1. Ceza Dairesi 2023/2149 E. , 2025/872 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/816 E., 2022/2123 K. SUÇ : Kasten yaralama neticesinde ölüme neden olma HÜKÜMLER : İstinaf başvurularının esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükümlerin onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286/1. madd
**1. Ceza Dairesi 2023/2149 E. , 2025/872 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/816 E., 2022/2123 K. SUÇ : Kasten yaralama neticesinde ölüme neden olma HÜKÜMLER : İstinaf başvurularının esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükümlerin onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.Tokat 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 17.01.2022 tarihli ve 2020/421 Esas, 2022/37 Karar sayılı kararı ile; sanıklar hakkında, maktule yönelik kasten yaralama neticesinde ölüme neden olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 87/4-2.cümle, 29, 62, 53. maddeleri uyarınca ayrı ayrı 5 yıl 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına, karar verilmiştir. 2. Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 15.09.2022 tarihli ve 2022/816 Esas, 2022/2123 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik katılanlar ... ve ... vekilleri ile sanıklar müdafilerinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1.Katılanlar ... ve ... vekilinin temyiz sebepleri özetle; suç vasfına, haksız tahrik ve takdiri indirim hükümlerinin uygulanma yeri bulunmadığına, 2.Sanık ... müdafinin temyiz sebepleri özetle; eksik incelemeye, meşru savunma ve sınırın aşılması hükümlerinin uygulanması gerektiğine, haksız tahrikin derecesine, ... cezanın fazla olduğuna, 3.Sanık ... müdafinin temyiz sebepleri özetle; sanığın üzerine atılı suçun sabit olmadığına, eksik incelemeye, meşru savunma ve sınırın aşılması hükümlerinin uygulanması gerektiğine, haksız tahrikin derecesine, ... cezanın fazla olduğuna, ilişkindir. III. GEREKÇE 1. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, eylemin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, hükme esas alınan adli raporların yeterli olduğu anlaşıldığından, temyiz sebeplerinin incelenmesinde, hükümlerde bozma nedeni dışında hukuka aykırılık bulunmamıştır. 2. Hukuka uygunluk nedenlerinden biri olarak 5237 sayılı Kanun'un 25/1. maddesinde düzenlenen meşru savunma, yargısal kararlarda ve öğretide; bir kimsenin, gerek kendisine gerek başkasına ait bir hakkı hedef alan, gerçekleşen ya da gerçekleşmesi veya tekrarı muhakkak olan haksız bir saldırıyı, saldırı ile eş zamanlı olarak hâl ve koşullara göre saldırı ile orantılı biçimde, kendisinden veya başkasından uzaklaştırmak mecburiyetiyle saldırıda bulunan kişiye karşı işlediği ve hukuk düzenince meşru kabul edilen fiiller olarak kabul edilmektedir. Savunmanın, meşru savunma şartlarının bulunduğu sırada başladığı, ancak orantılılık ilkesinin ihlal edilmesi nedeniyle meşru savunmanın gerçekleştiğinin kabul edilmediği durumlarda ise 5237 sayılı Kanun'un 27. maddesinde düzenlenen "Sınırın aşılması" söz konusu olabilmektedir. Buna göre somut olayda; sanık ... ve ...'ın, ...'ın annesi olan ...'yı ...'la birlikte yaşadıkları ikametin yakınına araçla bıraktıktan bir süre sonra ...'nın telefon ederek evlerinin arka kapısının camının kırık olduğunu ve içeride hırsız olabileceğini söylemesi üzerine sanık ... ve iş arkadaşı olduğu anlaşılan sanık ...'ın birlikte eve döndükleri, yolda 155 ihbar hattını arayarak bilgi verip ekip istedikleri, eve geldiklerinde arka kapı camının kırık olduğunun ve kapıdan eve girildiğini anlamaları üzerine; ...'