1. Ceza Dairesi 2022/8734 E. , 2024/6519 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/2474 E., 2022/1076 K. SUÇ : Kasten öldürme HÜKÜMLER : İstinaf başvurularının esastan reddi, beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanması, bozma Sanıklar hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 281.maddesi uyarınca suç delillerini gizleme suçundan açılmış olan bir dava ve bu konuda verilmiş hüküm bulunmadığından katılan vekilinin bu yöndeki te
**1. Ceza Dairesi 2022/8734 E. , 2024/6519 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/2474 E., 2022/1076 K. SUÇ : Kasten öldürme HÜKÜMLER : İstinaf başvurularının esastan reddi, beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanması, bozma Sanıklar hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 281.maddesi uyarınca suç delillerini gizleme suçundan açılmış olan bir dava ve bu konuda verilmiş hüküm bulunmadığından katılan vekilinin bu yöndeki temyiz istemi inceleme dışı bırakılmıştır. İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. Sanık ... müdafinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299/1. maddesi gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ A. Konya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 25.06.2021 tarihli ve 2020/338 Esas, 2021/354 Karar sayılı kararı ile; sanıklar hakkında maktule yönelik kasten öldürme suçlarından, 5237 sayılı Kanun'un 37/1, 81/1, 62/1 ve 53/1. maddeleri uyarınca ayrı ayrı 25 yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına, karar verilmiştir. B. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1.Ceza Dairesinin 20.04.2022 tarihli ve 2021/2474 Esas, 2022/1076 Karar sayılı kararı ile; a. İlk Derece Mahkemesince sanık ... hakkında maktule yönelik kasten öldürme suçundan kurulan hükme yönelik sanık müdafii ile katılan vekilinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine, b. Sanık ... hakkında maktule yönelik kasten öldürme suçundan kurulan hükme ilişkin olarak sanık müdafinin istinaf başvurusunun kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Kanun’un 280/1-g maddesi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280/2. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile; sanık hakkında maktule yönelik kasten öldürme suçundan, 5271 sayılı Kanun'un 223/2-e maddesi uyarınca beraatine, karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1. Katılan vekilinin temyiz sebepleri özetle; suç vasfına, cezadan takdire bağlı indirim yapılmaması gerektiğine, sanık ...'un mahkumiyetine karar verilmesi gerektiğine, ilişkindir. 2. Sanık ... müdafinin temyiz sebepleri özetle; mahkumiyete yeterli delil bulunmadığına, suç niteliğine, ilişkindir. III. GEREKÇE Maktul ile sanıkların sağır ve dilsiz okulunda birlikte eğitim görmeleri nedeniyle olaydan önce birbirlerini tanıdıkları, sanık ... ve maktulün mezun olduktan sonra uzun bir süre görüşmedikleri, maktul ile sanık ...'in aynı köyde olmaları nedeniyle sık sık görüştükleri, aralarında alacak-borç meselesi nedeniyle anlaşmazlık bulunduğu, bu nedenle maktulün ailesinin maktul ile sanık ...'in görüşmesini istemedikleri, olay günü maktulün ailesi ile birlikte yaşadığı Tepekent Mahallesindeki evine sanık ...'un kiralık araç ile geldiği, maktul ile birlikte dışarı çıktıkları, yaklaşık 20 dakika kadar sonra geri geldikleri, yanlarında diğer sanık ...'in de bulunduğu, evde çay içtikten sonra saat 23.00 sıralarında tekrar arabaya bindikleri, Kadınhanı ilçesi yolu üzerinde bulunan Halıt Mevkine gittikleri, burada sanıklar ile maktul arasında çıkan tartışma neticesinde sanıkların fikir ve eylem birliği içinde suçta kullandıkları bıçak ile birden fazla darbe sonucu maktulü büyük damar kesisi ve iç organ yaranmasından gelişen iş ve dış kanama sonucu öldürdükleri, olay yerinden ayrıldıkları sırada kaza yapmaları üzerine bu defa sanıkların sanık ...'in amcasına ait aracı alarak arızalı aracı çekmeye çalıştıkları ancak başaramadıkları, bunun üzerine köye giderek tanık ...'tan yardım istedikleri, çözüm bulamamaları üzerine arabanın yanında çekici beklemeye başladıkları, bu sırada sanık ...'un arabaya giderek üstünü değiştirdiği, maktule ait telefonun ...'un elinde olduğu, yardım için gelen tanık ...'