Başvuru, tutukluluğun makul süreyi aşması, formül gerekçelerle tutukluluğun devamına karar verilmesi, tutukluluk ve tutukluluğa ilişkin itiraz incelemelerinin duruşmasız olarak yapılması ve bu incelemeler sırasında alınan savcılık görüşünün bildirilmemesi nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle de adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, tutukluluğun makul süreyi aşması, formül gerekçelerle tutukluluğun devamına karar verilmesi, tutukluluk ve tutukluluğa ilişkin itiraz incelemelerinin duruşmasız olarak yapılması ve bu incelemeler sırasında alınan savcılık görüşünün bildirilmemesi nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle de adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 31/12/2014 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen başvuru hakkında görüş sunulmayacağını bildirmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, Karadeniz Ereğli Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen bir soruşturma kapsamında 10/5/2012 tarihli yakalama kararı üzerine kasten öldürme suçundan 11/6/2012 tarihinde Karadeniz Ereğli Sulh Ceza Mahkemesince tutuklanmıştır. Ankara (TMK mülga madde ile görevli) Cumhuriyet Başsavcılığı 20/2/2013 tarihli iddiaanamesiyle başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma, resmî belgede sahtecilik ve kasten öldürme suçlarından cezalandırılması istemiyle kamu davası açmıştır. Ankara Ağır Ceza Mahkemesinin (TMK mülga madde ile görevli) E.2013/19 sayılı dosyası üzerinden görülen dava, başvurucu yönünden tutuklu olarak sürdürülmüştür. Ankara Ağır Ceza Mahkemesince 13/3/2014 tarihinde, TMK mülga madde ile görevli mahkemelerin kapatılması üzerine dava dosyasının Zonguldak Ağır Ceza Mahkemesine devredilmesine karar vermiştir. Davanın anılan Mahkemenin E.2014/72 sırasına kaydının yapıldığı görülmüştür. Zonguldak Ağır Ceza Mahkemesince 28/3/2014 tarihli duruşma ile başvurucunun "kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olgular olarak görülmesinin gerektiği, sanıkların müştekiler ve tanıklar üzerinde baskı oluşturma ihtimallerinin bulunması, sanıklar hakkında talep edilen ceza miktarı dikkate alındığında bu miktarın kaçma kuşkusu doğurması, haklarında talep edilen ceza miktarı ile eylemlerinin nitelikleri dikkate alındığında adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacak olması" gerekçesiyle tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir. Zonguldak Ağır Ceza Mahkemesi 28/4/2014, 28/5/2014, 27/6/2014, 25/7/2014, 29/8/2014, 19/9/2014, 13/10/2014 ve 7/11/2014 tarihli duruşmalarda da aynı gerekçelerle başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir. Başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına ilişkin kararlara yapılan itirazlar Zonguldak Ağır Ceza Mahkemesince reddedilmiştir. Zonguldak Ağır Ceza Mahkemesi 5/12/2014 tarihli duruşmada başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir. Başvurucu, karara itiraz etmiş; Zonguldak Ağır Ceza Mahkemesi 10/12/2014 tarihinde itirazın reddine karar vermiştir. Ret kararı 26/12/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.Başvurucu 31/12/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Zonguldak Ağır Ceza Mahkemesinin 16/2/2015 tarihli kararı ile başvurucunun silahlı suç örgütüne üye olma suçundan 1 yıl 15 gün hapis, resmî belgede sahtecilik suçundan 1 yıl 8 ay hapis ve adam öldürme suçundan 8 yıl 4 ay hapis cezaları ile cezalandırılmasına ve hükümle birlikte tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili bölümleri şöyledir:".. maktül K.'nın 2012 tarihinde öldürülmesi eyleminde sanık E.'nin azmettirmesi sonucu olay yerine gelen sanıklardan E.H., Kemal Aksoy, Y.E. ve T.H.'nin; sanık Kemal Aksoy'un eylemin başından sonuna kadar öldürme eylemini bizzat gerçekleştiren sanık T.H.'nin yanında kalarak bu sanığın eylemin gerçekleştirmesi için iradesini kuvvetlendirdiği, sanığı bu yönde suç işlemesineteşvik ettiği anlaşılmak sureti ile diğer sanık T.H.'nin maktülüöldürmesine yardım etmek sureti ile öldürme eylemine iştirak ettiği sonucuna varılarak sanık hakkında TCK'nun 39/2-amaddesi delaleti ile kasten öldürme eylemine yardım suçu nedeni ile mahkumiyetine kararvermek gerekmiştir.SanıkKemal Aksoy'unmaktülM.K.'nın öldürülmesinden sonra diğer sanıklarla birlikteyurt dışına çıkmakamacı ile Ereğli ilçesinden ayrıldığı (Örgüt lideri E.’nin talimatıyla, G.H. ve E.H.’nin ayarladıkları araçlarla örgüt üyeleri Kemal AKSOY, E.H. ve Y.E. ilçeden kaçmışlar, İstanbul ilinde buluşmuşlardır ve bir çok il gezdikten sonra Antalya'da otelde konaklarken yakalandığı ve yakalandığında da üzerinde mağdur G.