ın eline bijon anahtarı, ...'ın ise kuru sıkı tabanca ve bıçak alarak eve girdikleri, arkalarından da ...'nın geldiği, üst kata kontrol amaçlı çıktıklarında, üst kattaki yatak odasından çıkan maktulün elinde bıçak olduğu halde sanıkların bulunduğu holde elindeki bıçağı savurmaya başladığı, sanık ...'ın bıçağı düşürebilmek ve kendisini korumak amacıyla elindeki bijon anahtarı ile maktulün sırt omuz bölgesine vurduğu, elinde bıçakla üzerine gelen maktul ile ... arasında arbede başladığı, ...'ın önce kuru sıkı tabanca ile havaya ateş ederek maktulü durdurmaya çalıştığı ancak maktulün elinde bıçak olduğu halde yaşanan arbedede adli raporlara göre ...'ın 5 ayrı yerinden aldığı bıçak darbeleri ile kesiler şeklinde basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaralandığı, ...'ın da elindeki bıçakla maktulü otopsi raporuna göre; sol el 1. parmak ve 2. parmak arasından kesi niteliğinde ... tehlike oluşturmayacak biçimde ve sağ uyluk distal iç yan yüzde 10 cm derinlikte femoral arter ve veni tam kat kesi oluşturacak ve maktulün dış kanama sonucu hayatını kaybetmesine neden olacak şekilde yaraladığı, sanıkların maktulün kan kaybettiğini görmeleri üzerine bacağına kemerle turnike ve tampon yaparak 112 ve 155 hattını aradıkları ve tıbbi yardım gelmesini sağlamalarına rağmen maktulün kaldırıldığı hastanede büyük damar yaralanması ve dış kanama sonucu hayatını kaybettiği, maktulün üzerinden olay yeri olan evden aldığı anlaşılan kolye, küpe, zincir benzeri eşyalar ve nakit para bulunduğu anlaşılan olayda; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 981/1. maddesi gereğince zilyetin, her türlü gasp veya saldırıyı kuvvet kullanarak defetmek yetkisini haiz olduğu, mülkiyet hakkına yönelik olan ve konusu suç teşkil eden eylemde, maktulün elindeki bıçağı savurması üzerine sanık ...'ın hırsızlık için evde olan ve bıçak kullanarak eylemi yağmaya dönüşen maktulün omzuna bijon anahtarı ile vurması, sanık ...'ın ise elindeki bıçakla arbede yaşayarak onu 5 yerinden kesi şeklinde yaralaması birlikte değerlendirildiğinde meşru savunmanın saldırıya ilişkin koşullarının gerçekleşmiş bulunduğu, savunmada zorunluluk bulunsa da savunmanın saldırı ile orantılı ve saldırıyı defedecek ölçüde olması gerektiği, kolluk kuvvetlerini aradıktan sonra evin dışında ilgili birimlerin gelmesini beklemeyen sanıkların her ikisinin birlikte maktulü darp etmelerinin ve ...'ın 6 cm genişlikte ve 15 cm derinliğindeki kuvvetli darbesinin ölçülülüğü aştığı ancak bu sınır aşımının içinde bulunduğu mazur görülebilecek korku, heyecan ve telaştan meydana geldiği kabul edilmesi gerektiği, bu nedenle sanıklar hakkında 5237 sayılı Kanun'un 27/2. maddesinin uygulama koşullarının oluştuğu ve 5271 sayılı kanun'un 223/3-c maddesi gereğince ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi yerine, oluşa uygun düşmeyen yanılgılı değerlendirme sonucu sanıkların yazılı şekilde mahkumiyetlerine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. IV. KARAR Gerekçe bölümünün (2) nolu paragrafında açıklanan nedenlerle sanıklar müdafilerinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 15.09.2022 tarihli ve 2022/816 Esas, 2022/2123 Karar sayılı kararının "meşru savunmada sınırın kasten aşılması" nedeniyle 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-a maddesi uyarınca Tokat 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.02.2025 tarihinde karar verildi.