T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R ESAS NO: 2026/616 KARAR NO: 2026/840 KATİP: TALHA AKTAŞ (158163) İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ: 27/11/2025 NUMARASI: 2025/700 Esas - 2025/962 Karar DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 09/04/2026 Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yap…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R ESAS NO: 2026/616 KARAR NO: 2026/840 KATİP: TALHA AKTAŞ (158163) İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ: 27/11/2025 NUMARASI: 2025/700 Esas - 2025/962 Karar DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 09/04/2026 Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili dilekçesinde özetle; davacı ...'in 12/07/2023 tarihinde evinden işyerine giderken ... İlçe Emniyet Müdürlüğü önününde yolun karşısına geçerken davalı ... A.Ş. tarafından ... trafik sigorta poliçesi ile sigortalı dava dışı ...'ın sevk ve idaresindeki ...plakalı aracın çarpması sonucu yaralandığını ve hayati tehlike geçirdiğini, müvekkilinin, meydana gelen kaza nedeniyle ...Şehir Hastanesi’nde tedavi gördüğünü, gereken tüm tetkik ve muayeneler yapılmışsa da müvekkilinin kaza neticesinde vücudunda çok sayıda kırıklar ve doku hasarı meydana geldiğini, hastane raporları incelendiğinde müvekkilinin maluliyet oranının %23 olduğu anlaşılmaktaysa da halihazırda müvekkilinin rahatsızlıklarının devam ettiğini, kaza akabinde müvekkili ile dava dışı araç sahibi arasında görülmekte olan dava kapsamında alınan kusur bilirkişi raporuna göre müvekkilinin %75, araç sahibinin %25 kusurlu olduğunun tespit edildiğini, davalı ile müvekkili arasında ihtiyari arabuluculuk süreci gerçekleştirilmiş olup davalı tarafından 207.000 TL tutarında ödeme yapıldı -ğını KTK'nın 111.maddesi gereğince yapılan bu ödeme miktarının fahiş miktarda düşük olduğunu, müvekkilin ödenmesi gereken maddi tazminatın faiziyle birlikte yaklaşık 600.000 - 700.000 TL civarında olduğunu belirterek HMK'nın 107. maddesi uyarınca belirli hale geldiğinde artırım yapmak üzere şimdilik 1.000 TL bakiye maddi tazminatın kaza tarihi olan 12/07/2023 tarihinden itibaren mevduata işleyecek en yüksek faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafça yürütülen ihtiyari arabuluculuk süreci kapsamında davacıya ödeme yapıldığını, yapılan ödeme ile tüm zarar karşılandığından işbu davanın reddinin gerektiğini, ihtiyari Arabuluculuk No: ... numaralı dosya kapsamında ...'in yaralanması sebebiyle tedavi gideri, geçici-sürekli bakıcı gideri, geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı, yol gideri, rapor ücreti, hastane masraf ları, keşif ve bilirkişi ücreti ile sair tüm maddi tazminat taleplerine karşılık olarak toplam 207.000,00 TL ödeme yapıldığını, arabulucu luk anlaşması neticesinde sigortalısının ve araç sürücüsünün başkaca hiçbir sorumluluğunun kalmayacağını, mezkur olay kaynaklı keşide ettiği ve edeceği ihtarnameler, açtığı ve açacağı dava ve icra takipleri ile söz konusu talepleriyle ilgili hasara, hasar dosyasına ve poliçeye konu (sürekli iş göremezlik, geçici iş göremezlik, tedavi giderleri, ulaşım gideri, geçici ve sürekli bakıcı gideri, rapor masrafı, hastane masrafları, keşif ve bilirkişi ücreti) alacaklarından munzam zarar da dahil olmak üzere söz konusu talepleriyle ilgili fazlaya ilişkin tüm hakları kapsamında feragat ettiğini kabul ettiğini, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu tarafların anlaş -ması 18/5. maddesine göre arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde, üzerinde anlaşılan hususlar hakkında taraflarca dava açılamayacağını bu nedenle davanın reddini talep ettiklerini, başvuranın belirsiz alacak davası açmasında hukuki yararı olmadığını, başvuru şartı eksiksiz olarak yerine getirilmeden dava açıldığından davanın usulden reddi gerektiğini, kazanın meydana geliş şeklinin, kusur durumunun ve maluliyet derecesinin tespit edilmesi ve kaza tarihindeki bilinen ücret üzerinden aktüerya raporu alınması gerektiğini, geçici iş göremezlik zararının teminat içinde olmadığını dava tarihi itibaren yasal faiz talep edilebileceğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Açılan davanın HUAK 18/5 maddesi gereğince reddine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkile ödenen maddi tazminat 207.000 TL olup asılında müvekkile ödenmesi gereken miktar maluliyet miktarının bu şekilde kabulü halinde dahi 600.000-700.000 TL'den aşağı olmaması gerektiğini, dolayısıyla ödenen ve ödenmesi gereken maddi taminat arasında fahiş fark olduğunu, davalı tarafından ödeme yapılırken neye göre bir hesaplama yapıldı ğı belli olmadığını, maluliyet oranı ve müvekkilin ücreti hangi tutar üzerinden kabul edildiğini belli olmadığını, müvekkilin maluliyetine ilişkin usulüne uygun alınmış bir raporda davalı tarafça ortaya konamayacağını, müvekkilin maluliyet oranı daha yüksek olduğu gibi bu haliyle dahi bilirkişi tarafından daha yüksek tazminat hesaplanacağını, bu nedenlerle müvekkilin gerçek maluliyet oranının usulu ne uygun tespiti yapılarak hesap bilirkişi raporu alınmalı ve KTK'nın 111.maddesi gereğince fahiş fark nedeniyle davanın kabulune karar verilmesi gerektiğini, hesap bilirkişi raporu alınırken müvekkilin kazadan kaynaklı yaptığı harcamalara ilişkin makbuz ve ödeme fişleri ve kredi kartı sliplerin de dikkate alınması gerektiğini, bu hususlar göz ardı edilerek sadece istinaf daire kararına atıf yapılarak verilen yerel mahkeme kararı kaldırılması gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, yarala-malı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesi ne göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadı ğıdır.Dosya kapsamından 12/07/2023 tarihinde davalı ... A.