4. Hukuk Dairesi 2010/6706 E. , 2010/11113 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... ve diğerleri vekili Avukat ... tarafından, davalı ... ve diğerleri aleyhine 08/12/2006 gününde verilen dilekçe ile davalı yan tarafından açılan su kuyusuna düşen desteğin ölümünden dolayı uğranılan maddi ve manevi zararın ödetilmesinin istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; istemin kısmen kabulüne ilişkin 27/10/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalılardan ... …
**4. Hukuk Dairesi 2010/6706 E. , 2010/11113 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... ve diğerleri vekili Avukat ... tarafından, davalı ... ve diğerleri aleyhine 08/12/2006 gününde verilen dilekçe ile davalı yan tarafından açılan su kuyusuna düşen desteğin ölümünden dolayı uğranılan maddi ve manevi zararın ödetilmesinin istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; istemin kısmen kabulüne ilişkin 27/10/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalılardan ... vekili Avukat ... tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir. 2-Davalının diğer temyiz itirazına gelince; a)Davalılardan ...’in açtığı su kuyusuna düşen desteğin boğularak yaşamını yitirdiğini belirten davacılar, davalıların maddi ve manevi tazminat ile sorumlu tutulmalarını istemişlerdir. Dava konusu olayda, davalılardan ...’in kendisine ait tarlada diğer davalılardan izinsiz olarak açtığı su kuyusuna düşen desteğin boğularak yaşamını yitirdiği anlaşılmaktadır. Yerel mahkemece benimsenen bilirkişi raporunda; davalılardan ...’in kendi taşınmazında tarlanın tabanından çıkan suyu akıtmak ve sulama yapmak amacıyla izinsiz olarak kanal kazdığı; ancak, insan hayatını tehlikeye düşürecek derinlikte olan bu kanalın çevresinde gerekli güvenlik önlemlerini almadığı için %50, desteğin ise %40 oranlarda kusurlu oldukları; resmi yazışmalara rağmen insan ve hayvanların can ve mal güvenliği yönünden tehlike oluşturan kuyuda gerekli önlemleri almayan diğer davalı ...’nın %10 oranda kusurlu olduğu; öteki davalı ...’nın ise kusurunun bulunmadığı belirtilmiştir. Yerel mahkemece, davalılardan ... ile ... yönünden yargı yolu bakımından mahkemenin görevsizliği nedeniyle dava dilekçesinin reddine karar verilmiş, diğer davalı ... ise %50 kusur oranına göre hesaplanan destekten yoksun kalma tazminatına karar verildiği açıklanarak istemin bir bölümü kabul edilmiştir. Destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanmasına ilişkin bilirkişi raporunda; belirlenen zarardan desteğin %40 kusuru oranında indirim yapılmış ve tazminat tutarı davalıların toplam %60 kusur oranına göre hesaplanmıştır. Yerel mahkemece, davalılardan ...’in, %50 kusur oranına göre sorumlu tutulması ve bu kusur oranına göre zararın hesaplanması gerektiği belirtilerek bilirkişi raporunda %60 kusur oranına göre belirlenen zarar tutarından %10 oranda indirim yapılarak kalan tutarın ödetilmesine karar verilmiştir. Davalılardan ..., meydana gelen olayda %50 oranda kusurlu bulunduğuna göre, bilirkişi raporunda kusur indirimi yapılmaksızın belirlenen tazminat tutarından %50 oranda kusur indirimi yapılarak, kalan tutardan davalılardan ...'in sorumlu tutulması gerekir. Yerel mahkemece açıklanan yön gözetilmeyerek, yanlış indirim yapılıp yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir. b)Borçlar Yasası'nın 47. maddesi gereğince yargıcın, özel durumları göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Takdir edilecek bu tutar, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir işlevi (fonksiyonu) olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek tutar, var olan durumda elde edilmek istenilen doyum (tatmin) duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 gün ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel durum ve koşullar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden yargıç, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde nesnel (objektif) ölçülere göre uygun (isabetli) bir biçimde göstermelidir. Olayın gelişim biçimi ve tarihi, ölen ile davalıların kusur oranları, tarafların ekonomik ve sosyal durumları ile yukarıdaki ilkeler gözetildiğinde, davacılar yararına takdir edilen manevi tazminat fazladır. Davacılar yararına daha alt düzeyde manevi tazminat takdir edilmek üzere karar bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda (2/a ve b) sayılı bentlerde gösterilen nedenlerle BOZULMASINA; öteki temyiz itirazlarının ilk bentte açıklanan nedenlerle reddine ve davalıdan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 28/10/2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.