ın su içmek için dere yatağında bulunan çeşmeye inmek istemesi sırasında sanıkların kendisine engel olmaya çalıştığı, su içtiği sırada cesedin bulunduğu tarafta birlikte durdukları, sanık ...'i olay yerinden akrabalarının götürdüğü, sanık ...'un da gelen çekici ile birlikte olay yerinden uzaklaştığı olayda; 1. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eksik incelemenin bulunmadığı, hükme esas alınan raporların yeterli olduğu, eylemin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, eyleme uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği, yasal, yerinde ve yeterli gerekçe ile takdiri indirim hükümlerinin uygulanmasına karar verildiği anlaşılmakla, temyiz sebeplerinin incelenmesinde hükümlerde bozma nedeni dışında hukuka aykırılık bulunmamıştır. 2. Sanıkların maktulün ikametine gittikleri araç ile ilgili olarak kiralayan kişi ve kiralama nedenine ilişkin kiralama firması sahibi tanık Umut'un beyanlarının aksine anlatımlarda bulunması, aracın arızalanması sonrası sanıkların, sanık ...'in amcasına ait aracı almalarının baştan beri kiralık aracı suç nedeniyle kiraladıklarını göstermesi, maktulün ailesi tarafından arkadaşlıkları benimsenmeyen sanık ... yerine ilk aşamada sanık ...'un annesi tanık ... ile yaşayan maktulün evine gelerek maktulü alması, olay yeri inceleme raporu uyarınca maktulün bulunduğu yer, yolun bozukluğu ve bu nedenle yapılan kaza nedeniyle aracın bırakıldığı bölge dikkate alındığında sanıkların olay yerinde birlikte olduğunun anlaşılması, CD inceleme ve araştırma tutanağı uyarınca kaza sonrası sanıkların temin ettikleri araçla doğrudan yolda kalan araca müdahale etmek yerine önce maktulün evine yakın bölgeye gelerek maktulün evini gözetlemeleri, tanık ...'ın sanıkların ikametine gelerek yardım istemeleri üzerine, olay yerine gittiğini, çekici bekledikleri sırada susadığı için dere yatağının yakınında bulunan çeşmeden su içmek için yoldan aşağı indiğinde sanıkların inmemesi için el kol hareketi yaptıkları ve dere yatağında bulunan çeşmeden su içtiği sırada sanıkların birlikte cesedin bulunduğu yerde durduklarına ilişkin anlatımları, sanık ...'un eylem sonrası kıyafet değiştirmesi, kıyafetini değiştirme ve maktulün cep telefonunu ele geçirmesine ilişkin yeterli gerekçeye dayanmayan çelişkili anlatımları, bu kapsamda olay günü çekici ile gelen tanık ...'nın çekici ile olay yerine giderek aracı yükleyip döndükleri sırada yanında bulunan sanık ...'un yol üzerinde jandarma aracını görmesi ile telaşlandığı ve ...'un elinde kapalı olduğunu söylediği telefondan farklı bir telefon gördüğünü, telefon sürekli çaldığı halde ...'un telefona cevap vermediğine ilişkin anlatımları, sanıkların aşamalardaki çelişkili savunmaları, tanık beyanları ve olaydan sonraki davranışlarına yönelik hususlar birlikte değerlendirildiğinde, sanıkların savunmalarının kendilerini suçtan kurtarmaya yönelik olduğu, sanıkların fikir ve eylem birliği içerisinde maktulü öldürdükleri anlaşılmakla, sanık ...'un maktule yönelik kasten öldürme suçundan mahkumiyetine karar verilmesi gerekirken, yetersiz gerekçe ile beraatine karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur. IV. KARAR A. Sanık ... hakkında kurulan hüküm yönünden Gerekçe bölümünün (1) numaralı paragrafında açıklanan nedenlerle Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 20.04.2022 tarihli ve 2021/2474 Esas, 2022/1076 Karar sayılı kararında katılan vekili ve sanık ... müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde hukuka aykırılık görülmediğinden, 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliği ile TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Hükmolunan ceza miktarı ve tutuklulukta geçen süre dikkate alınarak sanık ... müdafinin tahliye talebinin REDDİNE, B. Sanık ... hakkında kurulan hüküm yönünden Gerekçe bölümünün (2) numaralı paragrafında açıklanan nedenlerle katılan vekilinin temyiz sebepleri yerinde görüldüğünden Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 20.04.2022 tarihli ve 2021/2474 Esas, 2022/1076 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, üye ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-b maddesi uyarınca Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Konya 1. