12. Ceza Dairesi 2012/16909 E. , 2012/18226 K. "İçtihat Metni" Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi Suç : Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme Hüküm : Beraat Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan sanığın beraatine ilişkin hüküm katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü: Sanık hakkında verilen hükmün niteliğine göre, katılan vekilinin temyiz incelemesinin duruşmalı yapılması yönündeki isteminin, 5320 sayılı Kanunun 8. maddes
**12. Ceza Dairesi 2012/16909 E. , 2012/18226 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi Suç : Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme Hüküm : Beraat Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan sanığın beraatine ilişkin hüküm katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü: Sanık hakkında verilen hükmün niteliğine göre, katılan vekilinin temyiz incelemesinin duruşmalı yapılması yönündeki isteminin, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 318. maddesi gereğince reddine karar verilerek yapılan incelemede: 5237 sayılı TCK'nın 136/1. maddesinde düzenlenen “Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme” suçunun oluşabilmesi için, belirli veya belirlenebilir bir kişiye ait her türlü bilginin başkasına verilmesi, yayılması ya da ele geçirilmesi gerekmekte olup, suçun maddi konusunu oluşturan “kişisel veri” kavramından, kişinin, yetkisiz üçüncü kişilerin bilgisine sunmadığı, istediğinde başka kişilere açıklayarak ancak sınırlı bir çevre ile paylaştığı nüfus bilgileri (TC kimlik numarası, adı, soyadı, doğum yeri ve tarihi, anne ve baba adı gibi), adli sicil kaydı, yerleşim yeri, eğitim durumu, mesleği, banka hesap bilgileri, telefon numarası, elektronik posta adresi, kan grubu, medeni hali, parmak izi, DNA'sı, saç, tükürük, tırnak gibi biyolojik örnekleri, cinsel ve ahlaki eğilimi, sağlık bilgileri, etnik kökeni, siyasi, felsefi ve dini görüşü, sendikal bağlantıları gibi kişinin kimliğini belirleyen veya belirlenebilir kılan, kişiyi toplumda yer alan diğer bireylerden ayıran ve onun niteliklerini ortaya koymaya elverişli, gerçek kişiye ait her türlü bilginin anlaşılması gerektiği; ancak, herkes tarafından bilinen ve/veya kolaylıkla ulaşılması ve bilinmesi mümkün olan kişisel bilgilerin, TCK'nın 136. maddesi kapsamında “kişisel veri” olarak değerlendirilemeyeceği, aksinin kabulünün; maddenin uygulama alanının amaçlanandan fazla genişletilerek, uygulamada belirsizlik ve hemen her eylemin suç oluşturması gibi olumsuz sonuçlar doğuracağı, bu nedenle, bir kişisel bilginin, açıklanan anlamda “kişisel veri” kabul edilip edilmeyeceğine karar verilirken, somut olayın özellikleri dikkate alınarak titizlikle değerlendirme yapılması, sanığın eylemiyle hukuka aykırı hareket ettiğini bildiği ya da bilebilecek durumda olduğunun da ayrıca tespit edilmesi gerektiği; Bu açıklamalar ışığında somut olay ele alındığında, oluşa ve dosya içeriğine göre; sanığın kayınvalidesi olup, 18.01.2006 tarihinde denize atlayarak intihara teşebbüs eden katılanın, Doktor Lütfi Kırdar Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi Göğüs Hastalıkları Kliniğine kaldırıldığı, aynı hastanede hemşire olarak çalışan sanığın, yatış ve tedavi işlemleri sırasında katılana yardımcı olduğu, katılanın ilk müdahalesi Göğüs Hastalıkları Kliniğinden yapıldıktan sonra, ilgili doktor tarafından 19.01.2006 günü psikiyatri servisinden konsültasyon istenmesi üzerine, Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı tarafından muayene edilen katılan hakkında, konsültasyon kağıdının “Konsültasyon yapanın düşünce ve tavsiyeleri” başlıklı kısmında, “...Uzun yıllardır mental problemleri var...Taksiyle deniz kenarına giderek intihara kalkışmış. Daha önce de oğlu evlendikten sonra intihar edeceğini söylüyormuş (oğlu 4 aydır evli)” şeklinde ifadelere yer verilerek, ilaçla tedavi önerilip, taburcu olmadan önce yeniden konsültasyona başvurulması gerektiğine karar verildiği, ertesi gün, Göğüs Hastalıkları ve Tüberküloz Kliniği tarafından, hastanın başka bir doktora veya hastaneye gittiğinde hasta hakkında yeni doktoruna bilgi verilmesi, böylece tedavisi için daha hızlı ve daha doğru kararlar alınmasını sağlamak amacıyla, uygulamada bir örneği taburcu olan hasta veya yakınlarına verilen, ilgili doktor tarafından doldurularak imzalanan, hastanın kimlik bilgileri, hastalığın seyri, teşhisi, tedavisi ve yapılan tetkikler konusunda bilgiler içeren epikriz raporu düzenlenerek katılanın taburcu edildiği, sanığın, katılanın gelini olması ve katılanın tedavi gördüğü hastanede hemşire olarak çalışmakta olup, yatış ve tedavi işlemleri sırasında katılanla bizzat ilgilenmesi nedeniyle, katılanın başka bir hastanede tedavisine devam edilmesi halinde, faydalı olacağı düşüncesiyle, katılan hakkında düzenlenen konsültasyon kağıdı ve epikriz raporunun bir örneğini alıp, aynı günün akşamı, katılan için yazılan ve her iki belgede isimleri geçen ilaçları temin ederek katılana götürdüğü, bir süre sonra, sanığın eşi tarafından, Hepatit B hastası olduğunu gizleyip, kendisini aldatarak evlendiği iddiasıyla sanık aleyhine boşanma davası açılması üzerine, sanığın, vekili marifetiyle, aleyhine açılan davaya sunduğu 06.06.2006 tarihli cevap dilekçesinde, davacı eşinin iddialarının soyut olduğunu, eşiyle olan geçimsizliklerinin asıl sebebinin, oğluna aşırı düşkün olan kayınvalidesinin, oğlunun kendisiyle evli kalmasını kabullenemeyişi olup, bu nedenle intihara teşebbüs ettiğini belirterek, daha önce bir örneğini temin etmiş olduğu, katılan hakkında düzenlenen konsültasyon kağıdı ve epikriz raporu fotokopilerini iddialarına ispat olarak cevap dilekçesine ekli olarak vermesi şeklinde gelişen eyleminde, kişisel veri niteliğindeki katılanın intihar teşebbüsü ile ilgili belge örneklerinin, sanık tarafından hukuka aykırı olarak ele geçirilmediği ve sanığın suç işleme kastının bulunmadığı anlaşılmakla, yapılan yargılama sonucunda, sanığa yüklenen suçun yasal unsurlarının oluşmadığı gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan, katılan vekilinin atılı suçtan sanığın mahkumiyetine karar verilmesi gerektiğine ilişkin ve yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün isteme uygun olarak ONANMASINA, 11.09.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.