4. Hukuk Dairesi 2021/16759 E. , 2024/2137 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/361 E., 2021/459 K. ... DAVA TARİHİ : 08.03.2016 HÜKÜM/KARAR : Red/ Red İLK DERECE MAHKEMESİ : Ordu 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/576 E., 2020/516 K. Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge
**4. Hukuk Dairesi 2021/16759 E. , 2024/2137 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/361 E., 2021/459 K. ... DAVA TARİHİ : 08.03.2016 HÜKÜM/KARAR : Red/ Red İLK DERECE MAHKEMESİ : Ordu 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/576 E., 2020/516 K. Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacının istinaf isteminin reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikte ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; borçlu ..., hakkında yapılan takibin sonuçsuz kaldığını, davalı borçlunun dava konusu taşınmazlarını 26.05.2015 tarihinde mal kaçırma amacı ile davalı üçüncü kişi ...'a sattığını belirterek, borçlu ile üçüncü kişi arasındaki tasarrufun iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, müvekkilinin taşınmazları alabilecek ekonomik gücü olduğunu, yatırım yapmak amacı ile aldığını ve halen kullanmakta olduğunu belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Davalı ..., cevap dilekçesi sunmamıştır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalılar arasındaki arkadaş ya da tanış olma durumunun soyut beyanların ötesinde herhangi bir somut delil ya da delil başlangıcı ile kanıtlanamadığı, dolayısıyla dava konusu taşınmazların alacaklıya zarar verme kastıyla yapıldığının davacı tarafça ispatlanamadığı, davalı ... vekili tarafından taşınmazların krediyle alındığına dair evrakların ibraz edildiği, bir kısım taşınmazların kiraya verildiği, bir kısmının davalı ... tarafından kullanıldığı, kiraya verilen taşınmazlara ilişkin kira kontratlarının davalı ... vekili tarafından ibraz edildiği, bir kısım taşınmazların aidatlarının davalı ... tarafından ödendiği, tüm bu emarelerin yapılan satışın gerçek bir satış olduğunu gösterdiği, dosya kapsamında dinlenen tanıkların da satışın gerçek bir satış olduğu yönünde beyanda bulundukları, ayrıca yapılan keşif ve bilirkişi incelemesiyle taşınmazların değerinin tespit edildiği, tespit edilen değerler ile yapılan satış arasında bir farkın bulunmadığının anlaşıldığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde, Mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı tarafça dosyaya sunulan belgelerden, davalının söz konusu taksitli kredilerinin bitiş tarihinin 2015 iken halen daha nasıl ödeme yapıldığının anlaşılamadığını, bu durumu beyan dilekçelerinde de belirttiklerini, ancak mahkemece dikkate alınmadığını, dosya kapsamında dinlenen davalı tanığı ...’ın beyanında “dava konusu gayrimenkuller için 1.000,000 ile 1.100,000 TL arasında pazarlık yapıldığı ve bu rakam üzerinden ödeme” yapıldığının tutanakta yer aldığını, dava konusu gayrimenkuller için yapılan ödeme ile gayrimenkullerin değerleri arasında misli fark olduğunu, davalıların çok yakın arkadaş olduklarını ve birbirlerinin durumundan haberdar olduklarını, taşınmazı devretmesine rağmen davalı borçlu ...’ün halen taşınmazda ikamet ettiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile HMK’nun 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve re'sen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu, ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/(1)-b-1.madde ve bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde, istinaf dilekçesinde belirttiği nedenleri tekrar ederek, aynı gün Ordu ilinin muhtelif yerlerinden 6 adet taşınmazın aynı resmi senetle alınmasının yaşam deneyimlerine aykırı olduğunu, borçluya ait şirketin faaliyette bulunduğu şirketin adresinin, üçüncü kişinin eşine ait eczane ile bitişik olduğunu, davalıların sosyal medyadan samimi arkadaş olduklarını, belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, İİK'nın 277 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277 ve devamı maddeleri 3. Değerlendirme İcra ve İflas Kanununun 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz ya da iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da "iyiniyet kurallarına aykırılık" nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır. Bu tür davaların dinlenebilmesi için, davacının borçludaki alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK.nun 277 md) bulunması gerekir. Bu ön koşulların bulunması halinde ise İİK.nun 278, 279 ve 280.maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Özellikle İİK.nun 278.maddesinde akdin yapıldığı sırada kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği ve yasanın bağışlama hükmünde olarak iptale tâbi tuttuğu tasarrufların iptali gerektiğinden mahkemece ivazlar arasında fark bulunup bulunmadığı incelenmelidir. Aynı maddede sayılan akrabalık derecesi vs. araştırılmalıdır. Keza İİK.nun 280.maddesinde malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde tasarrufun iptal edileceği hususu düzenlendiğinden yapılan işlemde mal kaçırma kastı irdelenmelidir. Öte yandan İİK.nun 279.maddesinde de iptal nedenleri sayılmış olup bu maddede yazılan iptal nedenlerinin gerçekleşip gerçekleşmediği de takdir olunmalıdır. Somut olayda; İlk Derece Mahkemesince davalılar arasındaki arkadaş ya da tanış olma durumunun soyut beyanların ötesinde herhangi bir somut delil ya da delil başlangıcı ile kanıtlanamadığı, dolayısıyla dava konusu taşınmazların alacaklıya zarar verme kastıyla yapıldığının davacı tarafça ispatlanamadığı, davalı ... vekili tarafından taşınmazların krediyle alındığına dair evrakların ibraz edildiği, bir kısım taşınmazların kiraya verildiği, bir kısmının davalı ... tarafından kullanıldığı, kiraya verilen taşınmazlara ilişkin kira kontratlarının davalı ... vekili tarafından ibraz edildiği, bir kısım taşınmazların aidatlarının davalı ... tarafından ödendiği, tüm bu emarelerin yapılan satışın gerçek bir satış olduğunu gösterdiği, dosya kapsamında dinlenen tanıkların da satışın gerçek bir satış olduğu yönünde beyanda bulundukları, ayrıca yapılan keşif ve bilirkişi incelemesiyle taşınmazların değerinin tespit edildiği, tespit edilen değerler ile yapılan satış arasında bir farkın bulunmadığı,gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de, varılan sonuç dosya kapsamı ve mevcut delil durumuna uygun düşmemektedir. Dosya kapsamından, dava konularından 1451 parsel 5 nolu bağımsız bölüm borçlu tarafından 26.05.2015 tarihinde davalı üçüncü kişiye satılmış olmasına rağmen, 02.08.2015 tarihinde yapılan site yönetim kurulu toplantısına borçlu bizzat iştirak etmiş, yine aynı gün satışı yapılan dava konusu 4543 parsel 1-6-9 nolu bağımsız bölümlerden 1 nolu bağımsız bölümde borçlu işyeri hemen yanında ise üçüncü kişinin eşi , Güllü Ergül'ün eczanesinin bulunduğu, yani işyeri komşusu oldukları, tarafların birbirlerinin arkadaşı olduklarının dosya kapsamı ile sabit olduğu, buna göre davalı 3.kişi ...'ın İİK'nun 280/1 maddesi kapsamında borçlunun mali durumunu ve alacaklıları ızrar kastını bilebilecek kişilerden olduğu anlaşıldığından davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu üzere karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 27.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.