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.10.2024 tarihinde karar verildi. KARŞI OY Suça iştirak için öncelikle faillerin bir suçu işlemek konusunda iştirak iradelerini ortaya koymaları ve anlaşmaları gerekir. İştirak iradesi suç işlenmeden önce veya en geç suçun işlenmesi sırasında ortaya çıkmış olmalıdır. İştirak iradesinin mevcudiyeti için, her şerikin diğer faillerle birlikte belirli bir suçun işlenmesine katıldığını bilmesi gerekir. İştirakin kabulü için failde, suça iştirak iradesi olmalıdır. Yani suça katılanlar önceden, belli bir suçu işleme konusunda aralarında anlaşmalı, irade birliğine varmalıdırlar. Kararlaştırılan bir suç işlenirken, faillerden birisinin diğerlerinden habersiz bir başka suçu daha işlemesi halinde ise önceden anlaşma olmadığı için, ikinci failin icrasına yardım etmeyen diğer failler, bu suçtan sorumlu tutulmazlar.Herhalde failin başkasının fiiline katıldığını bilmesi ve bunu istemiş olması lazımdır. İstenmemiş olan neticenin husulünde her failin sadece tesadüfî olarak fiillerinin birleşmiş olması iştirake yeterli değildir. Bir suça iştirak ettiğini bilmeyen kimsenin bu cehaleti kastı ortadan kaldırır. İştirak halinde suç işlenmesi halinde, iştirakin nevini saptamak için faillerin karar verme ve icra safhalarındaki tüm hareketlerinin nazara alınması ve topluca değerlendirme yapılması gerekmektedir. Kast insanın iç dünyası ile ilgili bir kavram olup, kastın açıkça ifade edilmediği durumlarda, iç dünyaya ait bu olgunun dış dünyaya yansıyan davranışlara bakılarak belirlenmesi yoluna gidilmektedir. Kişinin eyleminin, bir suça katılma aşamasına ulaşıp ulaşmadığı, ulaşmışsa da suça katılma düzeyinin saptanması için, eylemin bir evresindeki durumun değil, eylemin yapılması için verilen kararın, bu kararın icra ediliş biçiminin, olay öncesi, sırası ve sonraki davranışların da dikkate alınıp, tüm kanıtların birlikte değerlendirilmesi gerekir. Suç işleme kararının aynı suç konusunda alınması gerekir.Yeni ceza yasası kusur teorisini benimsediğini ileri sürmesine rağmen, iştirak konusunda irade teorisini esas almış gözükmektedir. Zira kusur teorisi nedensellik bağından sarfı nazar edemez. İştirak anlaşmasına konu hareket işlenirken kastı aşan bir netice meydana gelmişse, bundan tüm ortaklar kusurları derecesinde sorumlu olurlar. Uyuşmazlık konusunun isabetli bir şekilde çözümlenebilmesi için müşterek faillik için gereken şartlardan birisi olan "suçun işlenişi üzerinde birlikte hâkimiyet kurma" unsurunun ayrıntılı bir şekilde değerlendirilmesinde Fiil üzerinde ortak hâkimiyetin kurulup kurulmadığının belirlenmesinde suç ortaklarının suçun icrasında üstlendikleri rolleri ve katkılarının taşıdığı önem göz önünde bulundurulmalıdır. İştirak anlaşmasına konu suç dışında bir suç işlenmişse, ortakların sorumluluğu bu suça iştirak etmiş sayılıp sayılmayacakları hususunun tespitinden sonra tayin edilmelidir. Sanıklardan birisinin kendince başka bir amaçla mağdura yönelik yaptığı eylemden sonra diğer sanık veya sanıkların ani bir kasıtla beklenmeyen ağır veya başka nitelikteki suçlardan iştirakten sorumlu tutulmaları TCK'nın 20. maddesindeki ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesine aykırılık teşkil edecektir. Sanıkların olay yerine geliş veya bulunma amaçları, hangi suç veya suçlar için harekete geçildiği, silahlı veya silahsız olaya katılmaları, suç veya suçlara hangi hareket veya hareketlerle katıldıkları, hangi aşamada olaya katıldıkları, olayların seyir aşamaları, basit düzeyde katılınan suçun şeriklerden birinin ani bir kastı ile ağırlaşıp yani amaç suç dışı bir sonuca ulaşıp ulaşmadığı, basit bir düzeyde bir suç amaçlanmış iken çok ağır bir neticeyle karşılaşılacağını tahmin etme durumunda ağır eylemi yapmayan şeriklerin bu olaya başlangıç