7. Ceza Dairesi 2024/6855 E. , 2024/11313 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2017/398 E., 2018/141 K. SUÇ : 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'na aykırılık KARAR : Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN :Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Amasra Asliye Ceza Mahkemesinin, 21.02.2018 tarihli ve 2017/398 Esas, 2018/141 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında asta müessir fiil s
**7. Ceza Dairesi 2024/6855 E. , 2024/11313 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2017/398 E., 2018/141 K. SUÇ : 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'na aykırılık KARAR : Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN :Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Amasra Asliye Ceza Mahkemesinin, 21.02.2018 tarihli ve 2017/398 Esas, 2018/141 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında asta müessir fiil suçundan, 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun (1632 sayılı Kanun) 117/1, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 29 ve 62/1. maddeleri uyarınca hükmün açıklanması suretiyle 5 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin karara sanık tarafından yapılan itirazın; Bartın Ağır Ceza Mahkemesinin 28.05.2019 tarihli ve 2019/397 D.İş sayılı kararıyla kesin olarak reddine karar verildiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 17.09.2024 tarihli ve 94660652-105-74-9676-2020-Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 18.10.2024 tarihli ve KYB - 2024/101613 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 18.10.2024 tarihli ve KYB - 2024/101613 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “Dosya kapsamına göre, sanığın eylemine uyan anılan suç için kanunda öngörülen cezasının türü ve üst sınırına göre 5237 sayılı Kanun’un 66/1-e maddesi uyarınca 8 yıl olağan zamanaşımı süresine tabi olduğu sanığın müsnet suçu 30/06/2006 tarihinde işlediği, 28/12/2007 tarihinde Mahkemesince mahkumiyetine karar verildiği, sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın ise 01/04/2010 tarihinde kesinleştiği, sanığın 07/07/2010 tarihinde yeniden suç işlediği, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği 01/04/2010 tarihi ile denetim süresi içerisinde yeniden suçun işlendiği 07/07/2010 tarihleri arasını kapsayan 3 ay 6 günlük sürenin 5271 sayılı Kanun'un 231/8-son cümlesi gereğince duracağı, sanık hakkında mahkumiyet hükmünün kurulduğu tarih ile hükmün açıklandığı tarih arasında zamanaşımını kesen veya durduran başkaca da bir sebep bulunmadığı anlaşılmakla; sanığın mahkumiyetine karar verilen 28/12/2007 tarihinden itibaren, durma süresi (3 ay 6 gün) de eklenenerek hükmün açıklandığı 21/02/2018 tarihine kadar geçen sürede olağan dava zamanaşımı süresinin dolduğu gözetilmeden, zamanaşımı nedeniyle kamu davasının düşmesi yerine yazılı şekilde karar verilmesinde, Kabule göre de; Dosya kapsamında bulunan adlî sicil kaydına göre, suç tarihinden önce hapis cezasına ilişkin hükümlülüğü bulunmayan sanık hakkında tayin olunan kısa süreli hapis cezasının, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 50/3. maddesindeki "Daha önce hapis cezasına mahkûm edilmemiş olmak koşuluyla, mahkûm olunan otuz gün ve daha az süreli hapis cezası ile fiili işlediği tarihte onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş bulunanların mahkûm edildiği bir yıl veya daha az süreli hapis cezası, birinci fıkrada yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilir” hükmü uyarınca aynı maddenin 1. fıkrasında yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesi gerektiğinin gözetilmemesinde isabet görülmemiştir.” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriğindeki ilk neden yönünden; 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un "Lehe hükümlerin uygulanmasında usul" kenar başlıklı 9/4. maddesinde yer alan; "Kesin hükümle sonuçlanmış olan davalarda, sonradan yürürlüğe giren bir kanunla ilgili olarak lehe hükmün belirlenmesi ve uygulanması amacıyla yapılan yargılama bakımından dava zamanaşımına ilişkin hükümler uygulanmaz." şeklindeki düzenleme karşısında; kesinleşmiş hükümle sonuçlanmış olan davanın zamanaşımı sebebiyle düşmesine karar verilemeyeceğinden talebin reddine karar vermek gerekmiştir. B. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriğindeki diğer neden yönünden; Kanun yararına bozma müessesesinin uygulanmasında, 5271 sayılı Kanun'un 309/3. maddesindeki "Yargıtayın ceza dairesi ileri sürülen nedenleri yerinde görürse, karar veya hükmü kanun yararına bozar." şeklindeki düzenleme esas alınarak, kanun yararına bozma incelemesinin, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbarnamesindeki istem ve gerekçe ile sınırlı olduğu cihetle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbarnamesindeki talep yerinde görüldüğünden istemin kabulüne karar vermek gerekmiştir. III. KARAR A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriğindeki ilk neden yönünden; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE, B. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriğindeki diğer neden yönünden; 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Amasra Asliye Ceza Mahkemesinin, 21.02.2018 tarihli ve 2017/398 Esas, 2018/141 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun'un 309. maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun'un 309. maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.12.2024 tarihinde karar verildi.