Ş.'ye ... poliçesi ile sigortalı dava dışı ...'ın sevk ve idaresindeki ...plakalı aracın yaya olan davacıya çarpması ile meydana gelen trafik kazasında davacının yaralandığı ve bu yaralanma sı nedeni maddi tazminat talep ettiği anlaşılmıştır.2918 sayılı KTK’nin "sorumluluğa ilişkin anlaşmalar" başlığını taşıyan 111. mad -desi gereği, “Karayolları Trafik Kanunu ile öngörülen hukuki sorumluluğu kaldıran veya daraltan anlaşmalar geçersizdir. Tazminat miktarlarına ilişkin olup da, yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten başlayarak iki yıl içinde iptal edilebilir”. Bu madde hükmü gereğince, tazminat miktarlarına ilişkin olup da yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaş -malar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten itibaren 2 yıl içinde iptal edilebilirler. Yasadaki bu hükmünden yararlanmak için ibra belgesinin iptalinin açıkça ve ayrıca istenmesine gerek olmayıp, dava sırasında bu husus ileri sürülebileceği gibi, yapıldığı tarihten itibaren 2 yıl içinde hükümlerinin kabul edilmediğine ilişkin bir irade açıklaması da yeterlidir. Yasada belirtilen 2 yıllık süre hak düşürücü süre olup, mahkemece res'en dikkate alınması gerekir. Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri hususlarda arabuluculuğa başvurarak uyuşmazlığı çözmeleri mümkündür. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/4. maddesinde; "Taraflar ve avukatları ile arabulucunun birlikte imzaladıkları anlaşma belgesi, icra edilebilirlik şerhi aranmaksızın ilam niteliğinde belge sayılır." denildiği, aynı maddenin 5. fıkrasında "Arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde, üzerin de anlaşılan hususlar hakkında taraflarca dava açılamaz." şeklinde belirtilmiştir. 18/5. maddesinde ise "Arabuluculuk faaliyeti sonun da anlaşmaya varılması hâlinde, üzerinde anlaşılan hususlar hakkında taraflarca dava açılamaz" düzenlemesi getirilmiştir. Buna göre arabuluculuk faaliyeti sonunda imzalanan anlaşma belgesinin taraflar için bağlayıcı olacağı ve dava açma yasağı teşkil edece -ği, arabuluculuk anlaşmasının usul hukukuna ilişkin bir sözleşme olduğu ve ilam gücünde ve doğrudan icra kabiliyetine sahip oldu ğu kabul edilmiştir. 6325 sayılı HUAK gereğince düzenlenen arabuluculuk anlaşma belgesinin koşulları ve sonuçları 6325 sayılı HUAK hükümlerine tabii olup taraflar arasında yapılan ve borcu sona erdiren "sorumluluğa ilişkin anlaşma" niteliğinde olmadığın dan KTK'nın 111. maddesi gereğince iptali mümkün değildir. Somut uyuşmazlıkta; 28/06/2021 tarihli İhtiyari Hukuk Uyuşmazlıklar -ında Arabuluculuk Anlaşma Belgesi içeriğinden davacının uğradığı bedensel zararlardan (geçici iş göremezlik, sürekli iş göremezlik, geçici ve sürekli bakıcı gideri ve tedavi giderleri vb. doğmuş ve doğabilecek tüm talepler açısından) dolayı karşılıklı olarak mutabık kalınarak ibra kapsamında 207.000,00 TL tutarında maddi tazminat tutarının başvuran vekiline ödendiği, arabuluculuk son tutanağı nın düzenlenerek imza altına alındığı anlaşılmaktadır.Açılan dava da sunulan dava dilekçesinde davacının ihtiyari arabuluculuk kararından sonra maluliyetinin arttığı ve artan maluliyeti nedeniyle maddi tazminat talep edildiği belirtilerek açıkça artan maluliyet nedeniyle tazminat talebinde de bulunulmamıştır.Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, kararın gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre; dava dilekçesinde artan maluliyete ilişkin bir talep olmaması, davacı ile davalı sigorta şirketi arasında davalı sigorta şirketine ... poliçesi ile sigortalı ...plakalı aracın 12/07/2023 tarihin de gerçekleşen trafik kazasında davacının yaralanması nedeniyle tazminat talebi için ihtiyari arabuluculuk yoluna başvurularak arabuculuk son tutanağı (ihtiyari arabuluculuk) ile anlaşma sağlanmış olması nedeniyle HUAK 18/5. maddesi gereğince davacının davalıdan tazminat talebinde bulunması olanaklı olmadığından İlk Derece Mahkemesince yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş olmasında isabetsizlik bulunmamaktadır. Bu nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davacı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Harcın tamamı yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, 4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.09/04/2026