19. Ceza Dairesi 2015/25257 E. , 2018/2089 K. "" MAHKEMESİ :İcra Ceza Mahkemesi SUÇ : 2004 Sayılı Kanuna Aykırılık HÜKÜMLER : Mahkumiyet Yerel Mahkemece bozma üzerine verilen hükümler temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Sanıkların İİK’nın 331. maddesi gereğince cezalandırılması için şikayet dilekçesi verilmiş olup; hükmün, …
**19. Ceza Dairesi 2015/25257 E. , 2018/2089 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İcra Ceza Mahkemesi SUÇ : 2004 Sayılı Kanuna Aykırılık HÜKÜMLER : Mahkumiyet Yerel Mahkemece bozma üzerine verilen hükümler temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Sanıkların İİK’nın 331. maddesi gereğince cezalandırılması için şikayet dilekçesi verilmiş olup; hükmün, sanık ... hakkında kurulduğu anlaşılmakla, diğer sanıklar yönünden zamanaşımı süresi içerisinde her zaman karar verilebileceğinin mümkün görülmüştür. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; Sanığın üzerine atılı bulunan İİK'nın 331. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen takibi şikayete bağlı olan seçimlik hareketli bu suçun; "Haciz yolu ile takip talebinden sonra veya bu talepten önceki iki yıl içinde borçlu; alacaklısını zarara sokmak maksadıyla, “1-)Mallarını veya bunlardan bir kısmını mülkünden çıkararak, 2-)Telef ederek 3-)Kıymetten düşürerek, 4-)Hakiki surette yahut gizleyerek muvazaa yoluyla başkasının uhdesine geçirerek, 5-) Asıl olmayan borçlar ikrar ederek; mevcudunu suni surette eksiltirse” şeklinde sıralanan seçimlik hareketlerden herhangi birisinin işlenmesiyle, diğer koşulların da (alacaklının, borçlu aleyhine aciz belgesi aldığını veya alacağını alamadığını ispat ettiği takdirde) gerçekleşmesi halinde oluşacağının yerleşik uygulamalarda benimsenmiş olması, somut olayımızda; sanıkların taşınmazlarını alacaklılarını zarara uğratmak amacıyla devrettiğinin iddia edilidği, sanığın ise diğer borçlarını ödemek amacıyla taşınmazlarını sattığını savunması karşısında, sanığın kastının tayini açısından, devredilen taşınmazların tüm kayıtları celbedilerek, satıştan elde edilen para ile hangi borçların ödendiği, buna ilişkin varsa icra takip dosyaları getirtilerek, bu takiplerin hayali borç ikrarına dayalı olup olmadığı, taşınmazı devralanların sanıkla yakın akrabalık veya yakın arkadaşlık ilişkileri bulunup bulunmadığı, banka borçları ödenmişse buna ilişkin ödeme yapılıp yapılmadığının ilgili bankadan sorulması, sanık adına kayıtlı başka taşınmaz olup olmadığı, varsa taşınmazın değerinin rehin ve haciz borçları ile birlikte bu dosya borcunu da karşılayıp karşılamayacağı, yönünde araştırma yapılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdiri yerine eksik kovuşturma ile sanığın mahkumiyetine karar verilmesi, Kabule göre de;