu başvurucuya bildirilmiştir. Ankara İdare Mahkemesinin 6/7/2012 tarih ve E.2012/420, K.2012/1537 sayılı kararıyla, başvurucunun verilen süre içinde bildirilen eksikliği tamamlamadığı gerekçesiyle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Bu karar başvurucuya 9/8/2012 tarihinde tebliğ edilmiştir. B. İlgili Hukuk 6/1/1982 tarih ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “Dilekçe üzerine uygulanacak işlem” başlıklı maddesinin (4) numaralı fıkrası şöyledir: “Herhangi bir sebeple harcı veya posta ücreti verilmeden veya eksik harç veya posta ücreti ile dava açılmış olması halinde, otuz gün içinde harcın ve posta ücretinin verilmesi ve tamamlanması hususu daire başkanı veya görevlendireceği tetkik hakimi, mahkeme başkanı veya hakim tarafından ilgiliye tebliğ olunur. Tebligata rağmen gereği yerine getirilmediği takdirde bildirim aynı şekilde bir daha tekrarlanır. Harç veya posta ücreti süresi içinde verilmez veya tamamlanmazsa davanın açılmamış sayılmasına karar verilir ve davacıya tebliğ olunur.”