aşamasında dahi katılıp katılmayabilecekleri adil bir sonuca ulaşmak için doğru bir şekilde değerlendirilmelidir. Amacı her somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suç işlediği sabit bulunan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden birisi de öğreti ve uygulamada; "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan ve Latince; "in dubio pro reo" olarak da ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü bir ceza davasında sanığın cezalandırılmasına karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık lehine değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği ve gerçekleştirilme biçimi konusunda şüphe belirmesi durumunda da geçerlidir. Sanığın üzerine atılı bulunan suçlardan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye yer vermeyecek kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp, diğer bir kısmı gözardı edilerek ulaşılan kanaatlere değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı, bu ispat hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkân vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa ihtimale dayanılarak sanığın mahkûmiyetine karar vermek, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm kurmak anlamına gelecektir. Bu açıklamalar ışığında; Sanık ...'un olay günü hep birlikte ... mevkiine gelince maktul ile Mehmet'in dere kenarına indiklerini, kendisinin araçta kaldığını, sanık ...'in maktule karşı bir eylem gerçekleştireceğinden haberdar olmadığını savunması, bu savunmanın diğer sanık ...'in beyanı ile de örtüşmesi, İstinaf aşamasında her iki sanığın da ...'un araç içinde beklediği yerden olayın gerçekleştiği yerin gözükmediğini belirtmeleri, olayın gece vakti ve karanlık ıssız bir yerde gerçekleşmiş olması, Sanık ...'un, olaydan sonra içinde bulunduğu aracın altının yere vurması sonucu yağ akıtması sebebiyle arızalanması ve aracın çekilmesi vs gibi işlerde de aracın başında kendisinin durması sebebiyle üzeri kirlendiğinden bahisle kıyafetlerini değiştirdiği şeklindeki savunmasının aracın arızalı olduğu ve götürüldüğü hususundaki dosyaya yansıyan maddi gerçekle uyuşması karşısında, sanığın salt diğer taraflarla aynı araçla olay yerine gitmesi ve sonrasında kıyafetlerini değiştirmesi hususunun suça iştirak ettiğini ispat etmeyeceği, Yine aracın çekilmesi ile ilgili işlemler yapılırken araç içerisinde bir eşya kalıp kalmadığı yönünde yaptığı kontrol sonucu araç içinde bulunan katılan tarafça maktule ait olduğu söylenen ancak halen de kayıp olduğu belirtilen telefonu alarak çekici ile birlikte yola devam ettikleri sırada çalan telefona cevap vermemesinin de sağır ve dilsiz oluşu da dikkate alınarak tek başına sanığın suça iştirak ettiğinin kanıtı olmaması, Tanık ...'ün kovuşturma aşamasındaki beyanında aracın arızalandığının kendisine bildirilmesi üzerine yardımcı olmak maksadıyla olay yerine gittiğinde dere kenarından su içmek istediği sırada sanıkların sanki maktulün bedenini gizlemek istercesine önüne geçerek su içmesine engel olduklarını belirtmiş ise de, soruşturma aşamasında böyle bir beyanının bulunmadığı, katılan tarafça tanığa da bir kısım isnadlarda bulunulmuş olmasından ötürü sonradan beyanını geliştirmesi, bu sırada sanık ...'un zaten sanık ... tarafından öldürülmüş olan maktulün cesedinin tanık ... tarafından görülmesini engellemeye yönelik bu davranışının ancak TCK'nın 283. maddesinde düzenlenen suçluyu kayırma suçunu oluşturabileceği, Sanık ... ile maktul arasında geçmişte herhangi bir husumet bulunmaması, sanık ...'un sanık ...'in maktule yönelik bir eyleme katılmasını gerektirir bir durumun söz konusu olmaması, sanık ...'in maktulü öldürmeye önceden karar verdiğinin belirlenememesi, Dosyada ki maddi delillerde sanık aleyhine bir durumun söz konusu olmaması karşısında sanık ...'un diğer sanık ... ile birlikte suçu iştirak halinde işlediğine dair her türlü kuşkudan uzak, mahkumiyete yeterli kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden üzerine atılı suçtan CMK'nin 223/2-e maddesi uyarınca beraatine karar verilmesi gerektiği görüşündeyim.