Ö.'nün kimlik bilgilerini kullanarak ve bu kimlik üzerinekendi fotoğrafını yapıştırmak sureti ile resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği ele geçirilen ve incelenen sahte nüfus cüzdanı incelemesinden de anlaşılmış olmakla sanığın resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği sonucuna varılarak sanığın eylemine uyan TCK'nun 204/1 maddesi uyarınca mahkumiyetine karar vermek gerekmiştir..." Zonguldak Ağır Ceza Mahkemesinin 16/2/2015 tarihli mahkûmiyet kararı Yargıtay Ceza Dairesinin 17/5/2017 tarihli ilamıyla silahlı suç örgütüne üye olma ve resmî belgede sahtecilik suçları yönünden onanmış, adam öldürme suçu yönünden "... sanıklar Y., Kemal ve E.'in diğer sanıklar T. ve E. ile maktulü öldürmeye karar verip fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ederek eylem üzerinde ortak hakimiyet kurup maktul 'nin öldürülmesine asli fail olarak katıldıkları anlaşıldığından, sanıklar Y., Kemal ve E.'in TCK.nın 37/1, maddeleri gereğince cezalandırılmaları yerine sanık Y. hakkında beraat, sanıklar Kemal ve E. hakkında öldürme suçuna yardımdan cezalandırılmalarına karar verilmesi" gerekçesiyle bozulmuştur. Bozma kararı sonrası yargılamaya devam eden Zonguldak Ağır Ceza Mahkemesinin 18/12/2017 tarihli kararı ile başvurucunun adam öldürme suçundan 25 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve "verilen netice hapis cezasının miktarına göre tutuklulukta geçirdiği süre, hükmün kesinleşmesi halinde infazı gerekecek süre, sabit görülen suçun niteliği ve bu suçun 5271 sayılı CMK 100/3 maddesinde görülen suçlardan olması birlikte değerlendirilerek bu aşamada tutuklama tedbiri dışındaki tedbirlerin yetersiz kalacağı değerlendirildiğinden tahliye talebinin reddi ile hükümle birlikte tutukluluk halinin devamına" karar verilmiştir. Başvurucu, hakkında verilen 18/12/2017 tarihli mahkûmiyet kararını temyiz etmiştir. Dava, inceleme tarihi itibarıyla temyiz aşamasındadır. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Tutuklama nedenleri" kenar başlıklı maddesinin ilgili bölümü şöyledir:"(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez. (2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa.b) Şüpheli veya sanığın davranışları; Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme, Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma,Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa. (3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:a) 2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan;... Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar (madde 302, 303, 304, 307, 308), Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar (madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315),..." 5271 sayılı Kanun'un "Tutuklama kararı" kenar başlıklı maddesinin (1), (2) ve (5) numaralı fıkraları şöyledir:"(1) Soruşturma evresinde şüphelinin tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından, kovuşturma evresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine veya re'sen mahkemece karar verilir. Bu istemlerde mutlaka gerekçe gösterilir ve adlî kontrol uygulamasının yetersiz kalacağını belirten hukukî ve fiilî nedenlere yer verilir. (2) Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu husustaki bir tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda;a) Kuvvetli suç şüphesini,b) Tutuklama nedenlerinin varlığını,c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu,gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilir. Kararın içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir, ayrıca bir örneği yazılmak suretiyle kendilerine verilir ve bu husus kararda belirtilir.... (5) Bu madde ile 100 üncü madde gereğince verilen kararlara itiraz edilebilir." 5271 sayılı Kanun'un "Şüpheli veya sanığın salıverilme istemleri" kenar başlıklı maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:"(1) Soruşturma ve kovuşturma evrelerinin her aşamasında şüpheli veya sanık salıverilmesini isteyebilir. (2) Şüpheli veya sanığın tutukluluk hâlinin devamına veya salıverilmesine hâkim veya mahkemece karar verilir. Ret kararına itiraz edilebilir." 5271 sayılı Kanun'un "Usul" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"103 ve 104 üncü maddeler uyarınca yapılan istem üzerine, merciince Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık veya müdafiin görüşü alındıktan sonra, üç gün içinde istemin kabulüne, reddine veya adlî kontrol uygulanmasına karar verilir. (Ek cümle: 24/11/2016-6763/23 md.) 103 üncü maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesi uyarınca yapılan istemler hariç olmak üzere örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlar bakımından bu süre yedi gün olarak uygulanır. Duruşma dışında bu karar verilirken Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık veya müdafiinin görüşü alınmaz. Bu kararlara itiraz edilebilir." 5271 sayılı Kanun’un “Tutuklulukta geçecek süre” kenar başlıklı maddesinin(2) numaralı fıkrası şöyledir: “Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde, tutukluluk süresi en çok iki yıldır. Bu süre, zorunlu hallerde, gerekçesi gösterilerek uzatılabilir; uzatma süresi toplam üç yılı geçemez.” 5271 sayılı Kanun’un "İtirazın Cumhuriyet savcısına ve karşı tarafa tebliği ile inceleme ve araştırma yapılması" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"(1) İtirazı inceleyecek merci, yazı ile cevap verebilmesi için itirazı, Cumhuriyet savcısı ve karşı tarafa bildirebilir. Merci, inceleme ve araştırma yapabileceği gibi gerekli gördüğünde bunların yapılmasını da emredebilir. (2) (Ek: 11/4/2013-6459/20 md.) 101 ve 105 inci maddeler uyarınca yapılan itiraz üzerine Cumhuriyet savcısından görüş alınması durumunda, bu görüş şüpheli, sanık veya müdafiine bildirilir. Şüpheli, sanık veya müdafii üç gün içinde görüşünü bildirebilir." 5271 sayılı Kanun'un "Karar" kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:"Kanunda yazılı olan hâller saklı kalmak üzere, itiraz hakkında duruşma yapılmaksızın karar verilir. Ancak, gerekli görüldüğünde Cumhuriyet savcısı ve sonra müdafi veya vekil dinlenir."